tapu iptal ve tescilden once haciz konulmussa – 12. Hukuk Dairesi 2016/959 E.

Daire / Kurul
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/959
Karar No
2016/13315
İlk Derece Mahkemesi
İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Belgesini Aç
Daire / Kurul12. Hukuk Dairesi
Esas No2016/959
Karar No2016/13315
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

12. Hukuk Dairesi         2016/959 E.  ,  2016/13315 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi üçüncü kişi, icra mahkemesine başvurusunda; hacizli taşınmaz ile ilgili olarak açtığı tapu iptal ve tescil davasının kabulü ile tapu kayıtlarının iptaline ve adına tesciline dair verilen kararın 20.12.2015 tarihinde kesinleştiğini belirterek, borçlu hakkında yapılan takip sebebiyle taşınmazın tapu kaydına konulan haczin kaldırılmasını talep ettiği mahkemece, her ne kadar haciz tarihinde tapu kaydı borçlu üzerinde görünüyor ise de, borçlunun taşınmazı hileli yollarla satın aldığının mahkeme kararı ile sabit olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E., 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın, borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur.
Somut olayda, şikayetçi üçüncü kişinin, hacze konu taşınmaz hakkında açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabulü ile taşınmazın tapu kaydının iptaline ve şikayetçi adına tesciline karar verildiği kararının 20.12.2015 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Haciz tarihi olan 26/05/2014 tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olduğu tapu kaydından anlaşıldığından ve mahkeme kararında haczin kaldırılması yönünde bir hüküm de olmadığından, şikayetçi, icra mahkemesine başvurarak haczin kaldırılmasını talep edemez.
O halde mahkemece istemin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C. YARGITAY 12. HD. 13.11.2015 T. ESAS…: 2015/15326, KARAR….: 2016/27968
Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için üçüncü kişinin açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumunu etkilemeyeceği, tescil kararı hacizden sonra verildiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm de taşımadığından, haczin kaldırılması istemi ancak üçüncü kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabileceği- Şikayet konusu haczin Yargıtay kararında gösterilmemesi maddi hata olup usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı-
________________________________________
Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neşe Yüksel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi üçüncü kişi icra mahkemesine başvurusunda; Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinde borçlulara karşı açtığı tapu iptali ve tescil davası sonucunda, davanın kabulü ile taşınmazın borçlu adına olan kaydının iptaline karar verildiğinden kesinleşen mahkeme ilamı doğrultusunda 04.11.2013 tarihli haczin kaldırılmasını talep etmiştir. 
İcra müdürünün haciz işlemini gerçekleştirdiği sırada, bir başka anlatımla haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Böyle olduğu takdirde icra müdürünün haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmalıdır (HGK. nun 13.6.2001 tarih, 2001/12-461 E. – 2001/516 K.) Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumunu etkilemez. Tescil kararı hacizden sonra verildiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm de taşımadığından haczin kaldırılması istemi ancak 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir. 
Somut olayda, taşınmaz üzerine haciz konulması için 04.11.2013 tarihinde haciz müzekkeresi yazıldığı, taşınmaza konan haczin 06.11.2013 tarihli olduğu, Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tapu kaydının iptali ve tescil kararının ise 22.02.2011 tarihli olup kararın 15.06.2012 de kesinleştiği, mahkeme kararının 30.12.2013 tarihinde tapuda tescil edildiği görülmektedir.
 Dairemizin 18.11.2014 tarihli, 2014/28478E-27459K sayılı ilamı maddi hataya dayalı olup, şikayet konusu 06.11.2013 tarihli haczin dairemizin anılan kararında gösterilmemesi usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
O halde mahkemece, şikayetin kısmen kabulü ile 06.11.2013 tarihli haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.