E. 2017/113 – K. 2017/113
2017/113
2017/113
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/120
K. 2017/113
T. 6.4.2017
Taraflar arasında görülen dava neticesinde; hükmün Davalı Türkiye İş Bankası A.Ş vekilinin ve Asıl – Birleşen dava davalısı Temlik Alan TURKASSET Varlık Yönetim A.Ş vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin LBT Varlık Yönetim A.Ş. Şirketi çalışanlarınca aranarak iş bank borcunun LBT Varlık Yönetim’e devredildiğini, telefon görüşmelerinde asıl borçlunun Mutlu A. olduğunu, müvekkilinin bu borca kefil olduğunu, bu borcu tahsil edebilmek amacıyla müvekkilinin arazi ve araçlarına LBT Varlık Yönetim A.Ş. tarafından haciz konulduğunu, müvekkilinin 2004 yılında dava dışı Mutlu A.’a ticari kredi çekmesi için kefil olduğu,1 yıl sonra kefil olduğu borcun ödenerek sona erdiğini belirterek davalılara borçlu olmadığının tespitini, haciz ve tedbir işlemlerinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili birleşen dava da; davacı müvekkilinin 4 yıl önce dava dışı borçlu Mutlu A.’a kredi çekmesi için kefil olduğunu, 1 yıl sonra kefil olduğu kredi borcunun asıl borcu ödeyerek sona erdirdiğini, devamında başka şahıslar bulup tekrardan iki yada üç kere daha ticari krediyi dava dışı Mutlu A.’ın çektiğini, İş Bankası borçlarının davalı LBT Yönetim A.Ş. ye devredildikten sonra bu şirketin hiçbir hukuki dayanak göstermeden müvekkilini ikinci yada üçüncü kredinin de kefili kabul edip, malları üzerine haciz koydurduğunu, müvekkilinin yaşadığı şehirde tanınan ve çevresi geniş bir insan olduğunu, haciz konması ile birlikte hem şahsi hem de iş konusunda itibarının zedelendiğini, maddi anlamda kayıplara uğradığını, zirai kredi çekmek isteyen müvekkilinin Ziraat Bankası’nca faizsiz kredi hakkının kullandırılmadığını, bu sebeple faizli ve daha ağır koşullarla kredi çekmek zorunda kaldığını belirterek şimdilik 1.000- TL maddi ve 50.000- TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi talep olunmuş ıslah ile maddi tazminat 311.000-TL sine çıkartılmıştır.
CEVAPLAR: Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu işlemle ilgili olarak dava dışı borçlu Mutlu A.’a ait dosyanın 29/11/2012 tarihinde LBT Varlık Yönetim A.Ş.’ye devredildiğini, bu sebeple davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun Mutlu A. olduğunu, davacı Ömer S.’ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, asıl borçlu Mutlu A. adına kredi tahsis edildiğini, noterden ihtarname keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini belirterek davacı ile diğer müşterek borçlular ve müteselsil kefiller hakkında Denizli 5.İcra Müdürlüğü’nün 2009/7334 esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, borçlu Ömer S.’ın adına kayıtlı taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin İİK 106-110 maddeleri uyarınca kaldırıldığı belirtilerek açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine bu kabul edilmez ise davanın esastan reddine karar verilmesi talep olunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararında ; asıl dava yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, birleşen dosyada davacının davasının ıslah dilekçesi doğrultusunda manevi tazminat açısından kısmen, maddi tazminat açısından da tam kabul ile 311.500- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren borç ödeninceye kadar 3095 sayılı kanunun değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000- TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekilleri istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu Mutlu A. ile temlik eden Türkiye İş Bankası arsasında tanzim edilen genel kredi sözleşmesi gereği davacı Ömer S.’ın anılan kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, çerçeve sözleşmesi niteliğine haiz olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle Denizli 5.İcra Müdürlüğü’nün 2009/7334 esas sayılı dosyasıyla takip yapıldığını, borçlu tarafından ilk sözleşmedeki imzaların ikrar edildiğini, imzalanan sözleşmeler genel kredi sözleşmeleri olduğu ve diğer bütün kredileri kapsadığını, kefiller kefaletten vazgeçtiklerini bildirmedikleri sürece kredi işlemlerinin süresiz olarak geçerli olduğunu belirterek davacının kredi borcundan sorumlu olduğunu, maddi ve manevi tazminat davasının ispat edilememesi nedeniyle reddi gerektiğini, bu hususta alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, denetime elverişli bir rapor olmadığını, farazi değerlendirmeler üzerinden tespit yapıldığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl dava yönünden davacıların murisi Ömer S.’ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinden dolayı takip başlangıcı 45.077-TL olan icra takibinde davalılara borçlu olmadığının tespiti ile birleşen İstanbul 26.ATM nin 2013/37 esas sayılı dosyasıyla açılan davada ıslah ile birlikte ,311.000-TL maddi ,50.000-TL manevi tazminat talep edilmiştir.
6545 sayılı yasanın 45.maddesi ile değişik 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri hakkındaki kanunun 5.maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi kurulan yerlerde dava değeri 300.000,- TL üzerinde olan dava ve işlerin tüm yargılama safhaları bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı düzenlenmiştir.
Eldeki davada asıl dava ve birleşen dava ile ıslahla arttırılan miktarlar da göz önüne alındığında yargılama aşamasında 5235 sayılı yasanın 5.maddesinde belirtilen 300.000,- TL lik sınırı aşıldığından davaya bakma ve sonuçlandırma görevi İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Heyet’ine ait olmasına rağmen uyuşmazlığın tek hakimle çözümlenerek karara bağlanması usul ve yasaya aykırı olduğundan sair istinaf sebebleri incelenmeksizin ,kamu düzenine ilişkin olmakla re’sen incelenerek İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/120 esas 2017/113 karar sayılı tek hakim hükmünün kaldırılmasına dosyanın dava HEYETÇE görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı Türkiye İş Bankası A.Ş vekilinin ve Asıl – Birleşen dava davalısı Temlik Alan TURKASSET Varlık Yönetim A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK 353 ( 1 )a-3 maddesi gereği İstanbul 9.ATM’nin 2014/954 Esas 2016/599 Karar sayılı HÜKMÜN KALDIRILMASINA, davanın yeniden HEYETÇE görülmek üzere ; kararı veren mahkemeye İADESİNE,sair istinaf sebeblerinin incelenmesine yer olmadığına.
Yatırılan peşin istinaf harçlarının istinaf edenlere istek halinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere, 06.04.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
KANUN NO: 5235
ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN
Hukuk mahkemelerinin kuruluşu
o “İlgili İçtihatlar” MADDE 5.- Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.
Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hakimlidir. (Değişik 2.fıkra : 6110 – 9.2.2011 / m.13) Sulh hukuk, asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri tek hâkimlidir. (Değişik ikinci fıkra: 6545 – 18.6.2014 / m.45) Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir. Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. (…) (Madde 5’in 3. fıkrası, 14.2.2011 tarih ve 27846 sayılı R.G.’de yayımlanan, 9.2.2011 tarih ve 6110 sayılı Kanun’un 13. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
(Yeniden düzenleme: 6545 – 18.6.2014 / m.45) Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;
1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,
2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,
3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,
4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,
ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.
Özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin hükümler saklıdır.
İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Hukuk mahkemeleri arasında iş dağılımı yapılması ve iş dağılımına ilişkin esaslar Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. (Değişik 5.fıkra : 6460 – 17.4.2013 / m.10) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.
Hukuk mahkemeleri bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.
