E. 2016/131 – K. 2016/310

Esas No
2016/131
Karar No
2016/310
Esas No2016/131
Karar No2016/310

TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih – Esas No – Karar No
Konu

T. 23.04.2016E. 2016/131K. 2016/310
Dosya kapsamına göre Şikâyetli avukatın hasım tarafın vekâletnamesini alarak bir başka dosyada aleyhine davaya katıldığı tartışmasızdır. Avukatlık güven mesleğidir ve müvekkil sebebi ne olursa olsun bir başka davada avukatını hasım tarafın vekili olarak görmemelidir.
(Yas 34,38/b 134,TBB  Mes. Kur 3, 4)

Yazdırmak için tıklayınız

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat F.Ö.  hakkında, Şikâyetli avukatın …  Kooperatifinin pek çok davasında vekil olduğu, şikâyetçilerin eski Kooperatif Başkanı İ.K.  hakkında zimmetine para geçirdiği iddiası ile suç duyurusunda bulunması sonrası, şikâyetli avukatın İ.K. ’ün vekilliğini üstlendiği, hatta zimmete sebep olan ödeme listesinde Avukat F.Ö. ’ün de isminin yer aldığı, şikâyetlinin ceza davasındaki avukatlık ücretinin dahi kooperatif tarafından ödendiği” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; 2004 yılına ilişkin bir iddianın söz konusu olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 56 ve 98, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK’nın 341. maddelerine atıf yaparak, Ticaret Bakanlığı Müfettişinin bu yasal düzenlemeler nedeniyle soruşturma konusunun 56/3 maddesi gereğince ilk Genel Kurul’a getirilmesini istediğini, bu istek üzerine Kooperatif Yönetiminin bu hususu Genel Kurula taşıdığını, Genel Kurul’da hakkında dava açılan İ.K. ’ün 24.08.2005 tarihinde %99 oyçokluğuyla ibra edildiğini, bu nedenle Kooperatif ile sanık İ.K.  arasında en küçük bir menfaat çelişkisi olmadığını, menfaat çatışması olmadığından İ.K. ’ün vekilliğini yapmaya da en küçük bir engel bulunmadığını, İ.K.  müdafii olarak Savcılık aşamasında 2005/9906 Hazırlık sayılı dosyada 10.10.2005 ve 05.04.2006 tarihlerinde ayrı ayrı yazılı savunma verdiğini, 2005/8235 Hazırlık sayılı dosyada ise 14.06.2005 tarihinde savunma verdiğini, …  2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/63 Esas sayılı dosyasının 04.05.2007 tarihli ilk oturumunda sanık vekili olarak görev yaptığını, Bakanlığın yazılı talepleri gereğince, 24.09.2005 tarihli Kooperatif Olağanüstü Genel Kurulu’nda İ.K.  hakkında soruşturma/dava açılmamasına karar verildiğini, bu durumda müştekilerin, kendisinin müdafii görevini ifa ettiğini en geç 24.09.2005 tarihli Genel Kurul’da öğrendiklerini, şikâyetin 29.01.2013’te yapıldığını, Avukatlık Kanunu’nun 159.maddesi gereğince iddianın zamanaşımına uğradığını, hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; C.D. , E.T. , M.Ş. ’ın şikâyeti üzerine İ.K.  hakkında zimmet suçundan …  2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/63 Esasına kayden açılan kamu davasında; Mahkemenin 26.10.2007 gün ve 2007/308 Karar sayılı ilamı ile sanığın beraatine karar verildiği, sanık İ.K.  müdafinin şikâyetli avukat F.Ö.  olduğu,
Yargıtay … Ceza Dairesi’nin 04.07.2012 gün ve 2009/5747 Esas, 2012/7836 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği,
Bozma sonrası …  Ağır Ceza Mahkemesi’nin 07.01.2014 gün ve 2012/305 Esas, 2014/2 Karar sayılı ilamı ile sanık İ.K.  hakkında 2.275,00 TL parayı kullanma zimmetini oluşturacak şekilde mal edindiği gerekçesiyle neticeten 5 Ay 5 Gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 17.01.2014 tarihinde kesinleştiği, kararda sanık müdafii olarak şikâyetli avukatın adının yer almadığı,
…  Barosu Başkanlığı tarafından 02.01.2014 tarih ve 2013/11 Ş. sayılı yazı ile …  2.Ağır Ceza Mahkemesinden; Avukat F.Ö. ’ün 2012/305 Esas sayılı dosyada sanık vekilliğinden çekilip çekilmediğinin bildirilmesi, çekilmiş ise dilekçe örneğinin gönderilmesinin istendiği,
Mahkeme tarafından 02.01.2014 tarihli yazı ile verilen cevapta; Avukat F.Ö. ’ün sanık İ.K.  müdafiliğinden 16.12.2013 tarihli dilekçe ile istifa ettiğinin bildirildiği, dilekçe ekinde istifa dilekçesi örneğinin gönderildiği,
Şikâyetli avukat F.Ö. ’ün disiplin sicil özetinde, ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 29.01.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını tekrarla, kooperatif başkanının ibra edildiği 23.08.2005 tarihi itibariyle kooperatif ile İ.K.  arasında menfaat çatışmasının kesin olarak ortadan kalktığını, ayrıca eylem tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğunu, avukatı olmadık nedenlerle suçlayan cezalandıran bir anlayışın kabul edilemez olduğunu, 30 yıla yakın zamandır mesleğini onuru ile icra ettiğini, verilen kararın kendisinin çok rencide ettiğini ve üzdüğünü belirterek itirazlarının kabulü ile mezkûr kararın bozulmasını talep ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukat olayın zamanaşımına uğradığını bildirmekte ise de …  2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 02.01.2014 tarihli yazı ile verilen cevapla Avukat F.Ö. ’ün sanık İ.K.  müdafiliğinden 16.12.2013 tarihli dilekçe ile istifa ettiğinin bildirildiği gerçeği karşısında eylemin temadi ettiği ve bu nedenle zamanaşımı savunmasının hukuksal dayanağı bulunmadığı açıktır.
Dosya kapsamına göre Şikâyetli avukatın, …  Kooperatifinin vekili olduğu, eski Kooperatif Başkanı İ.K.  hakkında zimmetine para geçirdiği iddiası ile suç duyurusunda bulunması sonrası, şikâyetli avukatın İ.K. ’ün vekilliğini üstlendiği de tartışmasızdır.
Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin 03.0.7.1995 tarih ve 8691-7761 sayılı kararında, “Avukatlık Yasası’nın 38/b maddesinde, avukata aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, işi ret etmesi gerektiği kuralı yer almaktadır. Yasa ile izlenen amaç, avukatın aldığı vekâlet sonucu vakıf olduğu sırları önceki müvekkilinin aleyhine kullanmayı önlemektir. Yasa maddesi ile öngörülen husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen gözetilir. Somut olayda davacı vekili, taraflar arasında boşanma ve yoksulluk nafakasına karar verilen ilk davada kocanın vekili olmuştur. Nafakanın takdirine esas olan mali konuda kocanın (bu davadaki davalının) sırlarını ve gücünü öğrenmiştir. Bu durumda Av. …’nun huzuru ile davaya bakılması usul ve yasasa aykırıdır.” gerekçesi ile maddenin bir amacı belirtildiği gibi,
Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin 03.10.2000 tarih ve 2000/6961-7836 sayılı kararında da, “Avukatlık, karşılıklı güven ve sadakat isteyen bir meslek olup, vekâlet de bu inanç doğrultusunda verilir. Davalı avukat, davacının bu inancını kötüye kullanarak hasım tarafın kendisini vekil tayin etmesine karşı koymamış, onun vekilliğini üstlenmiştir. Bu durum müvekkil davacının davalı avukatına karşı beslediği güvenin sarsılmasına neden olduğunun kabulünde duraksamaya yer yoktur. O nedenle davacı müvekkil salt bu nedeni ileri sürmek suretiyle dahi azilde haklıdır.” denilmek suretiyle Avukatlık Yasası M. 38/b ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları madde 36, salt öğrenilen sırların önceki müvekkile karşı kullanılmasını önlemek amacıyla değil, karşılıklı güven ve sadakat nedeniyle de konulmuş bulunduğunu açıkça belirtmektedir.
Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasası’nın 38/b maddesi, “Aynı işten menfaati zıt tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa” teklifi reddetmek zorundadır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güveninin sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2. maddesi, “Mesleki çalışmasında avukat bağımsızlığını korur; bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınır,”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını sarsacak her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.”, hükümleri ile belirlenen ilkeler göz önünde bulundurulduğunda, m.nin amacının esas itibarıyla mesleğe olan güveni sarsmamak olduğu tartışmasızdır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın madde. 36, “Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz. Ortak büroda çalışan avukatlar da, yararları çatışan kimseleri temsil etmemek kuralı ile bağlıdır.” hükümlerini amirdir.
Dosya kapsamına göre Şikâyetli avukatın hasım tarafın vekâletnamesini alarak bir başka dosyada aleyhine davaya katıldığı tartışmasızdır. Avukatlık güven mesleğidir ve müvekkil sebebi ne olursa olsun bir başka davada avukatını hasım tarafın vekili olarak görmemelidir.
Gerçekten de bu sebeplerledir ki, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 36. maddesi “Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz.” hükmü ile avukat, işi retle yükümlendirilmiştir.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 38/b, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. 36. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirmesi yerinde olmakla itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli avukat F.Ö. ’ün itirazının reddi ile;
1-…  Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kınama Cezası Verilmesine” ilişkin 18.12.2015 gün ve 2014/3 Esas, 2015/51 Karar sayılı kararının ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

http://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKarari906.tbb
TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih – Esas No – Karar No
Konu

T. 31.05.2015E. 2015/355K. 2015/424
Ayrı ayrı davalarda olsa dahi, aynı zaman dilimi içerisinde hem şirket vekili hem de şirket aleyhine vekillik yapılabilmesinin anılan Kanun maddesinin amacına ters düşeceği, davacının eyleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38. maddesinin (b) bendinde belirtilen fiil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği…
(Av. Yas 34, 38/b TBB Mes.Kur 3, 4, 36)

Yazdırmak için tıklayınız

Ankara Bölge İdare Mahkemesi … Kurul’un 25.02.2015 gün ve 2015/348 Esas, 2015/804 Karar sayılı kararının Kurulumuza intikali üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Şikayetçinin şikayeti ile başlatılan soruşturma üzerine … Barosu Disiplin Kurulu 27.06.2011 gün ve 2011/D.87 Esas, 2011/285 Karar sayılı kararla şikayetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Şikayetli avukatların itirazı üzerine, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca 20.01.2012 günlü ve 2011/547 Esas, 2012/20 Karar sayılı karar ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar verilmiştir.
 Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun söz konusu kararının iptali istemiyle şikayetli Avukat Ü.Ç. tarafından Ankara … İdare Mahkemesi’nin 2012/991 Esas sayılı dosyası ile açılan davada, 25.02.2015 tarih ve 2015/804 Karar sayılı kararla dava konusu kararın iptaline karar verilmiştir.
 Söz konusu iptal kararı üzerine, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 18.05.2013 gün ve 2013/295 Esas, 2013/370 Karar sayılı kararı ile, “Ankara … İdare Mahkemesi’nin 22.02.2013 tarihli, 2012/991 Esas ve 2013/254 Karar sayılı Kararına uyulmasına, Kurulumuzun “Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına” ilişkin 20.01.2012 günlü, 2011/547 Esas ve 2012/20 Karar sayılı kararı ile … Barosu Disiplin Kurulunun “Kınama cezası verilmesine” ilişkin 27.06.2011 gün, 2011/D.87 Esas, 2011/285 Karar sayılı kararının şikayetli Avukat Ü.Ç. yönünden kaldırılmasına, şikayetli Avukat Ü.Ç. hakkında “disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.
… İdare Mahkemesi’nin 25.02.2015 tarih ve 2012/991 Esas, 2015/804 Karar sayılı kararına itirazımız üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … Kurul’un 25.02.2015 gün ve 2015/348 Esas, 2015/804 Karar sayılı kararı ile  … İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi … Kurul’un 25.02.2015 gün ve 2015/348 Esas, 2015/804 Karar sayılı kararında;
“…Olayda; davacının, … Noterliğinin 12.12.2008 tarih ve 30894 sayılı vekaletnamesi ile şikayetçi şirket vekili olarak vekil tayin edildiği, şirketin taraf olduğu … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2009/19 sayılı “itirazın iptali” davası ve bunun dayanağı icra takibinde görev aldığı halde, A.E. vekili olarak … İş Mahkemesi’nin 2008/943 sayılı dosyasında şikayetçi şirket aleyhine açılan davada, davacı vekili olarak görev yaptığı ve dolayısıyla davacının eş zamanlı olarak hasım tarafın vekaletini üstlendiği görülmektedir.
Bu nedenle, ayrı ayrı davalarda olsa dahi, aynı zaman dilimi içerisinde hem şirket vekili hem de şirket aleyhine vekillik yapılabilmesinin anılan Kanun maddesinin amacına ters düşeceği, davacının eyleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38. maddesinin (b) bendinde belirtilen fiil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacının kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin itirazının kabulüne, Ankara … İdare Mahkemesi’nce verilen 22.02.2013 gün ve E:2012/991, K:2013/254 sayılı kararın bozulmasına, davanın reddine,…oybirliğiyle karar verildi.” denilmektedir.
İdare Hukuku İlkelerine göre iptal kararları, iptali istenilen idari tasarruf ve ona bağlı işlemleri tesis edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak işlemin tesisinden önceki durumu ortaya koymaktadır.
Anayasa’nın 138/4 maddesine göre, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 28/1 maddesinde de “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” hükmü yer almaktadır.
Bu nedenle, Ankara Bölge İdare Mahkemesi … Kurul’un 25.02.2015 gün ve 2015/348 Esas, 2015/804 Karar sayılı kararına uyularak, Kurulumuzun “Ankara … İdare Mahkemesi’nin 22.02.2013 tarihli, 2012/991 Esas ve 2013/254 Karar sayılı Kararına uyulmasına, Kurulumuzun “Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına” ilişkin 20.01.2012 günlü, 2011/547 Esas ve 2012/20 Karar sayılı kararı ile … Barosu Disiplin Kurulunun “Kınama cezası verilmesine” ilişkin 27.06.2011 gün, 2011/D.87 Esas, 2011/285 Karar sayılı kararının şikayetli Avukat Ü.Ç. yönünden kaldırılmasına, şikayetli Avukat Ü.Ç. hakkında “disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” ilişkin 18.05.2013 gün ve 2013/295 Esas, 2013/370 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “kınama cezası verilmesine” ilişkin 27.06.2011 gün ve 2011/D.87 Esas, 2011/285 Karar sayılı kararı ile Kurulumuzun Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına ilişkin 20.01.2012 günlü ve 2011/547 Esas, 2012/20 Karar sayılı kararının infazına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak, Ankara Bölge İdare Mahkemesi … Kurul’un 25.02.2015 gün ve 2015/348 Esas, 2015/804 Karar sayılı kararına UYULMASINA, Kurulumuzun “Ankara  … İdare Mahkemesi’nin 22.02.2013 tarihli, 2012/991 Esas ve 2013/254 Karar sayılı Kararına uyulmasına, Kurulumuzun “Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına” ilişkin 20.01.2012 günlü, 2011/547 Esas ve 2012/20 Karar sayılı kararı ile … Barosu Disiplin Kurulunun “Kınama cezası verilmesine” ilişkin 27.06.2011 gün, 2011/D.87 Esas, 2011/285 Karar sayılı kararının şikayetli Avukat Ü.Ç. yönünden kaldırılmasına, şikayetli Avukat Ü.Ç. hakkında “disiplin cezası verilmesine yer olmadığına”  ilişkin 18.05.2013 gün ve 2013/295 Esas, 2013/370 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “kınama cezası verilmesine” ilişkin 27.06.2011 gün ve 2011/D.87 Esas, 2011/285 Karar sayılı kararı ile Kurulumuzun Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına ilişkin 20.01.2012 günlü ve 2011/547 Esas, 2012/20 Karar sayılı kararının İNFAZINA, dosyanın Barosuna İADESİNE, oybirliği ile karar verildi.

http://www.barobirlik.org.tr/DisiplinKarari791.tbb