bosanma davasi evliligi iptaline donusturulebilir

Daire / Kurul
2. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No
2012/20025
Karar No
2013/5946
Karar Tarihi
2013-03-06
Karar Belgesini Aç
Daire / Kurul2. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No2012/20025
Karar No2013/5946
Karar Tarihi06.03.2013
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/20025
K. 2013/5946
T. 6.3.2013
DAVA : Taraflar arasındaki “boşanma” ve bağımsız olarak açılan “nafaka” davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (kadın) tarafından, asıl dava ve tazminat istekleri hakkında verilen hüküm ve lehine hükmedilen nafakanın miktarı yönünden; davacı-davalı (koca) tarafından ise, kadın lehine hükmedilen yoksulluk ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davalı-davacı (kadın) yararına da vekalet ücreti takdir edildiğine göre, kadının müstakil olarak açmış olduğu asıl dava ile birleştirilerek görülen nafaka davasının da kısmen kabul edildiğinin kabulü gerekmesine göre davacı-davalı (koca)'nın bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı-davacı (kadın)'ın temyiz itirazlarına gelince;
Davacı-davalı (koca) tarafından açılan boşanma davası, 24.04.2012 tarihli dilekçe ile yetkili vekili tarafından ıslah edilmiş, ıslahla dava, evliliğin “akıl hastalığı” sebebiyle mutlak butlanla sakat olduğundan bahisle evliliğin iptali davasına dönüştürülmüştür. Mahkemece psikiyatri uzmanının verdiği 27.03.2012 tarihli rapor esas alınarak, davacının akıl sağlığının yerinde olmadığı gerekçesiyle evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptaline karar verilmiştir. Hükme esas alınan tek hekim tarafından verilen rapor, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının vesayet altına alınmasına esas teşkil eden 23.08.2007 tarihli sağlık kurulu raporunda “epilepsi – hafif mental retardasyon” tanısı konulduğu görülmektedir. Bu rapor da davacının akit tarihindeki durumunu göstermekten uzak ve hastalığının evlenmesine engel oluşturacak bir akıl hastalığı niteliğinde olup olmadığını duraksamasız olarak ortaya koyar mahiyette değildir. O halde mahkemece; davacı hakkında akit tarihinde evlenmesine engel oluşturacak derecede akıl hastası olup olmadığı konusunda resmi sağlık kurulu raporu alınması ve hasıl olacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik ve yetersiz rapora dayanılarak hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bu bentteki bozma sebebine göre davacı-davalı (koca)'nın yoksulluk nafakasına ilişkin temyiz itirazları ile davalı-davacı (kadın)'ın diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.03.2013 (Çrş.)
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2002/2-63
K. 2002/23
T. 30.1.2002
1086/m.83,88,89
DAVA : Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ünye Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6/11/2000 gün ve 1999/215 Esas, 2000/543 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vasisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk dairesinin 19/12/2001 gün ve 2001/1133-2738 sayılı ilamı ile;
( … Davacı; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürülerek boşanma davası açmış,yargılama sırasında, 6.9.1999 da ıslah edilerek evliliğin butlan sebebiyle feshine karar verilmesini istemiştir. Islah ile davanın tamamının yahut belli bir bölümünün değiştirilmesi imkan dahilindedir. Karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Fesih davasının, feshe muttali olduğu tarihten itibaren altı ay içersinde açılması zorunludur. ( MK.m.119 ) Evlenme 14.12.1998 de gerçekleşmiştir. Davacı bu tarihte fesih sebebine muttali olmuştur. Islah halinde, ıslahın yapıldığı tarihte dava açılmış sayılır. Islah tarihi itibariyle aradan 18 ay geçmiştir. Hak düşürücü süre geçmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında ıslah edilen davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı, M.K.nun 134/1.maddesine göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açmış olduğu boşanma davasını, tamamen ( eski deyimle kamilen ) islah ederek, mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptali davasına dönüştürülmüştür.
HUMUK.nun 83,88 ve 89.maddelerine göre bu işlemin yasal olarak olanaklı bulunduğunda duruksama yoktur.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, ıslahın, evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptali davası için öngördüğü hakdüşürücü nitelikteki dava açma süresine etkisi konusunda toplanmakta olup, yanlar 14/12/1998 tarihinde evlenmişler, dava 17/5/1999 tarihinde açılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; davanın tamamen islahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması HUMK.nun 87.maddesi hükmü gereğidir. Gerek öğretide, gerekse yargısal kararlarda; belirtilen durumda yeni bir davanın açılmış sayılamayacağı, tamamen ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğu ve bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı ( somut olayda mutlak butlan davası için öngörülen hak düşürücü sürenin ) ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacağı, öteden beri yerleşik ve hakim olan görüştür.
O halde, davanın tamamen ( kamilen ) ıslah edilmesi halinde ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılır ve hak düşürücü süre de bu tarihte kesilmiş olur. Bu nedenle, dava süresi ilk dava ile muhafaza edilmiş olacağından, sürenin hesabında ıslah tarihinin değil ilk dava tarihinin esas alınması gerekir. ( Bkz. Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü altıncı baskı cilt IV, sh. 3998 vd. Prof.Dr. Sabri Şakir Ansay Yargılama Usulleri isimli eser 1960 baskı sh.194 vd, Prof.Dr.İlhan Postacıoğlu Medeni Usul Hukuku Dersleri 1975 baskı sh.460 vd., Prof.Dr.Saim Üstündağ Medeni Yargılama Hukuku Esasları 1973 baskı sh.335 vd., HG.K. 18/12/1957 2/66-64, 3.H.D. 5/10/1951 gün 13088/9912, 2.H.D. 10/3/1978 gün 1486/1892 ve 26/4/1979 gün 3377/3455, 6.H.D. 11/10/1976 gün 5481/6212 sayılı kararları ).
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin davanın tümden ıslahının açılış tarihine etkili bulunmadığına ilişkin direnme kararı yerindedir. Ne var ki Özel dairece işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmemiştir. O halde esasa ilişkin temyiz itirazları tetkik edilmek üzere dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 30.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.