E. 2014/7693 – K. 2017/1289
2014/7693
2017/1289
6102 sayılı TTK -XIV – İntihar
MADDE 1503- (1) Sigortalı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, en az üç yıldan beri devam eden ve ölüm ihtimaline karşı yapılan bir sözleşmede, bu süre geçtikten sonra intihar ederse veya intihara teşebbüs sonucu ölürse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür.
(2) Sigortalının intiharı veya intihara teşebbüsü sonucu ölümü, akli melekelerindeki bir rahatsızlık sebebiyle üç yıldan önce gerçekleşmiş ise sigortacı sigorta bedelini ödemek zorundadır.
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/7693
K. 2017/1289
T. 9.2.2017
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi … ile dava dışı banka arasında tarımsal kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince muris ile davalı şirket arasında hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, murisin intihar etmek suretiyle hayatına son verdiğini, murisin vefatından sonra müvekkillerinin kredi borcuna karşılık olmak üzere 33.019,42 YTL ödeyerek kredi borcunu tasfiye ettiklerini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 6.500,00 YTL sigorta bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, TTK’nın 1328.maddesi hükmü ve hayat sigorta genel şartlarının 3.2.maddesi hükmü, ile poliçe özel şartlarının 12.maddesi gereğince “intihar” halinin kesin olarak sigorta teminatı dışında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller, bozma ilamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 6762 Sayılı Kanun 1328 maddesi, 6102 Sayılı Yeni TTK madde 150.kapsam bakımından sigorta ettiren-ettirilen ayrımına yer vermediği, sigortalının intihar veya intihara teşebbüs neticesinde öldüğü takdirde sigorta aralıksız olarak en az 3 yıl devam etmiş bulunuyorsa ifadesinin kullandığını, tazminat ödemesi bakımından sigortalının davranışının dikkate alındığı, 3 yıllık süre şartının vücut bulmadığı gerekçesi ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
SONUÇ : Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 6,20 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 09.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/4022
K. 2016/3887
T. 28.3.2016
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı sebeplerle davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davacıların murisinin 8.6.2012 tarihinde intihar ederek yaşamına son verdiğini, murisin 20.2.2012 başlangıç tarihli 13.000,00 TL. kredi tutarını Şanlıurfa …… Şubesi’nden çektiğini, davalının kredi tutarını aldığı prim karşılığında sigortaladığını, murisin ölümü üzerine davacıların davalıdan kredi tutarını veya zararlarının tazminini istediği halde davalının talebi reddettiğini, davacıların davalının sigortalattığı kredi tutarını bankaya ödediğini, davalının sigortanın matematik karşılığını ödemekle yükümlü olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş için 1.000,00 TL. ve çocuklardan her biri için 200,00 TL. olmak üzere toplam 2.000,00 TL. tazminatın murisin ölüm tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin şirketleri nezdinde 2 adet hayat sigortası ile 1 adet ferdi kaza sigortası sahibiyken vefat ettiğini, murisin intihar neticesi ölmesi sebebiyle davacıların ferdi kaza sigortası kapsamında alacakları olmadığını, Hayat Sigortası Genel Şartlarının A.3.2 maddesi gereği intihar nedenli ölümün sigorta teminatı dışında olduğunu, bu halde sigortacının sadece sigortanın riyazi ihtiyatından sorumlu olduğunu; sigortanın aralıksız 3 yıl devam etmesi şartıyla sigortacının tam ödeme yükümlülüğü altında olduğunu, bu sebeplerle davacıların hayat sigortası kapsamında da alacakları olmadığını, murise ait hayat sigorta poliçelerinin 1 yıllık olması sebebiyle davacıların talep haklarının doğmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
SONUÇ : Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA 28.3.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/21162
K. 2015/10683
T. 15.10.2015
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin babasının davalı şirkete ……. Sağlığı Sigortası poliçesi ile 75.000,00 TL lik can sigortası yaptırdığını, sigortanın ilk başlangıç tarihinin 1989 yılı olup, bu tarihten itibaren poliçelerin her yıl düzenli olarak yenilenmesi suretiyle sigortanın devam ettirildiğini, sigortalının 12/07/2010 tarihinde intihar ederek vefat ettiğini belirterek 75.000,00 TL alacağın 12/07/2010 tarihinden itibaren reaskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının murisinin sigortalısı bulunduğu …. Sağlığı sigortası poliçesine dayanılarak açılan ölüm sigorta tazminatının ödetilmesi istemine ilişkin olup, murisin ölüm nedeninin intihar olduğu çekişme konusu değildir.
Riziko tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 1328. maddesi uyarınca, sigortalının intiharı halinde hayat sigortası sözleşmesinin intihar tarihine kadar aralıksız üç yıl devam etmiş olması koşulu ile sigortacı sigorta bedelinin tamamını ödemekle yükümlüdür. Sözü edilen üç yıllık sürenin geçmesinden sonra, sigortalının intiharı anında akli melekeleri ne olursa olsun sigortacı sigortanın o andaki riyazi ihtiyatını öder. Yine 6102 sayılı TTK’nun 1503/1 maddesi “Sigortalı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, en az üç yıldan beri devam eden ve ölüm ihtimaline karşı yapılan bir sözleşmede, bu süre geçtikten sonra intihar ederse veya intihara teşebbüs sonucu ölürse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür” hükmünü düzenlemektedir.
TTK’nun 1264/4. maddesinde yukarıda anılan madde sigorta ettiren kimsenin zararına olacak biçimde sözleşme ile değiştirilemeyecek hükümler arasında sayılmıştır.
Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 4/c maddesinde “herhangi akıl ve ruh haleti olursa olsun, intiharın veya intihara teşebbüsün” kaza sayılmayacağı belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nun 1520/3 (6762 sayılı TTK’nun 1328.) maddesi düzenlemesine göre, anılan maddeye aykırı olarak bu yönde yapılacak sözleşme veya normlar hiyerarşisinde yasanın altındaki bir düzenleme hükmünün TTK’nun 1264/4. maddesinin emredici hükmüne aykırı ve buna bağlı olarak da geçersiz olacağı açıktır.
Somut olayda; davacının murisi 12.07.2010 riziko tarihinde, intihar etmesi sonucu vefat etmiştir. Sigorta sözleşmesinin 1989 yılında başladığı her yıl düzenli olarak yenilendiği konusunda ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık poliçenin intihar eylemini kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK’nun 1520/2 (6762 sayılı TTK’nun 1328.) maddesi emredici olarak düzenlenmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/11171
K. 2011/4102
T. 8.4.2011
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.2.2009 tarih ve 2008/29 – 2009/111 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinin eşi ve babası olan B. D.’ın 29.1.2007 tarihinde intihar sonucu vefat ettiğini, vefatından önce davalı şirketle hayat sigortası poliçesi yaptığını, poliçede vefat durumunda 25.000 TL’nin ödeneceğinin belirtildiğini, buna rağmen sigorta şirketinin ödemede bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik 7.000 TL’nin başvuru tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müteveffa ile 5.9.2006-5.9.2007 arası 1 yıl süreli hayat sigortası poliçesi tanzim edildiğini, sigorta genel şartında intihar halinde ödeme yapılamayacağının belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, T.T.K.nun 1328. maddesinde, intihar durumunda sigorta 3 yılın altında devam etmiş ise sigortacının o andaki riyazi ihtiyatını ödeyeceğinin belirtildiği, yine Hayat Sigortaları Yönetmeliği’nin 20/a maddesi gereğince 1 yıldan uzun süreli poliçeler için riyazi ihtiyatın geçerli olduğu, müteveffanın sigorta süresinin 1 yıldan az sürdüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacılar murisinin sigortalısı bulunduğu 5.9.2006 – 5.9.2007 vadeli kredili hayat sigorta poliçesine dayanılarak açılan ölüm sigorta tazminatının ödetilmesi istemine ilişkin olup, murisin ölüm nedeninin intihar olduğu çekişme konusu değildir.
T.T.K.nun 1328. maddesi uyarınca, sigortalının intiharı halinde hayat sigortası sözleşmesinin intihar tarihine kadar aralıksız üç yıl devam etmiş olması koşulu ile sigortacı sigorta bedelinin tamamını ödemekle yükümlüdür. Sözü edilen üç yıllık sürenin geçmesinden önce sigortalının intiharı anında akli melekelerine olursa olsun sigortacı sigortanın o andaki riyazi ihtiyatını ( matematik karşılıklarını ) öder. Riziko tarihinde yürürlükte olan 9.12.1996 tarihli Hayat Sigortaları Yönetmeliği’nin 20/1. maddesinde ise aktüeryal matematiksel karşılıkların, bir yıldan uzun süreli hayat sigortaları için tarifelerin onaylı teknik esaslarında belirtilen formül veya esaslara göre ayrılacağı öngörülmüştür. Mahkemece, bu yönetmelik hükmünden yola çıkılarak sigortalının 29.1.2007 tarihinde öldüğü, sigorta poliçesinin ise bir yıl süreli olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
T.T.K.nun 1264/4. maddesinde yukarda anılan madde sigorta ettiren kimsenin zararına olacak biçimde sözleşme ile değiştirilemeyecek hükümler arasında sayılmıştır. T.T.K.nun 1328/1. maddesinde de, intihar anında üç yıl devam etme koşulunu taşımayan sigorta sözleşme ilişkisinden dolayı riyazi ihtiyatın hak sahiplerince istenebilmesi için hayat sigortasının bir yıldan daha uzun süreli olma koşuluna yer verilmediğine göre, bu yönde yapılacak sözleşme veya normlar hiyerarşisinde yasanın altındaki bir düzenleme hükmünün T.T.K.nun 1264/4. maddesinin emredici hükmüne aykırı ve buna bağlı olarak da geçersiz olacağı açıktır.
Mahkemece, özel yasa hükmü ile sigortalı veya başkaca hak sahibi lehine ihdas edilen bir hakkın yönetmelik hükmü ile ortadan kaldırılamayacağı ve koşullarının ağırlaştırılamayacağı gözetilerek, davacıların intihar eden sigortalı murislerinden dolayı riziko tarihinde geçerli olan Hayat Sigortaları Yönetmeliği’nin 20. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenen matematik karşılıklar bağlamında tazminat isteme haklarının varlığı, kapsam ve niceliği araştırılarak, bu konuda hayat sigortası alanında deneyimi olan uzman bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle oluşacak uygun sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken, kaynağını yasadan almayan tazminat isteme hakkını daraltıcı yönetmelik hükmüne göre davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 8.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
