adi ortaklik iddia edilmesinde calisanin sureli calismis olmasi – 9. Hukuk Dai̇resi̇ 2013/9303 E.
9. Hukuk Dai̇resi̇
2013/9303
2015/6160
2015-02-12
İçtihat Metni
T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/9303
K. 2015/6160
T. 12.2.2015
• İŞÇİLİK ALACAKLARI DAVASI ( Davacının İşyerinde Çalıştığının Sabit Olduğu/İş Görme Edimini Yerine Getirdiği ve Davacının İş Sözleşmesiyle Çalıştığı – Davacının İstemlerinin İş Kanunu Hükümlerine Göre Bir Değerlendirmeye Tabi Tutularak Karar Verilmesi Gerektiği )
• İŞ SÖZLEŞMESİ ( Tüm Tanık Anlatımlarında Davacının İşyerinde Çalıştığının Sabit Olduğu – İş Görme Edimini Yerine Getirdiği ve Davacının İş Sözleşmesiyle Çalıştığı Gözetilerek İşçilik Alacaklarıyla İlgili İstemlerinin İş Kanunu Hükümlerine Göre Bir Değerlendirmeye Tabi Tutularak Karar Verilmesi Gerektiği )
• ADİ ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ ( Dosya İçeriğine Göre Davacı Davalıya Ait Unlu Mamuller Üretimi Yapılan İşyerinde Hamur Üretiminde Çalıştığı/Davacının Ortak Konumunda Bulunmadığı – Davacının İşçilik Alacaklarıyla İlgili İstemlerinin İş Kanunu Hükümlerine Göre Bir Değerlendirmeye Tabi Tutulması Gerektiği )
• İŞ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞU DAVALAR ( Mahkemece Taraflar Arasında İş İlişkisi Bulunmadığı Gerekçesine Göre İş Mahkemesinin Görevli Olmayacağı – O Sebeple Kabule Göre Genel Mahkemeler Görevli Olacağından Görev Yönünden Davanın Dava Şartı Yokluğu Sebebiyle Usulden Reddi Yerine Esastan Reddinin Hatalı Olduğu )
4857/m.8/1
5521/m.1
ÖZET : Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkları, iş mahkemelerinde çözülecektir. İş mahkemesinin diğer kanunlardaki ayrık düzenlemeler hariç görevli olması için taraflar arasında iş ilişkisi bulunması gerekir. Taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi dışında diğer iş görme edimi içeren özel sözleşmeler olması halinde genel hukuk mahkemelerinin, statü hukuku kapsamında olması halinde ise idari yargının görevli olması sözkonusu olacaktır. Mahkemece taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığı gerekçesine göre iş mahkemesi görevli olmayacaktır. O sebeple kabule göre genel mahkemeler görevli olacağından görev yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi yerine esastan reddine karar verilmesi hatalıdır. Uyuşmazlığın esasına gelince; dosya içeriğine göre davacı davalıya ait unlu mamuller üretimi, yapılan işyerinde hamur üretiminde çalıştığı, tanık anlatımlarında davacının eşinin işyerine ortak olduğunun belirtildiği, davacının ortak konumunda bulunmadığı, ortaklık sözleşmesi içinde olduğuna dair delil bulunmadığı, tüm tanık anlatımlarında ise davacının işyerinde çalıştığının sabit olduğu, iş görme edimini yerine getirdiği ve davacının iş sözleşmesiyle çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının işçilik alacaklarıyla ilgili istemlerinin İş Kanunu hükümlerine göre bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmesi gerekir. Yazılı gerekçe ve usule aykırı olarak davanın reddi hatalıdır.
DAVA : Davacı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde iş sözleşmesiyle çalıştığını, ücretlerinin ve fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini belirterek, ihbar tazminatıyla ücret ve fazla mesai ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı asil, davacının eşi ile kendi eşinin ortak olduğunu, davacının eşinin iki ayrı işyeri olduğunu, davacıyla aralarında hukuki ilişki bulunmadığını, işyerinde düzenli çalışma imkanı olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının 1.5.2011-20.11.2011 tarihleri arasında eşi İ. A.'ın yanında sigortalı olarak çalıştığı, tanık beyanlarına göre de davacının eşinin işyerinin ortağı olduğu, kurum kaydının aksine davacının tanık beyanları ve diğer delillerle davalının yanında hizmet akdiyle çalıştığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre; İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle ( o kanunun değiştirilen 2. maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç ) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesiyle görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. 5521 sayılı kanunun 1. maddesinin 1. Fıkrasında belirtilen İş Kanunu, şu an yürürlükte olan 4857 Sayılı İş Kanunu'dur. Keza 4857 Sayılı İş Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenlerle işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Bu sebeple 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkları, iş mahkemelerinde çözülecektir. İş mahkemesinin diğer kanunlardaki ayrık düzenlemeler hariç görevli olması için taraflar arasında iş ilişkisi bulunması gerekir. Taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi dışında diğer iş görme edimi içeren özel sözleşmeler ( vekalet, eser, ortaklık gibi ) olması halinde genel hukuk mahkemelerinin ( görev uyuşmazlığı ), statü hukuku kapsamında olması halinde ise idari yargının görevli olması ( yargı yolu uyuşmazlığı ) sözkonusu olacaktır. Mahkemece taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığı gerekçesine göre iş mahkemesi görevli olmayacaktır. O sebeple kabule göre genel mahkemeler görevli olacağından görev yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi yerine esastan reddine karar verilmesi hatalıdır.
Uyuşmazlığın esasına gelince;
4857 Sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, iş sözleşmesi, bir tarafın ( işçi ) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın ( işveren ) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder.
Adi ortaklık sözleşmesi ise iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsurlarını sözleşme, kişilerin bir araya gelmesi, katılım payı olarak emek yahut mal konulabilme ve ortak amaç oluşturur. Kişinin mal veya emek koyarak ortak olması, aynı yerde iş ilişkisi kapsamında çalışmasına da engel değildir. Özellikle emeğini ortaklığa koyan kişi, ortaklık adına işlem yapmadan hukuki ve kişisel olarak ortaklığa bağlı çalışıyor ise arada iş ilişkisi olduğu kabul edilmelidir.
Diğer taraftan kişinin bir işyerinde fiilen çalışırken, diğer bir kişi üzerinde sigortalı görülmesi sonuca etkili değildir.
Dosya içeriğine göre davacı davalıya ait unlu mamuller üretimi, yapılan işyerinde hamur üretiminde çalıştığı, tanık anlatımlarında davacının eşinin işyerine ortak olduğunun belirtildiği, davacının ortak konumunda bulunmadığı, ortaklık sözleşmesi içinde olduğuna dair delil bulunmadığı, tüm tanık anlatımlarında ise davacının işyerinde çalıştığının sabit olduğu, iş görme edimini yerine getirdiği ve davacının iş sözleşmesiyle çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının işçilik alacaklarıyla ilgili istemlerinin İş Kanunu hükümlerine göre bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmesi gerekir. Yazılı gerekçe ve usule aykırı olarak davanın reddi hatalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 12.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
