19. Hukuk Dairesi – E. 2016/2577 – K. 2016/9913

Esas No
2016/2577
Karar No
2016/9913
İlk Derece Mahkemesi
19. Hukuk Dairesi
Esas No2016/2577
Karar No2016/9913

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/2577
K. 2016/9913
T. 2.6.2016
2004/m. 72
6100/m. 201
DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine olmakla ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, icra takibine konu iki adet senet sebebiyle müvekkilinin davalı-takip alacaklısına borçlu olmadığını, iş bu senetlerdeki borçlunun müvekkili şirketin eski ortağı ve yetkilisi olan ve davalının da babası olan dava dışı … tarafından imzalandığını, bonolar ticari defterlere kayıtlı olmadığı gibi bonoların protesto dahi edilmemesi ve alacaklı ile borçlunun baba-oğul olduğu gözetildiğinde alacağın muvazaalı olduğunu gösterdiğini, TTK’nın 393. ve 395. maddelerine göre şirketin altsoy ve üstsoya borçlanamayacağını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı …’ın davacı şirkete ortaklığı devam ederken şirkette yaşanan nakit sıkıntısı sebebiyle müvekkilinin şahsi kredi kartından davacı şirket hesabına para aktardığını ileri sürerek, davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava dışı …’ın davacı şirketin yetkilisi sıfatıyla davaya konu iki adet senedi imzaladığı, davalı alacaklının senet borçlusu …’ın oğlu olduğu, davacı şirketin kayıtlarında şirketin borçlu olduğunu kanıtlayan herhangi bir senet kaydı bulunmadığı, daha önce imza yetkisi olan …’ın eski tarihli bonoları düzenleyerek şirketi borçlandırıp oğlu davalı …’ı alacaklı duruma getirmeye çalıştığı, şirketin senede dayalı borcu bulunmadığı, bu sebeple bonoların sonradan tanzim edilerek alacak yaratıldığı gerekçesiyle davanın kabulüyle icra takibine konu iki adet senet sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, icra takiplerine konu davalının lehtarı davacının borçlusu olduğu iki adet senedin bedelsiz olduğu ve muvazaalı olarak düzenlendiği iddiasıyla İİK’nın 72. maddesi uyarınca borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu senetlerin düzenlendiği tarihte dava dışı …’ın davacı şirketin yetkilisi olduğu ticari kayıtlarla sabittir. O halde senetler davacı şirketin yetkilisi tarafından düzenlenmiştir. TTK’da düzenlenen kambiyo senetlerine dair hükümlere uygun düzenlendiği, davalının senetlerde lehtar olduğu görülmektedir. Öte yandan, kambiyo senedinin davacının ticari defterine kaydedilmemiş olması onu hükümden düşürmez. Bu durumda mahkemece davacının senede karşı iddialarını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi         2015/11217 E.  ,  2016/3023 K.”İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : … Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 05/05/2015NUMARASI : 2014/671-2015/399Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.-KARAR- Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif hakkında toplam 138.000 TL tutarlı 23 adet bonoya dayalı olarak takip başlattığını, bu senetlerin kooperatif eski yöneticileri tarafından düzenlendiğini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında bonoların kayıtlı olmadığını ve davalıya sadece 16.527,52 TL borç göründüğünü ileri sürerek, davalıya 121.472,48 TL borçlu olunmadığının tespitine ve davalı hakkında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, kambiyo senetlerinin kayıtsız borç ikrarını içerdiğini, senetlerin bedelsizliğini iddia eden davacının iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna göre, kambiyo senetleri sebepten mücerret olsalar da, davanın tarafları keşideci ve lehdar konumunda olduklarından temel bir borç ilişkisine dayanmaları gerektiği, davalının dava konusu senetleri defterine kayıt etmediği, senetlerin hangi hukuki ilişkiye istinaden verildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı gerekçesiyle benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, davacının 121.472,48 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.İcra takibine konu olan senetlerden dolayı davacı kooperatif menfi tespit isteminde bulunmuştur.Davalı davanın reddini istemiştir.İcra takibine konu olan kambiyo vasfındaki senetler sebepten mücerret olup kayıtsız şartsız bir borç ikrarı mahiyetindedir.Bedelsizlik iddiasının senet kuvvetinde bir belge ile kanıtlanması gerekir.İspat yükü davacıda bulunmaktadır.Senetlerin davalı defterlerinde kayıtlı olmaması senetlerin bedelsiz olduğu anlamına gelmez.Mahkemece ispat yükünde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlere hükmün davalı yararına BOZULMASINA,bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 24.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi         2014/440 E.  ,  2014/2904 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Konya 4. Sulh Hukuk MahkemesiTARİHİ : 29/11/2012NUMARASI : 2011/554-2012/1477Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R -Davacılar vekili, davalının müvekkilleri aleyhine icra takibi yaptığını, müvekkili N.. A..’nun davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığı gibi, takibe dayanak senette imzası da olmadığını, diğer müvekkili S.. A..’nun davalıya borcunu ödemesine rağmen teminat olarak verilen senedin iade edilmeyip icra takibine konulduğunu iddia ederek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, davalı S.. A.. ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacıların borçlarını ödemediklerini, yapılan ödemelerin takibe konu senedin tanzim tarihinden önceye ait olup, bono ile ilgisi bulunmadığını ayrıca senedin teminat senedi olmadığını, davacıların iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalıya ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunmaması nedeni ile aleyhine delil teşkil edeceği, davalının ticari defterlerinden davacı N.. A.. ile arasında ticari ilişki olup, borcun nakit olarak ödenmesi nedeni ile davalının herhangi bir alacağının bulunmadığı, takibe konu bononun davalı defterlerinde yer almadığı, malen kaydını içeren bononun, davalı defterlerinde yer alandan başka bir ticari ilişkiye dayalı olarak verildiğini ispat yükünün davalı tarafa ait olup, davalının bu hususu usulüne uygun delillerle ispat edemediği, teklif edilen yeminin davacılarca eda edildiği, tazminat isteminin koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacılardan N.. A.. dava konusu senette imzası bulunmadığını, diğer davacı S.. A.. ise senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiştir. Davalının elinde bulunan senet, kambiyo senedi niteliğinde olup, davacılar somut olayda ileri sürdükleri iddiaları usulen kanıtlamakla yükümlüdürler. Senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmaması kambiyo senedi niteliğini etkileyemeyeceği gibi senedi hükümden düşürmez. Mahkemece ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek icapsız yemine de dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildiT.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/7671
K. 2012/3698
T. 23.2.2012
2004/m.72
6762/m.66
DAVA : M.M. vekili ile, … San. Tic. Ltd. Şti. vekili aralarındaki dava hakkında Afyonkarahisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 6.4.2010 gün ve 61-86 sayılı hükmün Dairemizin 24.1.2011 tarih ve 10178-625 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
KARAR : Davacı, davalıdan inşaatında kullanmak üzere kereste satın aldığını ve karşılığında 27.9.2008 tarihli 8.350 TL. bedelli çek verdiğini ancak keresteleri teslim etmediğini ileri sürerek, çekip iptali ile borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiş, aynı nedenle davalıya verdiği 27.10.2008 tarih ve 8.350 TL. bedelli çek ile 28.11.2008 tarihli 8.350 TL. bedelli çekler nedeni ile borçlu olmadığının tesbiti ve çeklerin iptaline yönelik açtığı dava da eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Davalı, çekin bir ödeme vasıtası olup illetten mücerret olduğunu, davacının çeklerin borç ödeme dışında başka bir nedenle verildiğini yazılı belge kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, çekin ödeme vasıtası olduğu davacının iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce oy çokluğu ile bozulmuş, bu kez davalı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce “ …Davacı dava dilekçesi ve delil listesinde davalının ticari defterlerine dayandığını kabul etmiştir. Diğer bir deyişle davalı defterlerindeki kaydı kabul edeceğini beyan etmiştir. Davalı tacir olduğuna göre TTK. 66.maddesi gereğince, her tacir, Ticari işletmenin iktisadi ve mali durumunu, BORÇ VE ALACAK münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadıyla, işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmaya mecburdur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı bir hukuki işlem nedeniyle alacaklı ise buna defterlerine kayıt etme zorunluluğu vardır. Tacirin ticari defter tutma ve işlemlerini kayıt etmesi veya etmemesi hukuki sonuçlar doğurur. Bu bağlamda usulüne uygun tutulmuş defterlerdeki kayıtlar sahibi lehine delil teşkil eder. Buna karşılık usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın aleyhteki kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder.
TTK 66 ve devamı maddelerine göre davalı davacıdan çek nedeniyle alacaklı olduğunu ticari defterlerine kayıt etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı sonuçlarına da katlanmalıdır. Çünkü ticari defterlere kaydedilen bir kayıt belli koşulların gerçekleşmesi halinde sahibi lehine delil kabul ettiği gibi, kaydın mevcut olmaması da aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı TTK. 66.maddesi gereğince kaydı zorunlu olmasına rağmen ticari deftere bunu kaydetmemiş olması nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davalı cevap dilekçesinde sair delil demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından davalıya yemin teklif etmek hakkı hatırlatılıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir “ gerekçesi ile bozulduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça keşide edilen çeklerin karşılıksız olup olmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığının tesbiti talebinden kaynaklanmaktadır.
Davacının davalıya her biri 8.350.00 TL meblağlı üç adet çek verdiği, bu çeklerin karşılığının çıkmadığı, davalının davacı hakkında icra takibi yaptığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Menfi tesbit davasında kural olarak alacaklı davalının alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Diğer bir deyişle alacaklının senede dayanması halinde ( çek, bono vs. ) borçlu olmadığının ispat yükü davacıdadır. Davacı aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlamalıdır. Davalı elinde yukarıda açıklandığı üzere 3 adet çek vardır, çekin ödeme vasıtası olduğu gözetildiğinde davalının alacaklı olduğu yazılı belge ile anlaşılmasına göre, davacının aynı şekilde yasal delille borçlu olmadığını kanıtlaması gerekir.
TTK’nun 66/1 maddase hükmüne göre, “ her tacir ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu , borç ve alacak münasebetlerini… tesbit etmek maksadıyla …işletmenin gerektirdiği bütün defterleri tutmaya mecburdur . “ Bütün işlemler yasaya uygun bir biçimde defterlere kaydedilmemişse yasa koyucu buna cezai yaptırımlar getirmiştir. Ayrıca defterlerin kapsamı sahibi lehine ya da aleyhine delil olur. Ancak ticari defterlere kaydolunmayan konunun delil olacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının ödeme vasıtası olmasının yanı sıra ispat aracı olma özelliğini de taşıyan çeklere dayanmasına ve temel ilişki bakımından kendisini bağlayıcı bir beyanda bulunmamasına göre , davalının dava konusu çekleri ticari defterlerine işlememesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının onanması gerekirken, yanılma sonucu yazılı şekilde bozulduğu, bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile, Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı şekilde onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 24.1.2011 gün 2010/10178-2011/625 sayılı Bozma kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bu şekilde ONANMASINA, 4,00 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, 43,90 TL peşin alınan harcın davalıya iadesine, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/38747
K. 2010/31655
T. 4.11.2010
• BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ ( İspat Yükü Kendisine Düşen Taraf H.U.M.K.na Göre Caiz Olan Diğer Deliller İle Birlikte Karşı Tarafın Ticari Defterlerine de Dayanırsa Karşı Tarafın Ticari Defterlerinin İbrazı ve Bunun Sonuçları H.U.M.K.M 330-332 Hükümlerine Tabi Olduğu )
• İSPAT YÜKÜ ( Kendisine Düşen Taraf H.U.M.K.na Göre Caiz Olan Diğer Deliller İle Birlikte Karşı Tarafın Ticari Defterlerine de Dayanırsa Karşı Tarafın Ticari Defterlerinin İbrazı ve Bunun Sonuçları H.U.M.K.M 330-332 Hükümlerine Tabi Olduğu )
• TİCARİ DEFTERLER ( Ticari Defterlerin İbrazında Davalının Ticari Defterlerinde Savunması Doğrultusunda Bir Kaydın Bulunmaması Bonoyu Hukuki Değerden Düşürmeyeceği )
• DELİLLERİN HASREDİLMESİ ( Borçlu Olmadığının Tespiti – Davacılar Davalı Ticari Defterlerine ve Yasal Deliller Diyerek Yemin Deliline Dayanmış Olmakla Öncelikle Davacılara Delillerini Karşı Tarafın Ticari Delillerine Hasredip Etmediğinin Sorulması Gerektiği )
1086/m.330,332
6762/m.83/II
ÖZET : Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacılar, davalı yanın ticari defterlerine dayanmıştır. İspat yükü kendisine düşen taraf, H.U.M.K.na göre caiz olan diğer deliller ile birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayanırsa, karşı tarafın ticari defterlerinin ibrazı ve bunun sonuçları H.U.M.K.m330-332 hükümlerine tabidir. Bunun yanında ispat yükü kendisine düşen tarafın delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasrederse, bu halde artık T.T.K.nun 83/ II maddesindeki özel hükümler uygulanarak sonuca gidilir. Bunun yanında, yukarda belirtilen iki halde de ticari defterlerin ibrazında, davalının ticari defterlerinde savunması doğrultusunda bir kaydın bulunmaması bonoyu hukuki değerden düşürmez.
Davacılar, davalı ticari defterlerine ve yasal deliller diyerek yemin deliline dayanmış olmakla öncelikle davacılara delillerini karşı tarafın ticari delillerine hasredip etmediği sorularak, bunun sonucuna göre yukarda belirtilen şekilde davalı ticari defterlerinin celbi ile, bilirkişiden davaya konu bononun ticari defterlere kayıtlı olup olmadığı ne olarak kayıtlı olduğu hususunda rapor alınması, sonuca ulaşılamaması durumunda davacılara yemin hakkını kullanıp kullanmayacakları sorularak sonuca gidilmesi gerekir.
DAVA : Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Kırmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili: Müvekkillerinin keşideci ve dualist olduğu takip dayanağı bononun, işe gidiş sırasında davalı şirkete teminat olarak verildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı vekili: Davacı Ömer’in müvekkili şirkette pazarlamacı olarak çalıştığını, işten ayrıldığı sırada pazarlaması için teslim edilen malların büyük bir kısmını iade etmeyerek, karşılığında davaya konu bonoyu verdiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, icra dosyasında davacının ödeme taahhüdünde bulunduğu senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının yazılı delil sunmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, icra takibinden sonra İ.İ.K.nun72/111 maddesi uyarınca açılmış olumsuz tespit davasıdır. Borçlu, kendisine karşı, bir icra takibi başladıktan sonra ve henüz borcu ödememiş durumda iken, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunması koşulu ile ” borçlu olmadığının tesbiti” için olumsuz tespit davası açabilir. Takibin kesinleşmesi olumsuz tespit davası açılmasına engel değildir. Kambiyo senetlerine dayanan haciz yolu ile takiplerde olumsuz tesbit davası açma olanağı İ.İ.K.madde 170/b’de açıkça öngörülmüştür. Öncelikle bu yönü ile davacıların olumsuz tesbit davası açması mümkündür.
Olumsuz tesbit davasında ispat yükü davacıya düşebileceği gibi davalıya da düşer. Kambiyo senetleri hakkında açılan tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen “hukuki ilişki” ile senet metnindeki “borç sebebi” karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği saptanır. Somut olayda, davacılar davaya konu senedin teminat olarak verildiğini, davalı ise davacı keşideci Ömer’e satması amacıyla verilen ve iade edilmeyen malların karşılığı verildiğini savunmuştur. Senetteki ihdas nedeni” nakten” olarak yazılmıştır. Böylece, her iki yan, bildirimleriyle aralarındaki ilişkide, bu bononun nakten olmadığında uyum içinde olduklarına göre, MK’nun 6 maddesi hükmü gözönünde tutularak ispat yükünün davacılara ait olduğunun kabulü gerekir.
İcra tehditi altında, haciz sırasında verilen ödeme taahhüdü tek başına, kambiyo senedi borçlularının, borçlu olduğunu göstermez.
Davacılar, davalı yanın ticari defterlerine dayanmıştır. İspat yükü kendisine düşen taraf, H.U.M.K.na göre caiz olan diğer deliller ile birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayanırsa, karşı tarafın ticari defterlerinin ibrazı ve bunun sonuçları H.U.M.K.m330-332 hükümlerine tabidir. Bunun yanında ispat yükü kendisine düşen tarafın delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasrederse, bu halde artık T.T.K.nun 83/ II maddesindeki özel hükümler uygulanarak sonuca gidilir. Bunun yanında, yukarda belirtilen iki halde de ticari defterlerin ibrazında, davalının ticari defterlerinde savunması doğrultusunda bir kaydın bulunmaması bonoyu hukuki değerden düşürmez.
Davacılar, davalı ticari defterlerine ve yasal deliller diyerek yemin deliline dayanmış olmakla öncelikle davacılara delillerini karşı tarafın ticari delillerine hasredip etmediği sorularak, bunun sonucuna göre yukarda belirtilen şekilde davalı ticari defterlerinin celbi ile, bilirkişiden davaya konu bononun ticari defterlere kayıtlı olup olmadığı ne olarak kayıtlı olduğu hususunda rapor alınması, sonuca ulaşılamaması durumunda davacılara yemin hakkını kullanıp kullanmayacakları sorularak sonuca gidilmesi gerekir iken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 4.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/7671
K. 2012/3698
T. 23.2.2012
• MENFİ TESPİT DAVASI ( Davacının Davalıya Verdiği Çeklerin Karşılıksız Çıktığı/Davacı Hakkında İcra Takibi Başlatıldığı – Davalının Dava Konusu Çekleri Ticari Defterlerine İşlememesinin Sonuca Etkili Olmadığı )
• ÇEKLERİN TİCARİ DEFTERE İŞLENMEMESİ ( Menfi Tespit Davası/Davacının Davalıya Verdiği Çeklerin Karşılıksız Çıktığı – Davacı Hakkında İcra Takibi Başlatıldığı/Davalının Dava Konusu Çekleri Ticari Defterlerine İşlememesinin Sonuca Etkili Olmayacağı )
• TİCARİ DEFTERE ÇEKLERİN İŞLENMEMESİ ( Davacının Davalıya Verdiği Çeklerin Karşılıksız Çıktığı/Davacı Hakkında İcra Takibi Başlatıldığı – Davalının Dava Konusu Çekleri Ticari Defterlerine İşlememesinin Sonuca Etkili Olmadığı/Menfi Tespit Davası )
2004/m.72
6762/m.66
ÖZET : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça keşide edilen çeklerin karşılıksız olup olmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığının tesbiti talebinden kaynaklanmaktadır. Davacının davalıya üç adet çek verdiği, bu çeklerin karşılığının çıkmadığı, davalının davacı hakkında icra takibi yaptığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Davalının ödeme vasıtası olmasının yanı sıra ispat aracı olma özelliğini de taşıyan çeklere dayanmasına ve temel ilişki bakımından kendisini bağlayıcı bir beyanda bulunmamasına göre , davalının dava konusu çekleri ticari defterlerine işlememesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
DAVA : M.M. vekili ile, … San. Tic. Ltd. Şti. vekili aralarındaki dava hakkında Afyonkarahisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 6.4.2010 gün ve 61-86 sayılı hükmün Dairemizin 24.1.2011 tarih ve 10178-625 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
KARAR : Davacı, davalıdan inşaatında kullanmak üzere kereste satın aldığını ve karşılığında 27.9.2008 tarihli 8.350 TL. bedelli çek verdiğini ancak keresteleri teslim etmediğini ileri sürerek, çekip iptali ile borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiş, aynı nedenle davalıya verdiği 27.10.2008 tarih ve 8.350 TL. bedelli çek ile 28.11.2008 tarihli 8.350 TL. bedelli çekler nedeni ile borçlu olmadığının tesbiti ve çeklerin iptaline yönelik açtığı dava da eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Davalı, çekin bir ödeme vasıtası olup illetten mücerret olduğunu, davacının çeklerin borç ödeme dışında başka bir nedenle verildiğini yazılı belge kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, çekin ödeme vasıtası olduğu davacının iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce oy çokluğu ile bozulmuş, bu kez davalı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce “ …Davacı dava dilekçesi ve delil listesinde davalının ticari defterlerine dayandığını kabul etmiştir. Diğer bir deyişle davalı defterlerindeki kaydı kabul edeceğini beyan etmiştir. Davalı tacir olduğuna göre TTK. 66.maddesi gereğince, her tacir, Ticari işletmenin iktisadi ve mali durumunu, BORÇ VE ALACAK münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadıyla, işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmaya mecburdur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı bir hukuki işlem nedeniyle alacaklı ise buna defterlerine kayıt etme zorunluluğu vardır. Tacirin ticari defter tutma ve işlemlerini kayıt etmesi veya etmemesi hukuki sonuçlar doğurur. Bu bağlamda usulüne uygun tutulmuş defterlerdeki kayıtlar sahibi lehine delil teşkil eder. Buna karşılık usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın aleyhteki kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder.
TTK 66 ve devamı maddelerine göre davalı davacıdan çek nedeniyle alacaklı olduğunu ticari defterlerine kayıt etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı sonuçlarına da katlanmalıdır. Çünkü ticari defterlere kaydedilen bir kayıt belli koşulların gerçekleşmesi halinde sahibi lehine delil kabul ettiği gibi, kaydın mevcut olmaması da aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı TTK. 66.maddesi gereğince kaydı zorunlu olmasına rağmen ticari deftere bunu kaydetmemiş olması nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davalı cevap dilekçesinde sair delil demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından davalıya yemin teklif etmek hakkı hatırlatılıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir “ gerekçesi ile bozulduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça keşide edilen çeklerin karşılıksız olup olmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığının tesbiti talebinden kaynaklanmaktadır.
Davacının davalıya her biri 8.350.00 TL meblağlı üç adet çek verdiği, bu çeklerin karşılığının çıkmadığı, davalının davacı hakkında icra takibi yaptığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Menfi tesbit davasında kural olarak alacaklı davalının alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Diğer bir deyişle alacaklının senede dayanması halinde ( çek, bono vs. ) borçlu olmadığının ispat yükü davacıdadır. Davacı aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlamalıdır. Davalı elinde yukarıda açıklandığı üzere 3 adet çek vardır, çekin ödeme vasıtası olduğu gözetildiğinde davalının alacaklı olduğu yazılı belge ile anlaşılmasına göre, davacının aynı şekilde yasal delille borçlu olmadığını kanıtlaması gerekir.
TTK’nun 66/1 maddase hükmüne göre, “ her tacir ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu , borç ve alacak münasebetlerini… tesbit etmek maksadıyla …işletmenin gerektirdiği bütün defterleri tutmaya mecburdur . “ Bütün işlemler yasaya uygun bir biçimde defterlere kaydedilmemişse yasa koyucu buna cezai yaptırımlar getirmiştir. Ayrıca defterlerin kapsamı sahibi lehine ya da aleyhine delil olur. Ancak ticari defterlere kaydolunmayan konunun delil olacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının ödeme vasıtası olmasının yanı sıra ispat aracı olma özelliğini de taşıyan çeklere dayanmasına ve temel ilişki bakımından kendisini bağlayıcı bir beyanda bulunmamasına göre , davalının dava konusu çekleri ticari defterlerine işlememesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının onanması gerekirken, yanılma sonucu yazılı şekilde bozulduğu, bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile, Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı şekilde onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 24.1.2011 gün 2010/10178-2011/625 sayılı Bozma kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bu şekilde ONANMASINA, 4,00 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, 43,90 TL peşin alınan harcın davalıya iadesine, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/10178
K. 2011/625
T. 24.1.2011
• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Alacak Kaydının Zorunlu Olmasına Rağmen Ticari Deftere Kaydetmemiş Olması Sebebiyle Davacının Davalıya Borçlu Olmadığının Tespiti Gerektiği )
• TİCARİ DEFTERE KAYIT ( Menfi Tespit İstemi – Alacak Kaydının Zorunlu Olmasına Rağmen Ticari Deftere Kaydetmemiş Olması Sebebiyle Davacının Davalıya Borçlu Olmadığının Tespitine Karar Verilmesi Gerektiği )
• YEMİN DELİLİ ( Menfi Tespit İstemi – Davalı Cevap Dilekçesinde Sair Delil Demek Suretiyle Yemin Deliline Dayandığı/Davalıya Yemin Teklif Etmek Hakkı Hatırlatılıp Sonucuna Uygun Karar Verilmesi Gerektiği )
6762/m.66
ÖZET : Dava, menfi tespit istemidir. Davalı T.T.K.66. maddesi gereğince alacak kaydının zorunlu olmasına rağmen ticari deftere bunu kaydetmemiş olması sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davalı cevap dilekçesinde sair delil demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından davalıya yemin teklif etmek hakkı hatırlatılıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükümün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı, dava ve birleşen davasında, davalıdan alacağı kereste karşılığı her bir; 8.350.00.-TL bedelli üç adet çek keşide ederek davalıya verdiğini, ancak davalının keresteleri teslim etmediğini belirterek karşılıksız kalan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekin bir ödeme vasıtası olup illetten mücerret olduğunu, davacının çek bedelini ödediğini kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, çekin ödeme vasıtası olduğu, davacının iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verdiği karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça keşide edilen çeklerin karşılıksız olup olmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinden kaynaklanmaktadır.
Davacının davalıya her biri 8.350.00.-TL meblağlı üç adet çek verdiği, bu çeklerin karşılığının çıkmadığı, davalının davacı hakkında icra takibi yaptığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Menfi tespit davasında kural olarak alacaklı davalının, alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Diğer bir deyişle alacaklının senede dayanması halinde ( çek, bono vs. ) borçlu olmadığının ispat yükü davacıdadır. Davacı aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlamalıdır. Davalı elinde yukarda açıklandığı üzere 3 adet çek vardır; çekin ödeme vasıtası olduğu gözetildiğinde davalının alacaklı olduğu davacının aynı şekilde yasal delille borçlu olmadığını kanıtlaması gerekir.
Davaya konu çeklerin keşidecisi davacı olup davalı şirket lehdar konumundadır. Davalı şirket olduğundan tacir olduğunun kabulü zorunludur. Davacı dava dilekçesi ve delil listesinde davalının ticari defterlerine dayandığını kabul etmiştir. Diğer bir deyişle davalı defterlerindeki kaydı kabul edeceğini beyan etmiştir. Davalı tacir olduğuna göre T.T.K. 66. maddesi gereğince, her tacir, ticari işletmenin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek maksadıyla, işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmaya mecburdur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı bir hukuki işlem sebebiyle alacaklı ise buna defterlerine kayıt etme zorunluluğu vardır. Tacirin ticari defter tutma ve işlemlerini kayıt etmesi veya etmemesi hukuki sonuçlar doğurur. Bu bağlamda usulüne uygun tutulmuş defterlerdeki kayıtlar sahibi lehine delil teşkil eder. Buna karşılık usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın aleyhteki kayıtlar da sahibi aleyhine delil teşkil eder.
T.T.K.66 ve devamı maddelerine göre davalı, davacıdan çek sebebiyle alacaklı olduğunu ticari defterlerine kayıt etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı sonuçlarına da katlanmalıdır. Çünkü ticari defterlere kaydedilen bir kayıt belli koşulların gerçekleşmesi halinde sahibi lehine delil kabul ettiği gibi, kaydın mevcut olmaması da aleyhine delil teşkil eder.
Mahkemece, davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu olan 9.2.2009 tarihli bilirkişi raporunda; açıkça davalı defterinde davacıdan alacaklı olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı saptanmıştır. Bu belirleme davalı aleyhine delil teşkil eder.
Bu durumda davalı T.T.K.66. maddesi gereğince kaydı zorunlu olmasına rağmen ticari deftere bunu kaydetmemiş olması sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davalı cevap dilekçesinde sair delil demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından davalıya yemin teklif etmek hakkı hatırlatılıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- ) Yukarıdaki belirtilen nedene göre bu aşamada sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hükümün davacı lehine BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan 17.15.-TL temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 24.01.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; dava İ.İ.K.nun67. maddesine dayalı ve çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, T.T.K.nun 557. maddesi hükmü gereğince, bunlarda mündemiç olan hakkın senetten ayrı dermeyan edilemeyeceği gibi, başkalarına da devredilemeyeceğine, ödeme vasıtası olan çekin aynı zamanda ispat vasıtası olma özelliğini de taşımasına ( Prof. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku Sh. 20 ), davalının böyle bir senede dayanması ve asli ilişki bakımından kendini bağlayıcı hiçbir beyanda bulunmaması karşısında davacının aynı kuvvette bir yazılı belge ile senedi hükümden düşürmesinin zorunlu olmasına ve tacir olan davalının davaya konu çeki ticari defterlerine işlememiş olmasının somut olayda sonuca etkili olmaması karşısında yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz.
yarx