E. 2002/180 – K. 2003/289

Esas No
2002/180
Karar No
2003/289
Esas No2002/180
Karar No2003/289

T.C.
DANIŞTAY
8. DAİRE
E. 2002/180
K. 2003/289
T. 22.1.2003
1136/m.55
Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği/m.5/1, 6/7, 9/3,4
Davanın Özeti : Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasındaki “Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve sair şekiller, işaret..” ibarelerinin, 6. maddesinin 7. fıkrasının ve 9. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek iptali istenilmektedir.
Savunmaların Özeti : Avukatlığın kamu hizmeti olduğu, yargı faaliyetine onun kurucu unsuru olarak katılan Avukatların, bu konumlarının gereği olarak reklam ya da reklamı çağrıştıracak davranışlardan özenle kaçınmak zorunda oldukları, yönetmeliğin iptali istenen 5/1. maddesinin Avukatlık Kanununun 55. maddesi doğrultusunda düzenlendiği, Avukatlık faaliyetlerinin ticari nitelikte olmamasından dolayı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında olmadığından marka tesciline konu olmayacağı, aynı nedenlerden ötürü internet ortamında ( com ), ( org ), ve ( net ), gibi alan adlarının kullanılamayacağı, davaya konu yönetmeliğin mevzuata uygun olarak Adalet Bakanlığının onayı ile çıkarıldığı öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi Erkan DEMİRTAŞ’ın Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Cem ERBÜK’ün Düşüncesi : Dava, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki “…Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve sair şekiller, işaret..”ibaresinin, 6 ncı maddesinin 7 nci fıkrasının ve 9 uncu maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 124 üncü maddesinde kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve buna aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmü yer almış, diğer taraftan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun reklam yasağı başlıklı 55 inci maddesinin son fıkrasında; reklam yasağına ilişkin esasların Türkiye Barolar Birliğince düzenlenecek yönetmelikle belirleneceği kuralına açıkça yer verilmiş bulunduğundan, davacının 55 inci maddenin, yönetmelik hazırlanması gerektiğine ilişkin herhangi bir atıf içermediği yolundaki iddiası yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, yasada bu yönde bir hüküm olmasa dahi Anayasanın idareye bu yetkiyi tanıdığı da tartışmasızdır.
Davacı, dava konusu yönetmeliğin, Yasanın 182 nci maddesi uyarınca Adalet Bakanlığınca onanması gerekirken sadece Türkiye Barolar Birliği iradesi ile yürürlüğe konulduğunu ileri sürmekte ise de, dosyaya sunulan belgeden sözü edilen yönetmeliğin Adalet Bakanlığınca 26.10.2001 tarihinde onaylandığı anlaşıldığından, yetki yönünden hukuka aykırılık iddiası da yerinde görülmemiştir.
1136 sayılı Yasanın 55 inci maddesinde; avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmalarının yasak olduğu yolunda, emredici ve kapsamı geniş bir hükme yer verilmiş, mesleğin düzen ve geleneklerini korumak, kanunların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesine ve yüklediği görevleri tam ve şerefli bir şekilde yerine getirmek amacıyla oluşturulan Meslek Kurallarının 7 nci maddesinde avukatın sadece adres değişikliğini, reklam niteliği taşımayacak biçimde ilan edebileceği, 8 inci maddesinde de kendisine iş sağlama niteliğindeki her davranıştan çekineceği kuralları getirilmiştir.
Yasada da belirtildiği gibi, avukatların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü girişim ve eylemde bulunmalarının önlenmesi amacıyla düzenlenen yönetmelikte “Türkçe dışında yabancı dillerde ifadelere, şekillere veya işaretlere yer verilemeyeceğinin öngörülmesi ile, avukatlık mesleğinde bulunanlar arasında farklılık yaratılmasının ve bu suretle reklama yol açılmasının önlenmesi amaçlandığından Yönetmeliğin 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yasa ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, 556 sayılı KHK’de markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan her türlü işaret olduğu ve bu KHK’den sınai ve ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yararlanacağı belirtilmiştir. Avukatlık yasanın 1 inci maddesinde de belirtildiği üzere kamu hizmeti niteliği taşıyan meslektir ve ticaretle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Belirtilen durumda sınai ve ticari faaliyette bulunan kişilerin yararlanmasına sunulan bir olanaktan, hukuk alanında hizmet veren avukatların da yararlanabileceklerini ileri sürmek yasal olarak mümkün değildir.
Gerek aynı büroda birlikte çalışma gerekse avukatlık ortaklığında verilen hizmetin yasa gereği ticari nitelikte bulunmadığı açıktır. Avukatlık ortaklığının bir organizasyon ya da kuruluş sayılması da mümkün olmadığı gibi iletişim hizmetlerinin pazarlanması ile de herhangi bir ilgisi bulunmadığından, Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin 3 ve 4 üncü fıkralarının yasaya aykırı olduğu yolundaki iddia da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için belirlenen 22.1.2003 gününde davacı ve davalılardan Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı vekilinin gelmediği, Adalet Bakanlığı’nı temsilen Mithat Özcan’ın geldiği anlaşıldıktan, Adalet Bakanlığı temsilcisinin açıklamaları ile Danıştay Savcısının düşüncesi dinlendikten sonra işin gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasındaki “…Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve sair şekiller, işaret..”ibaresinin, 6. maddesinin 7. fıkrasının ve 9. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasaların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği kuralı yer almıştır. 1136 sayılı Avukatlık Yasasının reklam yasağı başlıklı 55. maddesinin son fıkrasında ise; reklam yasağına ilişkin esasların Türkiye Barolar Birliğince düzenlenecek yönetmelikle belirleneceği kuralına açıkça yer verilmiş bulunduğundan, davacının 55. maddenin, yönetmelik hazırlanması gerektiğine ilişkin herhangi bir atıf içermediği yolundaki iddiasında isabet bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, dava konusu yönetmeliğin, Yasanın 182. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığınca onanması gerekirken sadece Türkiye Barolar Birliği iradesi ile yürürlüğe konulduğu ileri sürümekte ise de; dosyaya sunulan belgeden sözü edilen yönetmeliğin Adalet Bakanlığınca 26.10.2001 tarihinde onaylandığı anlaşıldığından, yetki yönünden hukuka aykırılık iddiası da yerinde görülmemiştir.
1136 sayılı Yasanın 55. maddesinde; avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmalarının yasak olduğu yolunda, emredici ve kapsamı geniş bir hükme yer verilmiş, mesleğin düzen ve geleneklerini korumak, yasaların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesine ve yüklediği görevleri tam ve şerefli bir şekilde yerine getirmek amacıyla oluşturulan Meslek Kurallarının 7. maddesinde, avukatın sadece adres değişikliğini, reklam niteliği taşımayacak biçimde ilan edebileceği, 8. maddesinde de kendisine iş sağlama niteliğindeki her davranıştan çekineceği kuralları getirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında, tabelada; “Türkçe dışında yabancı dillerde ifadelere, şekillere veya işaretlere yer verilemeyeceği” öngörülmüştür.
Avukatlık mesleğinde bulunanlar arasında farklılık yaratılmasının ve bu suretle reklama yol açılmasının önlenmesi amaçlandığından, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yasa ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 7. fıkrasında; “Avukatlık hizmeti hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamaz; bu yolda başvuruda bulunulamaz”, hükmü yer almaktadır.
27.6.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de, markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan her türlü işaret olduğu ve bu Kanun Hükmünde Kararname’den sınai ve ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yararlanacağı belirtilmiştir. Avukatlık, 1136 sayılı Yasanın 1. maddesinde de belirtildiği üzere kamu hizmeti niteliği taşıyan serbest bir meslektir ve ticaretle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Belirtilen durumda sınai ve ticari faaliyette bulunan kişilerin yararlanmasına sunulan bir olanaktan, hukuk alanında hizmet veren avukatların da yararlanabileceklerini ileri sürmek yasal olarak mümkün değildir.
Dava konusu Yönetmeliğinin “internet” başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasında; “Avukatın açacağı internet sayfasının adresi sadece avukatlara özgü bir adres türü tesis edilene kadar ( http// www. isimsoyisim.gen.tr ) ya da ( http//www.ortaklıkunvanı.gen.tr ) şeklinde olmak zorunda olduğu 4. fıkrasında ise; “avukat, bir başka internet uzantısı ile ( com., net, org., vb ) internet sayfası açamaz” kuralları yer almaktadır.
Bireysel çalışma veya avukatlık ortaklığında verilen hizmetin yasa gereği ticari nitelikte bulunmadığı açıktır. Avukatlık ortaklığının bir organizasyon ya da kuruluş sayılması da mümkün olmadığı gibi iletişim hizmetlerinin pazarlanması ile de herhangi bir ilgisi bulunmadığından, Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davanın reddine yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davanın karara bağlandığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 520.000.000.-lira vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına verilmesine 22.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
danx