adi ortakligin fesih ve tasfiyesi – 13. Hukuk Dai̇resi̇ 2009/14978 E.

Daire / Kurul
13. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No
2009/14978
Karar No
2010/4911
Karar Tarihi
2010-04-12
Karar Belgesini Aç
Daire / Kurul13. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No2009/14978
Karar No2010/4911
Karar Tarihi12.04.2010
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/14978
K. 2010/4911
• ADİ ORTAKLIĞIN FESHİ VE TASFİYESİ ( Adi Ortaklığın Feshine Karar Verildiği – Ortaklığın Mal Varlığının Ne Şekilde Tasfiye Edileceğinin Gösterileceği )
• ORTAKLIK MALVARLIĞININ TASFİYESİ ( Ortaklığın Sona Erdiği Tarihteki Ortaklığın Aktif ve Pasif Mal Varlığının Belirleneceği/Belirlenen Mal Varlığının Ne Şekilde Tasfiye Edeceğinin Taraflardan Sorulacağı – Taraflar Anlaşamazsa Tasfiye Memuru Marifetiyle Paylaştırılacağı )
• TASFİYE MEMURU ( Taraflar Paylaşımda Anlaşamazsa Mahkemenin Tayin Edeceği Tasfiye Memuru Marifetiyle Paylaştırılacağı )
T. 12.4.2010
818/m.535, 538, 539
ÖZET : Davacı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği gösterilmelidir. Ortaklığın sona erdiği tarihteki aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemenin tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle paylaştırılmasına karar verilmelidir.
DAVA : Taraflar arasındaki ortaklığın feshi ve tasfiyesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükümün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı, kardeşi olan davalı ile 1985 yılında yaptıkları sözleşme ile ağaç işleri dalında faaliyet göstermek üzere adi ortaklık kurduklarını, ortaklık kazancı ile alınan iş makineleri ile davalı adına tescil edilen kooperatif hissesine 1/2 oranında ortak olduğunu, kendisinin Almanya'da olması sebebiyle işleri davalının yürüttüğünü, ortaklık payının verilmediği gibi ortak alınan taşınmazı da adına tescil ettirdiğini ileri sürerek aralarındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara , kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-)Taraflar arasında düzenlenen 17.9.1985 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğu, her bir ortağın 1/2 oranında pay sahibi oldukları, davacının Almanya'da olması sebebiyle yönetici ortağın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini istemiş, mahkemece de fesih ve tasfiye ye karar verilmiş ancak tasfiyenin ne şekilde yapılacağı kararda belirtilmemiştir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da aynı yasanın 538 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. B.K.nun 535/7. maddesi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği de karar yerinde gösterilmelidir. B.K.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükümün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa B.K.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırmasına karar verilmelidir. Mahkemece aksine düşüncelerle ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Birinci bentte açıklanan sebeplerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın davalı yararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 12.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.