11. Hukuk Dairesi – E. 2011/10192 – K. 2012/16448
2011/10192
2012/16448
11. Hukuk Dairesi
KANUN NO: 2920
TÜRK SİVİL HAVACILIK KANUNU (*)
GECİKMEDEN DOĞAN ZARAR
o “İlgili İçtihatlar” MADDE 122 – Taşıyıcı, havayolu ile yolcu, bagaj veya yükün taşınmasındaki gecikmeden doğan zarardan sorumludur.
YARGITAY 11. Hukuk DairesiESAS: 2011/10192 KARAR: 2012/16448 Taraflar arasında görülen davada …3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.04.2011 tarih ve 2010/688-2011/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin 01.08.2006 tarihinde … (Toronto-Amsterdam), 02.08.2006 tarihinde … ile (Amsterdam-İstanbul) 02.08.2006 tarihinde (İstanbul-İzmir) uçuşları sırasında iki valizden bir tanesinin … Havaalanına indiğinde eline ulaşmadığını, süresinde yapılan ihbarnameye rağmen eşyaları iade etmeyen davalının zararı da tazmin etmediğini, kaybolan valizin içinde davacının Türkiye’de yapacağı düğün için ABD’de bulunan arkadaşları tarafından hediye edilen ürünler ile damatlığı ve bir çok eşyası bulunduğunu, olay nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 6.744,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, bagaj içerisinde bulunduğu iddia edilen kameranın niteliği itibariyle bagaj içerisinde taşımaya müsait olmadığı gibi, sözkonusu emtia için herhangi bir özel değer beyanında da bulunulmadığını, her halükarda Varşova/Lahey Protokolü’nün 22/2.a maddesine göre müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; Varşova Konvansiyonu madde 22/IIa gereğince, davalının pervazsızca tutum ve davranışlarda bulunmadığı, taşıyıcı veya kendi adamlarının ağır kusurlarının bulunmadığı, bu nedenle sorumluluğun sınırlandırılmasının geçerli olduğu, dava değeri itibarı ile dahi, davacının talebinin bu sorumluluk sınırını aşmadığı belirlendiğinden sorumluluğun sınırlı olup-olmamasının somut olay bakımından önem taşımadığı, davacının ABD’den Türkiye’ye düğün yapmak için gelmiş olması, ancak hediye edilen eşyaların bu taşıma sırasında kaybolması, bu nedenle düğün hazırlıklarının boşa çıkması ve daha basit kıyafetler alarak düğüne hazırlanması göz önüne alındığında MK’nun 4. maddesi, BK’nun 47 ve 49 maddeleri gereğince davacı lehine manevi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 4.056,00 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminat karşılığı olmak üzere toplam 9.056,00 TL tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarih olan 02/08/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 1/1 bendindeki faiz oranı (yasal) uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2) Dava, davalı şirket tarafından taşınırken kaybolan bagaj nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde 6.744,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesi gereğince davacı lehine kabul edilen maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi; davalı lehine ise, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Yine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10/2. maddesine göre, manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin 3. kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden davacı lehine manevi tazminat için belirlenen vekalet ücreti nazara alınarak hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, davalı lehine vekalet ücretinin tayini ve takdiri yerine, yazılı miktara hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm bölümünde yer alan “Kabul edilen miktar üzerinden davacı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ve takdiren 1.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen maddi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden 1.100,00 TL ve manevi tazminatın kabul edilen kıs mı yönünden 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin eklenmesine, yine hüküm bölümünde yer alan “Reddedilen miktar üzerinden davalı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ve takdiren 1.522,56 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekili yararına davalıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkarılarak yerine “Davalı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen maddi tazminatın reddedilen kısmı yönünden 1.100,00 TL ve manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ,” cümlesinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Gönderen: Av. Yalçın CABAR
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/15962
K. 2011/3420
T. 28.3.2011
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 4.11.2008 tarih ve 2007/854 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin 3.5.2007 tarihinde davalıya ait uçakla Dubai-İstanbul arası yolculuk yaptığını, yanında kamerasının bulunduğunu, daha önce aynı şirketle yaptığı yolculuklarda kamerasını kabin bagajında taşıdığını, ancak son yolculuğunda kamerasını kabine kadar getirdiğini, görevlinin kameranın kabinde taşınamayacağını belirttiğini, müvekkilinin kameranın kırılma ihtimalinin olduğunu görevliye söylemesi üzerine, görevlinin kameranın kokpit bagajına alabileceklerini, uçaktan inerken elden teslim edeceklerini belirterek teslim aldığını, inişte görevliden kamerasını istediğini, el bagajı teslim ofisinden teslim alabileceklerinin belirtildiğini, kameranın normal bantlı bagaj yerinden geldiğini, kontrol ettiğinde objektifinin kırılmış olduğunu tespit ettiğini, tamir masrafı olarak 4.650 TL ödediğini, ayrıca bu kamerayı kiraladığını, tamirat süresi olan 52 gün için kira bedeli 2.600 TL daha ödediğini, olay sebebiyle üzüntüye kapıldığını ileri sürerek, 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kabinlerde 7 kg kadar yük taşınabileceğini, bu sebeple davacı ya el bagajı fişi verildiğini, el bagajının kabinlerde taşınması elverişli olmayan yükler için düzenlenen belge niteliğinde olduğunu, görevlinin kameranın kokpitte taşınacağının söylemesinin mümkün olmadığını, böyle bir taahhüdün uçuş prosedürüne uygun olmadığını, davacının kameranın taşınması sırasında gerekli önlemleri almadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olayın oluş şekline göre, davaya konu kameranın kabinde taşınması gereken yüklerden olduğu, buna rağmen normal yükler gibi el bagajı fişi verildiği, bu konuda davacının daha önceden uyarılarak tedbir almasının sağlanması gerektiği, bu durumun Varşova konvansiyonunun 25. maddesi gereğinde “pervasızca hareket” niteliği taşıdığından sınırlı sorumluluk hükmünün uygulanamayacağı , davacının olay sebebiyle maddi zarara uğradığı, üzüntüye kapıldığı gerekçesiyle 1.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın 20.6.2007 tarihinden itibaren 3095 SK.’nun 1. maddesi gereğince temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava hava taşıması sırasında bagajın hasar görmesi sebebiyle talep edilen maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, davacı yanında bulunan kamerayı kabine kadar getirdiğini, kabin görevlisinin kamerayı kokpit kısmında taşınmak üzere aldığını, sonradan el bagajı kısmından kendisine hasarlı olarak verildiğini iddia etmiş, davalı ise kameranın ağırlığı itibariyle kabinde taşınamayacağını kokpitte taşınmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, olayın oluş şekline göre kameranın kabinde taşınması gereken yüklerden olduğu, buna rağmen el bagajı fişi verildiği, davacının bu konuda daha önceden uyarılması gerektiği, davalının hareketinin Varşova Konvansiyonunun 25. maddesi gereğince pervasızca hareket olarak nitelendirileceği, bu sebeple üst sorumluluk sınırının uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davaya, Varşova Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı, davaya konu kameranın el bagajıyla taşındığı ve taşıma sırasında hasar gördüğü hususları ihtilafsızdır.
Ancak, davalı hava yolu şirketinin kabin bagajına ilişkin kurallarında, 7 kg kadar yükün taşınabileceği belirtilmiş olup, belli özellikteki yüklerin kabin bagajında taşınacağına dair düzenleme de bulunmadığı halde, mahkemece, davaya konu kameranın olayın oluş şekline göre kabin bagajında taşınması gereken yüklerden olduğunun belirtilmesi hatalı olmuştur.
Yine, dosyada bulunan bilirkişi raporlarında, davacının, kabin personelinin kamerayı kokpit kısmında taşınmak üzere aldığı iddiasının ispatlanması gerektiği, bu durum ispatlanırsa pervasızca hareket olarak nitelendirilebileceği belirtildiği ve davacı taraf tanık ve sair delillere başvurduğu halde, delilleri toplanmadan , iddiaları açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
2-) Öte yandan, Türk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Konvansiyonunda bagajın siyan ve kaybı halinde manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği bakımından herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu konuda Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir.
Somut olayda , hasar gören bagaj sebebiyle davacı yararına manevi tazminata hükmedilebilmesi için Borçlar Kanunu 49. maddesinin koşullarının nasıl gerçekleştiği açıklanmadan yazılı gerekçe ile manevi tazminat isteminin kabulü yerinde görülmemiş ve hükümün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 28.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/10971
K. 2011/3394
T. 28.3.2011
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2007/110-2008/607 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinden A.’in eşi, diğer davacının babası olan F. Y.’ın 08.06.2003 tarihinde Münih’te öldüğünü, Türkiye’de düzenlenecek defin merasimi için cenaze ile birlikte müvekkillerinin davalı şirkete ait 08.06.2006 tarihli uçakla Münih’ten saat 23:30’da İstanbul’a geldiklerini; ancak, programlanan İstanbul-Ankara aktarmalı uçağa alınmadıklarını, cenazenin ve davacıların otobüsle Reşadiye’ye gitmek zorunda kaldığını ileri sürerek, davacılar için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın ve 2.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin uçuş süresi içindeki gecikmelerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, gecikmenin taşıyıcının kontrolü dışındaki nedenlerden kaynaklandığını, manevi tazminatın koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davaların taşıma anlaşmasında kararlaştırılan yere davalının kusuruyla taşınamadıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.200,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, havayoluyla yolcu taşımada maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Varşova Konvansiyonunun 20. maddesi uyarınca taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya onlar için bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa, sorumlu olmayacaktır.
Bu durumda mahkemece, davaya konu seferi gerçekleştirecek uçağın Münih havaalanından kalkışının gecikmesinin zorunlu nedenlerden kaynaklandığı ve gecikmeden davalı havayolu işletmesinin sorumluğunun bulunmadığı savunması üzerinde durulmak ve konusunda uzman bilirkişiden alınacak bilirkişi raporu sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY11. HUKUK DAİRESİE. 2012/2241K. 2012/3084T. 2.3.2012Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.11.2011 tarih ve 2011/341-2011/325 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:KARAR : Davacı, davalıdan yurt dışı gidiş dönüş bileti aldığını, yurt dışına uçuşlarında sorun yaşanmadığını, Türkiye’ye dönüş için on-linecheck-in yaptırmada yaşadıkları sorunlar sebebiyle maddi ve manevi zararlarının olduğunu ileri sürerek 4.426 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı, yöntemine uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermediği gibi, duruşmaya da gelmemiştir.Mahkemece, dosya kapsamına göre 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 23. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, istenmesi halinde dosyanın Ankara Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.Davacı yurt dışına gidiş ve dönüş için davalıdan uçak bileti aldığını, dönüş için on-linecheck-in yaptırmakta sorunlar yaşadığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir.Uyuşmazlık taşıma hukukunu ilgilendirmekte olup, T.T.K.nun 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğindedir. Bu nitelikteki uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesince bakılıp sonuçlandırılması olanağı da yoktur. Mahkemece davaya bakılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/10742
K. 2010/1694
T. 15.2.2010
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 5. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2004/1077-2007/500 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin 9-16 Ağustos 2004 tarihleri arasındaki İtalya-Güney Fransa turuna katıldığını, davalı İ. Havayollarına ait uçakla İtalya’ya indikten sonra 5 saat havaalanında bagajını almak için beklediğini, bagajlar İstanbul’da kaldığından teslim alamadığını, davalılar bagajların getirileceğini söyleyerek müvekkilini oyaladıklarından davacının 7 günlük tatilin ilk 4 gününü kaldığı şehir ile havaalanı arasında yolda ve havaalanında beklemekle geçirdiğini, özel eşyalarını kullanamadığını, tatil yapmak yerine çile çektiğini, Türkiye’ye döndükten sonra kendi çabalarıyla bagajını teslim aldığını ileri sürerek, 6.000.000.000 TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan İ. Ekspres Hava Taşımacılık A.Ş. Vekili, davacı ile müvekkili arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkilinin dava dışı f. Ekspres Charter Marketing Turizm Tic.Ltd.Şti ‘ne 2.8.2004 tarihinde taşımanın yapıldığı uçağı kiraladığını, bu firmanın dava dışı N.Turizm aracılığıyla davacıya bilet sattığını, müvekkili taşıyıcı olmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, taşıyıcı f. Ekspres Ltd.Şti’ninuçuş günü ters rüzgarlar sebebiyle bagajları uçuş güvenliğini tehlikeye düşürmemesi için uçağa almadığını, 19.8.2004 tarihli yazısıyla bu firmanın sorumluluğun kendisinde olduğunu ikrar ettiğini, Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca davacının uğradığı zarar konusunda bagajını teslim aldıktan sonra 21 gün içinde ihbarda bulunmadığını, bagajlarını da ihtirazi kayıtsız teslim aldığını, kişilik hakları zedelenmediğinden manevi tazminat isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yolcu biletine göre davacı ile taşıma sözleşmesi yapan şirketin f. Ekspres Şti. olduğu, davalı İ. Ekspres Hava Taşımacılık A.Ş’nin sadece şirkete aralarındaki uçak tam kira anlaşması gereği uçak kiralayan şirket olduğu, davacının uğradığı zarardan işleten kiracı şirket ve bileti satan firma olan f. Ekspres Şti.’nin ve davacı ile paket tur sözleşmesi yapan dava dışı N.TurizmA.Ş’nin sorumlu olduğu, davalı İ. Ekspres Hava Taşımacılık A.Ş’ye husumet düşmediği gerekçesiyle davalı HAVAŞ hakkında davanın açılmamış sayılmasına, davalı İ. Ekspres Hava Taşımacılık A.Ş hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, fiili taşıyıcı olan davalılardan İ. Ekspres Hava Taşıma A.Ş’ne husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davacı ile taşıma sözleşmesi yapan şirketin f. Ekspres Ltd. Şti. olduğu, davalı İ. Ekspres Hava Taşımacılık A.Ş’nin sadece uçak tam kira anlaşması gereği uçak kiralayan şirket olduğu, davacının uğradığı zarardan işleten kiracı şirket ve bileti satan firma olan f. Ekspres Ltd. Şti. ve davacı ile paket tur sözleşmesi yapan dava dışı N.TurizmA.Ş’nin sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı ile davalı İ. Ekspres Hava Taşıma A.Ş arasında doğrudan bir taşıma sözleşmesi mevcut değil ise de davacıya ait bilet üzerinde İ. Air yazdığı gibi davacının sorumluluk bakımından fiili taşıyıcıya karşı talepte bulunabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir. Diğer bir ifade ile kusurlu olduğunu kanıtlamak koşuluyla davacının taşımayı fiilen gerçekleştiren davalılardan İ. Ekspres Hava Taşıma A.Ş’ne haksız fiil hükümlerine istinaden bile husumet yöneltebileceği de kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalılardan İ. Ekspres Hava Taşıma A.Ş’ne husumet yöneltilebileceği ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 15.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2008/11-654
K. 2008/667
T. 5.11.2008
Taraflar arasındaki “maddi manevi tazminat “ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 14.Ticaret Mahkemesince maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen 18.05.2006 gün ve 2005/875 E. 2006/319 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 03.12.2007 gün ve 2006/12750 E. 2007/15264 K. sayılı ilamı ile;
( … Davacı, dava dışı oğlu Hüseyin ile birlikte Antalya’dan İstanbul’a gitmek üzere davalıya ait ve 20.08.2005 tarihinde saat 16:45’de kalkacak olan uçak için bilet aldıklarını, vaktinden 35 dakika önce terminale girdikleri halde koltuk sayısından fazla rezervasyon yapılması nedeniyle aynı gün 19:40 uçağı ile yolculuk yapmak zorunda kaldıklarını, bu nedenle kendisinin iş programının aksayıp oğlunun yurtdışı eğitim seyahatinin alt üst olduğunu ileri sürerek, ( 1.000 )YTL maddi ( 5.000 )YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayın “over-book” olarak isimlendirilen mutad bir uygulama olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının taşım sözleşmesinden edimini zamanında yerine getirmediği, savunmasında bildirdiği hususların kendi uçuş politikalarıyla ilgili olduğu, davacının maddi zararını ispatlayamadığı, davalının ağır kusurlu eylemi nedeniyle davacının iş toplantısını iptal ettiği ve 3 saat sonra seyahat etmek zorunda kaldığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin reddine, ( 2.500 )YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 20.08.2005 günü saat 16:45 uçağına bilet aldığı ve zamanında havaalanında olduğu halde, davalı taşıyıcının kusurlu hareketi sonucunda, aynı gün saat 19:40 uçağı ile yolculuk yapmak zorunda kaldığı anlaşılmakta olup, mahkemece davacının bu nedenle iş toplantısını iptal ettiği gerekçesiyle, davacı yararına manevi tazminata hükmedilmiştir. Ancak mahkemece bu konuda sadece davacı beyanıyla yetinilmiş olup, davacının gerçekten bir iş toplantısını kaçırıp kaçırmadığı araştırılmamış, böyle bir durumun mevcut olması halinde dahi, somut olayın özellikleri nazara alındığında, bu durumun davacı yönünden nasıl manevi zarar oluşturduğu karar yerinde tartışılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, özellikle anılan biletin günü ve saati dikkate alınarak, davacının gerçekten bir iş toplantısını kaçırıp kaçırmadığı araştırılıp, böyle bir durumun gerçek olduğu tespit edildiğinde ise, bu kez manevi tazminatın koşullarının nasıl oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05.11.2008 gününde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2006/11-452
K. 2006/481
T. 28.6.2006
Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 02.12.2003 gün ve 2002/354 – 2003/1011 E.-K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2005 gün ve 6062-4235 sayılı ilamı ile, ( …Davacı vekili, müvekkili ile ailesinin birlikte turistik amaçlı olarak Kanada’nın Montreal şehrine gitmek için davalı şirketten uçak bileti satın aldığını, dönüş tarihinde Montreal-Dorvalulaf’tan Paris’e yapacakları seyahati gerçekleştirecek olan uçağın hareket saatinin 21:30 olarak yeniden düzenlenmesi ile 09.07.2001 tarihi saat 10:00’da Paris-İstanbul seferini yapacak uçağın kaçırılacağının anlaşıldığını, davalının Montreal temsilcinin yönlendirmesi ile seyahatin Paris-İstanbul ayağının Havayolları ile gerçekleştirilmesine karar verildiğini, vize sorunu ve gecikmeler nedeniyle tekrar davalının başka uçağının ayarlandığını, ancak 7-8 saatlik gecikmeler ve olumsuzluklar nedeniyle müvekkili ve ailesinin büyük üzüntü yaşadığını, zorlukların İstanbul-Ankara seferi sırasında da yaşandığını ileri sürerek, 5.000.000.000.- TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hava yolu ulaşımının dünya çapındaki yoğunluğu ve teknik özellikleri sebebiyle yaşanan bu doğal gecikmelerden dolayı hava yolu şirketlerinin sorumlu tutulamayacağını, buna ilişkin hükmün uçak biletinde de yazılı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TMK’nun24’üncü maddesi ve BK’nun 49’uncu maddesinde koruma altına alınan manevi tazminat istenebilmesi için davalı tarafından davacının manevi haklarına bir saldırı olması gerektiği, şahsi menfaatlerinin haleldar olması ve hata vukuunda zarar, ziyan ve hatanın hususi ağırlığının kap ettiği surette zarar namıyla nakdi bir meblağın itası için dava açılabileceği, oysa davalı tarafından davacının haklarına saldın olmadığı gibi bu tür seyahatlerde bazı gecikmelerin olabileceği ve davacının bunu bilmesi gerektiği, bu yönüyle davacının şahsi haklarına herhangi bir halel gelmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı hava yolu şirketine ait uçak ile gerçekleştirilen seyahat sırasında gecikme meydana geldiğini, aktarmalar sırasında yabancı ülkede bulunan ve yabancı dil bilmeyen davacı ve ailesinin bu dönem içerisinde büyük zorluklar yaşadığım, davalı elemanlarının ise davacı ve ailesi ile ilgilenmediğini ileri sürerek, manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece, hava yolu ile gerçekleştirilen seyahat sırasında bu tür gecikmelerin mümkün olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş, davacının iddiası üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece, davanın konusunun, “hava yolu ile gerçekleştirilen seyahat sırasındaki gecikme” değil, “gecikilen dönemde ve aktarmalar sırasında davalı hava yolları elemanlarının davacıya gereken yardımı yapıp yapmadığı” olduğu gözetilerek, buna göre inceleme yapılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir… )
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin ailesi ile birlikte turistik amaçlı olarak Kanada’nın Montreal şehrine gitmek için davalı şirketten uçak bileti satın almış olup, aktarmalı programın öngörüldüğünü; dönüşte Montreal-Dorvalulaf’tan Paris’e yapacakları seyahati gerçekleştirecek uçağın hareket saatinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Paris-İstanbul seferini yapacak uçağın kaçırılacağı anlaşılınca, davalının Montreal temsilcisinin yönlendirmesi ile seyahatin Paris-İstanbul ayağının …Hava yolları ile gerçekleştirilmesine karar verildiğini; müvekkilin bu teklifi, yolculuk ile ilgili hiçbir problem çıkmaması şartı ile kabul etmiş olmasına karşın, davalı şirketin kendisine ve ailesine karşı vermiş olduğu taahhütlerini, müvekkili Paris’e vardıktan sonra yerine getirmediğini; yabancı dil bilmeyen müvekkili ve ailesinin, şirket yetkililerince Paris’te karşılanmayınca, hava alanında çaresiz bir şekilde beklediklerini; … Hava Yolları’nca, vizelerinin bulunmaması gerekçe gösterilerek seyahatin engellendiğini; havaalanında binbir güçlükle buldukları davalı şirket bürosu tarafından, Hava yolları yerine davalının Paris-İstanbul seferini yapan bir başka uçağın ayarlandığını, ancak bu işlemlerin yedi-sekiz saat sürmesi nedeniyle fiziksel yorgunluğun yanı sıra ruhen derin yara aldıklarını ve seyahatlerine devam edemeyecekleri korkusunu yaşadıklarını; akabinde, … ‘a ait Paris-İstanbul seferini yapan uçak ile İstanbul’a gelmiş iseler de, İstanbul-Ankara seferini yapan davalıya ait uçağın bir gün sonra hareket edeceği konusunda davalı şirket yetkililerince bilgilendirilmediklerinden, müvekkilinin bu defa İstanbul’da ailesi ile birlikte saatlerce bekletilmek suretiyle mağdur edildiklerini ileri sürerek, 5.000.000.000.TL manevi tazminatın, haksız fiilin sona erdiği 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Hava Yolları Türkiye Bölge Müdürlüğü vekili; uçuş saatlerinin hava yolu şirketi tarafından değiştirilmesinin, uçaktaki teknik problemlerden ve hava ulaşımının yoğunluğundan kaynaklanabileceğini; bu doğal gecikmelerden dolayı hava yolu şirketlerinin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağını; kaldı ki, buna ilişkin hükümlerin uçak biletinde yazılı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Mahkemenin, “bu tür seyahatlerde bazı gecikmelerin olabileceğini davacının bilmesi gerektiği, bu itibarla Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde öngörülen kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığı” gerekçesiyle “davanın reddine” dair verdiği karar, özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece “Hava yolu şirketlerine, terminale inen her yolcusu ile tek tek ilgilenme külfetini yüklemenin ve bunu ondan beklemenin taşıma sözleşmesi ile davalıya tahmil edilmediği gibi, davalının da taşıma sözleşmesinde böyle bir külfete girmediği ve davacıya herhangi bir taahhütte bulunulmadığının anlaşıldığı” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hava yolu ile gerçekleştirilen seyahat sırasındaki gecikme ve aktarına süresince, davalı hava yolları elemanlarının davacıya gereken yardımı yapıp yapmadığı hususunun incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, taşıyıcının, hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmelerinde hukuki sorumluluğun açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır.
Uluslararası nitelikteki 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu ile, taşıma işleri ve sorumlulukları düzenlenmiş olup; daha sonra 1955 Lahey, 1971 Guatemala, 1975 Montreal gibi bazı protokollerle değişikliğe uğramış ve ülkemizin, 01.03.1977 tarihli, 2073 Sayılı Kanunla Konvansiyona katılması uygun bulunmuştur.
Konvansiyonun düzenlediği en önemli konulardan biri taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin hükümlerdir. Buna göre sözleşmeden doğan sorumluluğun neden olduğu zararlar; bedeni zararlar, maddi zararlar ve gecikmeden doğan zararlar başlığı altında düzenlenmiştir. Bedeni zararlar yolculara gelen zararları; maddi zararlar, bagaj ve yüklere gelen zararları; gecikme zararları da eşya ve yolcunun taşımada gecikmesinden doğan zararları kapsamaktadır.
Bu noktada; Konvansiyonun, “Taşıyıcının Sorumluluğu” başlığı altında düzenlenen 19. maddesinde “Taşıyıcı, hava taşımasındaki yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan sorumlu olacaktır” denilmiş; 20. maddesinde ise, “Taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya onlar için bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa, sorumlu olmayacaktır” hükmü öngörülmüştür.
Yine 23. maddenin 1. paragrafında, “Taşıyıcının sorumluluğunu kaldıran veya bu sözleşmede tespit edilenden daha düşük bir sınır getiren herhangi bir hüküm yoklukla maluldür, ancak böyle bir hükmün yoklukla malul olması anlaşmanın tümünü geçersiz kılmaz, anlaşma bu sözleşmenin hükümlerine bağlı kalır” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 19.10.1983 tarih ve 18196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nda da, Konvansiyon hükümlerine paralel hükümler sevk edilmiş ve taşıyıcıya taşıma nedeniyle iki türlü sorumluluk getirilmiştir. Bunlardan biri taşıyan yolcu ve bagaj ile ilgili zarar sorumluluğu, diğeri de üçüncü kişilere karşı sorumluluktur.
Kanunda, kaza nedeniyle, yolcunun hava aracında veya iniş veya biniş sırasında ölmesi veya herhangi bir bedeni zarara uğraması halinde taşıyıcı sorumlu tutulmuştur. Yolcunun uğradığı bu zarardan doğan sorumluluk yanında bagaj veya yükün uğradığı zarar ile gecikmeden doğan zarardan da taşıyıcı sorumludur.
Taşıyıcı, ayrıca hava yolu ile yaptığı yolcu, bagaj veya yükün taşımasında gecikmeye neden olmuş ve bundan bir zarar doğmuşsa bu zarardan da sorumlu bulunmaktadır ( m. 122 ).
Taşıyıcının yukarıda belirtilen sorumluluklarından kurtulabilmesi için kendisinin ve adamlarının zararı önlemeye yönelik bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağının bulunmadığını ispat etmesi gerekir ( m. 123 ).
Esasen, Türk Ticaret Kanunu’nun, “Seferin gecikmesi” başlığını taşıyan 801. maddesinde de, hareketin gecikmesi halinde yolcunun zarar ve ziyan talep edebileceği hükme bağlanmıştır.
Bununla beraber, Varşova-Lahey Konvansiyonu Türkiye açısından Bakanlar Kurulu’nun 29.08.1977 tarih 7/13874 sayılı kararı ile 25.06.1978 tarihinde yürürlüğe girdiğinden; Türk Ticaret Kanunu’ndaki taşımaya ilişkin genel hükümlerden önce uluslararası özel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Nitekim, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesinde bu kanunda hüküm bulunmadıkça Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, davalı hava yolu şirketi ile davacı arasında hava yolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış olup; davalıya ait uçak ile seyahat ve aktarmalar sırasında, bilette yazılı Dorvalulaf-Paris dönüş saatinde yapılan değişikliğe bağlı olarak seferde gecikme yaşandığı tartışmasızdır. Davacı, bu gecikme ve aktarmalar sırasında kendisinin ve ailesinin yaşadığı zorlukların, davalı şirket çalışanlarının ilgisizliği ve gerekli tedbirleri almamalarından kaynaklandığını ileri sürerek, manevi tazminat talep etmiştir.
Bu durumda, davacının iddiası araştırılarak, az yukarıda açıklanan Varşova-Lahey Konvansiyonu’nun 19. ve özellikle 20. maddeleri ve Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi hükmü delaletiyle aynı kanunun 49. maddesi hükmüne tevfikan manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiği kuşku ve duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken; yanılgılı gerekçeyle davanın reddine dair önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nun429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 28.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
http://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/tazminat-hakkinizi-unutmayin.html
Tüm yurdu etkisi altına alan kar yağışı ve olumsuz hava şartları, hafta içinde havayolu ulaşımını da engelledi. Özellikle İstanbul’daki kar yağışı nedeniyle iç ve dış hatlarda yüzlerce sefer iptal edildi. Yapılan uçuşlar da, uzun süreli gecikmelerle gerçekleştirilebildi.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), sefer iptalleri ve uzun süreli rötarlar konusunda yayınladığı, ‘Havayolu ile seyahat eden yolcuların haklarına dair yönetmelik’ ile şirketlerin yükümlülüklerini belirledi. Yönetmelik gereği yolcular, sefer iptali ve rötarlarda, şirketlerden tazminat başta olmak üzere birçok konuda talepte bulunabiliyor. Ancak, elverişsiz hava koşulları (sis, kar, fırtına, buzlanma), terör saldırısı, uçak kazası, güvenlikle ilgili alınan kararlar, grevler, hava trafiği sınırlamaları gibi olağanüstü durumlarda tazminat hakkı sağlanmıyor. Yiyecek-içecek ve konaklama hizmeti ise her durumda sunuluyor. Bu yüzden hafta içinde uçuşu iptal edilen yolcular, sadece tazminat talep edemedi. İptaller nedeniyle yolculara, ücret iadesi ve uçuş tarihi değiştirmenin yanı sıra otelde konaklama imkanı da sunuldu.
Duyuruları takip edin
Kış nedeniyle mart sonuna kadar yaşanacak uçuş iptalleri ve gecikmelere hazırlıklı olun. Sorunsuz bir uçuşun, sadece kalkış yapacağınız havalimanıyla ilgili değil, gideceğiniz yerle de bağlantılı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Eğer gideceğiniz havalimanı da, olumsuz hava şartları veya güvenlik konuları nedeniyle uçuşlara kapalıysa, uçağınızın kalkışına izin verilmez. Bu yüzden, havalimanına gelmeden önce mutlaka elektronik postalarınızı kontrol edin, havayolu şirketinin resmi web sitesi veya Twitter hesabındaki duyurularını takip edin.
Tazminat hakkını unutmayın
Uçak yolcuları, AB uyum süreci çerçevesinde çıkarılan yönetmelik sayesinde, 1 Ocak 2012’de mağduriyetlerini havayolu şirketlerinden tazmin etme hakkına kavuştu. ‘Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik’ ile yolculara, ‘gecikme, iptal veya rota değişikliklerinde bilet ücretlerinin belirli kısmını almaları, sefer gecikme ve iptallerinde de tazminat veya konaklama imkanı’ sağlandı. Bu sebeple eğer uçuşunuzla ilgili iptal veya gecikmeler havayolu şirketinden kaynaklanıyorsa, tazminat hakkınızın bulunduğunu unutmayın.
SHGM’nin yayınladığı yönetmeliğe göre havayolu şirketleri, bir uçuşun planlanan hareket saatinden itibaren, 1500 kilometreden daha kısa ve iç hatlardaki uçuşlar için iki saat veya daha fazla, 1500 ile 3500 kilometre arası uçuşlar için üç saat veya daha fazla, 3500 kilometreden daha uzun uçuşlar için dört saat veya daha fazla, gecikme beklediğinde yolculara ikramın yanı sıra birçok konuda yardım teklifinde bulunmak zorunda. Yolcuların ayrıca iç hat uçuşlarında yaşanan gecikmelerde 100 Euro tazminat alma hakkı da var. Dış hat uçuşlarında ise yolculara, 1500 kilometre veya daha kısa tüm uçuşlar için 250 Euro, 1500 ile 3500 kilometre arası uçuşlar için 400 Euro, 3500 kilometreden daha uzun uçuşlar için 600 Euro tazminat veriliyor.
