AIHM kararinin yeniden yargilamaya etkisi idari yargida
2010/1285
2013/3325
2013-10-30
İçtihat Metni
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU
E. 2010/1285
K. 2013/3325
T. 30.10.2013
• YARGILAMANIN İADESİ ( Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince Verilen İhlal Kararlarının İdari Davalar Bakımından Yargılamanın Yenilenmesi Sebepleri Arasına Girdiği – İhlalin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kesinleşmiş Kararıyla Tespit Edilmiş Olması Durumunda Yargılamanın Yenilenmesinin İstenebileceği )
• AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNCE VERİLEN İHLAL KARARI ( İhlalin Kesinleşmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı ile Tespit Edilmiş Olması Halinde Yargılamanın İadesinin İstenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince Verilen İhlal Kararlarının İdari Davalar Bakımından Yargılamanın Yenilenmesi Nedeni Olduğu )
2577/m. 53
ÖZET : Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararlarının idari davalar bakımından yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasına girmesi, 4928 sayılı Kanun ile olmuştur. İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması durumunda, yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği belirtilmiş ve bu durum, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yargılamanın yenilenmesi konusunun düzenlendiği maddesine de eklenmiştir.
İstemin Özeti : Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 23/10/2009 günlü, E:2009/1531, K: 2009/1559 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idare tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:
KARAR : Davacıya ait “…” logosuyla yayın yapan radyo kanalında 08/06/1998 tarihinde yayınlanan “…” adlı programda 3984 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan 4. maddesinin ( g ) bendinde yer alan “Toplumu, şiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk eden ve toplumda nefret duyguları oluşturacak yayınlara imkân verilmemesi” yayın ilkesinin tekraren ihlâl edildiğinden bahisle yayın kuruluşuna 90 gün yayın durdurma cezası verilmesine ilişkin 03/08/1998 günlü, 7991 sayılı işlemle bildirilen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun 28/07/1998 günlü kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Ankara 8. İdare Mahkemesinin 23/02/1999 günlü, E:1998/752, K:1999/91 sayılı kararı üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuran davacı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Birinci Dairesi'nin 30/06/2006 tarihinde kesinleşen 30/03/2006 günlü kararı uyarınca yargılamanın yenilenmesini ve dava konusu işlemin iptalini istemiştir.
Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 14/12/2007 günlü, E: 2007/611, K: 2007/2609 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin ( 1 ) fıkrasının ( ı ) bendi uyarınca davacının yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında, davacıya verilen yayın durdurma cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlâl teşkil ettiğinin; ifade özgürlüğünün demokratik toplumların en önemli temellerinden biri olduğunun, görev ve sorumlulukları çerçevesinde basına, kamu yararına ilişkin haber ve fikirleri iletme görevi düştüğünün, demokratik bir sistemde hükümetin eylemlerinin, adlî ve yasal güçlerin, basının ve aynı zamanda kamuoyunun denetimi altında bulunması gerektiğinin, bu itibarla mevcut davada dava konusu programda, yolsuzluk, güvenlik güçlerinin teröristlerle mücadelesi ya da Devletle mafya arasında olası bir bağlantı olması gibi basında da geniş yer tutan çeşitli sorunlara değinildiğinin, bu bilgilerin daha önce de kamuoyuna sunulduğunun, ayrıca bu yayınlar sırasında alıntı yapıldığının ve söz konusu bölümlerin yayınlandığı gazetenin adının ve tarihinin belirtildiğinin vurgulandığı; davacıya uygulanan cezanın öngörülen amaçlarla orantılı olmadığının ve buna bağlı olarak da demokratik bir toplumda gereklilik arz etmediğinin belirtildiği; programda yer alan ifadelerin, yorumsuz olarak bir gazete haberinden alıntı olarak aktarıldığı dikkate alındığında, Anayasa'da güvence altına alınan haber verme ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; toplumu şiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk edecek ve toplumda nefret duyguları oluşturacak nitelikte olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29/06/2009 günlü, E: 2008/8090, K: 2009/7195 sayılı kararıyla; yargılamanın yenilenmesinin kural olarak, hükmün esasını değiştirecek nitelikteki olguların hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkması durumunda, yeniden yapılacak yargılama ile kesin hükmü ortadan kaldırabilen olağanüstü bir kanun yolu olduğu; sonradan ortaya çıkan bu gibi durumlarda Kanunda sınırlı olarak sayılmış nedenlere dayanılarak taraflarca esas hükmün kaldırılmasının ve davanın yeniden incelenmesinin istenebileceği; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un “Yargılamanın Yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında hangi hallerde yargılamanın yenilenmesi istenebileceğinin maddeler halinde sayılarak, maddeye 4928 sayılı Yasa'nın 6. maddesiyle eklenen ( ı ) bendi ile “Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması” kuralının getirildiği; yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilebilmesi için öncelikle hükmün verilmesi öncesinde tarafların ellerinde olmayan bir nedenden dolayı hakkını kanıtlayamaması, delillerin, olguların mahkeme tarafından görülmeksizin hüküm verilmiş olmasının gerektiği; eğer bu tür bir olgu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde ortaya çıkarsa veya yargılama aşamasındaki bir insan hakları ihlâli yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılabilir ise 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilmesi gerekeceği; uyuşmazlık konusu olayda; davacıya ait “…” logosuyla yayın yapan radyo kanalına verilen yayın durdurma cezasının iptali istemiyle açılan davada davanın reddine ilişkin kararın Danıştay Onuncu Dairesi'nin 16/05/2001 günlü, E:1999/3953, K:2001/1825 sayılı kararıyla onandığı; kararın düzeltilmesi isteminin süre yönünden reddedilmesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuran davacının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Birinci Dairesi'nin 30/06/2006 tarihinde kesinleşen 30/03/2006 günlü kararı üzerine yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce, davacıya verilen yayın durdurma cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlâl teşkil ettiği, ifade özgürlüğünün demokratik toplumların en önemli temellerinden biri olduğu, görev ve sorumlulukları çerçevesinde basına, kamu yararına ilişkin haber ve fikirleri iletme görevi düştüğü, demokratik bir sistemde hükümetin eylemlerinin, adlî ve yasal güçlerin, basının ve aynı zamanda kamuoyunun denetimi altında bulunması gerektiği, bu itibarla dava konusu programda, yolsuzluk, güvenlik güçlerinin teröristlerle mücadelesi ya da Devletle mafya arasında olası bir bağlantı olması gibi basında da geniş yer tutan çeşitli sorunlara değinildiğinin görüldüğü, bu bilgilerin daha önce de kamuoyuna sunulduğu, ayrıca bu yayınlar sırasında alıntı yapıldığının ve söz konusu bölümlerin yayınlandığı gazetenin adının ve tarihinin belirtildiği, davacıya uygulanan cezanın öngörülen amaçlarla orantılı olmadığı ve buna bağlı olarak da demokratik bir toplumda gereklilik arz etmediği sonucuna varıldığı; görüldüğü üzere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce tartışılan olgular ve maddî olayın yargılamanın yenilenmesine esas olan dava ile aynı olduğu, davacının yargılama aşamasında elinde olmayan bir nedenle hakkını kanıtlayamaması gibi bir durumun bulunmadığı, hükmü değiştirecek yeni bir delilin ortaya çıkmadığı; ayrıca yargılamanın herhangi bir aşamasına ilişkin olarak da adil yargılanma hakkının ihlâlinin tespit edilmediği; söz konusu ihlâl kararında Ankara 8. İdare Mahkemesi ile Danıştay Onuncu Dairesi tarafından karara esas alınan olgular yeniden değerlendirilerek hüküm kurulduğu, dolayısıyla yargılamanın yenilenmesini gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de, İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak, yargılanmanın yenilenmesi isteminin kabulüne ilişkin kararda ısrar edilmiştir.
Davalı idare, Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 23/10/2009 günlü, E:2009/1531, K:2009/1559 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin üye ülke mahkeme kararlarının sözleşme veya ek protokollere aykırılığının tespiti halinde, üye ülkelerin bunu bir yargılamanın yenilenmesi sebebi kabul etmelerini, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 19 Ocak 2000 Tarih ve R ( 2000 ) 2 sayılı kararıyla üye ülkelere tavsiye etmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine göre, mağdurun, ulusal mahkeme kararı nedeniyle mağduriyetinin devam etmesi ve bu mağduriyetin tazminatla giderilemeyecek olması halinde, yargılamanın yenilenmesi veya kararın düzeltilmesi yoluna gidilebilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen ihlal kararlarının idari davalar bakımından yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasına girmesi, 19/07/2003 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 4928 sayılı Kanun ile olmuştur. Anılan Kanun'un 6. maddesi ile kesinleşmiş hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması durumunda, yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği belirtilmiş ve bu durum, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yargılamanın yenilenmesi konusunun düzenlendiği 53. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasına ( ı ) bendi olarak eklenmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen 30/03/2006 günlü kararda; ifade özgürlüğünün demokratik toplumların en önemli temellerinden biri olduğu, görev ve sorumlulukları çerçevesinde basına, kamu yararına ilişkin haber ve fikirleri iletme görevi düştüğü, demokratik bir sistemde hükümetin eylemlerinin, adlî ve yasal güçlerin, basının ve aynı zamanda kamuoyunun denetimi altında bulunması gerektiği, bu itibarla dava konusu programda, yolsuzluk, güvenlik güçlerinin teröristlerle mücadelesi ya da Devletle mafya arasında olası bir bağlantı olması gibi basında da geniş yer tutan çeşitli sorunlara değinildiğinin görüldüğü, bu bilgilerin daha önce de kamuoyuna sunulduğu, ayrıca bu yayınlar sırasında alıntı yapıldığının ve söz konusu bölümlerin yayınlandığı gazetenin adının ve tarihinin belirtildiği, davacıya uygulanan cezanın öngörülen amaçlarla orantılı olmadığı ve buna bağlı olarak da demokratik bir toplumda gereklilik arz etmediği, davacıya verilen yayın durdurma cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlâl teşkil ettiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Kesinleşmiş ulusal mahkeme kararları ile hukuka uygun bulunan idari işlemlerin idarece geri alınması hususunda ortaya çıkabilecek hukuksal engeller ve bu davaya ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen 30/03/2006 günlü kararda belirtildiği üzere, bir hakkın özüne zarar veren ihlalin varlığı sebebiyle salt tazminat ödenmesinin ihlalden kaynaklanan zararı ortadan kaldırmasının güç olduğu hallerde; yargılamanın yenilenmesi yoluyla, ihlale yol açan idari işlemin hukuksal denetiminin yeniden yapılması, Anayasa'nın 90. maddesine ve 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesinin getiriliş amacına uygun düşecektir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne ilişkin ısrar kararında usul hükümlerine aykırılık görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 23/10/2009 günlü, E:2009/1531, K:2009/1559 sayılı kararının ısrara ilişkin kısmının onanmasına, uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz istemi hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onüçüncü Dairesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 ( onbeş ) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ( AİHM ), üye ülkelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ( AİHS ) veya ek protokolleri ihlal ettiğine dair kararlarının uygulanması, anılan Sözleşmenin 46. ve Anayasa'nın 90. maddesi hükümleri gereğidir.
AİHM'nce verilen ihlal kararlarının gereği, ihlalden zarar görenin mağduriyetine son verilmesi amacıyla ve ihlalin niteliğine göre ilgili kamu otoritesi, yasama organı ya da yargı yerlerince yerine getirilecektir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 19/01/200 günlü, R ( 2000 )2 sayılı tavsiye kararı; AİHM'nce saptanan ihlalden zarar görenlerin mağduriyetinin ulusal mahkeme kararı nedeniyle devam etmesi ve bu mağduriyetin tazminatla giderilemeyecek olması halinde, yargılamanın yenilenmesi yolunun açık tutulması gerektiği yolundadır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasına 4928 sayılı Kanunla eklenen ( ı ) bendi ile, idari davalar bakımından AİHM'nin ihlal kararlarının yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edileceği hükmü getirilmiştir.
Ancak, AİHM'nin istisnasız tüm ihlal kararlarının 2577 sayılı Kanun'un 53/1-ı bendi uyarınca ve başkaca bir değerlendirme yapılmaksızın yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılacağını kabul etmek mümkün bulunmamaktadır. Zira, doğrudan yargılama sürecinden kaynaklanan ve ancak yeniden yargılama yapılmak suretiyle giderilmesi mümkün olan ihlallerde ulusal mahkemelerin bu yola gitmesi zorunlu ise; münhasıran yargılama işlevinden kaynaklanmayan ve ilgili idari organca işlemin geri alınması, kaldırılması veya ihlali gidermeye yönelik yeni bir işlem tesisinin mümkün olduğu veya ihlalden doğan mağduriyetin tazminat yoluyla ortadan kaldırılabileceği durumlarda, yargılamanın yenilenmesi koşullarının varlığından söz edilemeyecektir. Bu yorum, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin yukarıda anılan tavsiye kararının özüne de uygun olacaktır.
Uyuşmazlığa sebep teşkil eden olaydaki idari işlemin niteliği ve AİHM'nin ihlal kararının doğrudan yargılama sürecine dayalı olmaması nedeniyle olayda 2577 sayılı Kanun'un 53/1-ı bendindeki koşullar oluşmadığından; davalı idarenin isteminin kabulü ile temyiz istemine konu mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
danx
DANIŞTAY 11. DAİRESİ
Esas No
:
2013/1790
Karar No
:
2013/6582
♦AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARININ İDARİ YARGIYA ETKİSİ
♦YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİ
♦BOZMAYA UYMA SÜRE RET KARARI
DAVA : Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen 29.11.2002 tarihli, E:2002/1111; K:2002/1399 sayılı ''Bozmaya Uyma Süre Ret'' kararının; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama sonucunda, yargılama süresinin uzun olmasından doğan şikâyet konusunda, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğinin saptanmış olması nedeniyle, yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden incelenerek davanın esasının kabulüne karar verilmesi istemiyle yapılan başvurunun; yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilebilmesi için, öncelikle hükmün verilmesi ile ilgili bir aykırılığın İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince tespiti gerektiği; ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararı incelendiğinde, ihlalin yargılama süresiyle ilgili olduğunun görüldüğü; bu bağlamda yargılanmanın yenilenmesi istemine konu Mahkeme kararının alınmasına konu maddi ve/veya hukuki vakalarla ilgili olarak verilmiş bir ihlal kararı bulunmadığından, istemin 2577 sayılı Yasa'nın 53/1. maddesinde yazılı sebeplere dayanmadığı gerekçesiyle reddi yolunda Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen 12.11.2012 tarihli, E:2012/743; K:2012/1426 sayılı kararın; davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hâkimi : Emir Dalkıran
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR : İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından,
SONUÇ : Temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına; temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 ( onbeş ) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
http://www.legeshukuk.com/sonuc.php?direkgetir=271538&daire=ictihat&kisim=1
