E. 2010/134 – K. 2016/476
2010/134
2016/476
TBB DİSİPLİN KURULU KARARI
Tarih – Esas No – Karar No
Konu
T. 26.06.2016E. 2016/508K. 2016/476
Vekâletten azil, muhatabına ulaşmakla sonuç doğuran ve vekilin vekâletten doğan yetkilerini ortadan kaldıran bir işlemdir. Azilnamenin tebliğinden sonra müvekkilin yararına olduğu düşüncesi ile olsa dahi, vekâlet yetkilerinin kullanılması mümkün değildir. Davanın düşmesi veya katılmama müvekkilin amaçladığı bir hukuki sonuç olabilir.
(Yas 34,134,TBB Mes. Kur 5,27)
Yazdırmak için tıklayınız
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.06.2016 gün ve “Olur”u ile Kurulumuzun 09.04.2016 gün ve 2016/99 Esas, 2016/280 Karar sayılı kararı,
“Avukat K.G. hakkında, müşteki M.Ç. ’nin … 12. Noterliğinde düzenlettirdiği 06.02.2009 tarih ve 1979 yevmiye sayılı azilname ile kendisini vekillik görevinden azlettiği ve bu azilname usulüne uygun olarak 14.02.2009 tarihinde tebliğ edildiği hâlde, müşteki vekili sıfatıyla takip ettiği ve E.A. ’ın “karşılıksız çek keşide etmek” suçundan sanık olarak yargılandığı … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/697 esasına kayden görülen kamu davasının 17.03.2009 tarihli duruşmasına, düzenlediği 16.03.2009 tarihli yetki belgesine istinaden Avukat İ.H. müşteki vekili sıfatıyla katılmasına sebebiyet verdiği iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturması sonunda … Barosu Disiplin Kurulunca disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca, adı geçen Avukat hakkında disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle görevi kötüye kullanmak suçundan … 3. Ağır Ceza Mahkemesine Esas: 2010/134 sayısına kayden açılan kamu davası sonunda müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine dair verilen kararın kesinleştiği ve … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin Esas: 2008/697 sayısına kayden görülen bahsi geçen kamu davasına şikâyet edilen Avukatın yanında sigortalı olarak çalışan Avukat İ.H. ’ın katıldığı nazara alındığında cezaların şahsiliği ilkesi gereğince şikâyet edilen Avukatın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de;
Müştekinin zararının bulunmaması nedeniyle görevi kötüye kullanmak suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle şikâyet edilen Avukat hakkında beraat kararı verildiği, ancak, azilnamenin şikâyet edilen Avukata 14.02.2009 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği gibi şikâyet edilen Avukatın müştekiye gönderdiği 02.03.2009 tarih ve 04500 yevmiye sayılı ihtarnamede, azilden 26.02.2009 tarihinde haberdar olduğunu belirttiği ve yetki belgesinin bu tarihten sonra 16.03.2009 tarihinde düzenlendiği nazara alındığında, müşteki tarafından azledildiği halde düzenlediği yetki belgesine istinaden Avukat İ.H. ’ın sanık müşteki vekili sıfatıyla … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bahse konu kamu davasına katılmasına sebebiyet vermek şeklindeki eyleminin sabit olduğu ve ceza yasası hükümlerinden ayrı olarak başlı başına Avukatlık Kanununun 34 ve 134. maddeleri ile Meslek Kurallarının 3 ve 4. maddelerine aykırılık teşkil ettiği gözetilmeden itirazın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.” gerekçesi ile Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dosya yeniden incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat … 12. Noterliği’nin 06.02.2009 tarih ve 1979 yevmiye sayılı azilname ile azledilmiş, azilname 14.02.2009 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve savunmasına göre 26.02.2009 tarihinde muttali olmuştur.
Yetki belgesinin düzenlendiği 16.03.2009 tarihinde vekil olmadığı ve bu nedenle yetki belgesi düzenleyemeyeceği açıktır. Tüm bunlara karşın düzenlenen yetki belgesi ile Avukat İ.Ç., … 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/697 esasına kayden görülen kamu davasının 17.03.2009 tarihli duruşmasına katılmış ve dosyaya müdahil olmuştur.
Vekâletten azil, muhatabına ulaşmakla sonuç doğuran ve vekilin vekâletten doğan yetkilerini ortadan kaldıran bir işlemdir. Azilnamenin tebliğinden sonra müvekkilin yararına olduğu düşüncesi ile olsa dahi, vekâlet yetkilerinin kullanılması mümkün değildir. Davanın düşmesi veya katılmama müvekkilin amaçladığı bir hukuki sonuç olabilir.
Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından, eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Adalet Bakanlığı geri gönderme gerekçesi yerinde olmakla uyulmasına, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”ilişkin 12.10.2015 gün ve 2015/D.323 Esas, 2015/531 Karar sayılı kararının kaldırılarak,şikâyetli avukat K.G. ’in uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulü ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 12.10.2015 gün ve 2015/D.323 Esas, 2015/531 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, şikâyetli avukat K.G. ’in “Uyarma Cezası İle Cezalandırılmasına”
2- Sonucun Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereği Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
3- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.
http://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKarari914.tbb
TBB DİSİPLİN KURULU KARARI
Tarih – Esas No – Karar No
Konu
T. 13.06.2015E. 2015/232K. 2015/466
Avukatın vekillik görevi azilnamenin dosyasına veya kendisine tebliği ile sona erer ve azledilen avukat müvekkili leh ve aleyhine hiçbir işlem yapamaz.
Av.Yas. 34, 134 TBB Mes. Kur 3, 4
Yazdırmak için tıklayınız
İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat hakkında “Davalı vekili sıfatıyla takip ettiği müşteki F. tarafından müvekkili S. aleyhine … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1613 Esasına kayden açılan kira bedelinin tespiti davasında, davanın takip edilmemesine ve tarafların karşılıklı olarak vekâlet ücreti alacağı taleplerinin bulunmayacağına dair şikâyetçi ile davalı asil arasında yapılan sözlü anlaşmadan haberdar olmasına rağmen, müvekkilinin bilgisi olmadan 04.06.2009 tarihli duruşmaya katılıp, davacı vekilinin hazır olmadığı duruşmayı davalı vekili olarak kendisinin takip edeceğini belirterek Mahkemece 2009/759 sayı ile davanın reddine dair karar verilmesini sağladıktan sonra Mahkemece hükmedilen … Türk lirası vekâlet ücretine istinaden davalı asilin haberi olmadan alacaklı vekili sıfatıyla, 11.09.2009 tarihinde şikâyetçi hakkında … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, olayları öğrenen müvekkili tarafından … Noterliğince düzenlenen 29.09.2009 tarihli azilnamesi ile azledilmesine rağmen, bahse konu icra takibine devam edip, alacağın tahsiline dair 17.03.2011, 28.04.2011 ve 10.04.2011 tarihlerinde işlemler yaptığı” iddiası üzerine …Barosu Yönetim Kurulu’nun 13.02.2014 günlü ve 2014/395 sayılı kararı ile başlatılan kovuşturmada, eylem sabit görülmediğinden disiplin cezası tayin edilmemiştir.
Şikâyetli avukat 26.07.2012 ve 24.04.2014 kayıt tarihli savunma dilekçelerinde özetle, şikâyet eden tarafın kendi müvekkili olmadığını, karşı taraf (borçlu) olduğunu, yani aleyhine verilen karar ile haksızlığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olan kişi olduğunu, sırf yasal sorumluluğundan kurtulabilmek için kendisini haksız yere şikâyet ettiğini, iddia edildiği gibi müvekkilinin yazılı veya sözlü olarak duruşmaya girmemesi konusunda talimatı veya bilgilendirmesinin söz konusu olmadığını, böyle bir yazılı belge olmadan duruşmaya girmemesi durumundan görevini ihmal etmesinin söz konusu olacağını ve bu halde müvekkiline karşı sorumluluğunun doğacağını, ayrıca avukatlık ücretlerinin müvekkili ve şikâyetçi tarafından halen dahi ödenmediğini, kesinlikle suç işleme kastının olmadığını, kaldı ki şikâyetçinin kendisini şikâyete hakkı ve yetkisinin olmadığını, ceza usul hükümlerine göre şikâyet konu olayın hukuki bir sorun olduğunu, şikâyetçinin olaydan suçtan zarar gören ya da mağdur olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, takip borçlusunun takip alacaklısının vekiliyle olan içi ilişkisi sebebiyle borcunu ödememesinin de söz konusu olamayacağını, BK’da ve İİK’da borcu sona erdiren sebeplerin belli olduğunu, şikâyetçi borçlunun borcunu ödemediğini, ödediğine dair bir belge de sunamadığını, açıklanan sebeplerle şikâyetin reddini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında, şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 08.08.2012 tarihli “Olur”u ile “Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde ‘Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti avukata aittir.’ şeklinde düzenlemenin bulunduğu, adı geçen avukatın yasal hakkını kullanarak icra takibi başlattığı, bu sebeple, iddianın kısmen doğrulanmadığı, kısmen de eylem muahezeyi gerektirmediği” kovuşturma yapılmasının gerekli olmadığının düşünüldüğü,
… Barosu Yönetim Kurulu’nun 31.01.2013 günlü ve 2013/163Karar sayılı kararı ile şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği,
Şikâyetçinin itirazı üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 09.09.2013 günlü ve 2013/523 Esas, 2013/800 Karar sayılı kararıyla İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun kararının kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verildiği,
Şikâyetçi F. vekili Avukat S. tarafından S. aleyhine … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas sayılı dosyası ile kira parasının tespiti davası açıldığı, davada Serpil Sökmen’in vekillik görevini şikâyetli Avukat C.’nun üstlendiği, Mahkemece 04.06.2009 günlü ve 2009/759 Karar sayılı ilam ile davanın husumet yönünden reddine, davalı lehine …-TL vekâlet ücretine hükmedildiği,
Şikâyetli avukat tarafından, S. vekili sıfatıyla … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas, 2009/759 Karar sayılı 04.06.2009 günlü kararına istinaden dava karşı yan vekâlet ücreti alacağının tahsili için … İcra Müdürlüğü’nün 2009/19081 Esas sayılı dosyası ile 11.09.2009 tarihinde şikayetçi aleyhine ilamlı icra takibi başlattığı,
… Noterliğinin 29.09.2009 günlü ve 10245 yevmiye numaralı azilnamesi ile S.’in Şikâyetli Avukat C.’nu azlettiği, aynı zamanda 27.06.2012 havale tarihli dilekçe ile bilgisi ve talimatı olmadan kendi adına alacaklı olarak açılan … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 Esas sayılı icra dosyasından feragat ettiği,
Şikâyetli vekili Avukat S. tarafından … İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/550 Esasına kayden S. aleyhine açılan şikâyet davasında Mahkeme tarafından 12.07.2012 günlü ve 2012/845 Karar sayılı ilam ile “Dosya içerisinde bulunan azilname örneğinden davalı alacaklının şikâyete konu takipte görev yapan vekilini 29.09.209 tarihinde azlettiği, azilnamenin davalı vekiline 09.10.2009 tarihinde tebliğ edildiği bellidir. Azilname tarihi dikkate alınarak davalı vekilinin davacı hakkında takip yapmasında ve vekil sıfatı ile görev ifa etmesinde yasal bir engel bulunmasa da azledildiğini bilen davalı vekilinin bu tarihten sonra 17.03.2011 – 28.04.2011 – 29.12.2011 – 10.04.2012 tarihlerinde değişik haciz taleplerinde bulunması ve icra müdürlüğünce istemlerin kabul edilerek haciz işlemleri yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Takibe konu alacağın vekâlet ücreti olması ve alacağın mahkemece tarifeye göre hükmedilen vekâlet ücreti niteliğinde bulunması bu gerçeği değiştirmez. Çünkü vekâlet ücreti vekil adına değil davalı adına hükmedilmiştir. Vekilin hükmedilen vekâlet ücretini iç ilişki içinde ancak müvekkilinden talep etmesi mümkündür. Bu nedenle icra müdürlüğünün kararı usul ve yasaya aykırı olmakla kararın iptaline ve azilnamenin tebliğ tarihinden sonraki tüm haciz işlemlerinin ve takip işlemlerinin iptaline, davalı vekilinim müdahil olma talebinin reddine” karar verildiği,
Dosya içerisinde, … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 Esas sayılı takip dosyasının fotokopisinin, … İcra Hukuk Mahkemesinin 12.07.2012 günlü ve 2012/550 Esas, 2012/845 Karar sayılı ilamının örneğinin, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas, 2009/759 Karar sayılı 04.06.2009 günlü kararı örneğinin, azilname ve vekâletname örneklerinin yer aldığı,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, hakkında verilmiş herhangi bir disiplin cezasının olmadığı görülmüştür.
Şikâyetçi vekili Avukat S. 30.01.2015 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; şikâyetli avukatın … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin kiracısı S.in vekili iken, tarafların avukatların duruşmaya girmemeleri suretiyle anlaşarak birbirlerinden masraf ve ücreti vekâlet istemeksizin davaya sonlandırmaya karar verdiklerini, ancak kendisi, duruşmaya, girmezken şikâyetli avukatın duruşmaya girerek kendi lehine ücreti vekâlet takdir ettirerek davayı bitirdiğini, dava karşı yan vekâlet ücretine ilişkin müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, şikâyetli avukatın azledilmesine rağmen söz konusu icra dosyasında işlem yapmaya devam ettiğini, … Barosu Disiplin Kurulu tarafından her cümlesi yanlış ve yetki aşımı ile karar verildiğini, azledilmiş bir avukatın haciz işlemlerinin muhatabı olan müvekkilinin haksız ve hukuksuz işlemlere karşı şikâyet hakkının bulunduğunu, kararda vekâlet ücretini bertaraf etmek için azilname düzenlediğine ilişkin ibarelerin yer almasının yetki aşımı olduğunu, bu hususta karar verme yetkisini mahkemelerde olduğunu, otuz beş yıllık mensubu bulunduğu İstanbul Barosu’nun, haksızlığı ve hukuksuzluğu mahkeme kararı ile sabit bir avukatını koruma adına, bu haksız ve hukuksuzluktan zarar görmüş bir vatandaşın hakkını aramasına direnmesini içine sindiremediğini, açıklanan nedenlerle Disiplin Kurulu’nun haksız, hukuksuz ve anlamsız kararının itirazen kaldırılmasını talep etmiştir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3.maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın … Noterliğinin 29.09.2009 günlü ve 10245 yevmiye numaralı azilnamesi ile S. tarafından azledilmesine ve bu azilnamenin kendisine 09.10.2009 tarihinde tebliğ edilmesine karşın takip dosyasında … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 Esas sayılı takip dosyasında 17.03.2011 – 28.04.2011 – 29.12.2011 – 10.04.2012 tarihlerinde değişik haciz taleplerinde bulunduğu dosya kapsamı ile tartışmasızdı
Avukatın vekillik görevi azilnamenin dosyasına veya kendisine tebliği ile sona erer ve azledilen avukat müvekkili leh ve aleyhine hiçbir işlem yapamaz.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Bu nedenlerle eylem Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. Maddelere aykırı olduğundan Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olmamakla Şikâyetçi F. vekili avukat S.’nin itirazının kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetçi F. vekili avukat S.’nin itirazının kabulü ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 13.10.2014 günlü ve 2014/D.183 Esas, 2014/826 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli avukat M.’nun “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
http://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKarari783.tbb
TBB DİSİPLİN KURULU KARARI
Tarih – Esas No – Karar No
Konu
T. 27.09.2014E. 2014/393K. 2014/626
Azil ile vekâlet görevi sone erer ve azledilen avukat müvekkilin lehine ve/veya aleyhine olsun hiçbir hukuksal işlem yapamaz.
(Av. Yas. 34, 134 TBB Mes. Kur 3, 4)
Yazdırmak için tıklayınız
İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat hakkında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun “disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına” ilişkin 20.10.2011 gün ve 2011/415 sayılı kararın TBB Yönetim Kurulu’nun 12.12.2011 gün ve 2012/159 Esas, 2012/330 Karar sayılı kararı ile “… 25.Noterliği’nce 02.08.2006 tarih ve 40144 y.nosu ile düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi ile T. G.. G. Yat. İnş. veTic A.Ş. …Mimarlık Danışmanlık İnş. San. Tic.Ltd.Şti, M… İnş. San.Tic. Ltd. Şti. ve şikâyetçi İ. İnş. San. Tic. A. Ş. nin bir araya gelerek, T.-…-İ.-M. adi ortaklığını kurdukları,
Şikâyetçi şirketin 15.01.2008 tarihinde M. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ne sermayesini, hak ve hisselerinin tamamını bütün hak ve yükümlülükleriyle birlikte devrettiği, bu devrin 16.01.2008 tarihinde icra kurulu kararına geçirildiği, 02.06.2009 tarihinde notere onaylatıldığı,
Her ne kadar adi ortaklık sözleşmesinin 13. maddesi ile “ortakların hiç birinin bu sözleşmede tespit edilmiş hak ve vecibelerini kısmen veya tamamen bir şirket veya şahsa … Konut GYO A.Ş. nin ve diğer üç ortağın yazılı ve müşterek rızası olmadan devredemeyeceği” hüküm altına alınmışsa da, adi ortaklık hissesinin devri için sözleşme dışı 3. hükmi şahıs durumunda olan … Konut GYO A.Ş.nin onayı alınması hükmünün yasaya ve adi ortaklık sözleşmesine aykırı olduğu,
Hisse devrinin, diğer üç ortak tarafından onaylanmasıyla gerçekleşmiş olduğu,
Şikâyetli avukatın, İ. İnş. San. Tic. A. Ş. tarafından 28.05.2009 tarihli azilname ile azledildiği, Adi ortaklığı oluşturan işin ifasının … Konut GYO A.Ş. tarafından feshedilmesi üzerine, T. Gay. Gel. Yat. İnş. veTicA.Ş.nin Ocak 2010 düzenleme tarihli senetler tanzim ettiği ve T.-…-İ.- M. adi ortaklığını kefil olarak gösterdiği,
Dosya içinde, T.-…-İ.-M. adi ortaklığı T. Gay.Gel.Yat.İnş.ve Tic A.Ş., … Mimarlık Danışmanlık İnş.San.Tic.Ltd.Şti, M. İnş.San.Tic.Ltd.Şti, ve İ. İnş.San.Tic.A.Ş. adına T. Gay.Gel.Yat.İnş. Tic.A.Ş. vekili H. B. E. tarafından, …9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/624 E. sayılı 11.06.2006 tarihli müteferrik kararı ile adi ortaklığın temsil ve ilzamının T. Gay.Gel.Yat.İnş, Tic.A.Ş.ne verildiğine dair karara dayanılarak, şikâyetli avukata 15.06.2009 tarihli vekâletname verildiği,
T. Gay. Gel.Yat. İnş. ve Tic A.Ş. ile T.-…, İ.-M. adi ortaklığı aleyhine Ocak 2010 düzenleme tarihli senetlerden dolayı icra takipleri yapılmaya başlandığı, şikâyetli avukatın her iki borçlu vekili olarak açılan takiplerde, borcun tamamını kabul ettiği,
Oysa Borçlar Yasasının 520. maddesine göre adi ortaklığın hükmi şahsiyeti bulunmadığından taraf ehliyetinin olmadığı, bu nedenle adi ortaklık adına verilen vekâletnamenin geçersiz olduğu gibi, takip konusu borçların adi ortaklık adına kabulünün de mümkün olmadığı,
Vekâletnamenin ve borcun kabulünün, ancak adi ortaklığı oluşturan şirketlerden her birinin ayrı ayrı vekâletname vermesi veya her bir tarafından borcun kabulü ile mümkün olduğu, şikâyetli avukatın ise İ. İnş. San. Tic.A. Ş. tarafından 28.05.2009 tarihli azilname ile azledildiği,
Diğer taraftan, … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/624 E. sayılı 11.06.2006 tarihli müteferrik kararına göre vekâletname verildiği kabul edilse dahi, söz konusu davanın 02.02.2010 tarihili karar ile feragat nedeniyle reddine karar verildiği, dolayısıyla 11.06.2006 tarihli müteferrik karara göre verilen vekâletnamenin geçersiz hale geldiği, buna rağmen şikâyetlinin, 02.02.2010 tarihinden çok sonraki tarihlerde, açılan takip dosyalarındaki borçlan kabul ettiği görülmüştür.
Yukarda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre, şikâyetlinin 1136 sayılı Avukatlık Yasası ve Meslek Kurallarına aykırı davrandığı kabul edildiğinden, hakkında verilen karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenle itirazın kabulüne, … Barosu Yönetim Kurulunun Disiplin Kovuşturması Açılmasına Yer Olmadığına İlişkin 20.10.2011 günlü ve 2011/1415 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, şikâyetli hakkında 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 34. ve 134. maddeleri ile Meslek Kurallarının 3 ve 4. maddelerine göre değerlendirme yapılmak üzere disiplin kovuşturması açılmasına karar verilmek üzere dosyanın … Barosu Başkanlığı’na gönderilmesine,” karar verilmesi üzerine … Barosu Yönetim Kurulu’nun 26.07.2012 gün ve 2012/Ş.726 sayılı kararı ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülmeyerek disiplin cezası tayinine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli Avukatın önceki savunma ve itirazlarında özetle; soruşturma aşamasındaki savunmasını tekrarladığını, olayda geçerli bir azlin söz konusu olmadığını, yapılan hukuki işlemlerin müvekkillerinin menfaatine olduğunu, geçersiz olduğu iddia edilen vekâletname ile açtığı davada şikâyetçi firmanın sessiz kalarak azil iddiasının arkasında durmadığını ve bu konuda Avukat M. Ö.’in tanıklığına başvurulabileceğini beyan ederek, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiştir.
Şikâyetli Avukatın Disiplin Kurulunda yapılan duruşmasındaki yaptığı sözlü savunmada ise; dört şirketlik adi ortaklığın vekili olduğunu, ayrıca 3 şirketin de (İ.dahil) vekâletname verdiğini, bilahare İ.’nin kendisini azlettiğini, ancak şirketlerin verdikleri tek tek vekâletnameleri hiçbir zaman kullanmadığını, kullanmış olduğu vekâletnamenin 4 şirketi temsilen verilen müşterek vekâletnameler olduğunu, bu vekâletnamede azlin söz konusu olmadığını, İcra dosyalarındaki işlemlerin Adi Ortaklığın İcra Kurulu’nun vermiş bulunduğu yazılı talimatı üzerine müşterek vekâletnameye istinaden yapıldığını, bu vekâletnamede de azlin söz konusu olmadığını, … 14. İcra Müdürlüğü’nün 2010/21623 E.sayılı dosyasına sunulan borcun kabulü, sürelerden feragat ve mal beyanı hakkındaki konulu dilekçeyi ve eklerini sunarak, diğer tüm icra dosyalarında buna benzer beyanların mevcut olduğunu, ayrıca …Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. tarafından İ.’nin adi ortaklıktan ayrılmasına onay vermediğine ilişkin ve ayrıca İ.’yi de muhatap alarak adi ortaklığın işini feshettiğine ilişkin belgeleri de dosyaya sunduklarını, ayrıca İ.’nin halen ortak olarak vergi yükümlülüğünün devam etmekte olduğunu, yapılan işlemlerin İ.’nin menfaatine olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.
İncelenen dosya kapsamından Şikâyetliavukatın … 41. Noterliği’nin 28.05.2009 gün ve 28772 yevmiye Nu.luazilnamesi ile İ. İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekilliğinden azledildiği,
… 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/22605 Esasında “T., …-M., İ.” adi ortaklığı adına Şikâyetli avukat H. K. tarafından takibe itiraz edilmediğinin bildiri 30.07.2010 tarihli tarihli dilekçe ile bildirildiği,
… 14. İcra Müdürlüğü’nün 210/21623 Esasında “T., …- M., İ.” adi ortaklığı adına Şikâyetli avukat H. K. tarafından takibe itiraz edilmediğinin 06.07.2010 tarihli dilekçe ile bildirildiği,
… 14. İcra Müdürlüğü’nün 210/20132 Esasında “T., …-M., İ.” adi ortaklığı adına Şikâyetli avukat H. K. tarafından takibe itiraz edilmediğinin 06.07.2010 tarihli dilekçe ile bildirildiği,
… 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/112922 Esasında T. …, M._İ.” adi ortaklığı adına Şikâyetli avukat H. K. tarafından takibe itiraz edilmediğinin 17.06.2010 tarihli dilekçe ile bildirildiği,
… 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/12923 Esasında T. …, M._İ.” adi ortaklığı adına Şikâyetli avukat H. K. tarafından takibe itiraz edilmediğinin 17.06.2010 tarihli dilekçe ile bildirildiği,
… 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/12924 Esasında T. …, M., İ.” adi ortaklığı adına Şikâyetli avukat H. K. tarafından takibe itiraz edilmediğinin 17.06.2010 tarihli dilekçe ile bildirildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 11.10.2012 kayıt tarihli dilekçesi ile müvekkil şikâyetçi şirketin 15.01.2008 tarihinde sermayesi ile hak ve hisselerinin tamamını bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte M. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’ye devrettiğini, böylece sözü edilen adi ortaklıktan ayrıldığını, ancak 2010 yılı Haziran ayından itibaren müvekkil şirket adi ortaklık adına keşide edilen senetler nedeniyle icra takiplerine maruz kaldığını, şirkete gelen ödeme emirlerine süresinde itiraz edildiğini, ancak bir kısım icra takiplerinden bankadaki paralar üzerine haciz konması ile haberdar olunduğunu, icra dosyalarında yapılan araştırma ile şikâyet edilen avukatın şikâyetçi firmanın ortaklıktan ayrıldığı tarihten çok sonraki bir tarihte verilen vekâletname ile borçları kabul ettiğinin tespit edildiğini, kesinleşen takiplerin iptali için açılan davalarda şikâyetçi şirket tarafından teminat bedellerinin yatırıldığını, davaların derdest olduğunu, şikâyetçinin maddi olarak da zarara uğradığını, şikâyet edilen avukatın, şirketin adi ortaklıktan ayrıldığını bildiği halde bu durumdan bahsedilmeyerek borçların kabul edildiğini, her ne kadar şikâyet edilen avukat tarafından aldığı talimat gereği işlem yapıldığı beyan edilmiş ise de, şikâyet edilen avukatın bildiği halde kanuna aykırı işlem yaparak yasalara ve meslek etiğine aykırı davrandığını, savcılığa yapılan şikâyet sonunda verilen takipsizlik kararma karşı … 9. İdare Mahkemesi’nin 2011/1712 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve yargılamanın halen sürdüğünü, şikâyetin devam ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın 28.09.2009 tarihinde azledilmesine karşın Şikâyetçi aleyhine yapılan icra takiplerinde takiplere itiraz edilmediğine ilişkin dilekçe verdiği ve takiplerin kesinleşmesine neden olduğu dosya kapsamı ile tartışmasızdır.
Azil ile vekâlet görevi sone erer ve azledilen avukat müvekkilin lehine ve/veya aleyhine olsun hiçbir hukuksal işlem yapamaz.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetsiz olmakla Şikâyetçi itirazının kabulü ile Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddeler gereği disiplin cezası tayini gerekmiştir.
Sonuç olarak, İ. İnşaat San. Tic. A.ş.vekilleri Avukat A. N. Y. ve Avukat B. İ. Y.’ın itirazının kabulü ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 27.01.2014 gün ve 2012/D.578 Esas, 2014/34 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK,Şikâyetli avukat H. K.’in “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliğiyle karar verildi.
http://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKarari665.tbb
TBB DİSİPLİN KURULU KARARI
Tarih – Esas No – Karar No
Konu
T. 13.06.2015E. 2015/232K. 2015/466
Avukatın vekillik görevi azilnamenin dosyasına veya kendisine tebliği ile sona erer ve azledilen avukat müvekkili leh ve aleyhine hiçbir işlem yapamaz.
Av.Yas. 34, 134 TBB Mes. Kur 3, 4
Yazdırmak için tıklayınız
İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat hakkında “Davalı vekili sıfatıyla takip ettiği müşteki F. tarafından müvekkili S. aleyhine … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1613 Esasına kayden açılan kira bedelinin tespiti davasında, davanın takip edilmemesine ve tarafların karşılıklı olarak vekâlet ücreti alacağı taleplerinin bulunmayacağına dair şikâyetçi ile davalı asil arasında yapılan sözlü anlaşmadan haberdar olmasına rağmen, müvekkilinin bilgisi olmadan 04.06.2009 tarihli duruşmaya katılıp, davacı vekilinin hazır olmadığı duruşmayı davalı vekili olarak kendisinin takip edeceğini belirterek Mahkemece 2009/759 sayı ile davanın reddine dair karar verilmesini sağladıktan sonra Mahkemece hükmedilen … Türk lirası vekâlet ücretine istinaden davalı asilin haberi olmadan alacaklı vekili sıfatıyla, 11.09.2009 tarihinde şikâyetçi hakkında … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, olayları öğrenen müvekkili tarafından … Noterliğince düzenlenen 29.09.2009 tarihli azilnamesi ile azledilmesine rağmen, bahse konu icra takibine devam edip, alacağın tahsiline dair 17.03.2011, 28.04.2011 ve 10.04.2011 tarihlerinde işlemler yaptığı” iddiası üzerine …Barosu Yönetim Kurulu’nun 13.02.2014 günlü ve 2014/395 sayılı kararı ile başlatılan kovuşturmada, eylem sabit görülmediğinden disiplin cezası tayin edilmemiştir.
Şikâyetli avukat 26.07.2012 ve 24.04.2014 kayıt tarihli savunma dilekçelerinde özetle, şikâyet eden tarafın kendi müvekkili olmadığını, karşı taraf (borçlu) olduğunu, yani aleyhine verilen karar ile haksızlığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olan kişi olduğunu, sırf yasal sorumluluğundan kurtulabilmek için kendisini haksız yere şikâyet ettiğini, iddia edildiği gibi müvekkilinin yazılı veya sözlü olarak duruşmaya girmemesi konusunda talimatı veya bilgilendirmesinin söz konusu olmadığını, böyle bir yazılı belge olmadan duruşmaya girmemesi durumundan görevini ihmal etmesinin söz konusu olacağını ve bu halde müvekkiline karşı sorumluluğunun doğacağını, ayrıca avukatlık ücretlerinin müvekkili ve şikâyetçi tarafından halen dahi ödenmediğini, kesinlikle suç işleme kastının olmadığını, kaldı ki şikâyetçinin kendisini şikâyete hakkı ve yetkisinin olmadığını, ceza usul hükümlerine göre şikâyet konu olayın hukuki bir sorun olduğunu, şikâyetçinin olaydan suçtan zarar gören ya da mağdur olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, takip borçlusunun takip alacaklısının vekiliyle olan içi ilişkisi sebebiyle borcunu ödememesinin de söz konusu olamayacağını, BK’da ve İİK’da borcu sona erdiren sebeplerin belli olduğunu, şikâyetçi borçlunun borcunu ödemediğini, ödediğine dair bir belge de sunamadığını, açıklanan sebeplerle şikâyetin reddini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında, şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 08.08.2012 tarihli “Olur”u ile “Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde ‘Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti avukata aittir.’ şeklinde düzenlemenin bulunduğu, adı geçen avukatın yasal hakkını kullanarak icra takibi başlattığı, bu sebeple, iddianın kısmen doğrulanmadığı, kısmen de eylem muahezeyi gerektirmediği” kovuşturma yapılmasının gerekli olmadığının düşünüldüğü,
… Barosu Yönetim Kurulu’nun 31.01.2013 günlü ve 2013/163Karar sayılı kararı ile şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği,
Şikâyetçinin itirazı üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 09.09.2013 günlü ve 2013/523 Esas, 2013/800 Karar sayılı kararıyla İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun kararının kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verildiği,
Şikâyetçi F. vekili Avukat S. tarafından S. aleyhine … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas sayılı dosyası ile kira parasının tespiti davası açıldığı, davada Serpil Sökmen’in vekillik görevini şikâyetli Avukat C.’nun üstlendiği, Mahkemece 04.06.2009 günlü ve 2009/759 Karar sayılı ilam ile davanın husumet yönünden reddine, davalı lehine …-TL vekâlet ücretine hükmedildiği,
Şikâyetli avukat tarafından, S. vekili sıfatıyla … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas, 2009/759 Karar sayılı 04.06.2009 günlü kararına istinaden dava karşı yan vekâlet ücreti alacağının tahsili için … İcra Müdürlüğü’nün 2009/19081 Esas sayılı dosyası ile 11.09.2009 tarihinde şikayetçi aleyhine ilamlı icra takibi başlattığı,
… Noterliğinin 29.09.2009 günlü ve 10245 yevmiye numaralı azilnamesi ile S.’in Şikâyetli Avukat C.’nu azlettiği, aynı zamanda 27.06.2012 havale tarihli dilekçe ile bilgisi ve talimatı olmadan kendi adına alacaklı olarak açılan … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 Esas sayılı icra dosyasından feragat ettiği,
Şikâyetli vekili Avukat S. tarafından … İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/550 Esasına kayden S. aleyhine açılan şikâyet davasında Mahkeme tarafından 12.07.2012 günlü ve 2012/845 Karar sayılı ilam ile “Dosya içerisinde bulunan azilname örneğinden davalı alacaklının şikâyete konu takipte görev yapan vekilini 29.09.209 tarihinde azlettiği, azilnamenin davalı vekiline 09.10.2009 tarihinde tebliğ edildiği bellidir. Azilname tarihi dikkate alınarak davalı vekilinin davacı hakkında takip yapmasında ve vekil sıfatı ile görev ifa etmesinde yasal bir engel bulunmasa da azledildiğini bilen davalı vekilinin bu tarihten sonra 17.03.2011 – 28.04.2011 – 29.12.2011 – 10.04.2012 tarihlerinde değişik haciz taleplerinde bulunması ve icra müdürlüğünce istemlerin kabul edilerek haciz işlemleri yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Takibe konu alacağın vekâlet ücreti olması ve alacağın mahkemece tarifeye göre hükmedilen vekâlet ücreti niteliğinde bulunması bu gerçeği değiştirmez. Çünkü vekâlet ücreti vekil adına değil davalı adına hükmedilmiştir. Vekilin hükmedilen vekâlet ücretini iç ilişki içinde ancak müvekkilinden talep etmesi mümkündür. Bu nedenle icra müdürlüğünün kararı usul ve yasaya aykırı olmakla kararın iptaline ve azilnamenin tebliğ tarihinden sonraki tüm haciz işlemlerinin ve takip işlemlerinin iptaline, davalı vekilinim müdahil olma talebinin reddine” karar verildiği,
Dosya içerisinde, … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 Esas sayılı takip dosyasının fotokopisinin, … İcra Hukuk Mahkemesinin 12.07.2012 günlü ve 2012/550 Esas, 2012/845 Karar sayılı ilamının örneğinin, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas, 2009/759 Karar sayılı 04.06.2009 günlü kararı örneğinin, azilname ve vekâletname örneklerinin yer aldığı,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, hakkında verilmiş herhangi bir disiplin cezasının olmadığı görülmüştür.
Şikâyetçi vekili Avukat S. 30.01.2015 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; şikâyetli avukatın … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1613 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin kiracısı S.in vekili iken, tarafların avukatların duruşmaya girmemeleri suretiyle anlaşarak birbirlerinden masraf ve ücreti vekâlet istemeksizin davaya sonlandırmaya karar verdiklerini, ancak kendisi, duruşmaya, girmezken şikâyetli avukatın duruşmaya girerek kendi lehine ücreti vekâlet takdir ettirerek davayı bitirdiğini, dava karşı yan vekâlet ücretine ilişkin müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, şikâyetli avukatın azledilmesine rağmen söz konusu icra dosyasında işlem yapmaya devam ettiğini, … Barosu Disiplin Kurulu tarafından her cümlesi yanlış ve yetki aşımı ile karar verildiğini, azledilmiş bir avukatın haciz işlemlerinin muhatabı olan müvekkilinin haksız ve hukuksuz işlemlere karşı şikâyet hakkının bulunduğunu, kararda vekâlet ücretini bertaraf etmek için azilname düzenlediğine ilişkin ibarelerin yer almasının yetki aşımı olduğunu, bu hususta karar verme yetkisini mahkemelerde olduğunu, otuz beş yıllık mensubu bulunduğu İstanbul Barosu’nun, haksızlığı ve hukuksuzluğu mahkeme kararı ile sabit bir avukatını koruma adına, bu haksız ve hukuksuzluktan zarar görmüş bir vatandaşın hakkını aramasına direnmesini içine sindiremediğini, açıklanan nedenlerle Disiplin Kurulu’nun haksız, hukuksuz ve anlamsız kararının itirazen kaldırılmasını talep etmiştir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3.maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın … Noterliğinin 29.09.2009 günlü ve 10245 yevmiye numaralı azilnamesi ile S. tarafından azledilmesine ve bu azilnamenin kendisine 09.10.2009 tarihinde tebliğ edilmesine karşın takip dosyasında … İcra Müdürlüğünün 2009/19081 Esas sayılı takip dosyasında 17.03.2011 – 28.04.2011 – 29.12.2011 – 10.04.2012 tarihlerinde değişik haciz taleplerinde bulunduğu dosya kapsamı ile tartışmasızdı
Avukatın vekillik görevi azilnamenin dosyasına veya kendisine tebliği ile sona erer ve azledilen avukat müvekkili leh ve aleyhine hiçbir işlem yapamaz.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Bu nedenlerle eylem Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. Maddelere aykırı olduğundan Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olmamakla Şikâyetçi F. vekili avukat S.’nin itirazının kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetçi F. vekili avukat S.’nin itirazının kabulü ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 13.10.2014 günlü ve 2014/D.183 Esas, 2014/826 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli avukat M.’nun “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
http://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKarari783.tbb
