baraj koruma alaninda ve fiili el atma yoksa idari yargi – 5. Hukuk Dai̇resi̇ 2016/1524 E.

Daire / Kurul
5. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No
2016/1524
Karar No
2016/8000
Karar Tarihi
2016-04-18
Karar Belgesini Aç
Daire / Kurul5. Hukuk Dai̇resi̇
Esas No2016/1524
Karar No2016/8000
Karar Tarihi18.04.2016
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
5. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/1524
K. 2016/8000
T. 18.4.2016
• BARAJ İÇİN YAPILAN KAMULAŞTIRMA (Taşınmazdan Ekonomik ve Sosyal Yönden Yararlanma Olanağı Kalmadığı İddiasına ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine Dayanan Taşınmaz Bedelinin Tahsili – Davaya Bakma Görevinin İdari Yargı Yerine Ait Olduğu)
• GÖREV (Baraj İçin Yapılan Kamulaştırma/Taşınmazdan Ekonomik ve Sosyal Yönden Yararlanma Olanağı Kalmadığı İddiasına ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine Dayanan Taşınmaz Bedelinin Tahsili – İdari Yargının Görevli Olduğu)
• SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNE DAYANAN TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ (2942 S. Kamulaştırma Kanununun 12/6. Md.sine Dayanan Baraj İçin Yapılan Kamulaştırma – Davaya Bakma Görevinin İdari Yargı Yerine Ait Olduğu)
2942/m.12/6
Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği/m.17,18
ÖZET : Dava, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 12/6. maddesine dayanan baraj için yapılan kamulaştırma sonucu çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulması nedeniyle, taşınmazdan ekonomik ve sosyal yönden yararlanma olanağı kalmadığı iddiasına ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 17 ve18. maddesine dayanan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkindir. Taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığından ve mutlak koruma alanında kaldığında Su Kirliliği Kontrolü Yönetmenliğinin 17 ve18. maddesi uyarıca açılan davaya bakma görevinin idari yargı yerine ait olduğu gözetilerek bu talep bakımından dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 12/6. maddesine dayanan baraj için yapılan kamulaştırma sonucu çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulması nedeniyle, taşınmazdan ekonomik ve sosyal yönden yararlanma olanağı kalmadığı iddiasına ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 17 ve 18. maddesine dayanan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulüne dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 12/6. maddesine dayanan baraj için yapılan kamulaştırma sonucu çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulması nedeniyle, taşınmazdan ekonomik ve sosyal yönden yararlanma olanağı kalmadığı iddiasına ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 17 ve18. maddesine dayanan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkindir.
Mahkeme davananın, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine göre taşınmazın mutlak koruma alanında kaldığı ve bu sebeple taşınmazda %45 oranında değer kaybı olduğu belirtilmek suretiyle taleple bağlı kalınacak 1000 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre Kamulaştırma Kanununun 12/6. maddesi koşullarının gerçekleşmediği ve ağaçlara ve yapıya da davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.
11.6.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 Sayılı Kanun'un 21. maddesiyle Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3.5.1985 tarihli ve 3194 Sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin 25.9.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu sebeple imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir.
Bu itibarla; taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığından ve mutlak koruma alanında kaldığında Su Kirliliği Kontrolü Yönetmenliğinin 17 ve18. maddesi uyarıca açılan davaya bakma görevinin idari yargı yerine ait olduğu gözetilerek bu talep bakımından dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.