hapis hakki – 15. Hukuk Dai̇resi̇ 2014/309 E.

Daire / Kurul
15. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No
2014/309
Karar No
2014/1387
Karar Tarihi
2014-02-27
Karar Belgesini Aç
Daire / Kurul15. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No2014/309
Karar No2014/1387
Karar Tarihi27.02.2014
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/309
K. 2014/1387
T. 27.2.2014
• MALLARIN ZAMANINDA İADE EDİLMEMESİ ( İade Edilmeyen Malların Bedellerinin Tazmini – Davanın Başlangıcı Düşünüldüğünde Artık Ekonomik Ömrünü Tamamlamış Olsa Bile Davacının Talebi Doğrultusunda Yapılan İnceleme Neticesinde Dava Konusu Malzemelerin Değerinin Belirlendiği/Malzemeleri İade Etmemesi Sebebiyle Sorumluluğu Gereğine Talep Bağlılık ve Geçen Süre Gereğince Bedeli İle Sorumlu Olacağı )
• İADE EDİLMEYEN MALLARIN BEDELLERİNİN TAZMİNİ İSTEMİ ( Davalı Taraf Davacıya Ait Malzemeleri İade Etmemesi Sebebiyle Sorumluluğu Gereğine Talep Bağlılık ve Geçen Süre Gereğince Bedeli İle Sorumlu Olacağı )
• MALIN İADESİNE KARAR VERİMESİ İSTEMİ ( Söz Konusu Malların Zamanında İade Edilmemesi ve Ekonomik Durumu İtibariyle Bilirkişi Raporunda Belirlenen Değer Takdir Edilerek Bu Miktar Üzerinden Davacının Davalıdan Alacaklı Olduğu Kabul Edilerek Bu Miktar Üzerinden Davacının Davasının Kabulüne Karar Verilmesi Gerektiği )
4721/m.777,950
ÖZET : Dava, davalıda bulunan kalıpların bedelinin davalıdan alınmasına, bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde eksik, kırık kalıp bedellerinin alınmasına sağlam olan kalıpların ise aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı arasında yazılı olmayan ancak taraflar arasında pasif husumetin bulunması sebebiyle akdi ilişkinin kurulmuş olduğu, bu akdi ilişki kapsamında davacıya ait olduğu anlaşılan döküm malzemelerinin davalı tarafından iade edilmediği ve iade edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf davacıya ait malzemeleri iade etmemesi sebebiyle sorumluluğu gereğine talep bağlılık ve geçen süre gereğince bedeli ile sorumlu olmaktadır. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede de davanın başlangıcı ve taraflar arasındaki husumetin başlangıcı düşünüldüğünde artık ekonomik ömrünü tamamlamış olsa bile davacının talebi doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde dava konusu malzemelerin değerinin belirlendiği görülmekle yapılan irdeleme gereğince söz konusu malların zamanında iade edilmemesi ve ekonomik durumu itibariyle bilirkişi raporunda belirlenen değer takdir edilerek bu miktar üzerinden davacının davalıdan alacaklı olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden davacının davasının kabulüne fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR VE SONUÇ : Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 204,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
YEREL MAHKEME İLAMI
T.C.
BAKIRKÖY
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2013/30
KARAR NO: 2013/3
KARAR TARİHİ: 02/07/2013
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
Gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili 09/01/2008 havale tarihli dava dilekçesi ile özetle; davalı ile aralarında uzun yıllardır devam eden çalışmaları nedeniyle hukuka yansıyan uyuşmazlıkların ortaya çıktığını ve iş gereği davacıya ait kompresör ve oto klima imalatına ait kalıpların davalıda bulunduğunu aralarında çıkan uyuşmazlık nedeniyle İstanbul 9.Noterliğinin 18 Mayıs 2007 tarih 6925 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile davalıda bulunan kalıpların iadesinin talep edildiğini buna rağmen davalının iadeye yanaşmadığını bu nedenle davalıda bulunan kalıpların bedeli olan 185.000.00 YTL.nin davalıdan alınmasına, bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde eksik, kırık kalıp bedellerinin alınmasına sağlam olan kalıpların ise aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ayrıntısı cevap dilekçelerinde görüleceği üzere özetle; tarafların yetkilisi ve ortağı olduğu ticari şirketler arasında 18 yılı aşkın süredir devam eden ticari ilişki gereği davacıya ait kalıpların davalıda bulunduğunu ancak en son 2005 yılında davacı yanın üretilen kalıp döküm bedellerim ödememesi nedeniyle aralarında İstanbul 4.ATM.nin 2006/531 E. sayılı dava dosyası ile yargıya da yansıyan uyuşmazlıkların çıktığını, bu ilişki kapsamında davalıda bulunan kalıpların uzun yıllardır kullanılması nedeniyle yıpranmış olduğunu ve iddia edildiği kadar etmesinin mümkün olmadığını, davacıdan olan alacaklarının ödenmesi halinde kalıpların iade edileceğini TMK.nun 950. maddesi gereğince davalının Ödenmeyen alacağı nedeniyle bu kalıplar üzerinde hapis hakkı bulunduğunu, ayrıca TMK.nun 777.maddesi gereğince davacının emtianın aynen iadesi ve bedelinin tahsili taleplerinin zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini talep etmiş,31/03/2008 tarihli beyan dilekçesinde ise ayrıca davacı ve davalının bu davada taraf sıfatlarının bulunmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini bildirerek duruşmalarda da bu beyanlarını tekrarlamıştır.
Taraf delilleri toplanmış, İstanbul 4.ATM. nin 2006/531 E. sayılı dava dosyasının tasdikli bir sureti dosyaya sunulmuş, davacı ve davalının yetkili temsilcileri ve ortağı olduğu bildirilen I… Soğutma Sistemleri San.ve Tic.Ltd.Şti ile B… Çağdaş Makineler San.ve Tic.Ltd.Şti 'ne ait sicil özetleri dosyaya getirtilmiştir.
Tarafların iddia ve beyanları İstanbul 4.ATM.nin 2006/531 E. sayılı dava dosyası, tarafların yetkilisi ve ortağı olduğu şirketlere ait sicil kayıtları, davalı tarafça dosyaya sunulan dava öncesi tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarname örnekleri ve tüm dosya kapsamından göre davacının I… Soğutma Sistemleri San.ve Tic.Ltd Şti'nin ortağı ve yetkilisi davalının da B… Çağdaş Makineler San.ve Tic.Ltd.Şti'nin ortağı ve yetkilisi oldukları, tarafların dilekçeleri içeriğinden ve dava öncesi Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğine sundukları tespit dilekçesi içeriğinden davacının yetkilisi olduğu I… Soğutma Sistemleri San.ve Tic .Ltd Şti'nin klima kompresör imalat tatbik ve bakım işiyle iştigal ettiği, davalının yetkilisi olduğu B… Çağdaş Makineler San.ve Tic.Ltd.Şti'nin ise davacının ortağı olduğu şirketin üretimini yaptığı klim kompresörlerinin döküm aksamını yaptığı bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlık konusu ticari ilişkinin her iki tarafın yetkilisi ve ortağı oldukları şirketler arasında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Derdest İstanbul 4 ATM.nin 2006/531 E sayılı dosya içeriğinden de davacı ve davalı ile birlikte yetkilisi oldukları ismi yazılı şirket tüzel kişiliklerinin davanın tarafı olduğu açıkça görülmektedir. Bilindiği gibi ticari şirketler özel hukuk tüzel kişileri olup ticari şirketin uğraş alanına dahil işlerden kaynaklanan ihtilaflarda dava tüzel kişi tarafından tüzel kişi aleyhine açılmalıdır. Tüzel kişinin üyelerine ortaklarına veya organına karşı açılan dava tüzel kişiye karşı açılmış sayılamaz. Somut olayda davacı ve davalının yetkilisi olduğu iki şirket arasında uzun yıllardır devam eden ticari bir ilişkinin ve yazılı olmayan bir sözleşmenin varlığı yanlar arasında da ihtilafsızdır. İki şirket arasında gerçekleşen sözleşmeden doğan hak ve borçlar şirket ortak ve temsilcilerine değil şirketlerin tüzel kişiliğine aittir. Davacı sıfatı yönünden vekil aracılığı ile açılan dava dilekçesine ekli vekaletnamede davacının ticari ilişkinin tarafı olan şirket adına vekaletname verdiği görüldüğünden davacının yetkilisi olduğu şirketi temsilen dava açtığı ve usulü eksikliğin bu şekilde tamamlandığı kanaatiyle aktif dava ehliyetinin bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ancak davalı açısından sözleşmeden doğan hakların şirkete ait olması nedeniyle şirket yetkilisi gerçek kişi aleyhine dava açılamayacağından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 17/11/2008 tarih 2008/6211 Esas 2008/6839 Karar sayılı ilamı ile bozma kararı verilerek dosya mahkememize iade edilmiş, bu kez davalı C. A. tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya tekrar Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 23/11/2009 tarih 2009/2852 Esas 2009/6352 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilerek dosya mahkememize iade olunmuş, mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma öncesi dava pasif husumetten reddedildiği için davalı tarafa delillerini sunmak üzere süre verildiği ve davalı tarafça delil listesinin ibraz ve ikame olunduğu, davacı tarafça davalıda bulunan kalıpların bedellerini gösterir farklı firmalardan alman teklif örneklerinin dosyaya sunulduğu, davalı tarafça tanık listesi ve dava konusu model kalıplara ilişkin özel rapor ve fotoğrafların dosyaya sunulduğu, davalı tanığı E. E., K. A., S. Y., A. Ü.'in mahkeme huzurunda beyanlarının alındığı görülmüştür.
Davalı iş yeri deposunda bulunan davaya konu kalıpların değerlerinin tespiti açısından mahallinde keşif yapılmasına ve refakete metalürji mühendisi, kalıp döküm işinden anlayan bilirkişi ve hukukçu bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin alınmasına karar verilmiş, keşif sonrası bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 15/05/2012 tarihli mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; “… 02/03/2013 tarihli Keşifte mahallinde yapılan incelemede dava konusu kalıp malzemelerinin ekonomik ömürlerini doldurduğunu ve günümüzde maddi değeri olmayan malzemeye dönüştüğünü; kalıpların günümüzde yeni olarak imal ettirilmesi durumunda bedellerinin 10.000,00 TL civarında olacağını öngörmüş ve dava konusu kalıpların dava tarihinde dahi ekonomik ömrünü tamamlamış malzemeler olup o tarihte azami ederinin 3000-4000 TL olduğunu bildirmişlerdir…”
Bilirkişi raporu taraflara tebliğe çıkartılmış, taraflarca bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuş, mahkememizce dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdii ile tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor tanzimine karar verilmiş, tanzim edilen ek raporda özetle; Davacı ve davalı arasında karşılıklı iş yapma sürecinin dava tarihinden ( 2008 ) çok öncelere ( 15 yıl ) dayandığını yapılan keşif neticesinde dava konusu tüm kalıp bileşenlerinin yerinde incelendiğini ve listesinin heyet raporunda verildiğini, bir döküm sisteminde herhangi bir bileşenin olmadan üretim yapılamayacağının davacı tarafında bilgisi dahilinde olduğunu, inceleme sırasında tüm taraf temsilcilerinin bulunduğunu ve incelemeye yönelik herhangi bir itirazında olmadığını, kalıpların ekonomik ederleri ile ilgili yapılan itiraz konusunun ise hayatın ve mühendislik uygulamalarının doğal akışına aykırı olduğunu, dava konusu kalıpların maliyeti kalıpların yeniden aynı malzemelerden yapılması koşulunda dahi ilk raporda da belirtildiği üzere 10.000.-TL seviyesinde olacağını, ahşap veya araldit malzemenin işlenmesi ile metal bir blok malzemeden işleme ile üretilecek kalıpların maliyet ve işçilik maliyetlerinin çok farklı olduğunu, 6 silindirli ve 2 silindirli bir kompresörün model maliyetleri arasında dizayn ve büyüklüğe bağlı maliyet farklılıkları olmasının doğal olduğunu, mahkemeyi hatalı karar almaya yönlendirecek şekilde ahşap kalıplar yerine meta ( kokil ) kalıp veya 2 silindirli yerine 6 silindirli bir kompresör üretimine yönelik fiyat teklifleri sunulduğunu, dosyada yapılan incelemeler, mevcut beyanlar ve keşif mahallinde incelenen kalıpların kesinlikle ekonomik ömürlerini doldurduğunu ve maddi değeri olmayan malzemeye dönüştüğünü, davanın başlangıç tarihinde dahi kalıpların ekonomik ömürlerini doldurdukları ve amortisman süresinden daha fazla kullanıldığını, davalı tarafın davalının kalıpları iade etmeyerek kendi elinde bulundurduğu uzun yıllar içinde davacının yeniden kalıpları yapmasından doğan maliyeti ve kalıpları davalı elinde alıkonması sonucu doğan ticari zararını da hesaplama yoluna gitmeliydi talebinin ise davalı tarafın kendisine stok oluşturacak veya diğer firmalara aynı amaçlı kalıp yaptırarak üretim yapılmasını sağlayıp sağlamadığı konusunda herhangi bir veri söz konusu olmadığını belirtmişlerdir.
Dosya kapsamı davacı ve davalı tarafın beyanları bilirkişi incelemesi göz önüne alındığında Davacı taraf yukarıda özetlenen dava dilekçesinde belirttiği gibi davacının kompresör ve oto klima imalatı yaptığı ve imalat işlerinden kullanılmak üzere davalıya verdiği kalıplar ile döküm yaptırdığı, davacının ekonomik sebeplerle bir başka firmaya döküm yaptırmak için döküm kalıp malzemelerini talep etmesine rağmen davalının davacıya ilgili malzemeleri vermemesi üzerine öncelikle kalıp bedellerinin kendisine verilmesini olmadığı takdirde kalıpların aynen iadesini talep ettiği görülmektedir.
Toplanan deliller ile birlikte Mahkememiz 2008/24 esas ve 2008/165 karar sayılı ilamı ile davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş ancak temyiz incelemesi üzerine Yargıtay 15.hukuk dairesi 2008/6211 esas ve 2008/6839 karar sayılı ilamı ile taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğunu belirterek husumetten verilen red kararının bozulmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizce esasa kayıt edilerek bozma kararına uyma kararı vermek suretiyle yargılama yapılmıştır.
Mahkememiz tarafından verilen karar ve bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillerle birlikte dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve denetime elverişli olması sebebiyle Mahkememizce de kabul edilen bilirkişi raporu gereğince davacıya ait olduğu iddia edilen malzemelerin değerinin 3.000.-4.000 TL olduğu rapor olarak bildirilmiştir.
Davacı ile davalı arasında Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi yazılı olmayan ancak taraflar arasında pasif husumetin bulunması sebebiyle akdi ilişkinin kurulmuş olduğu, bu akdi ilişki kapsamında davacıya ait olduğu anlaşılan döküm malzemelerinin davalı tarafından iade edilmediği ve iade edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf davacıya ait malzemeleri iade etmemesi sebebiyle sorumluluğu gereğine talep bağlılık ve geçen süre gereğince bedeli ile sorumlu olmaktadır Bilirkişi tarafından yapılan incelemede de davanın başlangıcı ve taraflar arasındaki husumetin başlangıcı düşünüldüğünde artık ekonomik ömrünü tamamlamış olsa bile davacının talebi doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde dava konusu malzemelerin değerinin 3.000.-4000.TL ederi bulunduğu görülmekle mahkememizce yapılan irdeleme gereğince söz konusu malların zamanında iade edilmemesi ve ekonomik durumu itibariyle 4.000.TL edeceği takdir edilerek bu miktar üzerinden davacının davalıdan alacaklı olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden davacının davasının kabulüne fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati gelmiş olmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
Davacının davasının 4.000,00 TL'sinin kabulü ile davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
Davacının davasının 181.000,00 TL'lik kısmının Reddine,
492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 273,24.-TL karar harcının mahkememiz veznesine peşin yatırılan 2.497,50.-TL nisbi harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye kalan kısmın karar kesinleşince davacı tarafa iade edilmesine,
Davacı tarafından yapılan 14,00.-TL başvurma harcı ile peşin yatan nisbi harçtan mahsup edilen 273,24.-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 202,10.-TL posta gideri ve 1.200,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.402,10.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 28,04.-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 42,00.-TL posta giderinden oluşan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 41,16.-TL sinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 480,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekil ile temsil ettiren davacı tarafa verilmesine,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 15.310,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa verilmesine,
Dava devamında davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısımlarının karar kesinleşince ve HMK. 333.maddesi gereğince taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal sürede Yargıtay ilgili dairesinde temyiz hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/07/2013
yarx

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2014/17-637
K. 2014/658
T. 14.5.2014
• İSTİHKAK İDDİASININ REDDİ İSTEMİ ( Rehin Hakkı Bankayla Müşterisi Arasında İmzalanan Sözleşmede de Yer Aldığından Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceğinin Kabulüyle Davanın Reddi Gerektiği )
• REHİN HAKKI ( Davalı Üçüncü Kişi Bankayla Kredi Borçlusu Arasında İmzalanan Sözleşmede Yer Alan Düzenleme Uyarınca Üçüncü Kişi Konumundaki Davalı Bankanın Dava Dışı Borçluya Ait Hesaplar Üzerinde Doğmuş veya Doğacak Vadesi Gelmiş veya Gelecek Muaccel Olmuş veya Olacak Hak ve Alacakları Üzerinde Rehin Hapis Takas ve Mahsup Hakkının Bulunduğu – İstihkak İddiasının Reddi İsteminin Reddedileceği )
• BANKANIN ÖDEME KÜLFETİ ( 3167 S. Çek Kanunuyla Banka Aleyhine Düzenlenen Ödeme Külfeti Sebebiyle Müşterinin Bankadaki Mevduatının Her Bir Çek Yaprağı İçin Yasal Sorumluluk Miktarıyla Sınırlı Olarak Banka Lehine Rehinli Olduğunun Kabulü Gerektiği – İstihkak İddiasının Reddi İstemi )
• BORÇLUNUN ALACAKLISINA KARŞI REHİN HAKKININ İLERİ SÜRÜLMESİ ( Bankayla Müşterisi Arasında İmzalanan Sözleşmede de Yer Aldığından Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceğinin Gözetilmesi Gerektiği )
3167-1/m.10
4721/m.881
5941/m.3
ÖZET : Dava, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi istemine istemine ilişkindir. Davalı üçüncü kişi bankayla kredi borçlusu arasında imzalanan “Genel Kredi Sözleşmesinin “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimatı” başlıklı maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, üçüncü kişi konumundaki davalı bankanın, dava dışı borçluya ait hesaplar üzerinde doğmuş veya doğacak, vadesi gelmiş veya gelecek, muaccel olmuş veya olacak hak ve alacakları üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Yine davalı bankayla dava dışı borçlu arasında imzalanan “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu” başlıklı metin de aynı yönde hükümlere yer verilerek, bankanın bir miktar için açıklanan bu haklarının bulunduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, 3167 Sayılı Çek Kanunuyla banka ( muhatap ) aleyhine düzenlenen ödeme külfeti sebebiyle müşterinin bankadaki mevduatının, her bir çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarıyla sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü gereklidir. Burada varılan sonuç uyarınca da, esasen rehin hakkı, bankayla müşterisi arasında imzalanan sözleşmede de yer aldığından, bankanın borçlusuna karşı ileri sürebileceği rehin hakkını, borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası olarak ileri sürülebileceğinin kabulü zorunludur.
DAVA : Taraflar arasındaki “istihkak iddiasının reddi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda. İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 5.10.2010 gün 716/1012 E., K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 10.10.2011 gün ve 6762/8895 E., K. sayılı ilamı ile;
( … Davacı ( alacaklı ) vekili, dava dışı borçlu aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2009/15546 Sayılı dosyasından yapılan takipte, borçlunun davalı 3.kişi nezdindeki hesapları üzerine haciz uygulanması için davalı 3.kişi bankaya gönderilen haciz müzekkeresi üzerine, davalı tarafından rehin, hapis, takas ve mahsup haklarına dayanarak istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı 3.kişi vekili, müvekkiliyle borçlu arasında akdedilen kredi sözleşmesi nedeniyle, borçlunun şube nezdinde doğmuş ve doğacak, vadesi gelmiş veya gelecek tüm hak ve alacaklarının müvekkili bankaya rehinli olduğunu, 24.7.2009 tarihli “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu” gereğince, rehin, hapis, takas ve mahsup haklarının bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece: davalı 3.kişi banka tarafından para üzerinde rehin ve hapis hakkı kurulamayacağından, takas ve mahsup yönünden de davalı 3.kişinin muaccel bir hakkının doğmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüyle 3.kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ( 3.kişi ) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı alacaklının İ.İ.K.nun99. maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğiyle uygun düşmemektedir.
Somut olayda, davalı 3.kişi banka, davacı ( alacaklı ) tarafından dava dışı borçlu aleyhine yürütülen takip dosyasından gönderilen 11.9.2009 tarihli haciz ihbarnamesi üzerine. 25.9.2009 tarihli cevabında, borçlunun hesabında 19.478,86 TL. bulunduğunu, ancak, borçlunun bankayla imzaladığı kredi sözleşmeleri sebebiyle kullandığı kredilerden bankaya borçlu olduğunu, borçlunun banka nezdindeki doğmuş, doğacak tüm hak ve alacaklarının imzalanan sözleşmeler gereğince bankaya rehinli bulunduğunu, bankanın borçluya ait hesaplar üzerindeki rehin, hapis, takas ve mahsup haklarından sonra gelmek kaydıyla haciz uygulanacağını belirterek itiraz etmiştir. Bilahare, takip kesinleştikten sonra icra müdürlüğünce borçluya ait hesap üzerine haciz konulması için 21.5.2010 tarihli haciz müzekkeresi gönderilmiş, bunun üzerine, üçüncü kişi aynı şekilde, bankanın rehin hakkından ve önceki müzekkerede bildirilen meblağla başka takip sebebiyle bildirilen meblağlardan sonra gelmek üzere haciz uygulanacağını bildirmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, takip borçlusuyla davalı üçüncü kişi arasında imzalanmış olan 16.11.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 68. maddesi gereğince, 3.kişi bankanın borçluya ait hesaplar üzerinde doğmuş veya doğacak, vadesi gelmiş veya gelecek, muaccel olmuş veya olacak hak ve alacakları üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğu, yine 24.7.2009 tarihli “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu” gereğince de bankanın 20.000,00 TL. miktar için aynı haklarının mevcut olduğu ve borçluyla banka arasındaki kredi sözleşmesinin devam ettiği, buna göre, davalı üçüncü kişinin savunmasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, davalı üçüncü kişi bankayla dava dışı borçlu arasında haciz tarihinden önce imzalanmış sözkonusu Kredi sözleşmesi ve Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu gereğince, 21.5.2010 haciz tarihi itibarıyla, davalı bankanın borçlu hesapları üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğunun kabulüyle davacı alacaklının davasının reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi istemine istemine ilişkindir.
Mahkemece, para üzerinde rehin ve hapis hakkı kurulamayacağı gibi, rehin, hapis, takas ve mahsup yapılabilmesi için davalı üçüncü kişinin muaccel bir hakkının bulunmasının gerektiği, somut olayda ise davalının muaccel bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Daire'ce yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle bozulmuştur. yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.
H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; icra takibinde üçüncü kişi konumundaki davalı bankanın, dava dışı müşterisinin ( davacının borçlusunun ) hesapları üzerinde kredi sözleşmesine dayalı olarak rehin hakkının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre de istihkak iddiasının reddinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için konuyla ilgili yasal düzenlemelere değinilmesinde yarar vardır.
Genel anlamıyla rehin, alacaklının alacağını teminata bağlamak için borçlunun veya üçüncü kişinin mal varlığı üzerinde kurulan sınırlı bir ayni haktır. Hapis hakkı ise; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 950. maddesinde hükme bağlanmış olup, borçlunun taşınır mallarına ve kıymetli evrakına onun onamıyla zilyed bulunan alacaklının, muaccel olan ve bu eşya ve evrakla doğal bir bağlantısı bulunan alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni haktır. İleride doğabilecek bir alacağın güvenceye bağlanması için ipotek kurulabileceği kabul edilmiş ise de, taşınır rehininde böyle bir hüküm bulunmamakta olup, öğretide ileride doğacak ve koşula bağlı alacakların da taşınır rehiniyle güvence altına alınabileceği ileri sürülmektedir ( Doğrusöz/ Karahacıoğlu/ Altınt,Türk Hukukunda Rehin, Ankara 1996, s. 12 ).
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 23. maddesinde: “Bu kanunun tatbikinde; ( ipotek ) tabiri ipotekleri, ipotekli borç senetlerini, irat senetlerini, gemi ipoteklerini, eski hukuk hükümlerine göre tesis edilmiş taşınmaz rehinlerini, taşınmaz mükellefiyetlerini, bazı taşınmazlar, üzerindeki hususi imtiyazları ve taşınmaz eklentisi üzerine rehin muamelelerini,
( Değişik fıkra: 17.7.2003 – 4949 S.K./5. md. ) ( Taşınır rehni ) tabiri, teslime bağlı rehinleri, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 940. maddesinde öngörülen rehinleri, ticari işletme rehnini, hapis hakkını, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri. Sadece ( Rehin ) tabiri, ( İpotek ) ve ( Taşınır rehni ) tabirlerine giren bütün taşınır ve taşınmaz rehinlerini ihtiva eder.
( Taşınmaz ) tabiri, gemi siciline kayıtlı olan gemilere de şamildir. Diğer gemiler bu kanun hükmünce taşınır sayılır.” hükmü yer almaktadır.
4721 Sayılı T.M.K.nın o “İlgili maddeyi görmek için tıklayınız”881. maddesiyle halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacağın, ipotekle güvence altına alınabileceği, ipoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunmasının gerekmediğini hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 950. maddesi gereğince; alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşının veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacakla bağlantısı bulunması halinde, borç ödeninceye kadar hapsedebileceği, zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılacağı, alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olacağı ve 955. maddesinde ise senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekeceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, çek. özel bir para ödeme aracı olup, çek tanzimi ve devri, keşidecinin banka nezdindeki provizyon ( karşılık ) alacağının temliki işlemidir ( Domaniç Hayri, Karşılıksız Çek, İstanbul,1983,s.10 ).
3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 10. maddesi gereğince; “Muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için üçyüzmilyon liraya kadar ve kısmen karşılığının bulunması halinde ise bu miktarı her çek yaprağı için üçyüzmilyon liraya tamamlayacak biçimde ödeme yapmakla yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibiyle muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmündedir.”
Anılan Kanun. 20.12.2009 tarih ve 27438 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.12.2009 tarih ve 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun 9. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, “İbraz, Ödeme, Çekin Karşılıksız Olduğunun Tespiti ve Gecikme Cezası” başlıklı 3. maddesiyle de aynı nitelikte hüküm konulmuştur.
Açıklanan bu gayri nakdi kredi sözleşmesi sebebiyle bankalar, çek karnesi vermeden önce istedikleri teminatı talep edebilecek; eğer hesap sahibi bankanın kredi müşterisi ise bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçları için daha önce verdiği ipotekler, ticari işletme rehinleri, menkul rehni, mevduat ve alacaklar üzerindeki rehinler ve bankanın aldığı kefaletler bu kredinin de teminatını oluşturacaktır. Bankanın azami yasal yükümlülüğü için bu miktarı karşılayacak miktarda paranın hesap sahibi tarafından bloke edilmesini istemesi de mümkün olup, bloke olarak alınan paranın çek hesabı dışında bir hesapta tutulması ve hesap sahibinin bu para üzerinde bankaya rehin hakkı tanıması gerekecektir ( Reisoğlu Seza,Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, Ankara 1998, s.214 v.d ).
Uyuşmazlığın çözümü için açıklanması gereken bir diğer yasa hükmü de 2004 Sayılı İ.İ.K.nun99. maddesidir.
Anılan bu yasa hükmü; “Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır” şeklindedir.
Bu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, haczedilen mala dair olarak üçüncü kişi tarafından hak iddia edilmesi durumunda, istihkak iddiasının reddi için yedi günlük süresinde dava açılması durumunda, bu dava sonuçlanıncaya kadar haczedilen malın satışı yapılamayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davalı üçüncü kişi bankayla kredi borçlusu arasında imzalanan 16.11.2005 tarihli “Genel Kredi Sözleşmelinin “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimatı” başlıklı 68. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, üçüncü kişi konumundaki davalı bankanın, dava dışı borçluya ait hesaplar üzerinde doğmuş veya doğacak, vadesi gelmiş veya gelecek, muaccel olmuş veya olacak hak ve alacakları üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Yine davalı bankayla dava dışı borçlu M. K. arasında imzalanan 24.7.2009 tarihli “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu” başlıklı metin de aynı yönde hükümlere yer verilerek, bankanın 20.000,00 TL tutarındaki bir miktar için açıklanan bu haklarının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla, yukarda açıklanan 3167 Sayılı Çek Kanunuyla banka ( muhatap ) aleyhine düzenlenen ödeme külfeti sebebiyle müşterinin bankadaki mevduatının, her bir çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarıyla sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü gereklidir. Burada varılan sonuç uyarınca da, esasen rehin hakkı, bankayla müşterisi arasında imzalanan sözleşmede de yer aldığından, bankanın borçlusuna karşı ileri sürebileceği rehin hakkını, borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası olarak ileri sürülebileceğinin kabulü zorunludur.
O halde, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'na 5311 Sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen Geçici 7. madde atfıyla aynı Kanun'un 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.