Ihale yargitay kararlari 2
12. Hukuk Dairesi
2013/16916
2013/25127
Isparta İcra Hukuk Mahkemesi
İçtihat Metni
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/16916
KARAR NO : 2013/25127
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Isparta İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2013/69-2013/199
DAVACI : BORÇLU: Ahmet Karaburun
DAVALI : ALACAKLI: Süleyman Tekeli
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Yazıcı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Menkul malların ihalesinde satış ilanının taraflara tebliği zorunlu değil ise de, icra müdürlüğünce tebliğe karar verilmiş ise buna uyulmak mecburiyeti vardır.
Somut olayda, satış kararında, satış ilanının taraflara tebliğine karar verildiği, borçlulardan Etem Karaburun'a satış ilanının 31.12.2012 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen şikayetçi borçlu Ahmet Karaburun'a tebligat çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Satış kararında ilanın taraflara tebliğine karar verildiğinden borçluya tebliğ zorunluluğu vardır. İİK.nun 134/2 maddesi gereğince ihalenin feshini isteyebilecek kişiler ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açmak zorundadırlar. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre ise ihaleye usulsüz tebliğ ya da taşınmazın vasfında hataya bilahare vakıf olunması gibi hallerde şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Ancak bu müddet ihaleden itibaren bir (1) seneyi geçemez hükmünü getirmiştir. Borçluya satış ilanı tebliğ edilmediğinden ve mahkemenin gerekçesinde yer verilen, şikayetçinin icra dairesine, yediemindeyken ölen bir hayvandan dolayı uğradığı zararının karşılanmasına ilişkin olarak sunduğu dilekçesine dayanarak satıştan haberdar olduğundan da bahsedilemeyeceğinden, mahkemece, şikayetçi borçluya usulüne uygun tebligat yapılmadığından ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/11152
KARAR NO : 2013/16703
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/01/2013
NUMARASI : 2012/1640-2013/132
DAVACI : BORÇLU : Ali Suat Şener
DAVALILAR : ALACAKLILAR:Garanti Bankası Aş,İsmail Karataş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan İİK'nun değişiklik öncesi 106. maddesinde, “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 110.maddesinde ise, “bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.”hükmü yer almaktadır.
Satış talebinin, yukarıdaki maddede öngörülen süreler içinde olup olmadığını icra müdürü re’sen gözetmelidir. Satış talebi, bu sürelerden sonra ise, reddetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesi, bu hususun kamu düzeninden oluşu nedeniyle süresiz şikayete tabidir. Satış isteme süresinin geçmesi nedeniyle haczin kalkmış olmasına rağmen yapılan ihalenin feshi gerekir (Baki Kuru, İcra El Kitabı,s.520).
Somut olayda, alacaklı vekilinin talebi ile satışa konu gayrımenkulün üzerine tapuda 02.12.2009 tarihinde haciz konulduğu ve yine alacaklı vekilinin 14.06.2011 tarihininde satış talebinde bulunarak 16.06.2011 tarihinde satış avansını yatırdığı, ancak taşınmaz ile ilgili kıymet takdiri yaptırılmamış olduğundan talebin icra müdürlüğünce reddedildiği, bu tarih itibariyle satış isteme süresinin dolmasına 5 ay 16 gün gün kaldığı görülmektedir. Satışa hazırlık işlemleri tamamlandıktan sonra alacaklı vekilinin 05.09.2012 tarihli talebi ile ihale konusu taşınmaz 19.11.2012 tarihinde satılmıştır. Süresinde yapılmış olan 14.06.2011 tarihli satış talebi İİK 106. maddesindeki süreyi durdurmuş ise de kesmeyeceğinden, 2 yıllık süre kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir. Bu durumda alacaklı vekilinin 05.09.2012 tarihli satış talebinin 2 yıl geçtikten sonra olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, İİK.nun 110.maddesi gereğince, anılan taşınmaz üzerindeki haczin kalktığı hususu dikkate alınarak, geçerli bir haciz olmaksızın yapılan ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5829
KARAR NO : 2006/8852 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tarsus İcra Mahkemesi
TARİHİ : 27/12/2005
NUMARASI : 2004/237-466
DAVACI : ŞİKAYETÇİ : MÜGE AKÇA
DAVALI : ALACAKLILAR : ALPER AKÇA VS.
DAVA TÜRÜ : Meskeniyet İddiası
:
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
TMK'nun 194. maddesi aynen “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini fesh edemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” hükmünü içermektedir. Yasal bu düzenleme, aile konutunun tapu sicilinde maliki olan borçlunun borcundan dolayı alacaklıların yapacakları bir icra takibi sonucu satışına engel teşkil etmemektedir.
İİK'nun 82/12. maddesinden faydalanma hakkı sadece icra takip borçlusuna ait bulunmaktadır. Somut olayda, şikayetçinin lehine taşınmaz üzerine aile konutu şerhi verilmiş bulunması durumu takipte taraf olmayan şikayetçinin bu hakka dayanarak haczedilmezlik şikayetinde bulunmasına, İİK'nun 82/12. maddesi imkan tanımamaktadır.
O halde, haczedilmezlik şikayetinin aktif dava ehliyetsizliği nedeniyle reddi yerine işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle istemin kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenlerine göre şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 25.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/4230
KARAR NO : 2013/13802
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/01/2013
NUMARASI : 2013/48-2013/37
DAVACI : ALACAKLI: Türk Ekonomi Bankası A.Ş.
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Adem Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takipte, alacaklı vekilinin tahsil harcı alınmasına yönelik icra müdürlüğü işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece, şikayetin reddine karar verilmiştir.
17.11.2011 tarihli ve 28115 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Harçlar Kanunu'nun Genel Tebliğinin icra harçları kısmının 3. maddesinin e) fıkrasında, takip talebi bulunmayan alacaklılara İcra ve İflas Kanunu'nun 125. maddesinin 3. fıkrası gereğince ödenen paralardan %1,98 oranında harç alınacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, ihale bedeli alacaklıya İcra ve İflas Kanunu'nun 125. maddesinin 3. fıkrası gereğince ödendiğinden ihale bedeli üzerinden alınması gereken harç %1,98 oranında olmalıdır.
O halde mahkemece,şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/28218
KARAR NO : 2013/34747
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yalova İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/06/2013
NUMARASI : 2013/109-2013/249
DAVACI : BORÇLU: Hakan Alibali
DAVALI : ALACAKLI: Türkiye İş Bankası A.Ş.
DAVALI : BORÇLU: Sakine Günaydın
DAVALI : BORÇLU: Kaan Deri Ltd.Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İshak Kılavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü'nün 2009/20539 esass sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı, taşınmazın bulunduğu Yalova İcra Müdürlüğü'nce satışının yapıldığı, şikayetçi icra mahkemesine başvurusunda ihalenin feshini talep ettiği, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Takip tarihi itibarı ile uygulanması gereken İİK.nun 150/e maddesi gereğince, “Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren nihayet bir sene içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren nihayet iki sene içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmezse takip düşer.” Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Öte yandan takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler yok hükmünde olacağından bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda İİK.nun 150/e maddesi kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Davacı-borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/23769
KARAR NO : 2013/34076
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/06/2013
NUMARASI : 2013/277-2013/460
DAVACI : T.C.Ziraat Bankası A.Ş.Alpu Şubesi
DAVALI : Ümit Aytüre
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İshak Kılavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Somut olayda 3083 Sayılı Kanunun 13. maddesinin 4. fıkrasındaki prosedür yerine getirilmediği gibi Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nce de satışa izin verilmediğinin anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6052
KARAR NO : 2011/22234 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)
TARİHİ : 30/11/2010
NUMARASI : 2010/20-2010/34
DAVACI : BORÇLU : ARSLAN SAĞLAM
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 150/e maddesinde; “Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren nihayet bir sene içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren nihayet iki sene içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmez ise takip düşer. 78. maddenin ikinci fıkrası hükmü, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte de kıyasen uygulanır.” hükmü,
İİK'nun 78/2. maddesinde ise, “Haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde (M.67-69) bunların vukuunda hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde, taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz.” hükmü yer almaktadır. İİK'nun 78/2. maddesinin 1. cümlesinin, itirazla durmayan kambiyo takiplerinde ve ilamlı takiplerde uygulama olanağı yoktur. Maddede sözü edilen itiraz ve davanın takibin ve satışın yapılmasına engel nitelikte olması gerekir.
Somut olayda borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildikten sonra 04.04.2007 tarihinde takip yenilenmiştir. Borçlu vekili 27.05.2010 tarihli dilekçe ile icra müdürlüğüne başvurarak yenileme tarihinden itibaren 2 yıldan fazla süre geçtiği halde satış istenmediğinden tapudaki satışa arz şerhinin ve ipotek şerhinin kaldırılmasını istemiş, talebin reddedilmesi üzerine icra mahkemesine şikayete gelmiştir. İcra mahkemesince istem, açılan ipoteğin fekki davası derdest olup, dosyanın takipten düşürülmesine ilişkin talep yerine bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Borçlunun icra müdürlüğüne verdiği dilekçede ipotek şerhinin kaldırılması yönündeki talebi dar yetkili icra mahkemesince tartışılmayacağından mahkemenin red kararı bu yönden yerinde ise de, açılan ipoteğin iptali davası yasada sözü edilen nitelikte dava olmayıp bu dava sırasında takibin devamını (satış işlemlerinin yapılmasını) engelleyen bir tedbir kararı da alınıp icra dosyasına sunulmadığından, bir başka anlatımla takibi sürdürmek ve satış talep etmek mümkün olacağından 2 yıllık süre işlemeye devam eder. Bu durumda 2 yıllık süre dolduğundan takibin düşmesine karar verilmesi ve bu takip nedeniyle konulan satışa arz şerhinin kaldırılması gerekirken, bu hususa yönelik şikayetin de reddedilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 14/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/19988
KARAR NO : 2013/28488
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2013
NUMARASI : 2013/166-2013/158
DAVACI : Şikayetçi : Mahmut Kabasakal
DAVALI : Mustafa Öztok
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tayfun Yavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlunun ödeme emri tebligatının usülsüz olduğunu iddia ederek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece; gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu ve 7201 Sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1.fıkrasında yapılan değişikliğe uygun olarak tebliğ yapıldığı, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; şikayetçi borçlu aleyhinde bonoya dayanarak genel haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlu Mehmet Kabasakal'ın takip talebindeki ''4.Cad.34.Sk.No:42/3 Yıldız Çankaya'' adresine örnek 7 ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı, bila tebliğ iade edilmesi üzerine borçlunun adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresi UYAP'tan çıkarılarak bu adrese üzerine şerh verilmiş tebligatla ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı, merciin talimatına ve 7201 Sayılı TK.'nun 21/2.maddesine uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür.
O halde mahkemece; TK.'nun 10/1.maddesi gereğince şikayetçi borçlunun takip talebinde bildirilen adresine çıkarılan ödeme emri tebligatının bila tebliğ iade edilmesi üzerine TK.'nun 10/2.maddesi gereğince borçlunun adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresine aynı Kanun'un 21/2.maddesi gereğince zarfın üzerine şerh verilerek tebliğe çıkarıldığı ve adres kapalı olduğu için dağıtıcı tarafından talimata uygun olarak 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı ve tebligatın muhtara bırakılarak tebliğ işleminin yasaya uygun olarak tamamlandığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta şikayet reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Şikayetçinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL nama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5829
KARAR NO : 2006/8852 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tarsus İcra Mahkemesi
TARİHİ : 27/12/2005
NUMARASI : 2004/237-466
DAVACI : ŞİKAYETÇİ : MÜGE AKÇA
DAVALI : ALACAKLILAR : ALPER AKÇA VS.
DAVA TÜRÜ : Meskeniyet İddiası
:
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
TMK'nun 194. maddesi aynen “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini fesh edemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” hükmünü içermektedir. Yasal bu düzenleme, aile konutunun tapu sicilinde maliki olan borçlunun borcundan dolayı alacaklıların yapacakları bir icra takibi sonucu satışına engel teşkil etmemektedir.
İİK'nun 82/12. maddesinden faydalanma hakkı sadece icra takip borçlusuna ait bulunmaktadır. Somut olayda, şikayetçinin lehine taşınmaz üzerine aile konutu şerhi verilmiş bulunması durumu takipte taraf olmayan şikayetçinin bu hakka dayanarak haczedilmezlik şikayetinde bulunmasına, İİK'nun 82/12. maddesi imkan tanımamaktadır.
O halde, haczedilmezlik şikayetinin aktif dava ehliyetsizliği nedeniyle reddi yerine işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle istemin kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenlerine göre şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 25.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/20605
KARAR NO : 2013/29902
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kemer İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/05/2013
NUMARASI : 2013/55-2013/76
DAVACI :ALACAKLI: Rct Varlık Yönetim A.Ş.
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde, alacaklı vekilince ipotekli 25 adet taşınmazın satışı talep edilmiş, icra müdürlüğünün 26.3.2013 tarihli kararı ile her bir taşınmazın satışı için ayrı harç alınması gerektiği, harç ve masrafların alacaklı tarafça peşin olarak dosyaya yatırılmadan satış işlemlerine başlanmasının mümkün olmadığı, ayrıca müdürlükçe yapılan taşınmaz satış işleminin icra müdürlüğü odası dışında yapılması nedeniyle yeterli satış avansının dosyaya depo edilmesi halinde satış işlemlerine başlanmasına karar verildiği, alacaklı vekilince 05.4.2013 tarihinde 1.421,25 TL yatırılması üzerine müdürlükçe 10.4.2013 tarihli karar ile söz konusu taşınmazların birinci satışlarının bu avans ile yapılmasına, ikinci satışa kadar ikinci satış harcının ikmal edilmemesi halinde satışın düşürülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 127 ve 128. maddelerinde, bu kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harca mevzu olan işlemin yapılmayacağı ve gerekli harçları tamamen almadan işlem yapan memurların, harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiş ise de; 3717 Sayılı Adli Personel İle Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri Ve Tazminat Verilmesi İle 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi gereğince; daire dışında yapılması gereken her keşif ve icra işlemi için; hâkimlere, Cumhuriyet savcılarına, askerî mahkemelerdeki subay üyelere, adlî tabiplere, icra müdürleri ve yardımcıları ile icra işlemlerini yapmakla yetkili memurlara, Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 Sayılı Kadastro Kanununa göre yetkili kılınan kişilere (275); yazı işleri müdürlerine, hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara, zabıt kâtiplerine ve ceza ve infaz kurum personeli hariç olmak üzere diğer adlî ve idarî yargı personeline (200); mübaşir ve hizmetlilere (150) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar yol tazminatı ödenir.
Bu madde uyarınca yol tazminatı bütçenin ilgili tertibinden her ayın sonunda ödenir ve ayrıca yevmiye ödenmez. Bir kişinin alacağı aylık yol tazminatı tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının ek gösterge dahil iki katını geçemez. Kamu adına takibi gereken işler ile Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirlerine ödenecek yol giderleri ile yol tazminatı, bu madde hükümlerine göre bütçenin ilgili tertibinden ödenir. Bu madde uyarınca ödenen yol tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Yol giderleri ilgili kişiler tarafından karşılanır. Görülen işler birden fazla ise ödenecek yol gideri uzaklıkla orantılı şekilde hesaplanır.
Somut olayda; ihale konusu taşınmazlara ilişkin satışın “Hükümet Konağı 1. Kat İcra Müdürlüğü Yanı Kemer/Antalya” adresinde, yani adliye binası içinde yapılmasına karar verildiği anlaşıldığından yukarıdaki kanun hükümleri gereğince, icra müdürlüğünce aynı gün ve aynı yerde yapılacak satışta herbir taşınmaz için ayrı masraf istenmesi doğru değildir.
O halde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/11422
KARAR NO : 2013/16147
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Çivril İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/12/2012
NUMARASI : 2012/86-2012/98
DAVACI : BORÇLU : Ali Rıza İnce
DAVALILAR : ALACAKLILAR:T. İş Bankası A.Ş.,Hakan Kör
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Bilge Kağan Tarım tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 106.maddesinde, “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 110.maddesinde ise, “bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. “hükmü yer almaktadır.
Satış talebinin, yukarıdaki maddede öngörülen süreler içinde olup olmadığını icra müdürü re'sen gözetmelidir. Satış talebi, bu sürelerden sonra ise, reddetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesi, bu hususun kamu düzeninden oluşu nedeniyle süresiz şikayete tabidir. Satış isteme süresi geçmesi nedeniyle haczin kalkmış olmasına rağmen yapılan ihalenin feshi gerekir (Baki Kuru, İcra El Kitabı,s.520).
Öte yandan satış isteme süresi satış talebi ile durduktan sonra ihalenin fesih edilmesi halinde süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Herhangi bir nedenle sürenin durması halinde ise süre kalan yerden hesaplanır. Bir diğer ifade ile sürenin hesabında zamanaşımının kesilmesine benzer bir uygulama yapılmayıp durmaya ilişkin yöntem izlenmelidir. Yani iki yıllık süre yeni baştan değil kaldığı yerden hesaplanmalıdır.
Somut olayda, satışa konu taşınmazın 01.11.2007 tarihinde haczedildiği, 30.09.2009 tarihinde alacaklı vekilinin satış talebinde bulunduğu ancak icra müdürlüğünce aynı tarihli kararla “taşınmazın kıymet takdiri işlemlerinin yaptırılıp ilgililere tebliğ edilmesinden sonra 500 TL satış avansının yatırılması halinde yeniden satış hakkında karar verilmesine” karar verilerek satış talebinin reddedildiği,budan sonraki satış talebinin 25.05.2012 tarihinde yapıldığı, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde haciz tarihinden itibaren İİK nun 106-110. maddelerinde öngürülen iki yıllık sürenin geçtiği bu nedenle taşınmaz üzerindeki haczin düştüğü anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, İİK.nun 110.maddesi gereğince, şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczin ihale tarihinden önce kalktığı dikkate alınarak, ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/28441
KARAR NO : 2013/33395
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/02/2013
NUMARASI : 2012/127-2013/17
DAVACI : BORÇLU :Arzu Demirkol
DAVALI : ALACAKLI :Nevzat Sarı
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Armağan Keskin Sarıbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’ nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
2-İcra mahkemesinin ihalenin feshi isteminin reddine yönelik kararı yönünden;
Borçlunun, iki yıllık haciz isteme süresi geçtikten sonra haczi düşmüş taşınmazın ihale edildiğinden bahisle ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 05.01.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanunun 21.maddesiyle yapılan değişiklik öncesi İİK.'nun 106. maddesinde, “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 110.maddesinde ise, “bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.”hükmü yer almaktadır.
Satış talebinin, yukarıdaki maddede öngörülen süreler içinde olup olmadığını icra müdürü re’sen gözetmelidir. Satış talebi, bu sürelerden sonra ise, reddetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesi, bu hususun kamu düzeninden oluşu nedeniyle süresiz şikayete tabidir. Satış isteme süresinin geçmesi nedeniyle haczin kalkmış olmasına rağmen yapılan ihalenin feshi gerekir (Baki Kuru, İcra El Kitabı,s.520).
Somut olayda, alacaklının talebi ile satışa konu gayrımenkulün üzerine tapuda 25.08.2006 tarihinde haciz konulduğu ve yine alacaklının 18.07.2008 tarihininde satışa esas olmak üzere takyidatlarının sorulması için yazı yazılmasını ve satış avansının icra dosyasına alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce öncelikle satışa esas son durumların sorulmasını müteakiben satış avansının alınmasına karar verildiği görülmüştür. Satışa hazırlık işlemleri tamamlanmadan alıcının satış avansı yatırmak istemesinde hukuki yararı yoktur. Alacaklı tarafından 21.07.2009 tarihinde talebin yenilenerek satış avansının yatırıldığı, 22.04.2010 tarihinde gayrimenkulün satışının istendiği, satış avansının yatırıldığı 21.07.2009 tarihi ile satış talebinin yapıldığı 22.04.2010 tarihinde İİK.nun 106.maddesinde belirtilen hacizden sonraki iki yıllık sürenin dolmuş olduğu anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece, İİK.nun 110.maddesi gereğince, anılan taşınmaz üzerindeki haczin kalktığı hususu dikkate alınarak, geçerli bir haciz olmaksızın yapılan ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/28267
KARAR NO : 2013/36670
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Malatya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/05/2013
NUMARASI : 2013/204-2013/234
DAVACI : ALACAKLI: Ziraat Bankası Yeşilyurt Şubesi
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
4603 Sayılı Yasa ile Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Emlak Bankası, çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılanmaya tabi tutulmuştur.
5230 Sayılı Pamukbank Türk Anonim Şirketinin Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine Devri Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 11.maddesinde, 4603 sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29. maddelerinin ve 2548 Sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır.
O halde, şikayetçi banka cezaevi harcından muaf olduğundan bu yöne ilişkin şikayetin kabulü yerine istemin tümden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/13588
KARAR NO : 2013/22195
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/03/2013
NUMARASI : 2013/96-2013/241
DAVACI : BORÇLU :Makimsan Asf.Taah.İnş.San.Tic.A.Ş.
DAVALI : ALACAKLI :T.Halinde Emlak Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 Sayılı Harçlar Kanunu, md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili değildir; borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesi gereğince konunun değerlendirilmesine gelince;
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesinde; “Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2010 tarih ve 2008/81-2010/8 sayılı kararının gerekçesinde, 492 Sayılı Harçlar Kanunun 123. maddesinin son fıkrası ile harçtan istisna tutulan işlemlerin fıkrada belirtilen kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemler olup, yasa koyucunun, finansman sıkıntısı çeken bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların, müşterilerine kullandırmak amacıyla sendikasyon kredisi gibi büyük miktarlı kredilere kendi portföylerinde yer vererek yurt içi veya yurt dışı kredi kuruluşlarından finansman desteği alabilmelerini kolaylaştırmak ve kredi maliyetlerini azaltmak amacıyla bu nitelikteki kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerden harç alınmayacağını öngörmüş olup, maddede yer alan istisnanın, bankaların kendi öz kaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri, kredileri genel kredi sözleşmesi ile gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmalarının bu yasa kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2010 tarih ve 2010/12-443 Es. ve 2010/471 Ka. sayılı ilamında da 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesinde yer alan istisnanın, bankalar ve yurt dışı kredi kuruluşlarının kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla icra dairelerinde yapacakları işlemler hakkında uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan;
5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz.” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 Sayılı Yasa'nın 11.maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.
Somut olayda, alacaklı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için yaptığı ilamsız takipte tüm hacizlerin fekkini talep ettiği, icra müdürlüğünce tahsil harcının yatırılması halinde talebin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında, icra müdürlüğünce tahsil harcı alınmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
O halde, mahkemece, borçlunun tahsil harcına yönelik şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının vekalet ücretine ilişkin itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/14769
KARAR NO : 2013/22044
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Niksar Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)
TARİHİ : 23/10/2012
NUMARASI : 2012/45-2012/29
DAVACI : ALACAKLI :Türkiye Halk Bankası A.Ş.Niksar Şubesi
DAVALI : —
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Turan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır.
Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md. 15). Bu harcın, Kanun (492 Sayılı Harçlar Kanunu, md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili olmayıp, borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 – K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu'nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan;
5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde; “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 Sayılı Yasa'nın 11.maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.
Somut olayda, alacaklı bankanın borçlu aleyhine yaptığı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinde Burdur İl Özel İdaresi'ne gönderilen haciz ihbarnamesi sonucu dosyaya aktarılan bedel üzerinden tahsil harcının ve cezaevi harcının kesildiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında, icra müdürlüğünce dosyaya aktarılan bedel üzerinden tahsil harcı alınmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
Ancak, 5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde; “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun l.maddesi hükmü uygulanmaz” şeklinde düzenleme bulunduğundan 4603 Sayılı Kanuna tabi olan alacaklı banka cezaevi harcından muaf olup, mahkemece, alacaklı bankanın cezaevi harcına yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/7432
KARAR NO : 2013/16282
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Isparta İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/11/2012
NUMARASI : 2012/469-2012/539
DAVACI : ALACAKLI: T.C. Ziraat Bankası Isparta Şube Müdürlüğü
DAVALI : BORÇLU: Kahraman İnş. Taah. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 Sayılı Harçlar Kanunu, md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili değildir; borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan;
5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz.”hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 Sayılı Yasa'nın 11.maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.
Somut olayda, alacaklı bankanın borçlu aleyhine yaptığı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinde Burdur İl Özel İdaresi'ne gönderilen haciz ihbarnamesi sonucu dosyaya aktarılan bedel üzerinden tahsil harcının ve cezaevi harcının kesildiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında, icra müdürlüğünce dosyaya aktarılan bedel üzerinden tahsil harcı alınmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
Ancak, 5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz.” şeklinde düzenleme bulunduğundan 4603 Sayılı Kanuna tabi olan alacaklı banka cezaevi harcından muaf olup, mahkemece, alacaklı bankanın cezaevi harcına yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/13391
KARAR NO : 2013/21536
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2013
NUMARASI : 2013/89-2013/118
DAVACI : ALACAKLI : Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.
DAVALI : .
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ebru Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından ihale nedeniyle kendilerinden tellaliye harcı alınması işlemine karşı şikayet yoluna başvurulmuş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.
Türkiye Kalkınma Bankasının Kuruluşu Hakkında 4456 sayılı Kanunun 17/son maddesi uyarınca şikayetçi banka tellallık harcından muaf olduğundan istemin kabulü yerine reddi yönünde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/29153
KARAR NO : 2013/34524
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2013/35-2013/417
DAVACI : 3.KİŞİ: Bahri İkiz
DAVALI : 463 PARSEL İHALE ALICISI:Mehmet Güçlü
DAVALI : 463/A PARSEL İHALE ALICISI: Hakan Kül
DAVALI : BORÇLU: Ömer İkiz
DAVALI : ALACAKLI: H.Mustafa İkiz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki 463 parsel sayılı taşınmazın ihale alıcısı Mehmet Güçlü tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi, icra mahkemesine başvurarak, kendisinin de hissedarı olduğu Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, 956 Ada, 463 ve 463/A parselde kayıtlı taşınmazların borçlu Ömer İkiz'e ait hisselerinin ihale ile satışının yapılmasına rağmen kendisine satış ilanının tebliğ edilmediğinden bahisle ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece, ilgili sıfatı bulunan şikayetçiye satış ilanının tebliğ edilmediği gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmiştir.
6352 Sayılı Yasanın 30. maddesi ile değişik İİK'nun 127. maddesinde; tapu siciline kayıtlı bulunan ilgililerin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ yapılacağı, adresin tapuda kayıtlı bulunmaması halinde varsa adres kayıt sistemindeki adreslerinin tebligat adresleri olarak kabul edileceği, bunların dışında adres araştırması yapılamayacağı, gazetede yapılan satış ilanının tebligat yerine geçeceği belirtilmiştir. Ancak 6352 Sayılı Yasanın 106-a maddesi gereğince bu hükmün Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yani 05.01.2013 tarihinde yürürlüğe gireceği, 38. madde ile eklenen geçici 10. madde gereğince de, 6352 Sayılı Yasanın ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edileceği düzenlenmiştir.
İhalenin feshi talebine konu takip işlemlerine 6352 Sayılı Yasanın ilgili hükmünün yürürlüğünden önce başlandığından, olaya değişiklikten önceki İİK'nun 127. maddesinin uygulanması gerekir. İİK'nun değişiklikten önceki 127. maddesi hükmüne göre ise; satış ilanının, gayrimenkulün tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarların tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ edileceği, adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde ayrıca adres tahkiki yapılmayacağı, bu durumda gazetedeki satış ilanının tebligat yerine geçeceği öngörülmüş bulunmaktadır.
Somut olayda, şikayetçi hissedarın ihaleye konu taşınmazın tapu kaydında adresinin kayıtlı olup olmadığı araştırılarak, eğer adresi tapuda kayıtlı ise ve bu adrese satış ilanı tebligatı yapılmamışsa ihalenin feshine, ilgilinin adresi tapuda kayıtlı değilse ayrıca adres araştırması yapılmayıp gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçeceğinden istemin süreden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : 463 parsel sayılı taşınmazın ihale alıcısı Mehmet Güçlü'nün temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/27860
KARAR NO : 2013/33608
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/06/2013
NUMARASI : 2013/121-2013/311
DAVACI : BORÇLU :Mut Kardeşler Hurdacılık İnş.San Tic.Ltd,şti
DAVALI : ALACAKLI :T.C.Garanti Bankası Bankası Beşiktaş/İstanbul
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Taşınmaz satışlarında artırmanın ilanı İİK. nun 126.maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde 02.07.2012 tarih ve 6352 Sayılı Kanun'un 29.maddesi ile değişikliğe uğramıştır.
6352 Sayılı Kanun'un 29.maddesi aynı Kanun'un 106.maddesi gereğince 05.01.2013 tarihinde yürürlüğe gireceğinden, ancak bu tarihten sonra verilen satış kararları hakkında uygulanır. Bir diğer ifade ile satışın, satış kararının verildiği tarihte yürürlükte olan yasa hükümlerine göre ilan edilmesi ve yapılması gerekir.
Somut olayda, satış kararı 19.12.2012 tarihinde alındığına göre satış ilanının da o tarihte yürürlükte olan İİK. nun 126.maddesi hükümlerine göre yapılmasında yasaya aykırılık yoktur.
O halde mahkemece borçlunun sair şikayet nedenlerinin incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/20628
KARAR NO : 2013/29485
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2013
NUMARASI : 2013/152-2013/421
DAVACI : BORÇLU :Filizim Gıda Rest. Otel İşl. İnş. Dış Tic. Ltd. Şti.
DAVALI : ALACAKLI:Şef Gıda Rest. İşl. San. Tur. Ve Dış Tic. Ltd. Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu şirket aleyhine adi kira alacağına dayalı icra takibi başlatılmış, borçlunun mallarını kaçıracağı belirtilerek ödeme emri tebligatının memur marifeti ile yapılması talep edilmiş, İcra Müdürlüğü tarafından talep kabul edilerek görevlendirilen memur vasıtasıyla tebligat yapılmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 2. maddesinde “Diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde veya aynı yerde bulunan 1 inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara yapılacak tebligat, kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılır” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in “Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında tebligatın; kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde ve gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde, 2 nci maddede belirtilen ve aynı yerde bulunan merciler arasında ya da bu mercilerde bulunan kişilere yapılması durumunda, tebliğlerin kendi memurları veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yaptırılabileceği düzenlenmiştir.
Aynı maddenin 2. Fıkrasında da memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebebin tebligat evrakında gösterileceği belirtilmiştir.
Borçlunun mal kaçırma olasılığının bulunması, gecikmesi halinde zarar doğabilecek iş olarak kabul edilip tebligatın TK'nun 2. maddesi uyarınca memur vasıtasıyla yapılmasına karar verilmesinde usule aykırılık bulunmasa da, Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 5. maddesinin 2. fıkrası gereğince memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebep tebligat evrakında gösterilmemiştir. Bu sebeple yapılan tebligat usulsüzdür.
Mahkemece şikayetin bu nedenlerle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz ise de; sonuçta istem kabul edildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2013 günündeoybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/23233
KARAR NO : 2012/7433 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tosya İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/07/2011
NUMARASI : 2011/19-2011/23
DAVACI : 3. Kişi : Selahattin Yücel
DAVALI : Alacaklı : Starpet Garzan Akaryakıt
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Mersin 4. İcra Müdürlüğü’nün 2009/11574 Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte, borçluya ait 784 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz, 17.06.2011 tarihinde yapılan 2. artırma sonucunda 73.110,00 TL bedelle alacaklıya ihale edilmiştir. Üçüncü kişi mahkemeye başvurusunda; Tosya İcra Müdürlüğü’nün 2011/503 Esas sayılı dosyası nedeniyle borçludan alacaklı olduğunu, takibin kesinleştiğini, alacağının teminat tutarından fazla olması nedeniyle teminat yatırmadan ihaleye katılmak istediğini, ancak icra müdürlüğünce ihaleye katılmasına izin verilmediğini beyan ederek, ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece başvurunun kabulü ile ihalenin feshine karar verilmiştir.
İİK.'nun 124/3. maddesine göre; “Artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri şartnameye yazılır”.
Haciz koydurmuş alacaklı yalnız bir kişi ise ve alacağı taşınmazın muhammen bedelinin yüzde yirmisi kadar veya ondan fazla ise, alacaklı, artırmaya katılabilmek için teminat göstermekle yükümlü değildir. Haciz koydurmuş olan alacaklılar birden fazla ise, o zaman bir haciz alacaklısının teminat göstermekten muaf tutulabilmesi için, satış sonucunda hissesine düşmesi tahmin olunan payın muhammen bedelin yüzde yirmisini karşılaması şartı aranır.
Somut olayda; taşınmaza 174.015,90 TL kıymet takdir edildiği, Mersin 4. İcra Müdürlüğü’nün 2009/11574 Esas sayılı dosyasına celp edilen önceki tarihli hacizlere ilişkin alacak toplamı dikkate alındığında, satış sonucunda şikayetçinin hissesine düşmesi tahmin edilen payın, muhammen bedelin yüzde yirmisini karşılamadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, şikayetin reddi gerekirken kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 12/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/22556
KARAR NO : 2009/3277 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/08/2008
NUMARASI : 2008/1754-2008/1245
DAVACI : ÜÇÜNCÜ KİŞİ : DARA ASLAN
DAVALI : ALACAKLI :ALTERNATİFBANK AŞ.
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve borçlu vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ihale alıcısı mahkemeye başvurusunda; icra dosyasına yatırdığı nakit ihale bedelinin teminat mektubu ile değiştirilmesi talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi işleminin iptalini talep etmektedir.
İİK.nun 134. Maddesinin 4. Fıkrasında, “taşınmazı satın alanlar ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130. Maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra Müdürü, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak ihalenin feshine yönelik şikayet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar, para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine ilişkin şikayetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, İcra Müdürünün ihale bedelini nakten alarak nemalandırılması için gerekli işlemleri yapması yerinde olup ihale alıcısının nakit paranın teminat mektubuyla değiştirilmesi talebini reddetmesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle Mahkemece şikayetçinin talebinin reddi yerine aksine düşüncelerle yazılı şekilde kabulüne dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı ve borçlu vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14147
KARAR NO : 2007/17896 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2007
NUMARASI : 2007/207-2007/298
DAVACI : BORÇLU: ŞENER BAYRAM
DAVALI : ALACAKLI: ŞEKER BANK VS
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayete konu taşınmazın satış ilanında açık artırmaya katılmak isteyenlerin takdir edilen kıymetin %20'si nispetinde nakit pey akçesi ya da bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunun vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Şartnamede belirtilen bu hususun İİK.nun 124/3. maddesince de uygundur. Bu durumda ihaleye katılmak isteyenlerin şartnamede belirtilen şartlara uymaları gerekir. İhaleye katılmak için yasanın aradığı teminatın çek olarak verilmesi halinde bu çekin karşılığının ihale anında bulunup bulunmadığı daha sonra karşılığının çekilip, çekilemeyeceği bilinemeyeceğinden bu hususunda ayrıca icra müdürlüğünce kontrolü mümkün değildir.
Somut olayda satış şartnamesine aykırı olarak 50.000 YTL bedelli çek vererek giren ve sonuçta taşınmaz kendisine ihale olunan ihale alıcısı yukarıda belirtildiği üzere şartnameye aykırı olarak ihaleye katıldığından ve bu hususunda ihalenin feshi sebebi sayılacağından mahkemece ihalenin feshine karar vermek gerekirken aksine düşünce ile şikayetin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/28766
KARAR NO : 2013/35076
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Finike İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/05/2013
NUMARASI : 2012/90-2013/31
DAVACI : BORÇLU : Cemile Boztaş
DAVALI : ALACAKLI :Ramazan Yarbaş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neşe Yüksel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen genel haciz yoluyla takipte borçlu icra mahkemesine başvurarak, taşınmazlar üzerindeki haczin İİK.'nun 106-110. maddeleri gereğince düştüğünü, İİK'nun 133. maddesindeki şartlar yerine getirilmeden ihale yapıldığını, mükellefiyetler listesi hazırlanarak ilgililere tebliğ edilmediğini, taşınmazların tapu kaydında ipotek şerhi olmasına rağmen ipotek bedelinin ihale sırasında alacaklı tarafından ödenmediğini ileri sürerek ihalelerin feshini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlunun mirasçıları olan Feyza Boztaş ve Betül Baztoş'a satış ilanının tebliğ edilmediği, mükellefiyetler listesinin yapılmadığı, kıymet takdirinin tapudaki haciz alacaklılarına ve ayrıca borçlunun yukarıda anılan mirasçılarına tebliğ edilmediği, Finike Belediyesinden ilan yaptırıldığına dair tutanak bulunmadığı gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmiştir.
İİK.nun 134.maddesinde ihalenin fesih nedenleri açıkça gösterilmemiş, ancak ihalenin, “BK.nun 226.maddesinde yazılı sebepler”, “satış ilanının tebliğ edilmemiş olması”, “satılan malın esaslı niteliklerindeki hata” ve “ihaledeki fesat” nedenleriyle feshedileceğine değinilmiştir.
İhalenin fesih nedenleri, gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında;
1-İhaleye fesat karıştırılmış olması,
2-Arttırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanabilir.
Somut olayda mahkemece, mükellefiyetler listesinin hazırlanmadığı da gerekçe gösterilerek ihalenin feshine karar verilmiş ise de, mükellefiyetler listesinin düzenlenmemesi yukarıda açıklanan fesih nedenleri arasında yer almamaktadır. Diğer taraftan mükellefiyetler listesinin düzenlenmemesi borçlu lehine bir durum oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle mahkemenin mükellefiyetler listesine ilişkin fesih gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Öte yandan şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen ancak mahkemece ihalenin feshine gerekçe yapılan hususlar kamu düzeni ile ilgili olmadığından, mahkemece re'sen bu sebeplere dayalı olarak ihalenin feshine karar verilemez.
O halde mahkemece borçlunun ileri sürdüğü diğer fesih sebepleri incelenerek oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/11913
KARAR NO : 2013/19939
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2012
NUMARASI : 2012/404-2012/595
DAVACI : BORÇLU : Hüseyin Per
DAVALI : ALACAKLI :Kalyon Pls San Tic Aş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tuncer Kaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlu, taşınmazlar üzerindeki haczin İİK.'nun 106-110. maddeleri gereğince düştüğünü, taşınmazların tapu kaydında ipotek şerhi olmasına rağmen mükellefiyetler listesi yapılmadığını, kıymet takdirinde taşınmazlar üzerindeki ipoteğin taşınmazların değerine etkisinin araştırılmadığını, icra müdür yardımcısının nizamnamenin 4. maddesine göre ihale yapma yetkisinin bulunmadığını, (3) nolu bağımsız bölümün artırma tutanağında başlangıç ve bitiş saatinin yazılmadığını, taşınmazların tapu kaydındaki ipoteğin artırma şartnamesinde gösterilmediğini,alacaklı vekilinin ihale anında vekaleten mal alma yetkisi bulunup bulunmadığının araştırılmadığını ileri sürerek ihalelerin feshini talep etmiştir.
Mahkemece taşınmazların 31.08.2009 tarihinde haczedildiği, ancak satış avansının 30.04.2012 tarihinde yatırıldığı, 02.05.2012 tarihinde talimat dosyasına intikal ettiği, satış talebinin süresinde olmasına rağmen satış masrafının 2 yıllık süre içerisinde yatırılmadığı , ihalenin başlangıç ve bitiş tarihinin artırma tutanağına yazılmadığı ,ipotekli taşınmazla ilgili mükellefiyetler listesi hazırlanmadığı belirtilerek ihalenin feshine karar verilmiştir.
Somut olayda ; taşınmazların 31.08.2009 tarihinde haczedildiği, 01.08.2011 tarihinde satış talep edildiği, talebin devamı incelendiğinde 01.08.2011 tarih ve 18929 nolu tahsilat makbuzu ile 43,00TL, 01.08.2011 tarih ve 18930 nolu tahsilat makbuzu ile de 43,00TL masraf yatırıldığı, böylece 2 yıllık süre içerisinde satış masrafının yatırıldığı anlaşıldığından mahkemenin İİK.'nun106-110. maddelerine ilişkin fesih gerekçesi isabetsizdir.
Yine artırma tutanakları incelendiğinde; ihale tarihinin tutanaklarda belirtildiği, (3) nolu bağımsız bölüme ilişkin artırma tutanağının üst kısmında yazılı “10.10-10.15” ibaresi ile ihalenin başlangıç ve bitiş saatlerinin gösterildiği, (2) nolu bağımsız bölüme ilişkin artırma tutanağının ise alt ve üst kısmında ihalenin başlangıç ve bitiş saatlerinin gösterildiği anlaşıldığından mahkemenin bu yöne ilişkin fesih gerekçesi de doğru değildir.
İİK.nun 134.maddesinde ihalenin fesih nedenleri açıkça gösterilmiştir. Buna göre ihalenin, “BK.nun 226.maddesinde yazılı sebepler”, “satış ilanının tebliğ edilmemiş olması”, “satılan malın esaslı niteliklerindeki hata” ve “ihaledeki fesat” nedenleriyle feshedileceğine değinilmiştir.
İhalenin fesih nedenleri, gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında;
1-İhaleye fesat karıştırılmış olması,
2-Arttırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanabilir.
Somut olayda mahkemece, mükellefiyetler listesinin hazırlanmadığı da gerekçe gösterilerek ihalenin feshine karar verilmiş ise de, mükellefiyetler listesinin düzenlenmemesi yukarıda açıklanan fesih nedenleri arasında yer almamaktadır. Diğer taraftan mükellefiyetler listesinin düzenlenmemesi borçlu lehine bir durum oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle mahkemenin mükellefiyetler listesine ilişkin fesih gerekçesi de yerinde görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece borçlunun ileri sürdüğü diğer fesih sebepleri incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/3384
KARAR NO : 2013/11551
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gölbaşı(Ankara) İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2012
NUMARASI : 2012/133-2012/147
DAVACI : BORÇLU :Kantalar İnş.Tiç. A.Ş.
DAVALI : İ.ALACAKLISI :Halk Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Turan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 53. maddesine göre terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır.
Somut olayda, taşınmaz maliki Abdülhalim Kanat'ın kendisine satış ilanı tebligatının 27.07.2012 tarihinde tebliğinden sonra 11.08.2012 tarihinde öldüğü, takip işlemlerine devam edilerek taşınmazın 27.09.2012 tarihindeki ihalede satışının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Anılan yasa maddesi uyarınca borçlunun ölüm tarihinden itibaren mirası ret süresi içerisinde herhangi bir icra takibi yapılamaz. Bu süre içerisinde ihale yapılması usulsüz olup mahkemece yasanın emredici hükmüne aykırı işlem yapılması nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/34067
KARAR NO : 2014/304
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/06/2013
NUMARASI : 2013/250-2013/389
DAVACILAR : ŞİKAYETÇİLER: Cahit Akbolat,Sedat Akbolat
DAVALI : Birol Nalçacı
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İshak Kılavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçiler, kendilerine gönderilen tahliye emrinin iptalini talep etmişler, mahkemece satıştan önceki tarihli resmi bir belgeye dayanarak oturduklarının ispatlanamadığını, İİK'nun 135/2'de bir süre öngörülmediğinden istemin reddine karar verilmiştir.
İİK.nun 135/2.maddesi; “Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akde dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise on beş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmez ise zorla çıkarılıp taşınmaz alıcıya teslim olunur” hükmünü içermektedir. Anılan hükme göre, alıcıya ihale edilen taşınmaz bir üçüncü kişi tarafından işgal edilmekte ise “ihalenin kesinleşmesi üzerine” alıcı, satış memurluğundan, üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılmasını isteyebilir.
Somut olayda, taşınmazın 11.01.2005 tarihinde ihalesi yapılıp 26.01.2005 tarihinde de şikayet edilen alıcı adına tescilinin yapıldığı, aradan geçen zaman zarfında herhangi bir tahliye talep edilmeyip sekiz (8) yıl sonra 26.03.2013 tarihinde tahliyenin istendiğini görülmektedir.
Alıcı, tahliye için bu hakkını makul veya münasip bir sürede kullanmayarak bir nevi kira ilişkisini benimsediğinden artık İİK'nun 135.maddesine dayalı olarak değil; genel hükümlere göre talepte bulunabilir.
Bu nedenle mahkemece istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçilerin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/20314
KARAR NO : 2013/29963
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/06/2012
NUMARASI : 2012/620-2012/673
DAVACI : ALACAKLI:Kalender Ateşoğlu
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 26/02/2013 tarih, 2012/29365-2013/6196 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Yazıcı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair karar düzeltme talepleri yerinde değil ise de;
Alacaklı vekilinin mahkemeye başvurusunda, yapılan ihale sonucu taşınmazın alacağa mahsuben taraflarına 138.100,00 TL 'ye ihale olunduğunu, ancak icra müdürlüğünce, ihale bedelini yatırmak üzere kendilerine 7 günlük süre verildiğini, kesinleşmiş bir sıra cetveli olmadan ihale bedelini dosyaya yatırmaları yönündeki müdürlük kararının doğru olmadığını mahcuzlar üzerindeki diğer haczinde İİK'nun 106. maddesi uyarınca düştüğünü ileri sürerek buna ilişkin işlemlerin iptalini talep ettiği, mahkemece, sıra cetveline ve derece kararına esas olmak üzere ihale bedelinin dosyaya yatırılması gerektiğinden bahisle şikayetin reddine karar verildiği Dairemizce bu kararın onandığı anlaşılmıştır.
İcra İflas Kanunu'nun 140. maddesinde; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar” hükmü yer almaktadır. Üzerinde başkaca hacizlerin de bulunduğu mahcuzların 15.08.2011 tarihinde alacaklıya ihale edildiği görülmektedir. İcra müdürlüğünce öncelikle İİK'nun 140. maddesi uyarınca sıra cetveli yapılarak alacaklının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekir.
Haciz koyduran alacaklının taşınırı (taşınmazı) ihale ile satın alması ve kendisinden önce gelen başka alacaklı bulunmaması halinde, alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabileceği, satış bedelini, alacağına mahsup edebileceği, taşınır (taşınmaz) üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş, başka haciz bulunması halinde ise ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden ve alıcıdan önce haciz koyduran 3.kişilerin alacaklarının miktarlarının ne olduğu dahi belirlenmeden alıcı alacaklıya ihale bedelinin tamamını yatırması için süre verilmesi yönündeki icra müdürlüğü kararı doğru değildir.
O halde, mahkemece, birden fazla alacaklı bulunması nedeniyle İİK.nun 140. maddesi gereğince icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılarak alacaklının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediği belirlendikten sonra alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilir ise alacaklıya ihale bedelini yatırmak üzere süre verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşıldığından Dairemiz onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 26.02.2013 tarih ve 2012/29365 E. 2013/6196 K sayılı onama kararının kaldırılmasına, İstanbul 21. İcra Mahkemesi'nin 28.06.2012 tarih 2012/620 E.-673 K. sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesi, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/34247
KARAR NO : 2014/423
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2013/595-2013/767
DAVACI : BORÇLU :Be-so-to Gıda Ltd.Şti
DAVALILAR : KARŞI TARAF :Akbank, Recep Dirmen
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hava Kandemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe karşı borçlunun, yapılan ihalenin usulsüz olduğunu belirterek feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, ihalenin feshine ilişkin şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 128/a-2. maddesinde “kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, ihaleye konu taşınmazın 26/05/2011 tarihinde kıymetinin takdir edildiği, ihalenin ise yukarıdaki maddede belirtilen iki yıllık süreden sonra 23/08/2013 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
HGK'nun 26/02/1992 gün 92/70-130 sayılı kararında, satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı benimsenmiştir. Ayrıca, sözkonusu kararda, iki yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır.
O halde, mahkemece, kıymet takdiri tarihinden itibaren iki yıllık süre geçmiş olduğundan, bu husus re'sen gözetilerek ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/34580
KARAR NO : 2014/613
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/10/2013
NUMARASI : 2013/28-2013/209
DAVACI : BORÇLU: Nasiye Urun
DAVALI : ALACAKLI: Ertekin Urun
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 106-144.maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış olup, aynı Kanun'un 129/2.maddesine göre, 2.ihale gününde satış yapılması halinde, artırma bedelinin taşınmaz için tahmin edilmiş olan kıymetin en az %40'ını bulması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılaması zorunlu kılınmıştır. Bu durumda satış bedelinin, tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmekte, satış talebinden ihale tarihine kadarki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir. Satışı istenen taşınmazın kıymetinin takdiri hakkındaki İİK.nun 128.maddesi paraya çevirme başlığını taşıyan III.bölümde bulunmaktadır. Bu nedenle taşınmazın kıymetinin belirlenmesi için yapılan keşif ve bilirkişi masraflarının da tıpkı ilan giderleri gibi paraya çevirme masrafı olarak kabulü gerekir.
Somut olayda, taşınmazın 2.ihale günü 23.000,00 TL'ye satıldığı, muhammen bedelinin 55.800,00 TL olduğu, muhammen bedelinin %40'ının 22.320,00 TL olduğu gazete ilan masrafının 534,03 TL kıymet takdir giderinin 400,00 TL olduğu, masrafların taşınmazın muhammen bedelinin %40'ına eklenmesi halinde 23.254,03 TL'yi bulduğu ve satış bedelinin bu bedeli karşılamadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki paraya çevirme giderlerine satış yolluğu ve tebligat giderlerinin de ilavesi gerekir.
O halde mahkemece, İİK.nun 129/2.maddesinin amir hükmü göz önüne alınarak ihalenin feshi şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/34247
KARAR NO : 2014/423
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2013/595-2013/767
DAVACI : BORÇLU :Be-so-to Gıda Ltd.Şti
DAVALILAR : KARŞI TARAF :Akbank, Recep Dirmen
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hava Kandemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe karşı borçlunun, yapılan ihalenin usulsüz olduğunu belirterek feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, ihalenin feshine ilişkin şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 128/a-2. maddesinde “kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, ihaleye konu taşınmazın 26/05/2011 tarihinde kıymetinin takdir edildiği, ihalenin ise yukarıdaki maddede belirtilen iki yıllık süreden sonra 23/08/2013 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
HGK'nun 26/02/1992 gün 92/70-130 sayılı kararında, satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı benimsenmiştir. Ayrıca, sözkonusu kararda, iki yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır.
O halde, mahkemece, kıymet takdiri tarihinden itibaren iki yıllık süre geçmiş olduğundan, bu husus re'sen gözetilerek ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/36215
KARAR NO : 2014/1826
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/10/2013
NUMARASI : 2013/357-2013/494
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :Abdullah Levent Toksöz
DAVALI : ALACAKLI :Necat Arslan,
DAVALI :İHALE ALICISI:Sadık Şekerli
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin, ihaleye konu olan taşınmazların hissedarı olduğu halde satış ilanının kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ihaleye katılımının mümkün olmadığını ve ihale evraklarının usulüne uygun olarak düzenlenmediğini belirterek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Şikayetçi, ihale konusu taşınmazların 3/20 hissesinin maliki olan kişi olup, İİK.nun 127.maddesi uyarınca tapuda kayıtlı adresinin bulunması halinde adı geçenin bu adresine satış ilanının tebliği zorunlu olup, tebligatın hiç yapılmaması veya usulsüz tebliğ edilmesi, başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
İhalenin feshini isteyin şikayetçi Abdullah Levent Toksöz'ün, ihaleye konu olan taşınmazlarda hissedar olup, Kartepe İlçe Tapu Müdürlüğü'nün 02.05.2013 tarihli cevabı yazısı ile şikayetçinin adresinin “Çukurbağ mah. Velibaba geçidi Velibaba apt. No:5/9 İzmit/KOCAELİ” olarak bildirildiği, bu adrese çıkartılan satış ilanının muhatabın adreste tanınmadığı gerekçesi ile 05.06.2013 tarihinde iade edildiği, aynı adrese çıkartılan satış ilanının, Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine uyarınca 02.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Tebliğ işleminin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükte olan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 6099 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik 35.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için daha önce aynı adreste muhataba usulüne uygun tebligat yapılması ve muhatabın adrese dayalı kayıt sisteminde adresinin bulunmaması ve bu adrese gönderilen tebligatın bila tebliğ dönmüş olması zorunludur.
Somut olayda şikayetçinin tapu sicilinde yazılı adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine, daha önce bu adreste adı geçene usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine yapılan tebliğ işlemi usulsüzdür.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/35356
KARAR NO : 2014/1882
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/07/2013
NUMARASI : 2013/68-2013/306
DAVACI : BORÇLU :Türkan Dağdelen
DAVALI : ALACAKLI:Erdem Es
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde, İzmir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2012/4887 Talimat sayılı dosyasında haczedilen 48 LS 615 plaka sayılı aracın ihalesi yapılmış, borçlu tarafından kendisine satış ilanının tebliğ edilmediğinden bahisle ihalenin feshi talep edilmiştir.
Taşınır satışlarında borçluya satış ilanı tebliği zorunlu değildir. Somut olayda icra müdürlüğünce satış kararında borçluya bilgi amaçlı olarak satış ilanının tebliğine, tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde ise satışın devamına karar verilmiş olup, borçluya gönderilen satış ilanının adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş olması ihalenin feshi nedeni olamaz.
O halde mahkemece ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/436
KARAR NO : 2014/1916
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/11/2013
NUMARASI : 2013/436-2013/858
DAVACI : BORÇLU :Nazire Köseoğlu
DAVALI : BORÇLU :Ak Pol Tarım Orm Ürün Mob Teks İnş Pet Kim Mad Turz San Ve Tic Ltd Şti,
DAVALI :ALACAKLI:Lbt Varlık Yönetim A.Ş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu Nazire Köseoğlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
İ.İ.K.’nun 106-144.maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış, aynı Kanunun 129.maddesine göre, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir. Bu durumda satış bedelinin, tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmekte, satış talebinden ihale tarihine kadarki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir. Satışı istenen taşınmazın kıymetinin takdiri hakkındaki İİK. nun 128.maddesi paraya çevirme başlığını taşıyan III. bölümde bulunmaktadır. Bu nedenle taşınmazın kıymetinin belirlenmesi için yapılan keşif ve bilirkişi masraflarının da tıpkı ilan giderleri gibi paraya çevirme masrafı olarak kabulü gerekir.
Birden fazla taşınmazın aynı ilanla satışa çıkarılması halinde, toplam paraya çevirme giderinden satışı yapılan her taşınmaza isabet eden miktar oranlama suretiyle tespit edilerek, ayrıca müstakil harcamalar var ise bedele eklenerek oluşacak sonuca göre İİK.nun 129. maddesindeki koşullara uygun şekilde satışın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, 514,00 TL kıymet taktir gideri, 91,00 TL tebligat gideri (kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğine ilişkin) ve 2.677,44 TL gazete ilan gideri olmak üzere toplam 3.282,44 TL satış masrafı yapıldığı ve aynı ilan ile iki ayrı taşınmazın satışa çıkarıldığı, ihalenin feshi konusu yapılan 10561 ada 21 parsel sayılı taşınmazın ihale bedelinin, taşınmazın tahmini değerinin %50'sine satış için yapılan masrafın (oranlama suretiyle) eklenmesiyle oluşan miktarı karşılamadığı, dolayısıyla satışın İİK.nun 129.madde koşullarına uygun olarak gerçekleştirilmediği görülmektedir.
Öte yandan takip tarihi itibarı ile uygulanması gereken İİK.nun 150/e maddesi gereğince, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren iki yıl içinde taşınmaz rehnin satışını istemesi gerekir. Bu sürede satışı istenmez ise takip düşer. Takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler ise yok hükmünde olacağından bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, borçluya icra emrinin 05.03,2007 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklının ise 06.11.2008 tarihinde satış talep ettiği, bu satış talebi sonucu yapılan ihalenin 21.02.2011 tarihinde feshedildiği, bu tarihten itibaren ilk satış talebi ile kesilen satış isteme süresinin kaldığı yerden işlemeye devam ettiği, alacaklının ikinci satış talebini yaptığı 11.03.2013 tarihi itibariyle İİK'nun 150/e maddesindeki 2 yıllık sürenin geçmiş olduğu belirlenmiştir.
O halde, mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu Nazire Köseoğlu'nun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/63
KARAR NO : 2014/1917
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Fethiye İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/03/2013
NUMARASI : 2012/92-2013/132
DAVACI :BORÇLU : Hasan Arıcak
DAVALI :BORÇLU : Arıcak Turizm Ve Tic A Ş,T.
DAVALI :ALACAKLI: Kalkınma Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu Hasan Arıcak tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda satışın durdurulması taleplerinin ve İİK. nun 150/e maddesine dayalı şikayetlerinin icra mahkemesince reddedildiği, ret kararlarını temyiz ettiğini belirterek ve sair şikayet nedenlerini ileri sürerek taşınmaz ihalesinin feshini istediği anlaşılmıştır.
Satışın durdurulmasına ilişkin şikayet üzerine verilen kararlar kesin ise de ihalenin feshi aşamasında şikayet nedeni yapılması halinde icra mahkemesince anılan hususların değerlendirilmesi gerekir.
Takip tarihi itibarı ile uygulanması gereken İİK.nun 150/e maddesi gereğince, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren iki yıl içinde taşınmaz rehnin satışını istemesi gerekir. Bu sürede satışı istenmez ise takip düşer. Takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler ise yok hükmünde olacağından bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir.
Öte yandan, İİK'nun 128/a-2. maddesinde “kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez.” hükmüne yer verilmiştir. HGK'nun 26.02.1992 gün 92/70-130 sayılı kararında; satışın, kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı benimsenmiştir. Ayrıca aynı kararda İİK'nun 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınmalıdır.
Bu durumda, mahkemece, İİK.nun 150/e maddesine göre satış talebinden önce takibin düşüp düşmediği ve kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde satışın yapılıp yapılmadığı hususlarının değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu Hasan Arıcık'ın temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/36399
KARAR NO : 2014/2203
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2013
NUMARASI : 2013/347-2013/724
DAVACI : BORÇLU :Mrt İnş. San. Ve Tic. İth. İhr. Eml. A.Ş.
DAVALI : ALACAKLI:Juan Antonıo Vinuales Lopez
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tuncer Kaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu tarafından taşınmaz ihalesinin feshi talep edilmiş olup mahkemece istemin reddine ,davacının ihale bedelinin %10'u oranında para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 35/1. maddesine göre”Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Bakanlar Kurulu kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.”
İcra mahkemesince yukarıda açıklanan yasa hükümleri doğrultusunda İspanyol vatandaşı olan ihale alıcısının mülk edinme koşullarını haiz olup olmadığı yöntemince araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/350
KARAR NO : 2014/2334
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Çeşme İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2013/15-2013/106
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :Şebnem Önaç Özkan
DAVALI : İHALE ALICISI:Engin Aksakal,
DAVALI :BORÇLU :Atila Önaç,
DAVALI :ALACAKLI :T.C. Ziraat Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi Şebnem Önaç icra mahkemesine başvurusunda, İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2011/11105 E. sayılı dosyasında haciz alacaklısı olduğunu ve alacağının rüçhanlı alacak olması nedeniyle ihaleye teminatsız olarak katılmak istediğini ihale günü ilgili icra müdürlüğüne bildirmesine rağmen talebin müdürlükçe reddedilerek ihaleye katılımının engellendiğini iddia ederek ve sair fesih sebeplerini ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece şikayetçinin hak sahipliğinin ancak sıra cetveli yapıldığında belirlenebileceği gerekçesi ile talep reddedilmiştir.
İİK.'nun satış kararı tarihine göre yürürlükte olan 124. maddesinin 3. fıkrasına göre artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri şartnameye yazılır, 4. fıkrasına göre ise; satılığa çıkarılan taşınmaz üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı yukarıdaki fıkrada yazılı nispet raddesinde ise artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz.
Somut olayda,, şikayete konu 18.02.2013 tarihli ihale sırasında icra müdürü tarafından tutulan tutanak ile, şikayetçinin nafaka alacaklısı olduğunu ve alacağının 300.000 TL'den fazla olduğunu beyan ederek ihaleye teminatsız katılmak istediği, müdürlükçe şikayetçinin alacaklı olduğunu ve borç miktarını gösteren bir belge ibraz etmesinin istendiği, şikayetçi tarafından belge ibraz edilmemesi, ayrıca gerekli teminatın da yatırılmaması nedeniyle şikayetçinin ihaleye iştirak etmediğinin tespit edildiği görülmüştür.
Şikayete konu ihalede satışı yapılan taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, söz konusu taşınmaza şikayetçinin alacaklı olduğu İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2011/11105 E. sayılı dosyasından 11.01.2012 tarihinde haciz şerhi işlendiği, ihaleyi gerçekleştiren Çeşme İcra Müdürlüğü'nün 2011/849 Tal. sayılı dosyasında ise İİK'nun 100. maddesi kapsamında bilgiler toplanıp ilgililerin tespit edilmesi gerekirken bu zorunluluğun yerine getirilmediği görülmektedir.
Şikayetçinin alacaklı olduğu dosya alacağının 112.554,25 TL, ihale konusu taşınmazın muhammen bedelinin 351.000,00 TL, bu bedelin % 20'sinin ise 70.200,00 TL olduğu anlaşılmakla İİK'nun 124. maddesinin 3. ve 4. fıkraları gereğine şikayetçinin ihaleye teminatsız katılması mümkün iken, icra müdürlüğünün İİK'nun 100. maddesi kapsamında bilgileri toplama yükümlülüğüne uymaması nedeniyle şikayetçinin kanundan kaynaklanan ihaleye teminatsız girme hakkının engellenmesi ihaleyi usulsüz hale getirir.
O halde mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/36334
KARAR NO : 2014/2386
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Fethiye İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/11/2013
NUMARASI : 2013/496-2013/667
DAVACI : ALACAKLI: T.Halk Bankası A.Ş
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Akbay Erdoğan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
4603 Sayılı Yasa ile Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi (bankalar), çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılanmaya tabi tutulmuştur.
5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde; “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, yukarıda yazılı yasa hükmünde öngörülen muafiyetin, başvurma harcı, peşin harç ve vekalet suret harcını içerdiği açıktır.
O halde, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/586
KARAR NO : 2014/2404
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2013
NUMARASI : 2013/1145-2013/1073
DAVACI : ALACAKLI:T.Halk Bankası A.Ş.
DAVALI : Antalya 10.İcra Müdürlüğü
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neşe Yüksel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 Sayılı Harçlar Kanunu, md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili değildir; borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan; 5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz.”hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 Sayılı Yasa'nın 11.maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.
Somut olayda, alacaklı bankanın borçlu aleyhine yaptığı genel haciz yoluyla icra takibinde ihale sonucu dosyaya aktarılan bedel üzerinden tahsil harcının ve cezaevi harcının kesildiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında, icra müdürlüğünce dosyaya aktarılan bedel üzerinden tahsil harcı alınmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
Ancak, 5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz.” şeklinde düzenleme bulunduğundan 4603 Sayılı Kanuna tabi olan alacaklı banka cezaevi harcından muaf olup, mahkemece, alacaklı bankanın cezaevi harcına yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/45
KARAR NO : 2014/3083
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Trabzon İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/11/2013
NUMARASI : 2013/587-2013/606
DAVACI :BORÇLU : Cemile Aydın
DAVALI :ALACAKLI: Necati Başkan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ebru Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin usulüne uygun olarak 13/09/2013 tarihinde adı geçene tebliğ edildiği, borçlunun ise 24/09/2013 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda 23/09/2013 tarihinde hastanede tedavi gördüğü beyanıyla gecikmiş itirazda bulunarak dayanak senedin kambiyo vasfının bulunmadığı iddiasıyla takibin iptalini talep ettiği, mahkemece gecikmiş itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK. nun 65. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında “Borçlu, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, maninin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve müteakip fıkra için yapılacak duruşmaya taalluk eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.” denilmiştir.
Somut olayda, borçlunun gecikmiş itirazına dayanak yaptığı hastane kaydının, İİK. nun 65. maddesi kapsamında, borçlunun iş ve gücüne engel teşkil ettiğini ispatlar nitelikte bir rapor olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece bu belgeye dayanılarak itirazın süresinde yapıldığının kabulü yerinde değildir.
Bununla birlikte her ne kadar mahkemece borçluya ödeme emri tebliğ tarihi 16/09/2013 olarak esas alınmışsa da, borçluya çıkartılan ödeme emri tebligat parçasının incelenmesinden tebliğ tarihinin 13/09/2013 olduğu, ihtilaf durumunda tebliğ tarihinin tespitinde ıslak imzalı tebligatta yazan tarihin esas alınması gerektiği, Uyap kayıtlarının esas alınamayacağı, buna göre 5 günlük itiraz süresinin de 18/09/2013 günü sona erdiği ve borçlunun itirazının buna göre de süresinde olmadığı görülmüştür.
O halde mahkemece borçlunun itirazının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esasa ilişkin itirazları incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33513
KARAR NO : 2013/40106
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/05/2013
NUMARASI : 2013/608-2013/662
DAVACI : ŞİKAYETÇİ:Mehmet Baş
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının temyizine ilişkin dilekçenin reddini mutazammın 19/09/2013 tarih, 2013/20068 Esas – 2013/29225 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ihale alıcısının, KDV'nin %1 oranında alınması gerekirken %18 olarak alındığını, fazla ödenen KDV'nin iadesinin gerektiğini belirterek işlemin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şikayetçinin temyiz dilekçesi üzerine dosya Yargıtay 12. HD'ne gönderilmiş; gerekçeli kararda ve UYAP sisteminde başvurunun niteliği “şikayet” yerine “kıymet takdirine itiraz” olarak belirtildiğinden ve kıymet takdirine itiraz üzerine verilen karar kesin olup İİK'nun 363. maddesi uyarınca temyizi kabil olmadığından sehven 19/09/2013 tarih, 2013/20068 E-29225 K sayılı daire ilamı ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde; “Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir.”hükmü yer almaktadır. Aynı kanunun 1. maddesinin (d) bendinde ‘müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışların katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış 15 ve 48 seri nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğleri'nin müzayede mahallinde yapılan satışları düzenleyen bölümünde cebri icra, izaleyi şuyu, ipoteğin paraya çevrilmesi ve tasfiye nedenlerle müzayede mahallerinde yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışların katma değer vergisine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yasa maddesi ve uygulamaya ilişkin tebliğler birlikte değerlendirildiğinde müzayede mahallerinde yapılan aleni ve özel satışlar ile cebri satışların ticari olup olmadığına bakılmaksızın katma değer vergisine tabi olması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme olan Danıştay’ın kararları da bu yöndedir. Uygulamada cebri icra satışlarında katma değer vergisi alınmakta olup, Katma Değer Vergisi Kanunu'nda cebri icra ile ilgili özel bir düzenleme mevcut değildir. Cebri icradaki katma değer vergisi alımı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1/3-d bendi uyarınca yapılmaktadır.
Mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine dayanılarak hazırlanan 30/12/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulunun Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın birinci maddesinde belirlenmiştir. Sözkonusu Bakanlar Kurulu Kararına ekli (I) sayılı listenin 11. sırasında yer alan net alanı 150 m² kadar olan konut teslimlerinde, kararın birinci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince %1 oranında katma değer vergisi alınacaktır. Net alanı 150 m² ve daha fazla olan konut teslimlerinde ise kararın birinci maddesinin (a) bendi gereğince %18 katma değer vergisi alınacaktır.
Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre, katma değer vergisine tabi olan müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar, memurlukça açık artırma usulü ile yapılmaktadır. Satışın yapıldığı yer, müzayede mahalli durumundadır. Verginin alınması için, satış nerede yapılırsa yapılsın açık artırma ile yapılması yeterlidir. Satışın yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana gelmekle, kesin satış bedeli de verginin matrahını teşkil etmektedir. Satış kesinleşmeden, katma değer vergisi borcunu ödeme yükümlülüğü doğmaz.
Somut olayda, öncelikle belirtmek gerekir ki, şikayete konu ihale, 01/01/2013 tarihinde yürürlüğe giren 24/12/2012 tarih ve 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Kararın 7. maddesi ile 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulunun Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın birinci maddesine eklenen 6. fıkranın yürürlük tarihinden önce 03/09/2012 tarihinde yapılmış olup, ödenecek katma değer vergisi oranı değişiklik öncesi hükümlere göre belirlenecektir.
İhale konusu taşınmazın, icra müdürlüğü tarafından yaptırılan kıymet takdiri incelemesi sonucunda düzenlenen raporda taşınmazın bahçeli ahşap ev vasfında olduğu, ancak evin kaim değerinin olmadığı ve arsa olarak değerlendirme yapıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, yasal düzenlemeye göre, uygulanacak vergi oranı taşınmazın niteliğine ve net alanına göre belirleneceğinden, mahkemece, KDV oranları ilgili kurumlardan sorularak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle katma değer vergisine esas fiili durum ve net kullanım alanının tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin karar düzeltme isteminin kabulü ile dilekçenin reddini mutazammın 19/09/2013 tarih, 2013/20068 E-29225 K sayılı Daire ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33285
KARAR NO : 2013/40474
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2013/939-2013/965
DAVACI : 3.KİŞİ :Havana Kayaoğlu
DAVALILAR : İ.ALICISI :Serkant Sevük
BORÇLU :Okyanus Plastik Kimya San İç Ve Dış Tic Ltd Şti.
ALACAKLI :T.İşbankası AŞ.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tuncer Kaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi 3.kişi; Aile Mahkemesince tüm icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına rağmen İcra Müdürlüğünce taşınmazın ihale alıcısı adına tesciline karar verildiğini beyan ederek tescile ilişkin 16.05.2012 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasını ve tescil işleminin iptalini talep etmiş, Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
İİK.nun 134/son maddesinde; “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddenin başlığı “İhalenin neticesi ve feshi” sözcüklerini taşımaktadır. Maddede sözü edilen şikayet, ihalenin feshi istemini ifade etmekte olup, somut olayda icra müdürü tarafından ihale kesinleştirilerek 16.05.2012 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmış, taşınmaz 17.05.2012 tarihinde ihale alıcısı adına tescil edilmiştir.
İhalenin kesinleşmesinden (ihale usulsüz kesinleştirilmiş olsa bile) sonra, icra müdürünün tapuya yazdığı tescil yazısının iptali mümkün bulunmamaktadır. Tescil işlemi, ancak ilgilisi tarafından genel mahkemede açılacak tapu iptali ve tescil davası sonucunda alınacak bir ilam ile ortadan kaldırılabilir.
O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, genel mahkemede tartışılması gereken hususlar nazara alınarak,şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının ve ihale alıcısının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/34291
KARAR NO : 2014/381
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Datça İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/09/2013
NUMARASI : 2013/28-2013/35
DAVACI : BORÇLU :Gülşen Armağan
DAVALI : ALACAKLI:Atilla Akçelik
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürdal Ergün tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 123. maddesi uyarınca taşınmazlar, satış talebinden nihayet üç ay içinde icra dairesi tarafından açık artırma ile satılır.
Somut olayda dava konusu taşınmaz hakkında aynı icra dosyasından 28.09.2012 tarihinde yapılan ihalenin Datça İcra Mahkemesi'nin 31.01.2013 tarih ve 2012/37 esas, 2013/4 karar sayılı kararı ile feshine karar verildiği ve bu karar henüz kesinleşmediği halde, alacaklı vekilinin 07.05.2013 tarihinde Fethiye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/1341 esas sayılı dosyasında açtığı talepte “borçluya ait Muğla ili Datça İlçesi Güzne Mevkii 982 parsel de kayıtlı taşınmazın Datça İcra Müdürlüğünün 2011/84 talimat sayılı dosyasına talimat yazılmasını talep ederim” şeklinde beyanda bulunduğu, icra müdürlüğünce de 08.05.2013 tarihinde talimat icra dosyasına yazılan müzekkere ile söz konusu taşınmazın satış işlemlerinin yapılmasının istendiği, Datça İcra Müdürlüğü'nün 2011/84 talimat sayılı dosyasından da 10.05.2013 tarihinde satış kararı alınarak 21.06.2013 tarihinde satışın gerçekleştirildiği görülmektedir.
Alacaklı vekilinin yukarıda değinilen 07.05.2013 tarihli beyanı satış iradesini içeren usulüne uygun, geçerli bir satış talebi olarak kabul edilemeyeceği ve hukuki bir sonuç doğurmayacağı gibi, aynı taşınmaz hakkında daha önceki bir tarihte gerçekleştirilen ihalenin feshine dair icra mahkemesi kararı kesinleşmeden icra müdürlüğünce, alacaklı vekilinin bahsi geçen talebine istinaden satış kararı verilerek satışın gerçekleştirilmiş olması da usulsüzdür.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/22148
KARAR NO : 2009/2167 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bafra İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/07/2008
NUMARASI : 2008/137-2008/153
DAVACI : ALACAKLI :HÜSEYİN YILDIRIM
DAVALI : —
DAVA TÜRÜ : Borca İtiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İhale sonrası icra müdürlüğünce 12.07.2007 tarihinde ihale alıcısı olan alacaklının 2.543,60-YTL. yatırması gerektiğine karar verildiği ve adı geçenin 13.07.2007 tarihinde icra müdürlüğünün belirlediği bu miktarı yatırdığı, 22.08.2007 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne yazılan yazı ile taşınmazın adına tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır. İcra müdürlüğünce daha sonra KDV’nin 43.241,20-YTL. eksik yatırıldığı gerekçesi ile gecikme cezası ile birlikte toplam 57.566,18-YTL. nin yatırılması için ihale alıcısı alacaklıya 02.07.2008 tarihli muhtıranın gönderildiği görülmektedir.
İcra müdürlüğü kararına uygun olarak KDV bedelini yatıran şikayetçinin KDV’nin eksik yatırılmasında kendisine izafe edilebilecek bir kusur bulunmayıp, bu konuda her hangi bir temerrüdü de söz konusu değildir. KDV bedelinin eksik yatırılması bizatihi icra müdürünün yanlış hesaplamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle şikayetçinin sorumluluğu yalnızca 43.241,20-YTL. bakiye KDV’den ibaret olup, ayrıca geç yatırma nedeniyle gecikme cezası veya temerrüt faizi ile sorumlu tutulması mümkün değildir. Ancak kendisine bu konuda gönderilen muhtıranın tebliğinden itibaren temerrüdü söz konusu olabilecektir.
O halde, Mahkemece şikayetin kısmen kabul edilerek 43.241,20-YTL. bakiye KDV dışında kalan kısım yönünden muhtıranın iptali yerine yazılı gerekçe ile istemin tümden reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/12982
KARAR NO : 2012/30705
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tokat İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/02/2012
NUMARASI : 2012/28-2012/21
DAVACI : ALACAKLI : Koç Fiat Kredi Finansmanı A.Ş.
DAVALI : BORÇLU :Aytekin Özer
DAVALI :İHALE ALICISI : Ünal Batur
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı Ünal Batur tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Akbay Erdoğan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan takip sonucu, borçluya ait aracın 24.06.2011 tarihli ihalede 22.050.TL bedelle Ünal Batur'a ihale edildiği, yasal süresi içerisinde ihale bedeli dosyaya ödenmediğinden icra müdürlüğünce 15/07/2011 tarihinde yeniden satışa karar verildiği ve ihale konusu aracın 13.050TL bedelle Mete Çalışkan 'a satıldığı, ancak bu ihalenin satış ilanının alacaklıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle mahkemece feshedildiği, tekrardan satışa çıkarılan aracın bu defa alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği anlaşılmıştır.
Taşınır satışlarında uygulanması gereken İİK. nun 118/2.maddesi uyarınca ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri, teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan sorumludurlar. Buna göre sorumluluk ancak bu maddeye yapılacak satış ile sınırlıdır. Bir diğer ifade ile satış bedeli yatırılmaması nedeniyle düşen ihaleden sonra icra müdürünce İİK. 118.maddesine göre satışa karar verilmesi ve bu ihalede satışın gerçekleşmesi halinde ilk ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan alıcı iki satış arasındaki farktan sorumlu olacaktır. Bu ihalede satışın yapılamaması ya da icra müdürlüğünce İİK. nun 112.maddesine göre satışa karar verip gerçekleştirmesi halinde sorumluluk olmayacaktır.
Somut olayda, 24.06.2011 tarihinde yapılan 1. artırmada, aracın ihale bedelinin ihale alıcısı Ünal Batur tarafından yatırılmaması nedeniyle satışın düşmesi üzerine, İİK 118.maddesi uyarınca 15.07.2011 tarihinde yapılan satışın alacaklıya satış günü tebliğ edilmediği için feshedilmesi ile İİK. nun 118.maddesindeki süreç tamamlanmış olduğundan ve İİK. nun 118.maddesi uyarınca satış gerçekleşmediğinden ilk ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan alıcı Ünal Batur’un sorumluluğu sona ermiştir.
O halde mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : İhale alıcısı Ünal Batur'un temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/28961
KARAR NO : 2012/35493
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/07/2011
NUMARASI : 2011/776-2011/1370
DAVACI : ALICI : Rubenis Klima San Tic Aş
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İrfan Sıvakçıgil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK’nun 131. maddesine göre; “Satış bedelinin ödenmesi için mühlet verilmiş ise para verilinceye kadar hasar ve masrafı müşteriye ait olmak üzere taşınmaz, icra dairesi tarafından idare olunur” Aynı kanunun 134. maddesine göre de: “İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı, o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.”
Bir malı ihalede satın alan kişi, o malın mülkiyetini ihale anında kazanır. İhale ile mülkiyet alıcıya geçerse de satılan mal ihale kesinleşmeden alıcıya teslim olunmaz (İİK 118/1-c-3. md.). Artırma ile yapılan satışlarda, mülkiyet ihale ile alıcıya geçtiğinden, bu andan itibaren mal fiilen teslim edilmemiş olsa dahi, malın nef'i ve hasar da alıcıya ait olacağından, mal teslim edilinceye kadar malın kıymetinin çoğalmasından, malın semerelerinden alıcı yararlanır; ya da telef olmasına, zararlı sonuçlarına katlanır. Artırma şartnamesinde açık bir taahhüdün bulunması veya artırmaya katılanlara karşı hile yapılmış olması halleri müstesna (ayrık) olmak üzere, satıcının zapta karşı teminat (BK 189-193. maddeleri) ve satılanın ayıplı olmasından dolayı bir tekeffül borcu (BK 194-207. maddeleri) yoktur (BK 230/ı mad.-24.06.1953 gün ve 14/6 sayılı İBK). Bu gibi durumlarda, alıcının; malın yok olmasına ya da zarar görmesine neden olmuş kişiler hakkında genel mahkemelerde tazminat davası açma hakkı bulunduğu gibi, malın korunmasında, kusuru bulunan icra dairesi görevlileri hakkında da idare aleyhine tazminat davası açma hakkı vardır (İİK 5. mad.). Bu itibarla koruma görevinde olanların yasalarla düzenlenmiş hukuki ve cezai sorumlulukları bulunmaktadır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
Somut olayda, ihale kesinleşene kadar, ihale konusu taşınmazların kira bedellerinin kiracılar tarafından icra dosyasına yatırılmasının istenmesi ve bu bedellerin icra dosyasına yatırılması, yukarıda yazılı İİK 131 ve 134. maddeleri uyarınca icra müdürünün muhafaza ve idare mükellefiyetinin bir gereği olup; takibe konu alacağın tahsiline ilişkin bir işlem olmadığından, bu paradan tahsil ve cezaevi harçları kesilemez. Ancak Harçlar Kanunu 1 sayılı tarifesinin, İcra iflas harçları ile ilgili “B” bölümünün idare harçları ile ilgili I-4 fıkrasına göre, maktu harç alınması gerekir.
O halde mahkemece, şikayetin kısmen kabulü yerine yazılı gerekçe ile istemin tümden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrası gereği hükümde “Türk Milleti Adına” ibaresi ile “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : İhali alıcısının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/2038
KARAR NO : 2014/4606
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kemer İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2013/190-2013/194
DAVACI : ALACAKLI : Halkbankası A.Ş.
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nihal Tozlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı Halkbankası tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte ipotekli taşınmazın alacağa mahsuben alacaklı bankaya ihale edildiği, ihalenin kesinleştiği, alacaklı vekilinin tahsil harcı, tapu harcı ve damga vergisi ödenmeksizin satışın kesinleştirilmesi için icra müdürlüğüne başvurduğu, icra müdürlüğünce talebin reddine ve harçların ikmaline karar verildiği, alacaklı bankanın, her türlü harçtan muaf olduğu gerekçesi ile kararın iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.
Tahsil harcına yönelik temyiz itirazının değerlendirilmesinde;
Mahkemece istem her ne kadar 5411 S.K.nın 140. maddesine göre bankanın, borçlu olması halinde muafiyet tanınacağı, oysaki şikayetçi bankanın alacaklı olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ise de;
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır.
Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md. 15). Bu harcın, Kanun (492 Sayılı Harçlar Kanunu, md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili olmayıp, borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 – K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu'nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan;
5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde; “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 Sayılı Yasa'nın 11.maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.
Bu sebeple şikayetçi bankanın tahsil harcından muafiyete ilişkin istemi yukarıdaki gerekçeye istinaden reddedilmeli iken yazılı gerekçeyle reddedilmiş ise de sonuçta istem kabul edilmediğinden sonucu doğru mahkeme kararının tahsil harcına ilişkin kısmının onanmasına karar verilmiştir.
Tapu harcına yönelik temyiz itirazının değerlendirilmesinde;
İİK.nun 135/1.maddesi uyarınca ihalenin kesinleşmesi üzerine icra müdürü, taşınmazın alıcı adına tescili için tapuya yazı yazar. Buna göre icra müdürünün görevi yalnızca tapu sicil müdürlüğüne alıcı adına tescil yazısı yazmaktan ibarettir. Tapu harçları ise tescil işlemi sırasında tapu sicil müdürlüğü tarafından tahakkuk ve tahsil olunur. Tapu sicil müdürlüğünün tapu harcı tahakkuk ve tahsili, idari bir işlem olup, anılan işleme karşı yapılacak şikayeti inceleme görevi de idari yargıya aittir. Tapu harçları konusunda, icra müdürünün tahakkuk veya tahsil memuru sıfatı bulunmadığından, tapu harçlarının alınıp alınmayacağına karar verme görev ve yetkisi de yoktur.
O halde mahkemece, ihale alıcısı alacaklı tarafından, tapu sicil müdürlüğüne yatırılan tapu harcının icra dosyasına iadesi için yapılan şikayetin yargı yolu nedeniyle reddi gerekirken, işin esasının incelenerek istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz ise de sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının tapu harcına yönelik kısmının onanmasına karar verilmiştir.
Damga vergisine yönelik temyiz itirazının değerlendirilmesinde;
Vergi Kanunlarının Yeni Türk Lirasına Uyumu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5281 Sayılı Kanunun 8.maddesi ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun, damga vergisinden istisna edilen işlemleri kapsayan (2) sayılı tablosuna 35 numaralı fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre; “5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (12) numaralı bendi kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar,” damga vergisinden istisna tutulmuştur.
5422 sayılı Kanun, 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13.06.2006 tarihli 5520 sayılı “Kurumlar Vergisi Kanunu”nun 36. maddesi gereği yürürlükten kaldırılmış ise de, 21.06.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 1/5.maddesindeki; “Diğer kanunlarla 5422 sayılı Kanuna yapılmış olan atıflar, ilgili olduğu maddeler itibarıyla bu Kanuna yapılmış sayılır” düzenlemesi karşısında, 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun 35. fıkrasına yapılan atfın, 5520 sayılı Kanunun 5.maddesine yapıldığının kabulü gerekir.
5520 Sayılı Kanunun 5/1-f maddesi gereğince; “Bankalara borçları nedeniyle kanunî takibe alınmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara veya bu Fona devri….”, istisna kapsamında sayıldığına göre, bankaların yalnızca kredi sözleşmesinden kaynaklanan değil, her türlü alacaklarının tahsili için yaptıkları icra takibi nedeniyle yapılan ihale sonucu taşınmazı alacaklarına mahsuben almaları halinde, anılan işlemin damga vergisinden müstesna olduğunun kabulü gerekmektedir.
O halde alacaklı bankanın damga vergisine yönelik şikayetinin kabulü yerine reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/12790
KARAR NO : 2013/18835
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bartın İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/03/2013
NUMARASI : 2012/99-2013/33
DAVACI : BORÇLU : Fahrettin Ağartan
DAVALI : ALACAKLI :Latif Taşancan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Melikşah Şener tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Haczedilen muhtelif nitelikteki altın eşyanın 02.04.2010 tarihli haciz sırasında 247.482,00 TL değerinde oldukları tespit edilmiştir. Menkul satışlarını düzenleyen İİK.nun 115 ve 116. maddelerinde birinci ve ikinci arttırma için gerekli koşullar açıklandıktan sonra 117. maddede “altın ve gümüş eşyanın maden halindeki kıymetlerinden daha aşağı bir bedel ile satılamayacağı” hükme bağlanmıştır. Anılan şart, birinci ve ikinci arttırmalar icin İİK.nun 115 ve 116. maddelerine ek olarak getirilmiştir. Söz konusu yasal düzenlemeler karşısında icra müdürlüğünce, öncelikle iki yıllık süre geçtiğine göre haczedilen mahcuzların kıymet takdirinin yaptırılarak satış ilanında İİK.nun 115 ve 116 maddelerindeki koşullara göre satış şartlarının belirlenmesi ve 117. maddedeki ek koşulun da belirtilmesi gerekirken satış ilanında haczedilen muhtelif nitelikteki altın eşyanın maden halindeki kıymetlerinden daha aşağı olmamak üzere satışa çıkarılacağının ilan edilerek bu şekilde ihale yapılması İİK.nun 115, 116 ve 117. maddelerine aykırı olduğu gibi İİK.nun 128/a-2 maddesine de aykırıdır.
İİK'nun 128/a-2. maddesinde “kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez.” hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda kıymet takdiri 02.04.2010 tarihli haciz sırasında yapıldığı birinci ihale günü olan 27.06.2012 tarihinde satılan şikayet konusu mahcuzlar için iki yıllık yasal sürenin geçmiş olduğu görülmektedir.
HGK'nun 26.02.1992 gün 92/70-130 sayılı kararında; satışın, kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı benimsenmiştir. Ayrıca aynı kararda İİK'nun 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınmalıdır. Bu durumda iki yıllık süre geçmiş olduğundan, bu hususun re'sen gözetilerek ihalenin feshine karar vermek gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, şikayetçi borçlunun ihalenin usulsüz olduğu iddiaları ile feshini talep ettiği mahkemece ihalenin usulüne uygun olarak yapıldığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
Şikayetçi vekilinin ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu ve dilkeçesinde birçok fesih nedeni ileri sürdüğü halde mahkemece, satış bedelinin borç mikatrının altında kaldığı, icra dosyasındaki ihaleye ilişkin işlemlerin usulüne uygun olarak yerine getirildiği kanaatine ulaşıldığından bahisle istemin reddine karar verildiği, ancak hangi iddianın neden kabul edilmediği, istemin hangi nedenle reddine karar verildiği tek tek tartışılmamış, bir başka deyişle istemin reddine dair karar gerekçelendirilmemiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK'nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.2006 arih ve 2006/11620 esas, 2006/659 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde; “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak, Anayasanın 36 ve Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde aynen; “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir” ifadelerine yer verilmiştir.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Belirtilen anayasal ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, şikayetçi vekili tarafından ileri sürülen fesih sebeplerinin gerekçesiyle birlikte tek tek tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, fesih nedenleri irdelenmeden ve gerekçelendirilmeden yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/14999
KARAR NO : 2012/33897
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Uşak İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/10/2011
NUMARASI : 2010/8-2011/597
DAVACI : Borçlu : Uşak Engin Deri San.Ve Tic.Ltd.Şti.
DAVALI : Alacaklı : T.Halk Bankası A.Ş Uşak Şubesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 03.04.2012 tarih ve 2011/28649 Esas, 2012/10608 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Akbay Erdoğan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte, ihalenin feshine ilişkin şikayetin, mahkemece reddedildiği, kararın şikayetçi tarafından temyizi üzerine Dairemizce sair temyiz nedenlerinin yerinde görülmediği, ancak ihale bedelinin muhammen bedelin %40'ına satış masraflarının ilave edilmesi ile oluşan miktarı karşılamadığı nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulduğu anlaşılmıştır.
Bozma kararından sonra, asıl takibin yapıldığı Uşak 1. İcra Müdürlüğü'nce mahkeme dosyasına yazılan müzekkerede, alacaklı vekilinin 2.000 TL kıymet takdiri avans gideri ve satış için yapılan tüm tebligat giderlerinden feragat ettiğinin bildirildiği görülmüştür.
İİK.nun 129. maddesinde öngörülen satış bedelinin 2. ihalede muhammen bedelin %40'ı dışında, satış masraflarını da karşılaması kuralının amacı, borçlunun taşınmazının, paraya çevirme masrafları dışında en az muhammen bedelin %40'ı oranında değerlendirilmesidir.
Nitekim, aynı esaslara İİK.nun 138. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilmiştir. Bu fıkrada aynen şöyle denmektedir:
“Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınıp, artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde, alacakları nispetinde paylaştırılır”.
Bu madde hükmünden anlaşılacağı gibi paraya çevirme masraflarının, öncelikle satış bedelinden alınarak bunları yapan alacaklıya (veya alacaklılara) ödenmesi gerekecektir.
Somut olayda, icra takibini yapan alacaklı tek olup, paraya çevirme giderlerini de satış dosyasında icra takibini yapan alacaklı yapmıştır.
Dosya alacaklısı yaptığı bu masrafları (gazete ilan masrafı hariç) talep hakkından vazgeçmiştir (feragat etmiştir).
İİK.nun 134/5. maddesine göre, “ihalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur”.
Alacaklı-alıcı vekilinin, yaptıkları takip masraflarından kıymet takdiri avans gideri ile satış için yapılan tüm tebligat giderlerinden (gazete ilan masrafı hariç) vazgeçmesi nedeniyle ihale bedeli artık %40 ve satış masraflarını karşıladığından şikayetçinin ihalenin feshini istemekte (diğer fesih nedenleri de Dairemizce yerinde görülmediğinden) yararı kalmamıştır.
O halde, ihalenin feshi isteminin reddine dair mahkeme kararının onanması gerektiğinden karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin, 03.04.2012 tarih ve 2011/28649 Esas – 2012/10608 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, Uşak İcra Hukuk Mahkemesi'nin 12.10.2011 tarih ve 2010/8 Esas-2011/597 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINI), 20/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/29585
KARAR NO : 2013/5582
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/09/2012
NUMARASI : 2012/306-2012/584
DAVACI : BORÇLU : Mehmet Sünger
DAVALI : ALACAKLI :Dedaş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülhan Kadıoğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu, alacaklı tarafından hakkında başlatılan icra takibinde, 6111 sayılı yasa gereği alacaklıya olan borcunun taksitlendirildiğini vadesi gelmiş bir taksit olmadığını belirterek banka hesabındaki blokenin kaldırılmasını talep etmiş, Mahkemece şikayetin kabulü ile borçlunun banka hesabındaki haciz ve blokenin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasında takip konusu borcun taksitler halinde ödeneceği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf takip dosyasında borcun taksitlendirilmesine ilişkin anlaşmadan önce banka hesabına uygulanan haczin kaldırıp kaldırılmayacağına ilişkindir.
İİK 111/1 maddesine göre; “Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.
Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır.
Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar.
Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder.”
Somut olayda icra takibinin kesinleşmesi üzerine borçlunun Ziraat Bankası Viranşehir şubesi nezdindeki hesabına 03.09.2010 tarihinde haczin konulduğu, borçlunun 22.06.2011 tarihinde 6111 sayılı yasa gereği borcun yapılandırılması için başvuruda bulunduğu ve borcun yapılandırılarak ilk taksiti 02.01.2012 tarihinde ödemek üzere taksitlendirildiği, ilk taksitin süresinde ödendiği ve ikinci taksit tarihinin 30.11.2012 olup henüz vadesinin gelmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda hacizler taksit anlaşmasından önce konulmuş olup, sözleşme süresince süreler işlemeyeceğinden haczi sonuçlandıran bir işlem yapılamaz. Mahkemece şikayetin reddi yerine şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/483
KARAR NO : 2010/12950 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İscehisar İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/10/2009
NUMARASI : 2009/31-2009/28
DAVACI : ALACAKLI :HALK BANKASI AFYONKARAHİSAR ŞUBESİ
DAVALI : —
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 111/3.maddesinde; “Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin son fıkrasında ise; “Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muameleleri ve süreler kaldığı yerden devam eder” hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, icra dosyasına sunulan 12.9.2007 tarihli taksit sözleşmesinde, 31.8.2007 tarihinde ilk taksitin, 29.1.2010 tarihinde son taksitin öngörüldüğü sözleşmenin taraflarca imza altına alındığı, bir işlem yapılmadığından bahisle icra memurluğunca 26.12.2008 tarihinde dosya re'sen ele alınarak İİK.ndaki yasal süreler geçmiş olup, dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Alacaklı tarafın beyanına göre taksit sözleşmesi koşulları 28.2.2009 tarihine kadar yerine getirilmiş, ancak bu tarihli taksit tutarı kısmen ödenerek taahhüdün ihlal edildiği ileri sürülmüştür.
Bu durumda, yukarıda sözüedilen İİK.nun hükümlerine göre taksit sözleşmesi hükümleri ihlal edildiği takdirde, icra muamelelerinin ve sürelerinin kaldığı yerden devam edeceği, alacaklı tarafın sözleşme içeriğine uyulmadığı yönünde bir beyanı olmadan icra müdürlüğünce re'sen bu husus değerlendirilerek dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi uygun olmayıp istemin kabulü yerine reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27/05/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/730
KARAR NO : 2011/16467 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/10/2010
NUMARASI : 2010/878-2010/939
DAVACI : BORÇLU :ABDULMECİT DELİ
DAVALI : ALACAKLI :AYTEKİN SERA SİST. SAN VE TİC LTD ŞTİ
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 71/1.maddesi uyarınca borçluya borcu ödemesi konusunda süre verilmiş olması halinde ödeme taahhüdü süresince zamanaşımı işlemez.
İİK.nun taksitle ödeme başlıklı 111.maddesi son fıkrasında ise; “Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder” düzenlemesine yer verilmiştir.
Taksitlendirme sözleşmesinde ödemeyi ikiye ayırmak gerekir. Birincisi İİK.nun 111.maddesinin 1. ve 2.fıkralarında düzenlenen borçlunun yasal hakkından doğan taksitlendirme, ikincisi ise, alacaklının kabulüne bağlı olan taksit sözleşmesi ile yapılan taksitlendirmedir.
Somut olayda taraflar arasında düzenlenen 22.02.2010 tarihli sözleşme, İİK.nun 111.maddesinin 3.fıkrası kapsamında taksit sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşme gereğinin yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için sözleşmede belirtilen taksit dönemi içinde alacaklı yanca ödemenin beyan edilmesi ve tahsil harcının yatırılması gerekir. Ancak bu suretle aynı maddenin son fıkrası hükmünün uygulanması mümkün olabilir. Takip dosyasında borçlu yanca icra dosyasına para yatırıldığına dair makbuz bulunmadığı gibi alacaklının da taksit konusu tutarı haricen aldığına ilişkin bir beyanı ve tahsil harcı yatırıldığına ilişkin makbuza rastlanmamıştır.
Bu durumda ilk taksit tarihi olan 22.3.2010 tarihinden itibaren İİK.nun 111/son maddesi uyarınca süreler yeniden işlemeye başlayacağından ve bu tarihten itibaren 6 ayı aşkın bir süre dosyada işlem yapılmadığından zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/16546
KARAR NO : 2013/23211
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Şarköy İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2012
NUMARASI : 2011/64-2012/32
DAVACILAR : Borçlular : Gürkan Koçer,Marina Bağcılık Ve Şarapçılık San. ve Tic.A.Ş.
DAVALILAR : Hüseyin Eminel,Halit Esen
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun taksitle ödeme başlıklı 111. maddesinin 3. fıkrasında; “Borçlu ile alacaklının taksitlerden biri süresinde verilmezse o zaman borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez” ve aynı maddenin son fıkrasında da “Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, borçlular tarafından verilen 12.10.2006 tarihli taahhüt alacaklı tarafından kabul edilmiştir. Bu durumda sözleşme gereğinin yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için, sözleşmede belirtilen taksitlerin süresinde alacaklıya ödenmesi gerekir. Taksitlerden biri süresinde verilmezse o zaman İİK'nun 111. maddenin son fıkrası hükmünün uygulanması mümkün olabilir. Yani taksit sözleşmesi yapılması satış isteme sürelerini durdurur ise de, borçlu tarafından taksitlerden biri zamanında ödenmez ise duran icra işlemi kaldığı yerden devam eder.
6352 Sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki İİK'nun 106.maddesinde; alacaklının, haczedilen mal taşınır ise hacizden itibaren bir sene, taşınmaz ise hacizden itibaren iki sene içinde satılmasını isteyebileceği, 110. maddesinde ise yasal süresi içinde malın satılması istenmez veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haczin kalkacağı öngörülmüştür.
İcra müdürü, satış talebinin, yukarıdaki maddede öngörülen süreler içinde olup olmadığını re’sen gözetmeli, satış talebi, bu sürelerden sonra ise, talebi reddetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesi, bu hususun kamu düzeninden oluşu nedeniyle süresiz şikayete tabidir. Satış isteme süresinin geçmesi nedeniyle haczin kalkmış olmasına rağmen yapılan ihalenin feshi gerekir (Baki Kuru, İcra El Kitabı,s.520).
Somut olayda, satışa konu gayrimenkullerin alacaklının talebi üzerine 01.11.2006 tarihinde haczedildikleri ve 02.12.2011 tarihli ihale ile satıldıkları görülmektedir. Haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan İİK'nun değişiklik öncesi 106. maddesine göre gayrimenkullerde satış isteme süresi 2 yıldır.
Her ne kadar borçluların satış isteme sürelerinin geçmiş olması nedeni ile haczin düştüğüne dair şikayeti, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 17.04.2012 tarih ve 201171229 E.- 2012/417 K. sayılı kararı ile reddedilmiş ve bu kararın temyiz talebi İİK'nun 363. maddesi gereği temyizi kabil bir karar olmadığından reddedilmiş ise de bu husus ihalenin feshinde şikayet ile inceleme konusu yapılabilecektir. Somut olayda da borçlular bu konuyu şikayet konusu yaptıklarından mahkemece incelenmesi gerekmektedir.
İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 17.04.2012 tarih ve 201171229 E.- 2012/417 K. sayılı kararında alacaklı vekilinin taahhüdü kabulden sonra ilk işleminin 07.08.2007 tarihinde gerçekleştiği ve bu tarihte taahhüdü ihlalin gerçekleştiği, satış isteme sürelerinin de bu tarihten itibaren hesaplandığı belirtilmiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere İİK'nun 111/son maddesi gereği süreler ihlali öğrenme tarihinden değil, taksitlerden birinin gününde ödenmemesi ile kaldığı yerden işlemeye devam eder.
O halde mahkemece, borçlular tarafından verilen taahhüde göre İİK'nun 111/son maddesi uyarınca taksitlerin zamanında ödenip ödenmediği araştırılarak, ödemenin gerçekleşmediği taksit tarihi esas alınmak sureti ile satış isteme süresinin kaldığı yerden işletilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10027
KARAR NO : 2007/12372 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/04/2007
NUMARASI : 2007/356-316
DAVACI : AMİRAL İTH İHR LTD ŞTİ
DAVALI : BAYKİM KİMYA ÜRÜN AŞ
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 111 maddesi aynen “Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.
Şu kadar ki borçlunun kafi miktarda malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır.” hükmüne yer vermiştir.
Somut olayda, borçlu aleyhinde yapılan takipte, takip tarihi itibariyle toplam alacağın, harca esas teşkil etmek üzere Türk Lirası değeri 85.237,31 YTL olarak gösterilmiş olup, borçlunun yaklaşık olarak 105.000,00 YTL'lik menkulleri 06.02.2007 tarihinde haciz edilmiştir.
Borçlu vekili 29.03.2007 tarihinde borcun 1/4'ünden fazlası olan 25.000,00 YTL'yi peşin ödeyip bakiyesini de aylık eşit üç taksitte ödemeyi taahhüt ederek İİK 111 madde gereğince mahcuz menkullerin muhafazası işleminin durdurulmasını talep etmiştir. İcra müdürlüğünce bu talep, İİK 111'deki taksit talebinin satışı durduracağı, muhafazayı durdurmayacağı gerekçesiyle reddedilmiş, şikayet üzerine icra mahkemesince de aynı gerekçe ile borçlu talebi de reddedilmiş ise de; borçlu vekilince İİK 111. madde şartları yerine getirildiği ve madde açıkça “…icra muamelelerinin duracağı” ifade edildiğinden, mahkemece, şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün yasaya aykırı işleminin iptali yerine, şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 18.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/24281
KARAR NO : 2010/6450 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2009
NUMARASI : 2009/517-2009/453
DAVACI : ŞÜKRİYE GENÇOĞLU
DAVALI : TÜRKİYE HALK BANKASI AŞ
DAVA TÜRÜ : Şikayet.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İ.İ.K.'nun 150/e maddesi gereğince taşınmaz rehninin satışının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren iki sene içinde istenmesi gereklidir. İ.İ.K.'nun 150/e-2 maddesi'ne göre ise bu süre içerisinde satışın istenmemesi veya talep geri alınıp da bu süre içinde yenilenmemesi halinde takibin düşeceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre satış talebinin her geri alınmasında yeniden 2 yıllık satış isteme süresi başlayacak ve 150/e-3. maddesinin atfı ile aynı yasanın 78/2. maddesine göre de, icra dairesinde taksit sözleşmesi yapılması halinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmayacaktır.
Somut olayda örnek 151 icra emrinin tebliğ tarihi olan 29.05.2001 tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde ve 17.01.2002 tarihinde satış istenmiş ise de, 2. ihale günü olan 04.04.2002 tarihinde alacaklı tarafından satış durdurulmuş, bilahare 2 yıllık süre içinde 13.12.2002 ve 24.02.2003 tarihlerinde yeniden satış istenmiş, ancak borçlunun 11.04.2003 tarihli ödeme taahhüdü üzerine, aynı tarihte satış, alacaklının talebi ile düşürülmüştür. Satış talebi üzerine alıcı çıkmaması nedeni ile satışın düşürülmesine karar verildikten sonra, alacaklı vekilinin her zaman ve yenileme harcı vermeden satış talebinde bulunması mümkün ise de, olayda ihaleler alıcı çıkmaması nedeniyle değil, alacaklı vekilinin talebi (vazgeçmesi) nedeniyle düşürüldüğünden, böyle bir durum söz konu değildir. 11.04 2003 tarihli ödeme taahhüdünün en son taksidi olan 31.10.2005 tarihine kadar satış isteme süresi işlemez ise de, bu tarihten itibaren 150/e-2. maddedeki 2 yıllık süre yeniden işlemeye başlar. Bu durumda 25.06.2008 tarihli satış talebi, bu 2 yıllık süre geçtikten sonra olduğundan, şikayetin kabulü ile takibin İİK 150/e-2. maddesi uyarınca düşmesine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 18/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6052
KARAR NO : 2011/22234 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)
TARİHİ : 30/11/2010
NUMARASI : 2010/20-2010/34
DAVACI : BORÇLU : ARSLAN SAĞLAM
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 150/e maddesinde; “Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren nihayet bir sene içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren nihayet iki sene içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmez ise takip düşer. 78. maddenin ikinci fıkrası hükmü, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte de kıyasen uygulanır.” hükmü,
İİK'nun 78/2. maddesinde ise, “Haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde (M.67-69) bunların vukuunda hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde, taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz.” hükmü yer almaktadır. İİK'nun 78/2. maddesinin 1. cümlesinin, itirazla durmayan kambiyo takiplerinde ve ilamlı takiplerde uygulama olanağı yoktur. Maddede sözü edilen itiraz ve davanın takibin ve satışın yapılmasına engel nitelikte olması gerekir.
Somut olayda borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildikten sonra 04.04.2007 tarihinde takip yenilenmiştir. Borçlu vekili 27.05.2010 tarihli dilekçe ile icra müdürlüğüne başvurarak yenileme tarihinden itibaren 2 yıldan fazla süre geçtiği halde satış istenmediğinden tapudaki satışa arz şerhinin ve ipotek şerhinin kaldırılmasını istemiş, talebin reddedilmesi üzerine icra mahkemesine şikayete gelmiştir. İcra mahkemesince istem, açılan ipoteğin fekki davası derdest olup, dosyanın takipten düşürülmesine ilişkin talep yerine bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Borçlunun icra müdürlüğüne verdiği dilekçede ipotek şerhinin kaldırılması yönündeki talebi dar yetkili icra mahkemesince tartışılmayacağından mahkemenin red kararı bu yönden yerinde ise de, açılan ipoteğin iptali davası yasada sözü edilen nitelikte dava olmayıp bu dava sırasında takibin devamını (satış işlemlerinin yapılmasını) engelleyen bir tedbir kararı da alınıp icra dosyasına sunulmadığından, bir başka anlatımla takibi sürdürmek ve satış talep etmek mümkün olacağından 2 yıllık süre işlemeye devam eder. Bu durumda 2 yıllık süre dolduğundan takibin düşmesine karar verilmesi ve bu takip nedeniyle konulan satışa arz şerhinin kaldırılması gerekirken, bu hususa yönelik şikayetin de reddedilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 14/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/2730
KARAR NO : 2012/20797
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/10/2011
NUMARASI : 2010/481-2011/896
DAVACI : BORÇLU : Cezmi Ceylan
DAVALI : ALACAKLI :C A T Turizm Gıda Tem Ürün Paz İth İhr Ltd Şti
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Şerife Ayyıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Hukuk Genel Kurulu’nun 09.06.2004 Tarih 2004/12-336 E., 2004/338 K., sayılı kararında da belirtildiği üzere, icra harçları 492 Sayılı Yasaya bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B-1) bölümünde düzenlenmiştir.Harçlar Kanununun 28. Maddesinin (b) bendinde düzenlenen icra tahsil harcı, bu yasal düzenleme uyarınca, alacağın ödenmesi sırasında tahsil olunur. Borcun tamamı değil de, taksit taksit ödenmesi sözkonusu ise, bu takdirde yapılan borç tahsilatlarının alacaklıya ödendiği miktara göre harç tahakkuku ve tahsilatı yapılacaktır.
Harçlar Kanununun genel tebliğ 1 sayılı tarife 3. Maddesinde, konusu para ve para olarak değerlendirilmesi mümkün olan takiplerin harcı, değer üzerinden , (b) fıkrasında hacizden sonra ve satıştan önce ödenen paralarda %7,2 olacağı belirtilmiş olup, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 23. Maddesine göre ise, “ her ne sebeple olursa olsun, icra takibinden vazgeçildiği zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının yarısı alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Alacaklı vekilinin 11.05. 2009 tarihinde takip konusu alacağın tamamından feragat ederek aynı tarihte %3.6 orandan 3.948,2 TL tahsil harcı alınmasından sonra ; hacizli taşınmazın satışı sonucu elde edilen ve feragat tarihinden sonra dosyaya giren paralardan %9 orana göre belirlenen tahsil harcından evvelce %3,6 orandan belirlenen harcın düşülmesinden sonra bakiye 3.388,50 harcın alınması doğru olmayıp, açıklanan bakiye tutarın borçluya iadesine karar verilmelidir. Ayrıca davada kendini vekille temsil ettiren şikayetçi yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi, şikayetin kabul ve ret kararı verilen bölümü nazara alınarak yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmaması da isabetsizdir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33414
KARAR NO : 2013/40365
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Türkoğlu İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2011/26-2012/36
DAVACILAR : BORÇLULAR:Güçsan Demirçelik San. ve Tic. Ltd. Şti., Ali Rıza Korkmaz, Ahmet Korkmaz, Hacı Ahmet Korkmaz, Mehmet Korkmaz, Atike Çılgı, Abdullah Korkmaz, Arif Korkmaz
DAVALI : ALACAKLI :T.Vakıflar Bankası T.A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 18/04/2013 tarih, 2013/7498 Esas – 2013/14994 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Turan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe karşı borçluların usulsüz yapıldığını ileri sürerek Kahramanmaraş ili Türkoğlu ilçesi Ceceli Köyü Bucak mevkii 359 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurdukları, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 150/e maddesinin takip tarihi itibariyle yürürlükte olan hükmüne göre; “Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren nihayet bir sene içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren nihayet iki sene içinde isteyebilir.
Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmez ise takip düşer.
78. maddenin ikinci fıkrası hükmü, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte de kıyasen uygulanır.”
Maddede atıf yapılan İİK'nun 78/2. maddesinde ise; “Haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde bunların vukuundan hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde, taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Maddede sözü edilen itiraz ve davanın takibin ve satışın yapılmasına engel nitelikte olması gerekir. İİK’nun 150/e maddesi son fıkrasının göndermesiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 78/2. maddesinde belirtilen “itiraz” kavramından icra mahkemesine İİK’nun 68-68/a maddeleri uyarınca yapılan itirazın kaldırılması talebinin, aynı maddede yazılı “dava” kavramından ise genel mahkemelere İİK’nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasının anlaşılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle icra mahkemesinde kıymet takdirine itiraz edilmesi iki yıllık satış isteme süresinin işlemesini durdurmaz.
İİK'nun 150/e maddesi hükmü emredici nitelikte olup, mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Öte yandan, takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler yok hükmünde olacağından bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir.
Somut olayda, borçlular hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takibe başlandığı, icra emrinin borçlu Güçsan Demirçelik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne 22/06/2000 tarihinde, ipotek borçlusu Ahmet Korkmaz'a ise 03/07/2000 tarihinde tebliğ edildiği, 16/04/2002 tarihinde satış talep edildiği, 19/04/2002 tarihinde icra müdürlüğünce satışın durdurulmasına karar verildiği, 20/05/2003 tarihinde ikinci kez satış talebinde bulunulduğu, 29/12/2003 tarihinde satışın düştüğü, 15/03/2004 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. İİK'nun 150/e maddesinde düzenlenen satış isteme süresi, zamanaşımı niteliğinde olmadığından, zamanaşımının tabi olduğu hükümlerdeki düzenleme gibi sürenin kesildiğinden bahsedilemez. Burada icra emrinin tebliği ile başlayan süre, satış talebi ile durur, satışın düşmesi ile kaldığı yerden devam eder. Buna göre takip dosyasında iki yıllık satış isteme süresinin dolduğu anlaşılmaktadır.
O halde iki yıllık sürede satış istenmemesi nedeniyle takip düştüğünden ve takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler yok hükmünde olacağından mahkemece ihalenin feshi isteminin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla borçluların karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Borçluların karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 18/04/2013 tarih ve 2013/7498-14994 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle (BOZULMASINA), 17/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19551
KARAR NO : 2010/32133 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Çatalca 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2010
NUMARASI : 2008/67-2010/13
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :ÇATALCA BELEDİYE BAŞKANLIĞI
DAVALI : ALICI :CEM ÇİÇEK
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayet tellaliye harcının iadesi talebine ilişkindir. 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 68.maddesinde kapsamında gerçek veya tüzel kişi tarafından her ne suretle olursa olsun her çeşit menkul ve gayrimenkul mal ve mahsul satışı tellallık ücretine tabidir. İhalenin feshedilmiş olması halinde tellaliye ücretinin iade edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. İhalenin feshedilmiş olması bu hizmetin yapılmadığı sonucunu doğurmaz. Her ne kadar ihalenin feshi kararının kesinleşmesi üzerine fesihin alıcının kusurundan kaynaklanmadığı durumlarda, alıcı daha önce ödemiş olduğu tellaliye resmini kural olarak geri isteyebilirse de, 2464 SK.nun 68.maddesi uyarınca tellaliye ücretinden borçlu sorumlu olduğundan ve bu harcı borçlu adına yatıran alıcı daha sonra herhangi bir hükme gerek olmaksızın bu parayı borçludan geri alabileceğinden (İİK.nun 12.mad.) belediyeden iadesi istenemez.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile tellaliye ücretinin iadesine yönelik icra müdürlüğünün 14.10.2008 tarihli kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 29/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9166
KARAR NO : 2010/22193 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/10/2009
NUMARASI : 2009/3452-2009/2636
DAVACI : BORÇLULAR : BAŞAK DENİZCİLİK A.Ş. ,ETA DENİZCİLİK VE TİC. A.Ş. ,ETA PETROL TİC. VE NAK. A.Ş. ,KARCAN DENİZCİLİK İŞL. SAN. TİC. A.Ş. ,ODİN DENİZCİLİK A.Ş.
DAVALI : ALACAKLI : TASFİYE HALİNDE T. EMLAK BANKASI AŞ
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140/2.maddesinde “Faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması hâlinde, Fonun üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler ve bu işlemlerle ilgili düzenlenen kâğıtlar, her türlü vergi, resim, harç, fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır.” hükmüne yer verilmiş, aynı yasanın 140/3. maddesinde ise, “Borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcı dahil her türlü vergi, resim, harç ve masraflar bu alacaktan mahsup edilemez. Bu işlemlerden kaynaklanan döner sermaye ücreti ödenmez ve diğer kesintiler yapılmaz.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Bu durumda şikayetçi (alacaklı) banka harç ödemekle yükümlü olmadığı gibi, borçlu tarafından ödenmesi gerekli tahsil harcı, şikayetçi bankanın alacağından da mahsup edilemez. Tahsil harcının sorumluluğu İİK.nun 15. maddesine göre borçludur. Dairemizin yerleşik içtihatları gereğince tahsil harcı yönünden bu harcın tahsili için Harçlar Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine yazı yazılması gerekli ve yeterlidir. O halde icra müdürlüğünün bu yöndeki kararında bir isabetsizlik yoktur. Mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/27562
KARAR NO : 2013/37619
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/07/2013
NUMARASI : 2013/637-2013/511
DAVACI : BORÇLU: Cemal Şahin
DAVALI : ALACAKLI: Reşan Şahin
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Şerife Ayyıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının genel haciz yolu ile başlattığı ilamsız icra takibine karşı, borçlu vekilinin ödeme emrinin vekil yerine asile tebliğ edildiğini ileri sürerek usulsüz tebligat şikayeti ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 11, Avukatlık Kanunu’nun 41 ve HMK.nun 73, 81,82,83. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur.
Somut olayda, icra takibinin dayanağının İzmir 6. Aile Mahkemesi'nce boşanma davasının yargılaması sırasında davalı eş ve müşterek çocuklar yararına ara kararı ile tedbir niteliğinde hüküm altına alınan nafaka alacağı olduğu, 18.06.2013 tarihli söz konusu ara kararının borçlu (davalı) vekili Av.Berrin Aygün ve alacaklı (davacı) vekili Av. Tuba Berna Baran huzuru ile verildiği ve bu hususun duruşma tutanağında belirtildiği görülmektedir.
HMK'nun 73. maddesinde, davaya vekaletin, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına ve hükmün yerine getirilmesine ilişkin yetkiyi kapsayacağının düzenlendiği, aynı Kanunun 74. maddesine göre vekile tebligat yapılabilmesi için vetakelette özel yetki verilmesinin gerekmediği, borçlu vekilinin azil ve istifası da sözkonusu olmadığına göre yukarıda belirtilen emredici nitelikteki tebligat ve usul hükümleri uyarınca tebligatın borçlu vekili Av.Berrin Aydın'a yapılması gerekmektedir. Bu durumda, derdest boşanma davası nedeni ile alacaklı, borçlunun bir vekil ile kendini temsil ettirdiğini öğrenmiş olup tebligatın vekile yapılması için icra dosyasında borçlu vekiline ait vekaletnamenin bulunmaması sonuca etkili değildir. Kaldı ki vekaletnamenin icra dosyasına ibraz edilmemesi, tebligatın vekile yapılması hususundaki yasal zorunluluğun artık ortadan kalktığı şeklinde yorumlanamaz.
O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken icra dosyasına borçlu vekilinin vekaletnamesinin verilmediğinden bahisle sonuca gidilmesi ve şikayetin reddine yönelik yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/22664
KARAR NO : 2011/2832 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2010
NUMARASI : 2010/375-2010/459
DAVACI : TEMLİK ALACAKLISI: TAYFUN KELEŞ
DAVALI : HASIMSIZ
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temlik alacaklısı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
5230 Sayılı Yasanın 11.maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanununun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz.”hükmü yer almaktadır.
Harçlar Kanununun 23.maddesinde ise ” Her ne sebep ve surette olursa olsun icra takibinden vazgeçildiğinin zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının yarısı alınır. Ancak haczedilen mal satılıp paraya çevrildikten sonra vazgeçilirse tahsil harcı tam olarak alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, takip alacaklısı Ziraat Bankasına halef olarak alacağın bir kısmını temlik alan temlik alacaklısı, fazla hacizlerin kaldırılması talebinde bulunmuş, kendisinden Harçlar Kanununun 23.madddesine göre vazgeçme harcı istenilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa maddeleri nazara alındığında Ziraat Bankasına halef olan alacaklıdan vazgeçme harcının istenilmesi mümkün değildir.
Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Temlik alacaklısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17615
KARAR NO : 2010/29768 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/05/2010
NUMARASI : 2010/467-2010/555
DAVACI : HİKMET ÖZER
DAVALI : KORAY AKBIYIK
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Kural olarak borçlunun borcunu teminat altına almak amacıyla asıl borçtan sorumlu olmayan 3.kişinin taşınmazının alacaklının lehine ipotek etmesi halinde bu kişi hakkında rehnin alacağı karşılamaması durumunda rehin açığı belgesi verilemez. (İİK.nun 152.mad.) Zira bu durumda borçtan sorumlu olan taşınmaz olup, taşınmazın satışı ile 3.kişi malikin sorumluluğu sona ermektedir. Ne varki asıl borçlu yönünden rehin açığı belgesi alınması mümkündür. Asıl borçtan sorumlu olmayan malik hakkında rehin açığı belgesi verilmesi halinde bu işlemi şikayet İİK.nun 16/2 maddesi gereğince süreye tabi değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş; somut olayı yukarıda açıklanan kurallar içinde incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibaret iken şikayetin bu aşamada süreden reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/15537
KARAR NO : 2013/22692
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2012
NUMARASI : 2012/361-2012/390
DAVACI : Alacaklı : Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş.
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK’nun 152/1. maddesinde, rehin, satış isteyenin alacağına derece itibariyle rüçhanı olan diğer rehinli alacakların tutarından fazla bir bedelle alıcı çıkmamasından dolayı satılamazsa veya satılıp da tutarı takip olunan alacağa yetmezse, alacaklıya bütün veya geri kalan alacağı için bir rehin açığı belgesi verileceği hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise alacaklının, satış yapılmamışsa artırma gününden, satış yapılması halinde satışın kesinleşmesi tarihinden itibaren bir sene içinde bu belgeye dayalı olarak haciz yolu ile takip talebinde bulunması halinde, yeniden icra veya ödeme emri tebliğine gerek olmadığı öngörülmüştür.
Somut olayda, rehin açığı belgesi içeriğinden, bir sene içerisinde bu belgeye dayalı olarak haciz yolu ile takip talebinde bulunulduğuna göre borçluya ödeme emri gönderilmesine gerek yoktur. Alacaklının da ödeme emri gönderilmesi yönünde talebi olmadığından icra müdürlüğünce re’sen ödeme emri gönderilmesi borçluya, İİK.nun 62 ve devamı maddeleri uyarınca, itiraz hakkı vermez.
O halde mahkemece, alacaklının şikayetinin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11823
KARAR NO : 2011/30344 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/03/2011
NUMARASI : 2009/1464-2011/224
DAVACI : ŞİKAYETÇİ : Fatma Çatmaz
DAVALI : Standart Varlık Yönetim A.Ş.,Türkiye İş Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
492 Sayılı Harçlar Kanunun 28.maddesinin b bendinde düzenlenen tahsil harcı bu yasal düzenleme uyarınca alacağın ödenmesi sırasında tahsil olunur. Anılan yasa uyarınca tahsil harcının sorumlusu borçludur. Borçlu ister kısmen isterse tamamen ödemede bulunsun ödediği paralar İİK.nun yönetmeliğin 57.maddesi uyarınca düzenlenen bir tahsilat makbuzu ile teslim alınarak kasa defterine işlenir. Düzenlenen tahsilat makbuzunun bir nüshasıda ödemede bulunan borçluya verilir. Alacaklının dosyaya yatırılan paraları almak istemesi halinde yine yönetmeliğin 58.maddesi uyarıca düzenlenecek reddiyat makbuzunda kesilecek tahsil harç miktarıda gösterilmek suretiyle “verilmesi lazım gelen paranın”miktarı ayrıca gösterilir ve düzenlenen makbuz alacaklıya imza karşılığında teslim edilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, eğer bir harç alacağı mevcut ise bunun mutlaka her ödeme sırasında tahsil edilmesi gerektiğidir. Devlet tahsil harcını takibe konu asıl alacak üzerinden almaktadır. Kanun harç alacağının tahsilini borcun tamamının ödenmesi şartına bağlamamıştır. Harçlar Kanunu para borçları ile ilgili icra tahsil harcının ister kısmen ister tümden olsun alacağın tahsili sırasında alınmasını öngörmektedir. Bu husus Harçlar Kanununun 32.maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı” hükmünün de bir gereğidir. (HGK.9.6.2004 tarih 2004/12-336 2004/338). Bu durumda borçludan yapılan her tahsilatta öncelikle harcın mahsup edilerek bakiyesi için alacaklıya ödeme yapılabileceği esastır.
İİK.nun 45.maddesinde “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslarda olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas ve haciz yolu ile takip edebilir.”düzenlemesi yer almaktadır.
İİK.nun 152.maddesine göre rehin, satış isteyenin alacağına derece itibarıyla rüçhanı olan diğer rehinli alacakların tutarından fazla bir bedelle alıcı çıkmamasından dolayı satılamazsa veya satılıpta tutarı takip olunan alacağa yetmezse, alacaklıya bütün veya geri kalan alacağı için rehin açığı belgesi verilir. Rehin açığı belgesi borç ikrarını mutazammın senet mahiyetinde dir.
Yukarıda belirlenen kurallar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde alacaklı T.İş Bankası vekili tarafından Mudanya Tapu Sicil Müdürlüğünün 13.2.2002 tarih ve 463 yevmiye nolu ipotek belgesi ve resmi senet akit tablolarında 28.12.2001, 11.2.2002, 13.2.2002 tarihli genel kredi sözleşmeleri ve kat ihtarnameleri dayanak gösterilerek anılan ipoteğin paraya çevrilmesi istemli takip başlatılmış ve ipotekli taşınmazı ihale sonucu alacağa mahsuben satın alan alacaklı T.İş Bankasından yalnız kendisine rüçhanlı ipotek alacaklılarının alacakları tahsil edilmiştir.
İpotekli takipte takibin konusu paraya çevrilmesi istenen taşınmazla sınırlı olup ipoteğin içinde müşterek müteselsil borçlanma ve bundan dolayı da borçluluğun devam ettiği iddiaları bu takipte tartışma konusu yapılamaz. Takiple ilgili tahsil harcıda satılan taşınmazın satış bedelinden tahsil edilmelidir. Taşınmaz alacağa mahsuben alacaklı tarafından satın alındığından alıcı sıfatı ile T.İş Bankası tahsil harcınıda ödemek zorundadır. Bu ödemeden sonra alacaklının bakiye alacak iddiaları rehin açığı belgesinin ve buna dayanarak yapabileceği takibin konusunu oluşturur. Şikayetçi ipotek borçlusundan satıştan sonra 19.280.90 YTL ve 13.500 YTL tahsil harcı istenmesi yolundaki icra müdürlüğü işlemi yasaya uygun değildir. Sözü edilen işlemlerin ve bunlarla ilgili harç tahsil müzekkerelerinin iptali gerekir.
Mahkemece eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/13857
KARAR NO : 2012/31838
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/03/2012
NUMARASI : 2010/943-2012/209
DAVACI : Borçlu : Osman Çataloğlu
DAVALI : Alacaklı : Türkiye İş Bankası A.Ş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Seçil Parkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından Kayseri 3. icra Müdürlüğü'nün 2008/10034 sayılı dosyası ile yapılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlu, asıl takip borçlusunun alacaklı banka ile 15.05.2007 tarihinde yaptığı konut finansman kredisi sözleşmesinin 50.000,00 TL'lik kısmı için kefil olduğunu, hakkında konut finansman kredi alacağı haricinde tüketici ve kredi kartı sözleşmesinden dolayı da takip yapıldığını, Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/10032 sayılı dosyası ile yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ile asıl borçluya ait taşınmazın satılarak borcun ödendiğini, bu nedenle borcunun kalmadığı halde Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/34 sayılı takip dosyasındaki toplam borç olan 72.285,74 TL için maaşına haciz konulmasının yasaya aykırı olduğunu, en azından Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/10032 sayılı dosyasından kalan bakiye borç oranında haczin konulması gerektiğini beyanla 04.11.2010 tarihli haciz işleminin iptali istemi ile mahkemeye başvurduğu, mahkemece şikayetçinin borcu kalmadığı gerekçesi ile talebin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Hemen belirtelim ki, İİK.nun 45.maddesi borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. Borçlar Kanunu'nun 487.maddesinde ise, “kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek-müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu bilgi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise: alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel, kefil aleyhine takibat icra edebilir” denilmektedir. Borçlar Kanunu'nun açıklanan hükmüne ve takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre şikayetçi hakkında genel haciz yolu ile takip yapılmasında yasaya aykırılık yoktur (HGK.nun 14.10.1972 tarih, 215/841 sayılı kararı – Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku C:3-S:2395 ).
Somut olayda, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile konut finansman kredi aktinde borcun 50.000,00 TL'lik kısmı için müşterek borçlu müteselsil kefil konumunda olan borçlu hakkında gene! haciz yolu ile ilamsız takip yapıldığı ve takibin itirazsız kesinleştiği, bundan ayrı asıl borçlu hakkında da yine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/10032 sayılı dosyasında “rehnin paraya çevrilmesi yolu ile” takibe geçildiği görülmüştür. Borcun sebebi aynı olduğuna göre mahkemece tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapılmasında sakınca yoktur. Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/10032 sayılı dosyasından yapılan ihale sonucu satılan taşınmazın değeri borcu karşılamadığı için 01.09.2010 tarihinde 67.64,89 TL için rehin açığı belgesi verildiği dosya borcunun kapanmadığı anlaşılmıştır.
Şikayetçi müşterek borçlu müteselsil kefilin konut finansman kredi alacağı sebebiyle bakiye bir alacak kalmışsa şahsi kefaleti, kefalet limiti (50.000,00 TL) ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile birlikte devam edecektir. Ayni teminatın bitmiş olması şahsi kefaletin sona ermesi sonucunu doğurmaz.
Buna göre ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip neticesinde 67.064,89 TL üstünden rehin açığı belgesi verildiğine göre ipoteğin paraya çevrilmesinden sonra alacaklı bankanın bu miktar kadar bakiye alacağı olduğunun kabulü gerekir. Anılan bu miktarda muteriz borçlunun kefalet sınırının üzerinde olduğuna göre ve adı geçen tarafından icra takip dosyasına yapılmış bir ödeme bulunmadığına göre mahkemece itirazın reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/18269
KARAR NO : 2012/25827
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gazipaşa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2011
NUMARASI : 2010/126-2011/50
DAVACI : BORÇLU: Ayşe Küçükşahin
DAVALILAR : ALACAKLILAR: Ziraat Bankası A.Ş.Gazipaşa Şubesi Müdürlüğü,Fikret Küçükşahin
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı Ziraat Bankası A.Ş. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muzaffer Aydın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine yapılan icra takibi sonucunda; ipotekli taşınmazlardan 349 ada 1 parsel 4 nolu Bağımsız bölümün ihalesi yapılmış, diğer 3 taşınmazın ihalede alıcı çıkmadığından satışı yapılamamıştır. İpotekli taşınmazların maliki, Ayşe Arslan'ın sorumluluğu satış bedeli ve satışı yapılamayan diğer ipotekli 3 taşınmazla sınırlı olup, bunun dışında bir yükümlülüğü yoktur. İpotekli taşınmazlarla karşılanmayan alacak kısmı, asıl borçlunun kişisel borcu olup ipotek verenden istenemez. İİK'nun 150/f maddesi gereğince muvakkat rehin açığı belgesi asıl borçlu için düzenlenir. İpotek veren 3. kişi için düzenlenemez. Kaldı ki, ipotekli taşınmazlardan henüz 3 adedi satılmamıştır. Dolayısıyla ipotek veren Ayşe Arslan'ın şahsi sorumluluğuna gidilerek mallarına haciz konamaz. Mahkemenin bu yöne ilişkin asıl davanın kabulü kararında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak icra dosyasında; Ayşe Arslan aleyhine sadece ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapılmış, örnek 6 icra emri tebliğe çıkarılmıştır. Bir başka anlatımla davacı aleyhine yapılmış bir ilamsız takip ve kendisine gönderilmiş örnek 7 ödeme emri bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece ipotek borçlusunun birleşen davasının reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Alacaklı Ziraat Bankası A.Ş.'nin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16722
KARAR NO : 2011/16988 Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : Erzurum 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/04/2011
NUMARASI : 2011/160-2011/323
DAVACI : BORÇLU :MEHMET AKİF PİRİMOĞLU
DAVALI : ALACAKLI :STANDART VARLIK YÖNETİM AŞ
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka ile, dava dışı Okur Gıda San. Ve Dış Tic. A.Ş. firması arasında, düzenlenen kredi sözleşmelerine teminat teşkil etmek üzere, şikayetçi- borçlu M.Akif Pirimoğlu, malik olduğu taşınmaz üzerinde 1.000.000-TL'lik ipotek tesis etmiştir.
Alacaklı banka, borçlunun ipotek borcu dışında, ipotek akid tablosunun 5. maddesinde belirtildiği üzere ipotek bedeli kadar müteselsil kefil olmayı da kabul ettiğini ileri sürerek aldığı rehin açığı belgesi ile borçlu hakkında takibe geçmiş ve borçlu da ipoteğin paraya çevrildiğini, sadece bu ipotekle sınırlı olarak sorumlu olduğunu belirterek takibin iptalini istemiştir.
Mahkemece, borçlunun kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunmadığı maliki olduğu taşınmaz üzerinde 1.000.000-TL limitli ipotek tesis edildiğini, ipotek senedinin incelenmesinde şikayette bulunanın şahsi kefilliğinin bulunmadığı, sadece ipoteğe konu taşınmazda malen kefil olduğunun anlaşıldığından bahisle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir.
Şikayetçi M.Akif Pirimoğlu, davalı banka ile dava dışı Okur Gıda San. Ve Dış Tic. A.Ş. arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin teminatı olarak maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde banka lehine 1.000.000-TL limitli ipotek tesis etmiştir. İpotek resmi senedinin 5. maddesi ile lehine ipotek verdiği firmanın borçları için, senetteki ipotek limiti kadar müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu da kabul etmiştir.
Uyuşmazlık, ipotek akit tablosundaki bu hüküm nedeni ile davacının aynı zamanda kefil olarak sorumlu tutulup tutulamayacağı ve kefalet sözleşmesinin geçerli olup, olmadığı noktasında toplanmaktadır. BK.nun 484. maddesine göre kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın gösterilmesi yeterlidir. İpotek resmi senedinde yer alan bu kefalet akdi de BK.nun 484. maddesindeki koşulları taşıdığından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/19-159 E, 2001/197 K. Sayılı,2 8.2.2001 tarihli kararında da belirtildiği üzere geçerlidir. Kaldı ki, tapu memuru huzurunda düzenlenmiş olan ve yukarıda belirtilen hususu da içeren ipotek akid tablosunun şikayetçi tarafından imza altına alınmış olduğu da belirtilmektedir. Bu nedenle şikayetçi, hem ipotek veren üçüncü kişi, hem de ipotek limiti miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girmiş bulunmaktadır. O halde mahkemece yapılması gereken, işin mahiyeti nazara alınarak duruşma açılmak ve taraf delilleri toplanmak suretiyle yukarıda belirtilen ilkeler ışığında bir karar vermekten ibaret iken, bu hususlar dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 29/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6470
KARAR NO : 2009/14363 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ceyhan İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2008
NUMARASI : 2008/104-2008/120
DAVACI : BORÇLU: ADNAN KARA
DAVALILAR : MUHİDDİN TÜFEKÇİ,RAMAZAN DOPOĞLU
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Takip dosyası incelendiğinde, 206 ve 31 parsel sayılı taşınmazlardaki borçlu payı üzerine 02.09.2005 tarihinde haciz konulduğu ve daha sonra da icra müdürlüğünce 16.02.2007 tarihinde kıymet takdiri yapıldığı ve kıymet takdirine itiraz üzerine Ceyhan İcra Mahkemesi’nin 26.12.2007 tarih ve 2007/27–84 sayılı kararı ile ihaleye esas olan kıymet takdirinin belirlendiği anlaşılmıştır. Alacaklı vekilinin 14.12.2007 tarihli satış talebi üzerine icra müdürlüğünce aynı tarihte, haciz tarihinden itibaren 2 yıllık süre geçtiğinden satış talebinin reddine karar verildiği, adı geçen tarafından, haczin düştüğüne ilişkin kararın şikayet konusu yapılmayarak, yeniden haciz talep edildiği ve 11.01.2008 tarihinde taşınmazlar üzerine haciz konulduğu, yeniden kıymet takdiri yapılmaksızın 22.09.2008 tarihinde ihalenin yapıldığı görülmüştür. İcra müdürlüğünce 14.12.2007 tarihinde 02.09.2005 tarihli haczin düştüğüne karar verilmesi ile birlikte bu hacze dayalı olarak belirlenen kıymet takdiri de hukuken geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır.
Bu durumda 11.01.2008 tarihli haciz sonrası yeniden kıymet takdiri yapılması gerekirken iptal edilen hacze dayalı kıymet takdiri esas alınarak ihalenin yapılması usulsüz olup ihalenin feshi yerine şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33803
KARAR NO : 2013/40140
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Uşak İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/10/2013
NUMARASI : 2013/526-2013/560
DAVACI : BORÇLU : Usaş Prefabrik Beton San Ve Tic.A.Ş.
DAVALI : ALACAKILI:Optima Faktoring Hizmetleri A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tayfun Yavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2013/6948 esas sayılı dosyasından yazılan talimat doğrultusunda Uşak 1. İcra Müdürlüğü 2013/48 talimat sayılı dosyasından yapılan taşınır ihalesinin feshinin istendiği anlaşılmıştır.
Taşınır satışları hakkında uygulanması gereken İİK. nun 114/4. maddesine göre açık artırma elektronik ortamda teklif verme yoluyla ve birinci ihale tarihinden on gün önce başlar. Yine aynı maddenin 1.fıkrası uyarınca birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat daha önceden ilân edilir. Buna göre taşınır satışlarında ilan için belirli bir süre öngörülmemiş ise de açık artırma başlamadan önce yapılması zorunludur. Açık artırmada elektronik ortamda teklif verme ile başlayacağından, ilanların elektronik ortamda teklif verme tarihinden önce yapılması gerekir.
Somut olayda satış ilanının 02.09.2013 tarihinde mahalli gazetede, 27.08.2013 – 03.09.2013 Uşak Belediyesinde 22.08.2013 tarihinde divanhanede yapıldığı, elektronik ortamda teklif vermenin ise 25.08.2013 tarihinde başladığı görülmektedir.
Bu durumda satışa ilişkin gazete ilanı ile belediye ilanının satış başladıktan sonra yapılmış olması nedeniyle mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/9441
KARAR NO : 2014/12035
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/01/2014
NUMARASI : 2014/34-2014/31
DAVACI : ALACAKLI-İ.ALICISI :Karacabay Tur Ve Motorlu Taşt. Tic Ltd Şti
DAVALI : —
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı-ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ihale alıcısı (alacaklı)nın, ihale konusu traktörlerin satış bedeli üzerinden alınması gereken KDV oranının %1 olması gerektiğini ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece alacaklının huzurunda yapılan haciz sırasında traktörlerin durumunun tespit edildiği ve ihale sırasında da KDV oranının belirli olduğu, alacaklının bu durumu süresinde şikayet konusu yapmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
06.11.2013 tarihli açık artırma şartnamelerinde satıştan doğan %8 KDV'nin alıcıya ait olduğunun belirtilmiş olması, KDV'nin mutlaka bu oran üzerinden ödeneceğini göstermez. Kesinleşen ihale bedeli, verginin matrahı olup, bu matrah üzerinden hesaplanacak KDV ihale alıcısı tarafından ayrıca ödenmelidir. Ancak alıcının KDV ödeme yükümlülüğü ihalenin kesinleşmesi ile doğar. O halde, mahkemece ihalenin yapıldığı tarih itibariyle alıcıdan alınması gereken KDV oranı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklı-ihale alıcısının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/24969
KARAR NO : 2013/32909
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/06/2013
NUMARASI : 2013/223-2013/418
DAVACI : ALACAKLI: Koç Fiat Kredi Finansman AŞ
DAVALI : BORÇLU: Abdulhalim İşik
DAVALI : İHALE ALICISI: Şükran Söylemez
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı vekilinin, satış bedelinin satış ve paylaştırma masrafları ile muhammen bedelin % 50'sini karşılamadığını ve sair fesih sebeplerini belirterek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulü ile ihale konusu aracın satışına ilişkin 05.4.2013 tarihli ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 106-144. maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış, aynı Kanun'un satış kararı tarihi itibariyle olayda uygulanması gereken 115. maddesi gereğince “birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satışa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir.” Bu durumda satış bedelinin tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmekle, satış talebinden ihale tarihine kadarki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir.
İİK.nun 115. maddesinde; artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin % 50'sini bulması ve “satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması” ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını aşmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede yer alan “rüçhanlı alacak” sözcüğü, taşınmazla temin edilen ipotekli alacakları ifade eder. Motorlu taşıtlar vergisi alacağı, rüçhanlı alacak olmayıp derece kararının düzenlenmesinde dikkate alınacak bir husustur. Bununla birlikte tellaliye harcı, satış talebi ile ihale tarihi arasındaki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinden olmadığından buna yönelik gider de hesaplamada dikkate alınmaz.
Somut olayda ihalesine karar verilen 47 PH953 plakalı aracın muhammen bedelinin 18.000 TL olarak belirlendiği, aracın aynından doğan 876,29 TL vergi borcu bulunduğu, icra müdürlüğünce mahcuzun 1. artırmada 10.010 TL'ye ihale edildiği görülmektedir. Taşınırın muhammen değerinin % 50'sinin 9.000,00 TL, gazete ilan masrafının 518,00 TL, tebligat masrafının 43,85 TL, memur yolluğunun 56,85 TL, vasıta ücretinin 85 TL, yediemin ücretinin 100,00 TL olduğu gözetildiğinde, talimat icra dosyası kapsamından tespit edilen satış masrafları toplamının 803,70 TL olduğu görülmektedir. O halde, ihale edilen aracın muhammen değerinin % 50'si olan 9.000,00 TL ile masraflar toplamı olan 803,70 TL birlikte değerlendirildiğinde, 10.010 TL olan ihale bedelinin 9.803,70 TL'yi karşıladığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 47. maddesi düzenlemesine göre, taşınırın açık artırma şartnamesi ve tutanağına, dosya numarası, alacaklı ve borçlunun adları ve soyadları, ilanın şekli, artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, birinci ve ikinci artırma tarihleri, artırma şartları, taşınırın cinsi, takdir edilen kıymeti yazılır ve icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. İhalede artırılan miktar, artıranların ad ve soyadı, ihalenin sonucu, ihalenin kime ve ne suretle yapıldığı tutanağa yazılır. Tutanak, satışı yapan memur ile tellal ve alıcı tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Bu düzenlemeler de göstermektedir ki, satışta satışı gerçekleştirecek icra müdürü veya yardımcısı yada katibi ile birlikte tellalın da hazır bulunması ve tutanağı imzalaması zorunludur. Artırma icra müdürü veya yardımcısı, katibi tarafından yönetilir. Artırma yapılırken belediye tarafından görevlendirilmiş bir tellalın (münadinin) bulundurulması gerekir. Bu şekilde görevlendirilmiş bir tellalın satış yerinde hazır bulunmaması halinde de satış memurunun tellalın bulunmama ya da bulundurulmama nedenini tutanağa geçirdikten sonra tensip edeceği kişiyi tellal olarak görevlendirmesi de mümkündür. Aksi takdirde usulüne uygun olarak gerçekleşmiş bir artırmadan söz edilemez. İhalenin yapılmasında tellalın bulundurulması şekil koşullarından olup, buna uyulmaması geçersizlik sonucunu doğurur. Bu ilke yargısal uygulamada yerleşmiş ve Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.1988 gün ve 1988/12-379-670 sayılı kararında da açıkça vurgulanmıştır.
Somut olayda, 05.4.2013 tarihli ihale tutanağında tellalın imzası bulunmakla, satışa iştirak ettiği ve tutanaktaki hususları yerine getirdiği anlaşılmıştır. Kaldı ki, tellal imzasının tutanakta bulunmaması hallerinde dahi sonradan bu eksikliğin giderilmesi mümkündür. O halde, mahkemenin tellalın imzasının üç kez bağrılma hususunu kapsamadığı yönündeki kabulü isabetsizdir.
O halde mahkemece ihalenin feshi şikayetinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : İhale alıcısının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/5490
KARAR NO : 2013/14336
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Beypazarı İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/12/2012
NUMARASI : 2012/133-2012/129
DAVACI : Borçlu : Karaaslan Gıda Nak. Ltd.Şti
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Akbay Erdoğan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 106-144. maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış, aynı Kanun'un 129. maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırma bedelinin ikinci artırmada malın tahmin edilen kıymetinin %40'ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmiş olması lazımdır. Bu durumda satış bedelinin tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmekle, satış talebinden ihale tarihine kadarki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda ihalesine karar verilen 06 BCA 88 plakalı aracın muhammen bedelinin 50.000 TL olarak belirlendiği, aracın aynından doğan 28.401,59TL vergi borcu bulunduğu, icra müdürlüğünce mahcuzun 2. artırma için öngörülen muhammen bedelinin %40'ı olan 20.000TL+28.401,59 TL MTV+satış masrafları olmak üzere toplamda 49.251,59TL olarak ihaleye çıkarıldığı görülmektedir.
İİK.nun 129/2. maddesinde; artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin %40'ını bulması ve “satış isteyeninin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması” ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede yer alan “rüçhanlı alacak” sözcüğü, taşınmazla temin edilen ipotekli alacakları ifade eder. Motorlu taşıtlar vergisi alacağı, rüçhanlı alacak olmayıp derece kararının düzenlenmesinde dikkate alınacak bir husustur. Dolayısıyla ihale bedeline MTV alacağının ilave edilmemesi gerekirken motorlu taşıtlar vergisi alacağının da ilave edilerek mahcuzun toplamda 49.251,59TL üzerinden ihaleye çıkarılması doğru değil ise de şikayet tarihi itibariyle satış düşmüş olduğundan mahkemece konusu olmayan şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/3807
KARAR NO : 2014/5843
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/11/2013
NUMARASI : 2013/589-2013/606
DAVACI : ALACAKLI :T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye İzafeten Nilüfer Şubesi
DAVALILAR : BORÇLULAR:Saadet Topuzoğulları, Dilara Bakan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ebru Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 Sayılı Harçlar Kanunu md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili olmayıp, borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, 5230 Sayılı Yasa'nın 11. maddesinde; “4603 Sayılı Kanuna tâbi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29.maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 5230 Sayılı Yasa'nın 11. maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.
Somut olayda, alacaklı bankanın borçlu aleyhine yaptığı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte, ipoteğe konu taşınmazın alacağa mahsuben alacaklı bankaya ihale edildiği, alacaklı banka vekilinin kendilerinden tahsil ve cezaevi harcı alınmaksızın taşınmazın müvekkil banka adına tescili talebinin icra müdürlüğünce reddedildiği, alacaklı vekilince belirtilen harçların ihtirazi kayıtla ödendiği görülmektedir.
Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında, icra müdürlüğünce tahsil harcı alınmasında yasaya uymayan bir yön bulunmadığından mahkemece anılan harca yönelik şikayetin reddi doğrudur.
Ancak, 5230 Sayılı Yasa'nın 11. maddesinde “4603 Sayılı Kanuna tâbi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar ………. 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesi hükmü uygulanmaz” şeklinde düzenleme bulunduğundan 4603 Sayılı Kanuna tâbi olan alacaklı banka cezaevi harcından muaf olup, mahkemece, alacaklı bankanın cezaevi harcına yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin tümden reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/03/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9337
KARAR NO : 2010/22129 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yahyalı (İcra Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/02/2010
NUMARASI : 2010/2-2010/6
DAVACI : BORÇLU: BAŞCAN İNŞ. BETON MADEN NAK.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.
DAVALI : ALACAKLI: BAŞTAŞ BAŞKENT ÇİMENTO SAN. TİC. A.Ş. ,NİHAT YILDIRIM
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 97/6-9 maddesi uyarınca üçüncü kişinin açtığı istihkak davası reddedilirse, alacaklı icra takip işlemlerine devam ederek malın satışını isteyebilir. İcra mahkemesince satışın durdurulmasına karar verilmişse bu karar kendiliğinden kalkar. Alacaklının satış istemesi, davanın reddi kararının kesinleşmiş olmasına bağlı değildir. Davanın reddi kararını üçüncü kişi temyiz etmiş olsa bile, İİK.nun 97/14 maddesinde öngörülen Yargıtay'ca verilmiş icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe hükmün temyiz edilmesi tek başına satışı durdurmaz.
İİK.nun 364/son maddesinde “temyizin satıştan başka icra işlemlerini durdurmayacağı” yazılı ise de, bu düzenleme istihkak davaları için özel hüküm içeren İİK.nun 97/14 maddesi karşısında uygulanamaz. Satış işleminin temyiz sonucuna kadar durması için hükmü temyiz eden üçüncü kişinin, icra müdürlüğünden İİK. 36.maddesine göre alacağı mehil belgesini, hükmü inceleyecek Yargıtay'ın ilgili dairesine sunması, dairece icranın geri bırakılması kararı verilmesi ve bu belgenin icra dosyasına sunulması zorunludur.
Somut olayda üçüncü kişi Uygar Makine Ltd. Şti.nin, Yahyalı, İcra Mahkemesi'nin 2008/44 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı istihkak davasının yargılaması sırasında 16.12.2008 tarihinde yapılacak satışın durdurulmasına karar verildiği, davanın 06.07.2009 tarihinde reddedildiği, böylece bu tedbirin kendiliğinden ortadan kalktığı, 18.11.2009 tarihli satış talebi üzerine 30.12.2009 tarihli açık artırmada bu davaya konu menkulün ihale edildiği ve ihalenin feshi davasının süresi içinde borçlu şirket tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar istihkak davasının reddi kararının davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edildiği görülmüş ise de, İİK.nun 97/14 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı alınmadığından ihalenin yapılması usul ve yasaya uygundur. Mahkemece yukarıda yazılı ilkelere uygun olarak yapılan ihalenin feshi isteminin reddi yerine, yazılı gerekçe ile ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
ESAS NO : 2012/4715
KARAR NO : 2012/20293
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2011
NUMARASI : 2011/1274-2011/1661
DAVACI : Alacaklı : Çiçek İç Giyim Tic. Ve San. A.Ş.
DAVALI : Borçlu : Marvel Tekstil Ür.San.Vetic.Ltd.Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yıldırım Bayrak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili, borçlu aleyhine yaptıkları ilamsız takip üzerine, borçlunun borcunu ödediğini, ancak 7 günlük süreden sonra icra müdürlüğüne itiraz dilekçesi sunduğunu ve PTT'ye yazı yazılarak ödeme emrinin tebliğ tarihinin sorulmasını istediğini, PTT yazısında tebligatın 1.7.2011 tarihinde yapıldığının belirtilmesi nedeniyle icra müdürlüğünce itirazın süresinde kabul edilerek takibin durdurulduğunu, borçlunun, ödenen paranın iadesini istediğini, oysa bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ödenen paranın istenemeyeceğini ve müdürlüğün kararının re'sen kaldırılamayacağını ileri sürerek takibin durdurulmasına ilişkin 28.7.2011 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasını istemiştir.
Birleşen dosyada ise borçlu vekili, müvekkili aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığını, bankaya yazılan haciz yazısı üzerine borcun ödendiğini, oysa itirazın süresinde olduğunun anlaşıldığını ve alacaklıya ödenen paranın iadesi için muhtıra çıkartılmasını istediğini, icra müdürlüğünce alacaklıya muhtıra gönderildiğini, ancak ödenen paranın iade edilmediğini ve haciz taleplerinin de müdürlükçe reddedildiğini ileri sürerek, müdürlük işleminin kaldırılmasını ve ödeme emri tebliğinin 1.7.2011 tarihinde yapıldığının tespitini talep etmiştir.
Kadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/13084 sayılı dosyasında, ilamsız icra takibinin borçlu aleyhine yapıldığı, ödeme emri tebligat parçasında ödeme emrinin 30.6.2011 tarihinde tebliğ edildiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Borçlu vekili takibe 8.7.2011 tarihinde itiraz etmiş, icra müdürlüğünce süresinde yapılmayan itirazın reddi üzerine, borcu ödeyen borçlu icra müdürlüğüne müracaatla PTT'den ödeme emri tebliğ tarihinin sorulmasını talep etmiş, PTT'den gelen yazıda tebligatın 1.7.2011 tarihinde yapıldığı belirtilmiştir. Bunun üzerine icra müdürlüğünce 1.8.2011 tarihinde alacaklıya muhtıra çıkartılarak yatan para istenmiş, ancak alacaklı tarafından yatırılmaması üzerine borçlu haciz talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, PTT cevabına göre, tebliğin 1.7.2011 tarihinde yapıldığının anlaşılması nedeniyle itirazın 7 günlük sürede yapılmış sayılacağının kabulü ile alacaklı şirketin şikayetinin reddine, birleşen dosya yönünden ise şikayetin kabulü ile tebliğ tarihinin 1.7.2011 tarihi olarak düzeltilmesine ve icra müdürlüğünün 17.8.2011 tarihli haciz talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine düzenlenen tebligat parçasında, tebliğ tarihinin tebliğ memurunca 30.06.2011 olarak şerh edildiği görülmektedir. Tebligatın yapıldığı tarihin belirlenmesinde aslolan tebligat parçasına şerh edilen tarih olup, bu tarih esas alınarak taleplerin değerlendirilmesi gerekirken, PTT Müdürlüğünden gelen yazıya itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/184
KARAR NO : 2014/3384
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/11/2013
NUMARASI : 2013/630-2013/658
DAVACILAR : BORÇLULAR: Bedri Balkar Balkaroğlu,Özbucak San Ve Tic A.Ş.
DAVALI : ALACAKLI: Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hava Kandemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, ihale konusu taşınmazın alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, borçlunun, dosya alacağı ile ihale bedeli arasındaki 80.000,00 TL'nin yasal sürede yatırılmaması nedeniyle ihalenin düşürülmesini istediğini, ancak, icra müdürlüğünce sonradan alacaklıya on günlük süre verildiğini belirterek ihale bedeli farkının süresinde yatırılmaması nedeniyle ihalenin düşürülmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
İİK.nun 130.maddesi gereğince, ihale bedeli peşin ödenir. Ancak, icra müdürü alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir.
Somut olayda, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başladığı, borçlunun şikayeti üzerine Adana 2.İcra Mahkemesinin 29/09/2009 tarih ve 2009/175 E.-1025 K. sayılı kararı ile takibe konu ipotek alacağının limit ipoteği olması nedeniyle ipotek bedeli olan 250.000,00 TL'yi aşan kısmın iptaline karar verildiği, diğer bir ifade ile dosya alacağının 250.000,00 TL ile sınırlandırıldığı, ipotekli taşınmazı 07/10/2013 tarihli ihalede alacağa mahsuben 330.000,00 TL bedelle alacaklının aldığı, ihale tutanağında icra müdürlüğünce alacaklıya bedelin yatırılması için bir süre verilmediği anlaşılmaktadır.
İcra müdürlüğü tarafından ihale tarihinde, dosya alacağı ile ihale bedeli arasındaki farkın ödenmesi için alacaklıya bir süre verilmediğine göre, ihale tarihinden itibaren on gün içinde bu bedelin yatırılmaması halinde İİK.nun 133.maddesi uygulanamaz. İcra müdürlüğünce süre verildiğine ilişkin kararın tebliğinden itibaren, verilen sürede bedel yatırılmazsa ancak o zaman İİK.nun 133.maddesi gereğince ihalenin düşürülmesine karar verilebilir.
O halde, mahkemece, icra müdürlüğünün ihale bedeli farkının ödenmesi için süre verildiğine ilişkin kararının tebliğinden itibaren alacaklı tarafından söz konusu bedelin süresinde yatırılıp yatırılmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2468
KARAR NO : 2008/5295 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tire İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/02/2007
NUMARASI : 2007/11-2007/5
DAVACI : ALACAKLI : SERDAR ERYÖNER
DAVALI : BORÇLU : GÜLSER KOCAOĞLU
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
02.05.2006 tarihinde 46.000,00 YTL bedelle satılan taşınmazın ihalesinde müşteki alacaklı vekili vasıtasıyla katıldığı ihalede 44.100,00 YTL bedelle ikinci pey süren konumundadır. İcra müdürlüğünce ihale bedelinin ödenmesi için alıcıya verilen 10 günlük hak düşürücü süre içinde ihale bedelinin yatırılmaması halinde icra müdürlüğünce ikinci pey süren müşteki alacaklıya taşınmazı 3 günlük süre içinde satın alması için teklifte bulunması İİK'nun 133.madde hükmü gereğince zorunludur. İhalenin İİK'nun 134.madde koşullarında feshinin istenmesi icra müdürünün bu yasal zorunluluğu uygulamasına engel teşkil etmez. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle şikaetin kabulüne karar vermek gerekirken ihalenin feshi davası açıldığından bahisle İİK'nun 133.maddenin somut olaya uygulanmamasına karar veren icra müdürünün işleminin uygulamasına onay veren mahkeme kararı doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 18.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6753
KARAR NO : 2010/19355 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Malkara Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/02/2010
NUMARASI : 2009/887-2010/66
DAVACI : ŞİKAYETÇİ: FİGEN ÖZDOĞAN
DAVALI : MALKARA SATIŞ MEMURLUĞU
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluk, İİK.nun 133.maddesi uyarınca yapılacak satış ile sınırlıdır. Taşınmazın 133.madde hükmü uygulanmadan 123.vd.maddeleri uyarınca yeniden satışa çıkarılması halinde ve 133.maddeye göre satışa çıkarılmasına rağmen, satışın yapılamaması veya satış bedelinin alıcı tarafından yatırılamaması nedeniyle satışın düşmesi halinde, ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefillerin sorumluluğu sona erer. Somut olayda İİK.nun 133.maddesine göre yapılan satışın ihale bedelinin yatırılmaması nedeniyle düştüğü ve taşınmazın İİK.nun 123.vd.maddeleri uyarınca yeniden satışa çıkarılarak satışın gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10038
KARAR NO : 2011/29255 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/06/2010
NUMARASI : 2010/768-2010/928
DAVACI : ŞİKAYETÇİ: Erdal Kiler
DAVALI : Neşe Karakaş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
HUMK.'nun 74, 75 ve 76. maddelerinde ifade edildiği üzere olayları bildirmek yanlara hukuki nitelemeyi yapmak ve uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak yasa hükmünü bulup uygulamak hakime aittir.
Somut olayda, üçüncü kişi ihale edilen gayrimenkul üzerinde kendisinin ve başkaca alacaklıların haczi bulunduğu halde icra müdürlüğünce satış dosyası alacaklısına alacağa mahsuben ihale yapıldığını, ihale bedelinin dosyaya yatırılmaması nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği halde bu konuda karar verilmediğinden bahisle, ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, ihalenin alacağa mahsuben yapıldığı ve bir usulsüzlük bulunmadığından şikayet reddedilmiştir.
Mahkemece öncelikle şikayetçinin haciz koydurduğu icra dosyası incelenerek “ilgili” sıfatının bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra, istemin, İİK'nun 133, 140 ve 100. maddeleri kapsamında değerlendirilerek, işlemlerin yasaya uygunluğunun denetlenmesi, özellikle ihale olunan taşınmaz üzerinde birden fazla haciz bulunması halinde ihale alacağa mahsuben yapılmış olsa bile satış bedelinin derece kararının yapılmasını teminen icra dosyasına yatırılmasına karar verilmesi gerektiği hususu da gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddine dair karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/5670
KARAR NO : 2012/21865
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ümraniye 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/10/2011
NUMARASI : 2011/244-2011/1087
DAVACI : Harika Oyiğit
DAVALI : ALACAKLI :Destek Finans Faktoring Hiz. A.Ş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neşe Yüksel Tercan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi üçüncü kişi ihale edilen taşınmazın üzerinde kendisinin de haczi bulunduğu halde icra müdürlüğünce alacaklıya alacağa mahsuben ihale yapıldığını, ihale bedelinin dosyaya yatırılmaması nedeniyle İİK 133. maddeye göre işlem yapılması gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece şikayet kabul edilmiştir.
İcra İflas Kanunun 140. maddesi “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar” şeklinde düzenlenmiştir.
Şikayetçinin de haczi bulunduğu taşınmaz 11.02.2011 tarihli arttırmada alacaklıya ihale edildiği görülmektedir.İcra müdürlüğünce öncelikle İİK 140. maddesi uyarınca sıra cetveli yapılarak alacaklının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediği belirlenmeli, gerektiğinde de İİK 133. maddesine göre işlem yapılması gerekir.
O halde, mahkemece, birden fazla alacaklı bulunması ve ihale bedelinin bütün alacaklılar alacağını karşılamaması nedeniyle İİK.nun 140.maddesi gereğince icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılarak ve sonucuna göre İİK.nun 133.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken doğrudan alacaklının ihale bedelini yatırması gerektiği düşüncesiyle ihalenin düşürülmesi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9745
KARAR NO : 2009/13148 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2008
NUMARASI : 2008/356-2008/919
DAVACI : ALACAKLI : KALENDER ATEŞOĞLU VEKİLİ AV MEHMET EKREM KÖSETERZİ
DAVALI : İHALE ALICISI : KALE YAPI VE TİC AŞ VEKİLİ AV ABDÜLKADİR KAYNAK
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 118. maddesine göre satış peşin para ile yapılır.Ancak İcra Müdürü alıcıya (müşteriye) 7 günü geçmemek üzere mühlet verebilir.Verilen mühlet içerisinde bedelin hepsi yatırılmazsa menkul mal yeniden İİK.nun 116/2. maddesi dikkate alınarak artırmaya çıkarılır.İhale alıcısının haciz koyduran alacaklı olması ve kendisinden önce gelen başka bir alacaklı bulunmaması halinde alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabilir veya satış bedelini alacağına mahsup edilmesini isteyebilir.Satışa çıkarılan taşınırın alacaklı tarafından alacağına mahsuben alınmak istenmesi ve taşınır üzerinde alıcının yaptığı takip veya takipler nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş başkaca haciz bulunmaması halinde ileride sıra cetveli yapılması gerektiğinden alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı belirlenip, alacaklı aleyhine fark doğduğunun tespiti halinde bu farkı yatırması ihale alıcısından istenebilir.
Somut olayda; alıcı kendisinin Bakırköy 4. icra müdürlüğünün 2007/7675 E sayılı dosyadan haciz alacaklısı olduğunu belirtmesi üzerine icra müdürlüğünce ihale bedeli ödenmeksizin taşınmazın ihale alıcısına teslim edildiği görülmüştür.Küçükçekmece 2. icra müdürlüğünün 2008/793 E. sayılı dosyasından alacaklı olan şikayetçinin, alıcıdan ihale bedeli alınmadığından ihalenin feshini talep etmesi üzerine, mahkemece ihaleye konu menkullerin farklı olduğu, alacaklının mahcuzlar üzerinde herhangi bir haczinin bulunmadığı belirtilerek ihalenin feshine karar verilmiştir.Yukarıda belirtildiği üzere İİK.nun 118. maddesinde alıcıya ihale bedelini yatırması için icra memurluğunca 7 günlük süre verilip bu süre içerisinde yatırılmaması halinde, ihalenin icra müdürlüğünce fesih edilip yeniden ihaleye çıkarılacağı belirtildiğinden, mahkemece icra müdürünün konuya ilişkin işleminin iptali ile İİK.nun 118/2. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere icra müdürlüğüne talimat verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan İİK.nun 134. maddesi dikkate alınarak ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.Kabule göre de alıcı bu taşınır ile ilgili olarak Küçükçekmece 4. icra müdürlüğünün 2007/2142 E. sayılı dosyasından haczinin bulunduğunu belirttiğinden, bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : İhale alıcısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/32824
KARAR NO : 2011/1842 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/03/2010
NUMARASI : 2010/386-2010/439
DAVACI : ALACAKLI : KOÇ TÜKETİCİ FİNANSMANI A.Ş.
DAVALI : BORÇLU :RAHİM İNANÇ NAK.OT.TİC.SAN.LTD.ŞTİ.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi alacaklı vekilinin, borçlular aleyhine taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 2009/20835 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, rehinli aracın satışının yapılması için Konya İcra Müdürlüğüne talimat yazıldığı, Konya 1.İcra Müdürlüğünün 2009/3670 Talimat sayılı dosyası ile aracın, ikinci satış günü olan 08/03/2010 tarihinde 8.500,00 TL’ye alacaklının yetkilisine ihale edildiği, talimat icra müdürlüğünce, ihale bedelinin verilen yedi günlük sürede yatırılmaması nedeniyle 16/03/2010 tarihinde satışın düşürülmesine karar verildiği, alacaklı vekilinin, alacağa mahsuben ihaleye katıldıklarını ve ihale bedelinin alacağı karşılamadığından, bedelin dosyaya yatırılmasının istenemeyeceğinden bahisle satışın düşürülmesi işleminin iptali talebi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.
İhale alıcısı, takip alacaklısı olması ve kendisinden önce gelen başka alacaklı bulunmaması halinde, satış bedelinin alacağına mahsup edilmesini isteyebilir ve alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabilir. Satışa çıkarılan taşınırın, alacaklı tarafından alacağına mahsuben alınmak istenmesi ve taşınır üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş başka haciz bulunması halinde ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden, alacaklının, alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp ve dolayısıyla alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmesi halinde bu farkı yatırması istenmelidir.
Somut olayda, alacaklının, satışa konu araç üzerindeki rehin hakkına dayalı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takipte, 8.500,00 TL’ye aracı aldığı ve ihale bedelinin alacağı karşılamadığı görülmektedir. Aracın, dosyada mevcut trafik kaydının incelenmesinde, takip alacaklısının, rehin alacağından önce gelen alacak bulunmadığı anlaşıldığına ve ihale bedeli de alacak miktarından az olduğuna göre, yukarıda açıklanan kural gereğince, alacaklı satış bedelini ödemekten kaçınabilir. Bu durumda, ihale bedelinin yatırılmadığı gerekçesiyle icra müdürlüğünce satışın düşürülmesine karar verilmesi usulsüz olup, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/3619
KARAR NO : 2012/21150
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/12/2011
NUMARASI : 2011/903-2011/1048
DAVACI : ŞİKAYETÇİ : Tolga Urhan
DAVALI : Eskidji Müzayedecilik Tic İth İhr Aş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muzaffer Aydın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından borçlu aleyhine başlatılan takip sonucu borçluya ait 3211 ada 2 parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm, 10.06.2011 tarihli (birinci satış günü) ihalede 81.l00.TL bedelle Tolga Urhan'a ihale olunmuştur. Yasal süresi içerisinde ihale bedeli dosyaya ödenmediğinden aynı ihalede 81.000 TL pey süren Burcu Ejder'e taşınmaz ihalesi teklif edilmiş, adı geçenin almaması üzerine, ihale, icra müdürlüğünce İİK.nun 133.maddesi gereğince re'sen fesih olunmuştur. Anılan madde hükümleri gereğince 12.08.2011 tarihinde (ikinci satış günü) gerçekleştirilen ihalede alacaklı alacağa mahsuben 55.000.TL'ye taşınmazı satın almıştır.
İki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluk, İİK.nun 133. maddesi uyarınca yapılacak satış ile sınırlıdır. Ayrıca İİK.nun 133. maddesi uyarınca yapılan ihalede tek bir satış günü belirlenerek, feshedilen ihalenin birinci veya ikinci satış gününde gerçekleşmiş olmasına göre, ihale bedelinin, muhammen bedelin %60'ı veya %40'ı ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılaması, bunun yanında rüçhanlı alacakları da aşması zorunludur.
Somut olayda; 10.06.2011 tarihinde yapılan 1. artırmada, ihale bedelinin yatırılmaması nedeniyle satışın İİK'nun 133. maddesi gereğince düştüğü ve taşınmazın İİK.nun 123.vd.maddeleri uyarınca yeniden satışa çıkarılarak 12.08.2011 tarihli 2. artırmada satışın gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ihale alıcısının iki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluğu sözkonusu olamaz. O halde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK'nun 297.maddesinin (1) fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/2113
KARAR NO : 2014/5939
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bayburt İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2013/29-2013/40
DAVACI : ALACAKLI: T.Halk Bankası A.Ş
DAVALI : BORÇLU: Hayri Sever
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürdal Ergün tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
4603 Sayılı Yasa ile Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi'nin (bankalar) çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılanmaya tabi tutulmuştur.
5230 Sayılı Yasa'nın 11. maddesinde; “4603 Sayılı Kanuna tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29. maddeleriyle 2548 Sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun'un 1. maddesi hükmü uygulanmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkarması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı aranmaz” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, sözü geçen yasa maddesinde öngörülen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamaz ise de; başvurma harcı, peşin harç ve vekalet suret harcından muafiyeti içerdiği açıktır.
O halde, mahkemece şikayetçi banka muaf olduğundan 24,30 TL miktarındaki başvurma harcına yönelik şikayetin kabulü gerekirken, bu yöndeki istemin de reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/03/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/14002
KARAR NO : 2013/20506
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kumluca İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/11/2012
NUMARASI : 2012/88-2012/143
DAVACILAR : BORÇLULAR: Cengiz Pınar,Adrasan Market Ltd Şti
DAVALI : ALACAKLI: Deniz Bank AŞ
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliği'nin 21. maddesinde de, Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Diğer taraftan, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu maddede belirtilen şahıslara, muhatap adına tebligatın yapılabilmesi için, tebligatın yapılacağı sırada muhatabın orada bulunmaması gerekir. Muhatap, o adreste olmakla beraber sadece tebliğin yapılacağı anda orada bulunmuyor ise, tebligat, 17.madde hükmü uyarınca yapılır. Ancak, 7201 Sayılı Kanunun 17.maddesi ve yönetmelikte yazılı olduğu üzere muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığı saptanmadan anılan maddeye göre tebligat yapılamaz.
Somut olayda, borçlu şirkete satış ilanı tebligatı “Şirket bekçisi Murat Çalışkan imzasına” tebliğ edilmişse de, Tebligat Yönetmeliği'nin 21..maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligat usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle icra mahkemesince, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar vermek gerekirken reddi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrası gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/31467
KARAR NO : 2013/3431
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/03/2012
NUMARASI : 2007/188-2012/379
DAVACI : Borçlu : İsmail Oğuz
DAVALI : Alacaklı : Ahmet Raci Diyap
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tayfun Yavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1) İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’ nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
2) Borçlu vekili şikayetinde, satış günü ihaleye girmek isteyen alıcılara taşınmazın paydaşları ve intifa hakkı sahibi tarafından tehdit ve baskıda bulunulduğunu, gayrimenkulün kıymet takdir raporunun usulüne uygun olarak alınmadığını, satış bedelini muhammen bedelin %60'ını ve satış masraf1arı toplamını karşılayamadığını, organize sanayi bölgesi olan taşınmaz yönünden 4562 sayılı Yasa'nın 15. maddesi gereğince alıcıların gerekli şartları taşımadığını bu nedenle ihalenin usulsüz olduğunu, satışın tirajı en yüksek 5 gazeteden biri ile yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, satıştan 1 ay önce ilan yapılması gerekirken bu kurala uyulmadığını ve diğer nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine, işin esasına girildiğinden ihale bedelinin %10'u oranında hesaplanan 28.800,00 TL para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
İhalesi yapılan taşınmazın Beylikdüzü Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü bölgesinde olduğu icra takip dosyasındaki belgelerden anlaşılmaktadır.
4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Yasası'nın 15.maddesinin 3.fikrasında Organize Sanayi Bölgelerince teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen gayrımenkullerin icra yoluyla satışı halinde bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara satış yapılabilir. Satış ilanında kuruluş protokolünde katılımcı niteliklerine de yer verilir. Kanunun amacı bu bölgede iş yapacak kişilerin katılımcı olmaları koşulunu getirmektir. Bu nedenlerle bölgenin kuruluş protokolündeki niteliklere sahip kişilerin bu yerde mülk sahibi olmaları öngörülmektedir.
Bu nedenle, ihale alıcısı Ahmet Raci Diyap'ın Beylikdüzü Organize Sanayi Bölgesi'nin Kuruluş Protokolünde öngörülen niteliklere sahip kişilerden olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ihaleye konu olan taşınmazın organize sanayi bölgesinde olup ihale alıcısının bölgenin kuruluş protokolünde yazılı niteliklere sahip olmadığı hususunu ispatlayacak dosyaya yansıyan delil bulunmadığı gerekçesi ile bu yöne ilişkin itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca, İİK.nun 106.maddesinde; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü ye almaktadır.
Satış talebinin, yukarıdaki maddede öngörülen süreler içinde olup olmadığını icra müdürü re'sen gözetmelidir. Satış talebi, bu sürelerden sonra ise, istemi reddetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine rağmen, icra müdürünün satış talebini kabul etmesi, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle süresiz şikayete tabidir. Satış isteme süresinin geçmesi nedeniyle haczin kalkmış olmasına rağmen yapılan ihalenin feshi gerekir (Baki Kuru, İcra El Kitabı, s. 520).
Bu nedenle satış talebinin, yukarıdaki maddede öngörülen süreler içinde olup olmadığı incelenmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/28576
KARAR NO : 2013/33697
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kazan İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/02/2013
NUMARASI : 2013/21-2013/25
DAVACI : ALACAKLI: Mustafa Kara
DAVALI : Hasımsız
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin 15.08.2012 tarihinde tebliğ edilmesinden çok sonra, 3. Kişi Az-Taş Mermercilik İnş. Nak. Teks. Mob. San. Tic. Ltd. Şti'in muhabere yoluyla 20.02.2013 tarihinde takip dosyasına gönderdiği dilekçede, takibin 3. kişinin alacağının tahsilini engellemek amacıyla muvazalı olarak başlatıldığını ve ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini iddia etmesi üzerine, 21.02.2013 tarihinde icra müdürünün, dosya borçlusu olarak görülen ortaklık yetkilisine veya diğer şirketin de yetkilisine tebliğ yapılmadığı gerekçesiyle takibin kesinleşmediğine ve yine 3. kişi TOKİ'den takip dosyasına para gönderilmesi halinde iadesine karar verildiği, alacaklının icra mahkemesine yaptığı başvuruda ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini belirterek müdürlük işleminin iptalini istediği ve mahkemece bu istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.1991 tarih ve 1991/112-258 Esas-1991/1344 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, seçilen takip şekline göre borçlunun icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak (7) günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurması da zorunludur. Bir diğer anlatımla, borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurması “şikayet” niteliğindedir. İİK.nun 16/l.maddesi gereğince şikayetin, işlemi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede yapılması zorunludur. İcra müdürünün, borçluya çıkarılan ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini tespit yönünde bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.
Somut olayda, borçlu tarafından ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine dair usulünce yapılmış bir şikayet bulunmamaktadır. Takip dosyasına taraf olmayan 3. kişi Az-Taş Mermercilik İnş. Nak. Teks. Mob. San. Tic. Ltd. Şti.'nin takip borçlusuna ilişkin tebligatın usulsüzlüğünü ileri süremeyeceği gibi icra müdürünün re'sen borçluya çıkartılan ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini tespiti konusunda işlem yapması doğru değildir. Belirtilen bu gerekçe ile alacaklının şikayetin kabulü yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/29351
KARAR NO : 2013/35117
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Düzce İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/07/2013
NUMARASI : 2013/83-2013/336
DAVACI : BORÇLU :Mustafa Erginyavuz
DAVALI : ALACAKLI:Yapı Kredi Bankası Aş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nihal Tozlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10.maddesinin 1.fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasanın 3.maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Borçluya satış ilanının 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istenildiği anlaşılmaktadır. Yapılan tebliğde ” çarşıya çıktığından birlikte sakin ehil Recep Erginyavuz'a tebliğ olundu” şerhinin bulunduğu görülmektedir.
Borçlu şikayetinde, tebligat yapılan adresin kendisine ait olduğunu ancak tebliğ yapılan şahıs olan Recep Erginyavuz'la aynı yerde ikamet etmediklerini, kaldı ki Recep'in takibin diğer borçlusu olduğundan, satış ilanı tebligatından kendisini haberdar etmediğini, bu durumun Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine aykırı olduğunu belirterek ihalenin feshini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece nüfus müdürlüğünen alınan yazıya göre borçlu Mustafa ile tebliğ yapılan şahıs olan Recep'in tebliğ tarihlerinde farklı adreslerde ikamet ettikleri, yine emniyet araştırmasında da tebliğ tarihinde her iki şahsın farklı adreslerde ikamet ettikleri, Recep'in Mustafa'yla aynı adreste ikamet etmedikleri belirtilmiş olmasına rağmen şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca Tebligat Kanunu'nun 39 .cu maddesinde “ Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz.” hükmü yer almaktadır. Tebliğ yapılan Recep'in takibin diğer borçlusu olup, borçlu Mustafa ile aralarında takip sebebiyle husumet bulunduğu anlaşılmakta olup yapılan tebliğ bu yönüyle de usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33852
KARAR NO : 2013/40605
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Çivril İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/09/2013
NUMARASI : 2013/56-2013/62
DAVACI : BORÇLU :Hasan Topal Vasisi Mehmet Topal
DAVALI : KARŞI TARAF :Halk Bankası, Erdal Topal
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vasisi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nihal Tozlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İİK.nun 134/2.maddesi gereğince ihalenin feshi istemi şikayet yoluyla İcra Mahkemesinden ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde istenebilir. Aynı maddenin 6.fıkrasında ise “satış ilanı tebliğ (m.127) edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya (BK. 23-24) veya ihalede fesada (BK.226) bilahare vakıf olunmuşsa şikayet süresi ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki bu müddet, ihaleden itibaren 1 seneyi geçemez” hükmüne yer verilmiştir.
Ehliyetsizlik, kamu düzenine ilişkin olup; mahkemece her aşamada re’sen nazara alınmalıdır.
Somut olayda ihalesi yapılan taşınmazların maliki Hasan Topal'a vasi tayin edilmesinden sonra satış kararı verildiği ve satış ilanının kısıtlı adına çıkarılarak tebliğ işlemlerinin tamamlanmaya çalışıldığı görülmektedir. Ehliyetsizliği nedeni ile kısıtlanan şahıs hakkında satışa hazırlık işlemlerinin bizzat yürütülmesi ve tebligat yapılması yasal olmadığından sözkonusu tebligatlar usulsüz ve yok hükmündedir. Şikayetçi vasisinin beyanının aksine, ihalenin yapılmış olduğunu şikayet tarihinden önce öğrendiğine dair yazılı bir delil ve belge de bulunmadığına göre 11.09.2012 tarihinde gerçekleşen ihalenin feshi istemine yönelik 25.09.2012 tarihinde yapılan şikayet süresindedir. Tebligatların borçlu vasisi olarak Mehmet Topal adına düzenlenerek gönderilmesi gerektiğinden; kısıtlının şahsına çıkan tebligatları vasi öğrense ve vasi takibin diğer borçlusu olsa bile bu şekilde yapılan tebligat usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Çünkü satış ilanı, borçluya, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlu vasisinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4857
KARAR NO : 2010/16460 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/12/2009
NUMARASI : 2009/1464-2009/1442
DAVACI : BORÇLU : CEVDET ERDEM
DAVALI : ALACAKLI : GİRİŞİM VARLIK YÖNETİMİ AŞ
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 134/son maddesinde “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddenin başlığı “İhalenin neticesi ve feshi” sözcüklerini taşımaktadır. Maddede sözü edilen şikayet, ihalenin feshi istemini ifade etmekte olup, somut olayda icra müdürü tarafından ihale kesinleştirilerek 03.10.2009 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmış, taşınmaz 10.11.2009 tarihinde ihale alıcısı Girişim Varlık Yönetim A.Ş. adına tesçil görmüş, alıcı tarafından da 21.12.2009 tarihinde 3. kişi Yapı Kredi Finansal Kiralama A.Ş.’ye satılmıştır.
Bu aşamadan sonra Antalya 4. İcra Mahkemesinin 25.12.2009 tarih ve 2009/1426-1588 sayılı kararı ile ihalenin kesinleştirilmesine yönelik işlemlerin iptaline karar verilmesi, bu tarihten önce tapuda gerçekleşen tescil işleminin iptalini gerektirmez. Bir başka anlatımla ihalenin kesinleşmesinden (ihale usulsüz kesinleştirilmiş olsa bile) sonra, icra müdürünün tapuya yazdığı tescil yazısının iptali mümkün bulunmamaktadır. Tescil işlemi, ancak ihalenin feshine ilişkin karar verilmesi halinde ilgilisi tarafından genel mahkemede açılacak tapu iptali ve tescil davası sonucunda alınacak bir ilam ile ortadan kaldırılabilir.
O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, genel mahkemede tartışılması gereken hususlar nazara alınarak, tapu kaydının yeniden borçlu adına tescili yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33285
KARAR NO : 2013/40474
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2013/939-2013/965
DAVACI : 3.KİŞİ :Havana Kayaoğlu
DAVALILAR : İ.ALICISI :Serkant Sevük
BORÇLU :Okyanus Plastik Kimya San İç Ve Dış Tic Ltd Şti.
ALACAKLI :T.İşbankası AŞ.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tuncer Kaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi 3.kişi; Aile Mahkemesince tüm icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına rağmen İcra Müdürlüğünce taşınmazın ihale alıcısı adına tesciline karar verildiğini beyan ederek tescile ilişkin 16.05.2012 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasını ve tescil işleminin iptalini talep etmiş, Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
İİK.nun 134/son maddesinde; “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddenin başlığı “İhalenin neticesi ve feshi” sözcüklerini taşımaktadır. Maddede sözü edilen şikayet, ihalenin feshi istemini ifade etmekte olup, somut olayda icra müdürü tarafından ihale kesinleştirilerek 16.05.2012 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmış, taşınmaz 17.05.2012 tarihinde ihale alıcısı adına tescil edilmiştir.
İhalenin kesinleşmesinden (ihale usulsüz kesinleştirilmiş olsa bile) sonra, icra müdürünün tapuya yazdığı tescil yazısının iptali mümkün bulunmamaktadır. Tescil işlemi, ancak ilgilisi tarafından genel mahkemede açılacak tapu iptali ve tescil davası sonucunda alınacak bir ilam ile ortadan kaldırılabilir.
O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, genel mahkemede tartışılması gereken hususlar nazara alınarak,şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının ve ihale alıcısının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16901
KARAR NO : 2010/28858 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gölbaşı(Ankara) İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/04/2010
NUMARASI : 2010/31-2010/50
DAVACI : AYSUN TEKİNYER
DAVALI : T. GARANTİ BANKASI AŞ
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İhalenin feshini isteyen 2.derece ipotek alacaklısı olduğunu iddia eden Aysun Tekinyer'dir.Fesih nedeni olarak tapuda ilgili olmasına rağmen satış ilanı ve kıymet takdir raporunun kendisine tebliğ olunmadığını ileri sürmüş mahkemece İİK.nun 127.maddesinde de ipotek alacaklılarına satış ilanı tebliğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından bahisle istemin reddine karar verilmiştir.
Ancak İİK.nun 127.maddesinin irdelenmesinde, satış ilanının birer suretinin borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarların tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunacağı hükmünün getirilmiş olduğu görülmüştür.Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş 2.derecede ipotek alacaklısı olan müştekiye kıymet takdiri işlemi ve satış ilanının yukarıda açıklanan kurallar doğrultusunda (asıl takip dosyasına da sorularak) tebliğ işlemi yapılıp yapılmadığı tespit edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir. Öte yandan taşınmazın ihalede 1.derecedeki ipotek alacaklısının alacağını karşılayıp karşılamaması 2.ipotek alacaklısının açacağı (yukarıda açıklanan nedenlerle) ihalenin feshi davasına etkisi olmadığıda düşünülmeksizin yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Davacı şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1568
KARAR NO : 2008/4335 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Akçakale İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2007
NUMARASI : 2007/31-2007/38
DAVACI : MAHMUT ÖZ
DAVALI : VAKIFLARBANKASI
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesine göre satış ilanının birer sureti, borçluya, alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı alakadarlarının tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçer.
Somut olayda davacı hissedar Mahmut Öz'e satış dosyasında adı geçene yapılmış satış ilanı tebliği bulunmadığı gibi, ilgililerin tapudaki adresinin araştırılmasına ilişkin tapuya yazılan müzekkereye tapu sicil müdürlüğünün verdiği cevapta davacı hissedarın adresinin olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Gayrimenkul ihalelerinde ilgililere satış ilanının tebliğ olunmaması başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
Açıklanan nedenlerle Tapu Sicil Muhafızlığına yazılan müzekkerenin, istenilen bilgiye haiz olmadığı gözetilerek, yeniden müşteki hissedarın tapuda adresinin olup olmadığı yönünde yazılacak müzekkere sonucunda gelecek cevap doğrultusunda bir karar vermek gerekirken bu aşamada eksik inceleme ile reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06/03/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4046
KARAR NO : 2008/6944 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İpsala İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/04/2006
NUMARASI : 2005/8-2006/19
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :AHMET KAFALI
DAVALI : İSMAİL ERTOP VS
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 134/6. maddesi gereğince satış ilanının tebliğ edilmediği hallerde ihalenin feshini isteme süresi (öğrenme tarihinden) itibaren 7 gündür. Ancak, bu müddet ihaleden itibaren 1 seneyi geçemez.
Somut olayda şikayetçi Ahmet Kafalı başka bir dosyadaki alacağı nedeni ile tapu kaydına haciz koyduran ilgili sıfatını taşıdığı için İİK.nun 134/2. maddesine göre dava açma hakkı vardır. İİK.nun 127. maddesi gereğince kendisine satış ilanının tebliği gerekli bulunmaktadır.
Satış ilanı tebliğ edilmeyen şikayetçinin dava açma süresi belirlenirken ihaleden haberdar olma durumu tanık dinleme yolu ile saptanamaz. (HGK.nun 25.3.1998 tarih ve 1998/12-233 248 K.) (Talip Uyar-İhalenin Bozulması, 1. cilt sf.1336 ve dev.)
Bu durumda şikayetçinin dilekçesinde bildirdiği 7.3.2005 tarihinde ihaleden haberdar olduğu kabul edilerek davanın süresinde açıldığı sonucuna varılmalı ve işin esası incelenerek bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 04.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8130
KARAR NO : 2008/10805 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa 3. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 06/02/2008
NUMARASI : 2007/785-2008/70
DAVACI : Şikayetçi :YUSUF UĞURAL
DAVALI : Alacaklı :NAZIM AKBULUT
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesi gereğince satış ilanının birer sureti borçlu ve alacaklı dışındaki tapu sicilinde bulunan alakadarlara tebliği zorunludur. Şikayetçi Yusuf Uğural tasarrufun iptaline muhatap olan üçüncü kişi konumunda olup, iptal kararının niteliği itibariyle yine o mal ve hakkın maliki olmaya devam edeceğinden sadece borçlu tarafından yapılan tasarrufi işlemler iptal davasını açan ve kazanan alacaklı bakımından hüküm ifade edeceğinden şikayetçinin tapuda ilgili sıfatı bulunmaktadır. Bu nedenle satış ilanının adı geçen kişiye usulüne uygun tebliği gerekir. Ayrıca şikayetçinin tapudaki ilgili sıfatı ile İİK.nun 134.maddesi gereğince ihalenin feshini istemeye hakkı vardır. Satış ilanı şikayetçiye tebliğ edilmeden satışın gerçekleştirilmesi doğru olmadığından mahkemece ihalenin feshi gerekirken şikayetin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 28/05/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9049
KARAR NO : 2008/11362 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Malatya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/02/2008
NUMARASI : 2007/365-2008/97
DAVACI : Borçlu :ÖZ KALE GIDA SAN.
DAVALI : Alacaklı :ASYA KATILIM BANKASI
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu Öz Kale Gıda San. ve Tic. A.Ş.ne gönderilen satış ilanının “firmada çalışan yetkili işçi Rukiyettin Orhan” imzasına tebliğ edildiği görülmektedir. 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 12.maddesine göre hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13.maddesine göre de, tebilgat yapılacak yetkili kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerlerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orda hazır bulunan memur veya müstahdemlerden birisine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18.madesinde ise selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebliğ mazbatasında gösterilmesi lüzumu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda tebligat parçasında bu hükme uyulmadığından satış ilanı tebliğ işlemi usulsüzdür. Bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 22.6.1998 tarih ve 1998/12-266 sayılı kararında da kabul edilmiştir.
İİK.nun 127.maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Bu işlemin yapılmamış olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. O halde mahkemece bu nedenle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 03/06/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/25255
KARAR NO : 2009/5733 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)
TARİHİ : 16/05/2008
NUMARASI : 2008/4-2008/4
DAVACI : BORÇLU : NAİME AYTEKİN
DAVALI : ALACAKLI :TC ZİRAAT BANKASI AŞ
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Gayrimenkul ihalelerinde, borçluya satış ilanının usulüne uygun olarak tebliği, İİK.nun 127.maddesi gereğince yasal bir zorunluluktur. Vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması şarttır. İcra dosyasının yapılan incelenmesinde, borçlunun vekilleri aracılığıyla 29.9.2006 havale tarihli itiraz dilekçesi sunduğu ve bu dilekçenin ekinde vekaletnamenin bulunduğu görüldüğü gibi, yine icra dosyası içerisinde bulunan Yumurtalık İcra Mahkemesinin 08.03.2007 tarih ve 2006/27 E. 2007/6 K. Sayılı kararında da borçlunun vekilinin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda satış ilanı tebligatının, borçlu vekili yerine asile çıkartılması başlı başına ihalenin feshini gerektirmektedir.
O halde mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10245
KARAR NO : 2009/18874 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/03/2009
NUMARASI : 2008/2007-2009/500
DAVACI : BORÇLU: MUSTAFA KURANOĞLU
DAVALI : MİLLA ECZACIBAŞI ,RCT VARLIK YÖNT. A.Ş.
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Bu işlemin yapılmamış olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Maddede borçluya satış ilanının tebliği zorunlu kılınmış olup, satışı yapılan taşınmazın maliki olması koşulu öngörülmemiştir.
Somut olayda icra takibinin borçlusu olan şikayetçiye satış ilanının tebliğe çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Borçlu vekili Av.Mustafa Yunusoğlu'nun ise 13.03.2008 tarihinde icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile vekalet görevinden istifa ettiğini bildirmiştir. Satışa ise bu tarihten daha sonra 23.06.2008 tarihinde karar verilmiş olup, adı geçen vekile 25.06.2008 tarihinde satış ilanının tebliğ edilmiş olması müşteki borçluya satış ilanının tebliğ edildiği sonucunu doğurmaz.
O halde mahkemece açıklanan nedenle şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/26356
KARAR NO : 2010/8027 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Elazığ 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/10/2009
NUMARASI : 2009/217-2009/438
DAVACI : BORÇLU :ASİYE BİÇER
DAVALI : KARŞI TARAF :FATİH AHMET BİÇER, İBRAHİM TOSUN
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 127.maddesi gereğince, satış ilanının birer suretinin borçlu ve alacaklı dışındaki tapu sicilinde kayıtlı bulunan alakadarlara tebliği zorunludur.
Somut olayda takip borçlusu Asiye Biçer'e gönderilen satış ilanı tebligatının alıcı adreste bulunmadığından sürekli aynı konutta oturan eşi F. Ahmet Biçer'e yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 39.maddesinde “Kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz” denilmektedir. Satış ilan tebligatının, borçlu ile arasında menfaat çatışması bulunan ve hasım konumundaki diğer borçlu F. Ahmet Biçer'e yapılması usulsüzdür.
Borçluya satış ilanının tebliğ olunmaması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Açıklanan nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/22096
KARAR NO : 2011/2331 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/04/2010
NUMARASI : 2010/45-2010/305
DAVACI : BORÇLU : HANİFE CENGİZ
DAVALI : ALACAKLI:BSH EV ALETLERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
HUMK.nun 62, Avukatlık Kanunu 41. ve Tebligat Kanununun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde tebligatların vekile yapılması zorunludur.
Somut olayda borçlu vekili vekaletnamesini 24.07.2009 tarihinde harcını ödemek suretiyle icra dosyasına ibraz etmiş olup, ayrıca icra müdürünü vekaletnameden haberdar etme keyfiyeti bulunmamaktadır. Bu itibarla şikayetçi vekilinin vekaletnamesini ibrazından sonra takip dosyasında ayrıca talepte bulunmaması da adı geçen kişiye tebligat çıkartılmamasına gerekçe olarak gösterilemez. Vekaletname ibrazından sonra yukarıda gösterilen yasa maddeleri uyarınca borçlu adına çıkartılacak tebligatların vekiline yapılması gerekir. Açıklanan nedenlerle vekil yerine borçlu asile çıkarılan satış ilanı tebliği, İİK.nun 127.maddesinde belirtilen yasal prosedürün tamamlandığı sonucunu doğurmaz. Dairemizin süreklilik kazanan içtihadı gereği gayrimenkul ihalelerinde satış ilamının usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması başlıbaşına ihalenin feshi nedeni olarak görüldüğünden bu nedenle davanın kubulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 01/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1980
KARAR NO : 2011/18383 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/12/2010
NUMARASI : 2010/716-2010/1238
DAVACI : BORÇLU :HÜSEYİN ÇAĞLAR
DAVALI : ALACAKLI :KEÇİÖREN HALK BANKASI
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesi gereğince satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve tapu sicilindeki ilgililere tebliği zorunludur. Şikayetçi takipte borçlu olup, satış tarihinin usulüne uygun olarak kendisine tebliği gerekir. Satış ilanının usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
Borçluya gönderilen satış ilanı tebligatının Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre tebliğ edildiği, 11 nolu komşu Ergun Turgut'un “mahatabın adreste ikamet ettiği, şu an nerede olduğu konusunda bilgisi bulunmadığı” yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür. Bu açıklamaya göre muhatabın adresten geçici olarak ayrılıp ayrılmadığı tevziat saatlerinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği anlaşılamamakta olup, anılan husus Tebligat Tüzüğünün 28.maddesine aykırı bulunmakla satış ilanı tebligatının usulsüz tebliğ edildiğinin kabulü gerekir. İcra mahkemesince istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/23171
KARAR NO : 2011/18729 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/03/2010
NUMARASI : 2010/6-2010/190
DAVACI : BORÇLULAR :ÇAY İNŞAAT MALZEMELERİ TİCARET SANAYİ LTD.ŞTİ., AHMET ÇAY
DAVALI : ALACAKLI :İNG BANK A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlu Ahmet Çay adına çıkartılan satış ilanı tebliğ işleminin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapıldığı yazılı olmasına rağmen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin uygulanmadığı görülmüştür. Tüzüğün anılan maddesine göre, muhatabın adresinde neden bulunmadığı tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği hususunun komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları vs. gibi kimselerden sorulması, tevziat saatinden sonra adrese gelineceğinin tespit edilmesi ve bunun tebligat parçasına yazılıp ilgilisine imza ettirilerek belgelendirilmesi halinde 21. maddeye göre tebligat yapılabilir.
Somut olayda komşunun imzası alınmadığı gibi, imzadan imtina ettiğine dair bir şerh de bulunmadığından anılan tebligat bu haliyle usulsüzdür. İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Dairemizin süregelen içtihatlarında da belirtildiği üzere satış ilanının borçluya hiç tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi nedeni sayılacağından şikayetin kabulü ile ihalenin feshi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6375
KARAR NO : 2011/23224 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2010
NUMARASI : 2010/1601-2010/1657
DAVACI : BORÇLU :MUSTAFA MOR
DAVALI : KARŞI TARAF :HAMZA BOYRAZ, AHMET OK
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 127.maddesi gereğince satış ilanının bir suretinin borçluya tebliği zorunludur.
Borçlu adına gönderilen satış ilanı tebligat parçasında tebliğ işleminin, 7201 Sayılı Kanunun 21.maddesine göre yapıldığı belirtilmiş ise de, Tebligat Tüzüğünün 28.maddesine uyulmadığı görülmüştür. Tüzüğün anılan maddesine göre, önce muhatabın adreste neden bulunmadığının komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları vs. gibi kimselerden sorulması, beyanların tebliğ tutanağına yazılıp altının imzalatılması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumun yazılı olarak belirlenip tevsik edilmesi ve daha sonra tebliğ evrakının zabıtaya veya muhtara bırakılması suretiyle tebliğ işleminin tamamlanması gerekir. (HGK.nun 20.12.1993 T. 1993/18-778 E, 1993/876 K. ve 25.01.2006 T. 2005/2- 772 E. 2006/17 K.sayılı kararları).
Somut olayda, tebligat memuru tarafından muhatabın adresinde bulunmama nedeni yukarıda belirtilen şahıslardan sorulmamıştır. Bu haliyle yapılan satış ilanı tebligatı usulsüz olup, dairemizin süregelen içtihatlarına göre bu husus başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken tebligatın usule uygun olduğundan bahisle isternin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14038
KARAR NO : 2012/242 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Alanya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/02/2011
NUMARASI : 2010/751-2011/121
DAVACI : BORÇLU :Volkan Uysal
DAVALI : ALACAKLI :Yapı Kredi Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu Alanya 2.İcra Müdürlüğünün 2009/581 Tal. sayılı dosyasında, kendisine ait dairenin ihale yoluyla satıldığını, ihalenin usulüne uygun olarak yapılmadığını ve kendisine satış ilanının tebliğ edilmediğini belirterek ihalenin feshinin istemiş mahkemece taşınmaz satış ilanının borçlu-davacıya 04.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, ihalenin feshini gerektirir herhangi bir durumun saptanmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
İİK.nun 127.maddesi gereğince, taşınmaz mal satışlarında satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliği zorunludur. Bu işlemin yapılmamış veya usulsüz yapılmış olması yerleşik içttihatlara göre başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
Somut olayda şikayetçi borçluya satış ilanı, dağıtım esnasında bulunmadığından Tebligat Kanunun'nun 21.maddesine göre yapılmış ise de, muhatabın adreste bulunmama nedeni Tebligat Tüzüğünün 28.maddesine göre belirtilmediğinden tebliğ işlemi usulsüzdür. Satış ilanının borçluya usulsüz tebliğ edilmiş olması nedeni ile ihalenin feshi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile eksik inceleme ile davanın reddine dair karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14539
KARAR NO : 2012/1115 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Trabzon İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/03/2011
NUMARASI : 2011/198-2011/285
DAVACI : BORÇLU : Altıntaşlar Yapı Malz.Ve İnşaat Taah.Ltd.Şti.
DAVALI : ALACAKLI:Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesine göre taşınmaz mal ihalesinde taşınır mal satışından farklı olarak satış ilanının ilgililere tebliği zorunludur. Satış dosyasında borçlu şirketin vekili aracılığıyla 21.7.2010 tarihinde kıymet takdirine itiraz etmiş olduğu görülmektedir. Bu durumda satış ilanının da vekile tebliği gerekir. (Avukatlık Kanunun 41, HUMK'nun 62-66, Tebligat Kanunun 11.maddeleri uyarınca) Satış dosyasında kıymet takdirine vekili aracılığıyla şikayet ettiğine dair karar sureti de bulunduğuna göre ayrıca vekaletnamenin bulunması da zorunlu değildir.
Satış ilanının borçlu vekiline tebliğ olunmaması ise yerleşik içtihatlara göre başlı başına ihalenin feshi nedeni olduğundan mahkemece açıklanan nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 23.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/23379
KARAR NO : 2012/9153 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Çeşme İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/04/2011
NUMARASI : 2010/123-2011/45
DAVACI : Kandemirler Elektrik Elektronik Sanayi Ticaret Limited Şirketi Yetkilisi İbrahim Önder Kandemir
DAVALI : Türkiye İş Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 134/2.maddesinde yer alan ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer kapsamında bulunan takip borçlusu İbrahim Önder Kandemir'e satış ilanı tebliğinin birinci ihale gününden bir gün sonra 21.09.2010 tarihinde yapılmış olmasına, İİK.nun 127.maddesi hükmüne, satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemiş olmasının başlı başına ihalenin feshi nedeni olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.nun 366. ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 18,40 TL onama harcının mahsubuna bakiye 2,75 TL harcın temyiz edenden alınmasına, 22/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/798
KARAR NO : 2012/15641 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tokat İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/10/2011
NUMARASI : 2011/313-2011/372
DAVACI : BORÇLU : Ziya Dikmen
DAVALI : ALACAKLI :T.Halk Bankası A.Ş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Şanver Keleş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesi uyarınca borçluya satış ilanının tebliği zorunlu olup, bu hususun yerine getirilmemesi başlı başına ihalenin fesih nedenidir. Somut olayda borçlu Ziya Dikmen'e satış ilanı 27.06.2011 tarihinde “Muhatap çarşıda birlikte eşi Nebahat Dikmen'e tebliğ edildi” şerhiyle tebliğ edilmiş olup bu tebligat usulüne uygundur. Dolayısıyla kıymet takdir raporu tebligatı usulsüz olsa dahi, borçlu en geç anılan rapora satış ilanı tebliği ile muttali olacağından raporun tebliğinin usulsüz olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
O halde mahkemece ihalenin feshi isteminin reddi gerekirken, kıymet takdir raporunun Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10946
KARAR NO : 2008/13880 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Cihanbeyli İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2008
NUMARASI : 2007/22-2008/11
DAVACILAR : Borçlular :ELİFE KERPİÇ V.S.
DAVALI : Karşı taraf :ESME KARA
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesi gereğince, satış ilanının birer sureti borçlu ve alacaklı dışındaki tapu sicilinde kayıtlı bulunan alakadarlara tebliği zorunludur.
Somut olayda takip borçlularının tümüne yapılan satış ilan tebligatlarının aynı çatı altında birlikte sakin keşideci “(oğlu) Bülent Kerpiç” şeklinde takip borçlularından Bülent Kerpiç'e yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 39.maddesinde “kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakadarları varsa muhatap namına kendilerine tebligat yapılamaz” denilmektedir. Satış dosyasında olan satış ilan tebligatlarının karar gerekçesinde de kabul edildiği üzere aynı çatı altında yaşamayan borçluların kendi adreslerinde değil, bu borçlularla arasında menfaat çatışması bulunan ve hasım konumundaki borçlu Bülent Kerpiç'e yapılması usulsüzdür. Öte yandan satış ilan tarihleri 17.5.2007 ve 28.5.2007 olarak borçlulara tebliğ edildiği aynı ihalenin 28.6.2007 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla satış ilan tebligatı da bu yöndende usulsüzdür.
Borçlulara satış ilanının tebliğ olunmaması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Açıklanan nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, borçluların icra dairesine başvurusu ile kolayca satış tarihlerini öğrenebilecekleri, gazete ilanı ve panoda yapılan ilanın gerçek satış tarihleri ile yapıldığı gerekçeleri ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 01/07/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6545
KARAR NO : 2009/14210 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Reyhanlı İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2008
NUMARASI : 2008/73-2008/87
DAVACI : Borçlu :FATMA CUNEDİOĞLU
DAVALI : Alacaklı :AKBANK TAŞ
DAVALI : Alıcı : APİŞLER TAŞIMACILIK BİRİKET SAN LTD ŞTİ
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127.maddesi gereğince, satış ilanının birer suretinin borçlu ve alacaklı dışındaki tapu sicilinde kayıtlı bulunan alakadarlara tebliği zorunludur. Borçluya satış ilanının tebliğ olunmaması başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
Somut olayda, borçlunun Davutpaşa Köyü/Reyhanlı/Hatay adresine gönderilen örnek 9 ödeme emri, aynı çatı altında sürekli oturduğunu beyan eden kardeşi Ahmet Cünedioğlu imzasına 2.11.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Takip talebinin incelenmesinde tebligatı alan bu kişinin aynı zamanda takip borçlularından biri olduğu anlaşılmaktadır. TK.nun 39.maddesinde “kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebligat yapılamaz” denilmektedir. Dolayısıyla aralarında menfaat çatışması olan bu kişiye tebligat yapılması usulsüzdür.
Aynı adrese çıkarılan kıymet takdir raporunun “aynı çatı altında sürekli birlikte oturduğunu ve çalıştığını beyan eden ehliyetli kardeşi Sinan Cünedioğlu'na” ve satış ilanı tebligatının ise “aynı şerhle ehliyetli yeğen Serpil Cünedioğlu'na” tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Borçlu tarafından her iki tebligatın da usulsüzlüğü ileri sürülmüş, tebligatta adı geçen kişilerle aynı çatı altında bir arada yaşamadıkları beyan edilmiştir. Bu durumda mahkemece kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebligatlarının TK.nun 16.maddesine göre borçlu ile birlikte oturan aile efradından birine tebliğ edilip edilmediği yöntemince araştırılmaksızın somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 29/06/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/28456
KARAR NO : 2009/26386 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Reyhanlı İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/02/2009
NUMARASI : 2008/86-2009/14
DAVACILAR : Borçlular :ERPA ERGİN PAZARLAMA LTD ŞTİ ,YETER IŞIKLI
DAVALI : Alacaklı :TÜRKİYE HALK BANKASI
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu Erpa Ergin Paz. Ltd. Şti. Vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu Erpa Ergin Paz. Ltd. Şti.'ne gönderilen satış ilanının “aynı çatı altında sürekli çalıştığını beyan eden ehliyetli şirket sahibi Ergin Bal” imzasına 8.9.2008 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 12.maddesine göre; “Hükmi şahıslara tebligat, yetkili mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır”. Aynı Kanunun 13.maddesine göre de; “Tebligat yapılacak yetkili kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır”. Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde ise; “Selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebligat mazbatasında gösterilmesi lüzumu” hüküm altına alınmıştır.
Borçlu şirkete ait dosyada mevcut 20.6.2007 tarihli imza sirkülerine göre, Mehmet Bal isimli kişinin 10 yıl süre ile münferiden yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda açıklanan genel kurallar da nazara alındığında borçlu şirkete gönderilen satış ilanı tebligatı usulüne uygun değildir.
İİK.nun 127.maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Bu işlemin yapılmamış olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
O halde mahkemece belirtilen nedenle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlu Erpa Ergin Paz. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 28/12/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/27127
KARAR NO : 2010/26439 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2009
NUMARASI : 2008/928-2009/237
DAVACI : HEDİYE GÜVEN
DAVALI : METİN ERÇOBAN,ERHAN MENDİLLİ,HEDİYE MENDİLLİ GÜVEN,ISI MARKET SAN VE TİC LTD ŞTİ ,PERİHAN MENDİLLİ,TUĞBA MENDİLLİ,ZEYNEP MENDİLLİ ÖNEKE
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 39.maddesinde, “Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz.”düzenlemesi mevcuttur.
Davacı Paydaş Hediye Güven, Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin izale-i şüyu satış ilamı gereğince satış Memurluğu'nun 2007/53 numaralı dosyasında kendisine çıkartılan satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle, 27.05.2008 tarihinde yapılan gayrimenkul ihalesinin feshini, talep etmiştir. Mahkemece satış ilanının davacının ilamda yazılı adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Satış dosyası incelendiğinde, satış ilanı tebligatının, davacıya ,ilamda yazılı adresinde ve ilamda paydaş olarak yer alan davalı Perihan Mendilli'ye, “Aynı konutta annesi” sıfatıyla tebliğ edildiği görülmektedir.
Davacı adına kendisine tebligat yapılan Perihan Mendilli, aynı davada taraf olup, Tebligat Kanununun 39.maddesi uyarınca bu kişiye yapılan tebligatlar hasma tebliğ yasağı nedeniyle usulsüzdür. İİK.nun 127.maddesi gereğince satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesi başlı başına ihalenin fesh nedeni olup, mahkemece bu nedenle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1205
KARAR NO : 2011/15883 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/11/2010
NUMARASI : 2010/894-2010/1115
DAVACI : BORÇLU :BEDRETTİN YILDIRIMER
DAVALI : ALACAKLI :HSBC BANK A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlu adına çıkartılan satış ilanı tebliğ işleminin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapıldığı yazılı olmasına rağmen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin uygulanmadığı görülmüştür. Tüzüğün anılan maddesine göre, muhatabın adresinde neden bulunmadığı tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği hususu komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları vs. gibi kimselerden sorulmalı, tevziat saatinden sonra adrese gelindiğinin tespit edilmesi ve bunun tebligat parçasına yazılıp ilgilisine imza ettirilerek belgelendirilmesi halinde 21. maddeye göre tebligat yapılabilir.
Borçluya satış ilanının tebliğine ilişkin, muhtara isim, mühür ve imzasıyla teslim edilen evrak; tebliğ memurunun imzası ile tevsik edilmişse de, borçlunun nerede olduğunun kimden soruşturularak tespit edildiği ve bu kişinin açık kimliğinin ne olduğu tebliğ mazbatasında açıklanmamıştır. Yine adı geçenin bunu onaylayan imzası da alınmamıştır. Böylece bu yönler onamsız kalmıştır. Dolayısıyla, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve fakat bulamadığı belgelenmemiş, yapılan işlem tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kalmıştır. Bu durumda, borçlu adresine çıkarılan ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğunun kabulüne olanak yoktur. ( Hukuk Genel Kurulu'nun 18.4.2001 tarih, 2001/6-386 esas, 2001/389 karar sayılı ve 22.12.2004 tarih 2004/12-765 E, 2004/730 K. sayılı kararları)
Somut olayda komşunun ismi tesbit ve tevsik edilerek imzası alınmadığı gibi, imzadan imtina ettiğine dair bir şerh de bulunmadığından anılan tebligat bu haliyle usulsüzdür. İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Dairemiz süregelen içtihatlarında da belirtildiği üzere satış ilanının borçluya hiç tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edildiğinin tesbiti durumu başlı başına ihalenin feshi nedeni sayılacağından şikayetin kabulü ile ihalenin feshi yerine yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11043
KARAR NO : 2011/28762 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/03/2011
NUMARASI : 2010/322-2011/111
DAVACI : BORÇLU :Erol Şakar
DAVALI : KARŞI TARAF :Mehmet Kalkan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 127.maddesi gereğince satış ilanının bir suretinin borçluya tebliği zorunludur. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmesinin yada tebliğ işleminin usulsüz olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
Borçlu adına gönderilen satış ilanı tebligat parçasında tebliğ işleminin, 7201 Sayılı Kanunun 21.maddesine göre yapıldığı belirtilmiş ise de, Tebligat Tüzüğünün 28.maddesine uyulmadığı görülmüştür. Tüzüğün anılan maddesine göre, önce muhatabın adreste neden bulunmadığının komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları vs. gibi kimselerden sorulması, beyanların tebliğ tutanağına yazılıp altının imzalatılması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumun yazılı olarak belirlenip tevsik edilmesi ve daha sonra tebliğ evrakının zabıtaya veya muhtara bırakılması suretiyle tebliğ işleminin tamamlanması gerekir. (HGK.nun 20.12.1993 T. 1993/18-778 E, 1993/876 K. ve 25.01.2006 T. 2005/2- 772 E. 2006/17 K.sayılı kararları).
Somut olayda tebliğ işleminin, muhatap adreste bulunmadığından ve geçici olarak “Tarsus'a” gittiği şerhi verilerek, mahalle muhtarına teslim edilip 2 nolu formülün kapısına yapıştırıldığı ve komşusu İsa Turhan'a haber verildiği, ancak beyan ve imza almadan veya imzadan çekinme durumunu belirlemeden ve muhtar imza ve mührü alınmaksızın tebliğ işlemleri tamamlanmıştır Bu haliyle yapılan satış ilanı tebliğ işlemi usulsüzdür.
O halde mahkemece şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken tebligatın usulüne uygun olduğundan bahisle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15831
KARAR NO : 2007/18912 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sivas İcra Mahkemesi
TARİHİ : 14/06/2007
NUMARASI : 2007/50-2007/168
DAVACI : BORÇLU : AYGÜLLER UN İRMİK MAKARNA
DAVALI : ALACAKLI :A. EDİP KIZILTOPRAK VS.
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 127. maddesi uyarınca satış ilanının birer sureti borçluya ve alacaklıya ve bunlar dışındaki tapu sicilinde kaydı bulunan alakadarlara tebliği zorunludur. Şikayetçi borçlu şirket sözkonusu satış ilanının kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürdüğüne göre satış ilanı tebliği yapılan Haluk Aygül'ün tebliğ tarihi itibariyle şikayetçi borçlu şirketin yetkilisi olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken inceleme yapılmaksızın tebligatı alan Haluk Aygül'ün yetkili olduğu mahkemece kabul edilerek eksik incelemeyle sonuca gidilmesi isabetsizdir
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 18.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/36215
KARAR NO : 2014/1826
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/10/2013
NUMARASI : 2013/357-2013/494
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :Abdullah Levent Toksöz
DAVALI : ALACAKLI :Necat Arslan,
DAVALI :İHALE ALICISI:Sadık Şekerli
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin, ihaleye konu olan taşınmazların hissedarı olduğu halde satış ilanının kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ihaleye katılımının mümkün olmadığını ve ihale evraklarının usulüne uygun olarak düzenlenmediğini belirterek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Şikayetçi, ihale konusu taşınmazların 3/20 hissesinin maliki olan kişi olup, İİK.nun 127.maddesi uyarınca tapuda kayıtlı adresinin bulunması halinde adı geçenin bu adresine satış ilanının tebliği zorunlu olup, tebligatın hiç yapılmaması veya usulsüz tebliğ edilmesi, başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
İhalenin feshini isteyin şikayetçi Abdullah Levent Toksöz'ün, ihaleye konu olan taşınmazlarda hissedar olup, Kartepe İlçe Tapu Müdürlüğü'nün 02.05.2013 tarihli cevabı yazısı ile şikayetçinin adresinin “Çukurbağ mah. Velibaba geçidi Velibaba apt. No:5/9 İzmit/KOCAELİ” olarak bildirildiği, bu adrese çıkartılan satış ilanının muhatabın adreste tanınmadığı gerekçesi ile 05.06.2013 tarihinde iade edildiği, aynı adrese çıkartılan satış ilanının, Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine uyarınca 02.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Tebliğ işleminin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükte olan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 6099 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik 35.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için daha önce aynı adreste muhataba usulüne uygun tebligat yapılması ve muhatabın adrese dayalı kayıt sisteminde adresinin bulunmaması ve bu adrese gönderilen tebligatın bila tebliğ dönmüş olması zorunludur.
Somut olayda şikayetçinin tapu sicilinde yazılı adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine, daha önce bu adreste adı geçene usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine yapılan tebliğ işlemi usulsüzdür.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/1649
KARAR NO : 2014/3928
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Alanya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/11/2013
NUMARASI : 2013/506-2013/719
DAVACI : BORÇLU: David Saganelidze
DAVALI : ALACAKLI: Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş.
DAVALI : İHALE ALICISI: Ferudun Sarısaçlı
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu ve ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-) İhale alıcısı Feridun Sarısaçlı'nın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İhale alıcısı Feridun Sarısaçlı'nın temyiz dilekçesi harçlandırılmadığı gibi, temyiz defterine kaydının da bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-) Borçlu David Saganelidze'nin temyiz itirazlarına gelince:
Borçlu tarafından, 18.06.2013 günü yapılan ihale ile ilgili satış ilanına dair tebligatın usulsüz yapılmış olması sebebi ile ihalenin feshinin talep edildiği, mahkemece istemin reddine karar verildiği görülmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 10.maddesinde tebligatın, muhatabın bilinen en son adresine yapılacağı belirtilmiş, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile eklenen aynı maddenin ikinci fıkrasında ise aynen “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.” 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 11.01.2011 tarih ve 6099 Sayılı Kanun'un 9.maddesi ile değişik Tebligat Kanunu'nun 35.maddesinin 2. fıkrasında ise; “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın birnüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Söz konusu maddeye göre tebligat yapılabilmesi, muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunmaması şartına bağlanmıştır.
Tebligat Kanunu'nda 6099 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, gerçek kişiler yönünden 35. maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, borçlunun adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve ayrıca daha önce kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması zorunludur.
Somut olayda, borçlunun ipotek konulan takip ve ihale konusu taşınmazına ait adrese çıkartılan icra emrine dair tebligat, borçlunun yurt dışında olması sebebi ile iade edilmiştir. Borçlunun tapu müdürlüğünden adresinin sorulduğu, verilen cevapta da aynı adresin bildirildiği, bunun üzerine icra emri, kıymet takdiri ve satış ilanına dair tebligatların, Tebligat Kanunu'nda yapılan 19.01.2011 tarihli değişiklikten sonra aynı adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır.
Takip dosyasında borçlu, gerçek şahıs olup, borçlunun adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi bulunmamaktadır. Kaldı ki tapuda, ihale konusu taşınmazla ilgili ipoteğin tesciline dair resmi senette borçlunun adresi “Pulse Medical Clinic 60 Agmash Enebeli Tbilisi” olarak görülmektedir. Bu durumda borçlunun bilinen yurt dışı adresi bulunmasına rağmen, daha önce usulüne uygun bir tebligat yapılmadan doğrudan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde, mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) no'lu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/20430
KARAR NO : 2013/28905
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2012/754-2013/171
DAVACI : BORÇLU : Ünzüle Satıl
DAVALI : ALACAKLI :T.C. Ziraat Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tuncer Kaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu , satış ilanı yapılan gazetenin tirajının 50.000' in altında olduğunu, taşınmazın tüm özelliklerinin şartname ve ilana yazılmadığını ileri sürerek taşınmaz ihalesinin feshini talep etmiştir.Mahkemece şikayetin reddine, ihale bedelinin %10'u miktarındaki para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” denildiği,.Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23.maddesinin 7.bendinde '' 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,''nin tebligat mazbatasına yazılmasını emrettiği,''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesinin (f) bendinde ise ''30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi,'' nin tebligat mazbatasına yazılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir.Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Somut olayda; borçlu Ünzüle Satıl adına çıkartılan satış ilanı tebligatının “Gösterilen adres tevziat saatinde sürekli kapalı olup isim ve imzadan imtina eden karşı komşusuna (D=3) sorulup muhatabın hastaneye gittiğini beyan etmesi üzerine tebliğ evrakı T.K.nun 21. maddesi gereğince Alleben mah. Muhtarı Yılmaz Büyükkara'ya tebliğ ve teslim edilip 2 nolu haber kağıdı kapısına yapıştırılıp isim ve imzadan imtina eden komşusuna haber verildi .20.11.2012 ” şerhi ile Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, satış ilanının tebliği sırasında adresinde bulunmayan muhatabın tevziat saatinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğinin tespit edilerek tebligat evrakına şerh edilmediği, bu durumda şikayetçi borçluya yapılan satış ilanı tebliğ işleminin T.K.'nun 21./1. maddesine ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesine aykırı olduğu görülmektedir.
Borçluya T.K.'nun 35. maddesine göre çıkartılan satış ilanı tebligatı incelendiğinde; 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, bu maddenin, 6099 Sayılı Yasanın 9.maddesi ile değişik 2.fıkrası uyarınca, muhatabın, adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememiş olması zorunludur. Satış ilanının borçluya tebliğ tarihi olan 30.11.2012 tarihi itibariyle 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10, 21 ve 35.maddelerinde değişiklik yapan 6099 Sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda icra müdürlüğünce, borçlunun adres kayıt sisteminde adresinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, varsa bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine 6099 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkra uyarınca satış ilanının tebliği, yok ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 35.maddesinin 6099 Sayılı Yasanın 9.maddesi ile değişik 2.fıkrası uyarınca tebliğ işleminin tamamlanması gerekirken, adres kayıt sisteminde adresi bulunan borçluya 7201 Sayılı Kanun'un 35.maddesine göre tebligat yapılması da usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/2561
KARAR NO : 2014/4955
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/11/2013
NUMARASI : 2013/599-2013/787
DAVACI : BORÇLU: Ahmet Demir
DAVALI : ALACAKLI: Öz Gimat Gıda San. Tic. A.Ş
DAVALI : İHALE ALICISI: Melih İğrek
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 11., Avukatlık Kanunu'nun 41. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 73, 81, 82 ve 83. maddeleri gereğince; vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur.
Somut olayda, takip dosyası içerisinde bulunan Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 25.04.2012 tarih ve 2012/342 E., 2012/446 K. sayılı kararına göre, şikayetçi Ahmet Demir vekili Av.Aysun Tezcan'ın kıymet takdirine itiraz ve meskeniyet şikayetinde bulunduğu, dolayısıyla adı geçen avukatın şikayetçi Ahmet Demir'i temsil ettiği ve böylece takibin vekille sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle vekilin ayrıca icra dosyasına vekaletname ibrazına gerek yoktur.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (borçlu vekiline) tebliğ edilmelidir. Satış ilanının borçlu vekiline tebliğ edilmemiş olması başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/2719
KARAR NO : 2014/5370
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2013/380-2013/653
DAVACI :BORÇLULAR : Fahri Buğa,Ice Cremland Dondurma Gıda Turizm San. Ve Tic.Ltd.Şti.
DAVALI :ALACAKLI : Mehmet Azarak,
DAVALI :İHALE ALICISI:Miktat Erkan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neşe Yüksel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Borçlu Ice Cremland Dodurma Gıda Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Borçlu Fahri Buğa'nın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Borçlu Fahri Buğa'ya satış ilanının Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca birlikte oğlu Hacı Murat Buğa imzasına tebliğ edildiği, adı geçenin icra takibinin diğer borçlusu olan Ice Cremland Dodurma…Ltd. Şti'nin yetkili temsilcisi olduğu görulmektedir. Buna göre şikayetçi borçluyla, takibin diğer borçlusu şirketin arasında menfaat çatışması olacağından, şirket yetkilisine yapılan satış ilanı tebliğ işlemi Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine aykırılık teşkil edeceğinden usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğınce taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile borçlu Fahri Buğa yönünden ihalenin feshine karar vermek gerekirken adı geçenin isteminin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu Fahri Buğa'nın temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/4549
KARAR NO : 2014/6564
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2013/447-2013/761
DAVACI : BORÇLU:Ediz Cem Çeliker
DAVALI : ALACAKLI:Finansbank A.Ş.,Spot Emlak Üretim Ve Değerleme A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülşen Tombuloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi vekili, satış ilanının, adreste bulunmama nedenleri tespit edilmeden doğrudan sekretere yapıldığını, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiştir.
Tebligat Kanunu' nun 17. maddesinde; ” Belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, satış ilanı, şikayetçi vekilinin işyeri adresine tebliğe çıkarılmış olup, borçlunun adreste bulunup bulunmadığı araştırılmadan tebligatın 13.03.2013 tarihinde doğrudan “muhasebe işçisi/memuru/amiri Celal Atay imzasına” yapıldığı, dolayısıyla usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.
İİK.nun 127. maddesi gereğınce taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/20628
KARAR NO : 2013/29485
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2013
NUMARASI : 2013/152-2013/421
DAVACI : BORÇLU :Filizim Gıda Rest. Otel İşl. İnş. Dış Tic. Ltd. Şti.
DAVALI : ALACAKLI:Şef Gıda Rest. İşl. San. Tur. Ve Dış Tic. Ltd. Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu şirket aleyhine adi kira alacağına dayalı icra takibi başlatılmış, borçlunun mallarını kaçıracağı belirtilerek ödeme emri tebligatının memur marifeti ile yapılması talep edilmiş, İcra Müdürlüğü tarafından talep kabul edilerek görevlendirilen memur vasıtasıyla tebligat yapılmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 2. maddesinde “Diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde veya aynı yerde bulunan 1 inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara yapılacak tebligat, kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılır” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in “Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında tebligatın; kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde ve gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde, 2 nci maddede belirtilen ve aynı yerde bulunan merciler arasında ya da bu mercilerde bulunan kişilere yapılması durumunda, tebliğlerin kendi memurları veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yaptırılabileceği düzenlenmiştir.
Aynı maddenin 2. Fıkrasında da memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebebin tebligat evrakında gösterileceği belirtilmiştir.
Borçlunun mal kaçırma olasılığının bulunması, gecikmesi halinde zarar doğabilecek iş olarak kabul edilip tebligatın TK'nun 2. maddesi uyarınca memur vasıtasıyla yapılmasına karar verilmesinde usule aykırılık bulunmasa da, Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 5. maddesinin 2. fıkrası gereğince memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebep tebligat evrakında gösterilmemiştir. Bu sebeple yapılan tebligat usulsüzdür.
Mahkemece şikayetin bu nedenlerle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz ise de; sonuçta istem kabul edildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2013 günündeoybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/24411
KARAR NO : 2013/490
MAHKEMESİ : Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/07/2012
NUMARASI : 2012/673-2012/685
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :Gültekin Borazan
DAVALI : KARŞI TARAF :Hatice Tosun
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Turan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi nedeniyle Serik 1. satış memurluğunca yapılan ihalede 1064 ada 8 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölüm, 24.04.2012 tarihli (birinci satış günü) ihalede 216.000 TL bedelle Gültekin Borazan'a ihale olunmuştur. Yasal süresi içerisinde ihale bedeli dosyaya ödenmediğinden aynı ihalede 215.000 TL pey süren Av. Murat Tonbul'a taşınmaz ihalesi teklif edilmiş, adı geçenin almaması üzerine, ihale, icra müdürlüğünce İİK.nun 133.maddesi gereğince re'sen fesih olunmuştur. Av. Murat Tonbul'un 14.05.2012 tarihli talebi ile yeniden satış işlemlerine başlanarak 05.06.2012 tarihinde (birinci satış günü) gerçekleştirilen ihalede alacaklı alacağa mahsuben 120.000.TL'ye taşınmazı satın almıştır.
İki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluk, İİK.nun 133. maddesi uyarınca yapılacak satış ile sınırlıdır. Ayrıca İİK.nun 133. maddesi uyarınca yapılan ihalede tek bir satış günü belirlenerek, feshedilen ihalenin birinci veya ikinci satış gününde gerçekleşmiş olmasına göre, ihale bedelinin, muhammen bedelin %60'ı veya %40'ı ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılaması, bunun yanında rüçhanlı alacakları da aşması zorunludur.
Somut olayda; 24.04.2012 tarihinde yapılan 1. artırmada, ihale bedelinin yatırılmaması nedeniyle satışın İİK'nun 133. maddesi gereğince düştüğü ve satış memurluğunca re'sen taşınmazın hemen satışa çıkarılması gerekirken, Av. Murat Tonbul'un 14.05.2012 tarihli talebi ile İİK.nun 123.vd.maddeleri uyarınca yeniden satışa çıkarılarak 05.06.2012 tarihli 1. artırmada satışın gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, İİK'nun 133. maddesinde yazılı usule uyulmadan ikinci kez ihaleye çıkarılması nedeniyle davacı iki ihale bedeli arasındaki farktan sorumlu tutulamaz. Bu nedenle iki ihale bedeli arasındaki farkın, 8 nolu parselin ihale bedelinden davacıya düşecek hisse miktarı üzerinden tahsil edilmesine karar verilmesi doğru değildir.
O halde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK'nun 297.maddesinin (1) fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/01/2013 günündeoybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14147
KARAR NO : 2007/17896 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2007
NUMARASI : 2007/207-2007/298
DAVACI : BORÇLU: ŞENER BAYRAM
DAVALI : ALACAKLI: ŞEKER BANK VS
DAVA TÜRÜ : İhalenin Feshi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayete konu taşınmazın satış ilanında açık artırmaya katılmak isteyenlerin takdir edilen kıymetin %20'si nispetinde nakit pey akçesi ya da bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunun vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Şartnamede belirtilen bu hususun İİK.nun 124/3. maddesince de uygundur. Bu durumda ihaleye katılmak isteyenlerin şartnamede belirtilen şartlara uymaları gerekir. İhaleye katılmak için yasanın aradığı teminatın çek olarak verilmesi halinde bu çekin karşılığının ihale anında bulunup bulunmadığı daha sonra karşılığının çekilip, çekilemeyeceği bilinemeyeceğinden bu hususunda ayrıca icra müdürlüğünce kontrolü mümkün değildir.
Somut olayda satış şartnamesine aykırı olarak 50.000 YTL bedelli çek vererek giren ve sonuçta taşınmaz kendisine ihale olunan ihale alıcısı yukarıda belirtildiği üzere şartnameye aykırı olarak ihaleye katıldığından ve bu hususunda ihalenin feshi sebebi sayılacağından mahkemece ihalenin feshine karar vermek gerekirken aksine düşünce ile şikayetin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14141
KARAR NO : 2011/13783 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Mudanya İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/03/2010
NUMARASI : 2010/21-2010/36
DAVACI : BORÇLU : ULUTAŞ YAPI EĞİTİM İNŞ. MALZ. TURİZİM SAN VE TİC LTD ŞTİ.
DAVALI : ALACAKLI:FİNASBANK AŞ,
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 124/1. maddesi gereğince satış memuru taşınmazın bulunduğu yerin adetlerine göre en elverişli tarzda artırma şartlarını tesbit eder. Aynı Kanunun 126/son maddesinin göndermesi ile taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken İİK.nun 114/2. maddesinde de (ilanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılamayacağı icra müdürlüğünce alakadarların menfaatlerine en muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur.) düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; satışı yapılan taşınmazlar, Bursa ili, Mudanya ilçesi, Güzelyalı mahallesinde bulunmaktadır. İcra müdürlüğünün 19.11.2009 tarihli satış kararında: “Satış ilanının köy muhtarlığında ilan edilmesine” karar verilmesine rağmen, köyde ilan yapılmadığı gibi, taşınmazların bulunduğu Güzelyalı mahallesinde de ilan edilmemiştir. Bu eksiklik nedeniyle satış memurunun satış işlemlerine yasanın öngördüğü özeni göstermedği ve zarar unsurunun da oluştuğu tespit edilmiştir. O halde mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12431
KARAR NO : 2011/19401 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adıyaman Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/03/2011
NUMARASI : 2010/1827-2011/404
DAVACILAR : ŞİKAYETÇİLER: NİHAL DEMİRHİSAR VS.
DAVALI : M.MUSTAFA HACIKASIMOĞLU,SABAHAT YILMAZ,MUSTAFA HACIKASIMOĞLU
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
1- İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’ nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
2- Davalıların temyiz dilekçesinin, temyiz harcının yatırılmaması ve temyiz defterine kaydedilmemesi nedeniyle, REDDİNE,
3-Şikayetçilerin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçiler vekilinin, ihaleye fesat karıştırıldığını ve pay sahibi oldukları halde ihaleye iştirak etmelerinin icra müdürlüğünce teminat yatırılmasına bağlı tutulmasının yasal olmadığını belirterek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, usulüne uygun gerçekleştirildiği gerekçesi ile ihalenin feshi isteminin reddine karar verildiği görülmektedir.
Satış dosyasının incelenmesinde;
Adıyaman Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/03/2006 tarih ve 2003/531 E.-2006/192 K.sayılı ortaklığın giderilmesine ilişkin ilamında, Adıyaman ili,Turgut Reis mahallesinde kain, tapunun 1700 ada, 7 parsel sayısında kayıtlı taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesine, satış bedelinin, yargılama gideri, vekalet ücreti ve harç çıktıktan sonra kalan miktarın 100 pay kabul edilerek %74,8 payının Mustafa Hacıkasımoğlu'na, %12,6 payının Duriye Hacıkasımoğlu'na ve %12,6 payının da Zuhal Hacıkasımoğlu'na aidiyetine, Duriye Hacıkasımoğlu ve Zuhal Hacıkasımoğlu hisseleri üzerinde Nihal Demirhisar ve Alpaslan Hacıkasımoğlu'nun intifa hakkı bulunduğundan bedel üzerinde bu hakkın devamına karar verilmiş ve bu karar 12/10/2006 tarihinde kesinleşmiştir. Mustafa Hacıkasımoğlu'nun talebi üzerine satış işlemlerine başlanmış ve taşınmaz 03/09/2010 tarihinde Duriye Hacıkasımoğlu, Alpaslan Hacıkasımoğlu, Nihal Demirhisar ve Zuhal Tek adına ihaleye iştirak eden Av.Cüneyt Demirhisar'a satılmıştır. İhale alıcısı verilen sürede ihale bedelini yatırmadığından ikinci sırada pey süren Mustafa Hacıkasımoğlu vekili Adnan Hacıkasımoğlu'na teklif edilmiş, ancak, anılan şahıs da verilen süre içinde icra müdürlüğüne müracaat etmediğinden İİK.nun 133.maddesi gereğince satışın düşürülmesine ve yeniden satışa çıkarılmasına karar verilmiştir. 08/10/2010 tarihinde yapılacak ihaleye, Alpaslan Hacıkasımoğlu, Av.Recep Cüneyt Demirhisar tarafından verilen vekaletname gereğince, Duriye Hacıkasımoğlu, Zuhal Tek ve Nihal Demirhisar adına vekaleten, kendi adına asaleten ve teminat yatırmaksızın katılmak istemiş, icra memurunca, daha önceki ihaleye katılan ihale alıcısı tekrar ihaleye katılmak isterse İİK.nun 124.maddesi gereğince teminat yatırması gerektiğinden bahisle muhammen bedelin %14,80'i oranında teminat yatırılması halinde ihaleye iştirak edilebileceği belirtilerek istem reddedilmiş, daha sonra yapılan ihalede taşınmazı Mustafa Hacıkasımoğlu'nun kızı Sebahat Yılmaz 200.500,00 TL bedelle almıştır.
Bu tespitler ışığında;
03/09/2010 tarihinde yapılan ihalede 500.000,00- TL pey süren ve ihale alıcısının bedeli yatırmaması nedeniyle İİK.nun 133.maddesi gereğince kendisine teklifte bulunulan Mustafa Hacıkasımoğlu'nun taşınmazı almadığı halde, 08/10/2010 tarihinde yapılan ihaleye kızı Sebahat Yılmaz'ın katılarak sözkonusu taşınmazı 200.500,00- TL bedelle almasının, ihaleye fesat karıştırma olarak kabulü gerekir.
Diğer yandan;
İİK.nun 124. maddesi gereğince, satılığa çıkarılan taşınmaz üzerinde hakkı olan paydaşın hissesi, taşınmazın muhammen bedelinin yüzde yirmisini karşılıyor ise, artırmaya iştiraki halinde ayrıca teminat aranmaz.
Somut olayda, şikayetçiler ihaleye çıkan taşınmazı birlikte almak istediklerine ve hissedar olan Zuhal Tek ile Düriye Hacıkasımoğlu'nun ortaklığın giderilmesine ilişkin ilamda belirtilen hisseleri, alınması gereken teminat miktarını karşıladığına göre, teminat yatırmaksızın ihaleye katılmaları mümkündür. Aksine düşünce ile icra memurunca teminat yatırmadıklarından bahisle ihaleye iştirakin engellenmesi usulsüzdür. İİK.nun 133.maddesinde, aynı kanunun yukarıda belirtilen 124.maddesinde yer alan hükümden farklı bir düzenleme de yer almamaktadır.
O halde, mahkemece, ihaleye fesat karıştırılması ve teminat yatırılmadığından dolayı ihaleye iştirakin engellenmesi nedenleriyle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçilerin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/26920
KARAR NO : 2012/39463
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Uşak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2012
NUMARASI : 2012/193-2012/555
DAVACI : BORÇLU : Necati Akçay
DAVALI : ALACAKLI :Adil Özdemir
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tayfun Yavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Uşak l.Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen ortaklığın giderilmesi kararı üzerine Uşak l.Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2011/12 satış dosyasından 05.12.2011 tarihinde gerçekleştirilen birinci açık artırmada, en yüksek pey sürmesi nedeniyle taşınmaz davacı Necati Akçay'a ihale edilmiştir. Ancak adı geçen süresinde ihale bedelini yatırmadığından satış memuru tarafından ihale kararı kaldırılarak ondan evvel en yüksek teklifte bulunana 16.12.2011 tarihli muhtıra tebliğ edilmiş, onun da bu teklife uymaması üzerine taşınmaz satış memurluğunca yeniden açık artırmaya çıkartılmıştır.
Şikayetçi Necati Akçay'ın 09.03.2012 tarihli dilekçesinde, yeniden yapılacak olan satışa İİK.nun 124/3. maddesine göre katılmak istediğini belirttiği, ancak icra müdürlüğünün 09.03.2012 tarihli kararı ile, ihalenin feshine sebebiyet veren Necati Akçay'ın ikinci kez çıkartılan ihaleye ancak teminat yatırdığında katılabileceği gerekçesiyle teminatsız olarak ihaleye katılma talebinin reddine karar verildiği, daha sonra da aynı gün taşınmazın 75.300,00 TL pey süren davalıya ihale edildiği anlaşılmıştır.
Şikayetçi alacaklı vekili, alacağa mahsuben teminatsız olarak ihaleye girme taleplerinin icra müdürlüğünce reddedilmesi nedeniyle ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece ilk ihalenin feshine mazeretsiz sebebiyet veren şikayetçinin somut olayda iyi niyetli olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İİK.'nun 124/3. maddesine göre; '”Artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri şartnameye yazılır'”.
Şikayete konu olan tapu kaydı incelendiğinde, şikayetçi Necati Akçay'ın 1306/2400 hisse oranı ile taşınmazda pay sahibi olduğu görülmektedir.
Somut olayda; taşınmaza 62.578 TL kıymet takdir edildiği, ihaleye konu taşınmaza ilişkin olarak şikayetçinin tapudaki pay oranının ise ihale için öngörülen teminatın oldukça üzerinde olup, bu durumda şikayetçinin ihaleye katılması için teminat alınması gerekmediğinden, satış memurluğunca, şikayetçinin teminat yatırmaması nedeniyle ihaleye kabul edilmemesi açıkça ihaleye fesat karıştırılması niteliğindedir.
O halde mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1383
KARAR NO : 2011/4065 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/05/2009
NUMARASI : 2008/148-2009/328
DAVACI : BORÇLU : MEHMET UNCU
DAVALI : İHALE ALICISI : MEHMET VİZİR VS.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu Mehmet Uncu vekilinin, ihalenin feshi talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, dava açılan taşınmazın, sorumlu olduğu ipotek tutarları tespit edilmeksizin satışa çıkarıldığı, satış isteyen alacaklıya ait olmayan ipoteklerin satış bedelinden mi karşılanacağı yoksa ipotek yükü ile mi satılacağı hususunda icra müdürlüğünce bir karar verilmediği ve bu hususun satış ilanı ve şartnamesine yazılmadığı, tapu kaydında hacizli bulunan takyidatlı alacaklılara satış ilanının tebliğe çıkarılmadığı gerekçesiyle ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 134.maddesinde ihalenin feshi nedenleri teker teker belirtilerek gösterilmemiştir. Sadece, BK.nun 226.maddesinde yazılı nedenler de dahil olmak üzere, satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, satılan malın esaslı niteliklerindeki hata ve ihaledeki fesat nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir.
İhalenin bozulma nedenleri gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamasında;
1-İhaleye fesat karıştırılmış olması
2-Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler
3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler
4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmıştır.
Somut olayda, mahkemece, dava açılan taşınmazın sorumlu olduğu ipotek tutarları tespit edilmeksizin satışa çıkarıldığı, satış isteyen alacaklıya ait olmayan ipoteklerin satış bedelinden mi karşılanacağı yoksa ipotek yükü ile mi satılacağı hususunda icra müdürlüğünce bir karar verilmediği ve bu hususun satış ilanı ve şartnamesine yazılmadığı gerekçesi ile ihalenin feshi isteminin kabul edildiği görülmektedir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü yukarıda açıklanan fesih nedenleri arasında bulunmamaktadır.
Diğer yandan, İİK.nun 125.maddesinde, taşınmaz üzerindeki ipoteklerin de alıcıya intikal edeceği ve ipotekle temin edilmiş muaccel borçların satış bedelinden ödeneceği belirtildiğine göre, mahkemenin, bu hususu fesih nedeni olarak kabulü de doğru değildir. Kaldı ki, yukarıda anılan maddede belirtilenlerin, satış şartnamesi ve satış ilanında gösterilmemesi borçlunun lehine bir durum yaratmaktadır.
Yine, mahkemece, tapu kaydındaki haciz alacaklılarına satış ilanının tebliğ edilmediği de ihalenin feshi nedeni olarak kabul edilmiş ise de;
İİK.nun 134/2. maddesinde; “ihalenin feshini Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek sureti ile ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşulu ile icra mahkemesinde şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler” hükmüne yer verilmiştir. Ancak, haciz alacaklısına tebligat yapılmamış olması, borçluya değil, tebligat yapılmayan ilgilisine şikayet hakkı verir.
Yapılan açıklamalar ışığında, mahkemece, genel haciz yolu ile takip yapıldığı hususu da dikkate alınarak ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : İhale alıcısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/562
KARAR NO : 2014/4878
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gerede İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/10/2013
NUMARASI : 2012/75-2013/62
DAVACI : BORÇLU :Erdinç Selvi
DAVALI : ALACAKLI :Bank Asya Katılım Bankası
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Murat Madranefe tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
İİK.'nun 128/a-3.maddesine göre kesinleşen kıymet takdirinin üzerinden iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez . HGK.'nun 26.2.1992 tarih ve 1992/4-70 E. – 130 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere İİK.'nun anılan maddesinde yazılı iki yıllık sürenin başlangıcı, sonradan kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarihtir.
Somut olayda icra müdürlüğünce 02.09.2010 tarihinde yaptırılan kıymet takdirine alacaklı tarafından itiraz edilmiş, ancak Gerede İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.11.2010 tarih ve 2010/57-76 sayılı kararıyla itiraz reddedilmiş, böylece kıymet takdiri 02.09.2010 tarihi itibariyle kesinleşmiştir. Kıymet takdiri yapılan mallar 26.11.2012 tarihinde alacağa mahsuben alacaklıya ihale edilmiştir. Bu durumda kıymet takdirinin yapıldığı 02.09.2010 tarihinden 26.11.2012 ihale tarihine kadar 2 yıldan fazla zaman geçtiğinden yeniden kıymet takdiri yapılması gerekir. Bu husus başlı başına ihalenin fesih nedeni olup, mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir.
Ayrıca, İİK.nun 126. maddesi ihalelerde artırma ilanının ne şekilde yapılacağını düzenlemiştir. Anılan maddede, artırmanın satıştan en az bir ay önce yapılacağı açıklanmıştır. Dairemizce de bu kural istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır. Açıklanan maddenin son fıkrasının göndermesi ile ihalelerde uygulanması zorunlu olan İİK.nun 114. maddesinde; “Satış açık artırma ile yapılır. Birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat daha önceden ilan edilir. İlanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı icra memurunca alakadarların menfaatlerine en muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, her ihalenin gazetede ilan zorunluluğu bulunmayıp, satış memurluğuna, her iki tarafın menfaati gözetilmek koşulu ile bu konuda takdir yetkisi tanınmıştır. İcra müdürlüğünün 16.10.2012 tarihli satış kararında da, satışa çıkarılacak taşınırların ilanının bir gazetede yayımlattırılmak suretiyle yapılmasına karar verilmemiş, ancak yerel gazetede ilan yapılmıştır.
Satışı yapılan malların özellikleri dikate alındığında, her yöreden alıcısı çıkabilecek fabrika malları olduğu, toplam değerinin 3.270.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, icra müdürlüğünün yerel bir gazetede yaptığı ilan yetersiz olup, ilanın ulusal çapta yayım yapan gazetelerden birinde yapılması gerekmektedir.
O halde, mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/2861
KARAR NO : 2014/5509
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2013/288-2013/365
DAVACI : BORÇLU :Ahmet Küsen
DAVALI : ALACAKLI:Türkiye Halk Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi borçlunun, diğer nedenlerin yanısıra köyde satış ilanı yapılmadığını ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, satış kararında köyde ilana yer verilmediği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 126/son maddesinin göndermesi ile taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken aynı kanunun 114/2. maddesi gereğince ilanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı icra müdürlüğünce ilgililerin menfaatine uygun olacak şekilde tespit edilir. Satışın gerçekleştirilmesinde, hem alacaklının alacağını tahsil etmesi, hem de borçlunun borcunu ödemesi ve bu suretle tarafların karşılıklı menfaatlerinin dikkate alınması esastır.
Somut olayda, Balıkesir İli Ovaköy Köyü Köyiçi Mevkiinde bulunan 1870 Parsel sayılı avlulu kerpiç ev niteliğindeki taşınmaza ilişkin 20.9.2013 tarihli ihalede 65.000,00 TL muhammen bedelli taşınmazın 34.000,00 TL bedelle alacağına mahsuben alacaklı banka tarafından satın alındığı görülmektedir.
Her nekadar 10.7.2013 tarihli satış kararında köyde ilan yapılmasına karar verilmediği anlaşılmakta ise de; şikayet konusu satışa sadece alacaklının katılması ve satışta zarar unsurunun bulunması, satış kararında yer alan diğer ilanlardan beklenen amacın gerçekleşmediğini ve ihalenin yeterince duyurulmadığını göstermektedir.
Bu durumda mahkemece, taşınmazın köyde bulunması, satış ilanının köyde yapılmamış olmasına ilişkin eksikliğin ihaleye olan talebi ve talibi etkileyeceği, bu nedenle ihalenin normal şartlar altında yapılmadığı, ihaleye sadece alacaklının katılmış olması ve zarar unsurunun bulunması nedeni ile borçlunun menfaatinin ihlal edilmiş olduğu hususları dikkate alınarak, ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9442
KARAR NO : 2012/13533 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Malatya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/01/2011
NUMARASI : 2010/647-2011/7
DAVACI : BORÇLU: Şükrü Bozkurt
DAVALI : ALACAKLI: Zeynal Yalçınkaya
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Türkan Zengin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 126. maddesi taşınmaz ihalelerinde artırma ilanının ne şekilde yapılacağını düzenlemiştir. Anılan maddede, artırmanın satıştan en az bir ay önce yapılacağı açıklanmıştır. Dairemizce de bu kural sapma göstermeksizin uygulanmaktadır. Açıklanan maddenin son fıkrası göndermesi ile taşınmaz ihalelerinde de uygulanması zorunlu olan 114 maddenin 2. fıkrası gereğince, ilanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmıyacağı icra müdürlüğünce tarafların menfaatine en uygun geleni nazara alınarak tayin olunur. Bu nedenle icra müdürlüğünce taşınmazın satışının belediyede de ilanına karar verilmesi ve bu ilanın birden fazla yapılması, açıklanan yasa hükmü doğrultusunda yerleşmiş bir uygulamadır. Ne var ki yasada ilanın birden fazla yapılacağına ilişkin bir zorunluluk olmadığından bu husustan amaçlananın, ilanın yöntemince ve yeterince yapılmasının sağlanmasına yönelik olduğu açıktır. Bu nedenledir ki dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarında, belediyede yapılan ilk ilan tarihi esas alınarak, ihale tarihi ile sözü edilen ilan tarihi arasında bir aylık sürenin geçmiş olması yeterli görülmüştür.
Somut olayda icra müdürlüğünün satış kararında, satışın belediye hoparlöründe de ilanına karar verilmiş, bu mahiyette işlem yapılması yönünde müzekkere hazırlanmış ve belediye tarafından sözkonusu satış, “belediye ilan panosuna 13.10.2010 tarihinden – 03.12.2010 tarihine kadar asılmak suretiyle” ilan edilmiştir. İhale tarihi olan 16.12.2010 tarihi ile ilk ilan tarihi arasında yasanın aradığı bir aylık sürenin dolduğu hususu tartışmasızdır.
Kural olarak satış işlemlerinin, icra müdürlüğünce alınan satış kararı içeriğine göre sürdürülmesi zorunludur. Ancak, satış ilanının belediye hoparlörü yerine ilan tutanağı hazırlanmak suretiyle mahallinde duyurulması sonuca etkili olmayıp, satış kararına uyulmadığını gösteren bir olgu değildir. Kaldı ki bu husus borçlu tarafından şikayet konusu da yapılmamıştır.
O halde mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken, “belediye ilanının, hoparlör yerine ilan tutanağı düzenlenmek suretiyle yapıldığı” gerekçesi ile ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9806
KARAR NO : 2007/13204 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya 2. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 10/04/2007
NUMARASI : 2006/333-2007/89
DAVACI : ŞİKAYETÇİ: MALİYE BAK.
DAVALI : – –
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 140/1. maddesi gereğince (Satış tutarı, bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.) Sıra cetvelini düzenleme yetkisi; ilk haczi koyan icra dairesine aittir. Somut olayda ilk haciz 6183 sayılı yasa uyarınca ve Akyazı Vergi Dairesi tarafından uygulanmıştır
İcra mahkemesince de yasaya uygun olarak karar gerekçesinde yukarıda açıklanan ilkelere yer verildiği görülmektedir. Bu durumda, alacaklının alacağına mahsuben menkulu satın alması, bedelin tamamının kendisine ödenmesi sonucunu doğuracağından sıra cetveli düzenlenmeden oluşan bu işlem yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılacak iş gerekçeli kararda da sözü edildiği gibi İİK.nun 361. maddesi uyarınca bedelin alacaklı tarafından dosyaya ödenmesinin sağlanması ve 6183 sayılı Yasanın 21. maddesi de gözetilerek ilk haczi koyan vergi dairesince sıra cetveli yapılmasını belirleyici nitelikte hüküm tesis etmekten ibarettir. Bu nedenle görevsizlik nedeniyle dilekçenin reddi yönünde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 26.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/23665
KARAR NO : 2011/4016 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Pendik 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/06/2010
NUMARASI : 2009/196-2010/300
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :SÜLEYMAN YILMAZ
DAVALI : KARŞI TARAF :OSMAN KORKUT
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 140.maddesinde; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda taşınmaz üzerine haciz konulmuş olup, henüz satış işlemlerine başlanmadan taşınmazın kamulaştırıldığı ve kamulaştırma bedelinin icra dosyasına gönderildiği görülmektedir. Bu durumda birden fazla haciz alacaklısı bulunması nedeniyle sıra cetvelinin yapılması gerekir. O halde icra mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/31367
KARAR NO : 2011/13807 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/10/2010
NUMARASI : 2010/1020-2010/1200
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :HASANOĞLU MÜH İNŞ TAAH SAN VE TİC A.Ş
DAVALI : (ALACAKLI :BEKİR ALTINOK)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 140.maddesinin birinci fıkrasına göre satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse, icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Sıra cetveli yapılmadan hacze iştirak eden alacaklılar sıra cetveline itiraz yada şikayet niteliğindeki başvurularda bulunamazlar.
Haciz koyduran alacaklının taşınmazı ihale ile satın alması ve kendisinden önce gelen başka alacaklı bulunmaması halinde, alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınması mümkündür.
Somut olayda ise yapılan ihalelerde, taşınmazlar ihtiyati haciz alacaklısı tarafından satın alınmıştır. İhaleye konu edilen taşınmazlar üzerinde ihale alıcısının ihtiyati haczinin önünde birden çok haciz mevcuttur. İhale alıcısından önce haciz şerhi olan başka alacaklılar bulunduğuna göre, bu aşamada sıra cetvelinin yapılması zorunludur. Bu durumda ihtiyati haciz alacaklısının satış bedelini yatırmayacağı yönünde yasal bir düzenleme de mevcut değildir. O halde mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçelerle kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9395
KARAR NO : 2011/27795 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Dazkırı İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/01/2011
NUMARASI : 2010/44-2011/2
DAVACI : ŞEİKAYETÇİ : 1638 Sayılı Yeşilhüyük Tarım Kredi Kooperatifi
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 140.maddesi gereğince, satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra çetvelini yapar. Sıra cetvelini düzenleme yetkisi ilk haczi koyan icra dairesine aittir.
İİK.nun 100.maddesi uyarınca, borçluya ait para veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar, birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması halinde, anılan hüküm gereği, icra müdürlüğünce derece kararı yapılması gerekir. Derece kararının yapılması için mutlaka satış sonucu para elde edilmesi zorunlu değildir.
Diğer taraftan TC.Ziraat Bankasının rehin alacağına yönelik olarak şikayetçinin itirazlarını yapabilmesi içinde öncelikle sıra cetveli yapılması gerekir. HUMK.nun 76.maddesine göre hukuki tavsif hakime ait olduğundan, şikayetçi vekilinin icra mahkemesine başvurusu “haciz koyma tarihi itibariyle ilk haciz bize ait olmakla paranın bize ödenmesi gerekir” denilmekle mahkemece, icra müdürlüğünün sıra cetveli yapılmadan ödeme yapılması işlemine yönelik şikayet olarak kabul edilerek, şikayetin, icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılması gerektiğine karar verilmek suretiyle kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/27568
KARAR NO : 2011/8011 Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/07/2010
NUMARASI : 2010/110-2010/113
DAVACI : ŞİKAYETÇİLER : MEHMET KIZILDAĞ,NACİ BAYRAKTAR,TORUN İRFAN GÖKÇE
DAVALI : NEDİM OLCAYTÜRK
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı Nedim Olcaytürk tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 140. maddesi gereğince, “satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.” Sıra cetvelini düzenleme yetkisi ilk haczi koyan İcra Dairesine aittir. Haczin talimatla uygulanması halinde sıra cetvelinin esas İcra Dairesince düzenlenmesi gerekir.
İİK.nun 100. maddesi gereğince, borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması halinde anılan madde hükmü gereği icra müdürlüğünce derece kararı yapılması gerekir.
Somut olayda, Aliağa İcra Müdürlüğünün 2009/3330 esas sayılı takip dosyasında haciz edilerek satılan menkuller üzerinde hacizleri bulunan şikayetçilerin ihale bedelinin kendilerine garameten ödenmesi talebinin, icra dairesince, menkuller üzerinde 3.kişi Nedim Olcaytürk’ün rehin hakkı bulunduğu nedeniyle reddedildiği ve memurluk kararının haciz alacaklılarınca şikayet konusu yapıldığı görülmüştür. Haciz alacaklılarının rehnin geçersiz olduğuna ve bu nedenle paranın kendilerine ödenmesi gerektiğine yönelik iddiaları sıra cetveli yapılması ve sıra cetveline itiraz halinde tartışılacak hususlardır.
Bu durumda, icra müdürlüğünce anılan yasal düzenlemeler uyarınca sıra cetveli düzenlemesi gerekip, mahkemece şikayetin icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılması gerektiğine karar verilmek suretiyle kabulü yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Davalı Nedim Olcaytürk’ün temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/22267
KARAR NO : 2012/40313
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/05/2012
NUMARASI : 2012/348-2012/364
DAVACI : Şikayetçi : Yapı Kredi Bankası A.Ş
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nihal Tozlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi üçüncü kişinin, ihale edilen taşınmaz üzerinde kendisinin de ipoteğinin bulunmasına rağmen icra müdürlüğünce alacaklıya alacağa mahsuben ihale yapıldığı ve ihale bedelinin alacağı karşılamaması nedeniyle sıra cetveli yapılmasına yer olmadığına dair karar vermiş, bu karar şikayete konu olmuş ve mahkemece de şikayetin reddine karar verilmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 140. maddesi “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar” şeklinde düzenlenmiştir. Şikayetçinin de ipotek tesis ettirdiği taşınmazın 7.10.2009 tarihinde alacaklıya ihale edildiği görülmektedir. İcra müdürlüğünce öncelikle İİK'nun 140. maddesi uyarınca sıra cetveli yapılarak alacaklının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediği belirlenmeli ve ihale bedeli tüm alacakları karşılamıyor ise sıra cetveli yapılmalıdır..
O halde, mahkemece, birden fazla alacaklı bulunması ve ihale bedelinin bütün alacaklılar alacağını karşılamaması nedeniyle İİK.nun 140. maddesi gereğince icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılarak ve sonucuna göre İİK.nun 133. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken ihale bedelininin alacağı karşılamaması sebebiyle sıra cetveli yapılmasına yer olmadığına ilişkin icra müdürlüğü işleminin doğru kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/23456
KARAR NO : 2012/31158
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/10/2011
NUMARASI : 2008/1480-2011/1321
DAVACI : BORÇLU: Ömer Armağan
DAVALI : ALACAKLI: Baybak Tütün Mamülleri Gıda Ve Temizlik Maddeleri İnşaat San Ve Tic Aş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi İrfan Sıvakcıgil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 82/12. maddesi gereğince haczedilmezlik şikayeti, aynı kanunun 16/1. maddesine göre 7 günlük süreye tabidir. Şikayet süresi haczin öğrenildiği tarihten itibaren başlar.
Somut olayda borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunduğu taşınmazına, 31.07.2008 tarihinde tapuda haciz şerhi işlenmiştir. İİK.nun 103. maddesi uyarınca bu haciz borçluya 26.09.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, kıymet takdirine yönelik keşif de 13.11.2008 tarihinde yapılmıştır. Borçlu vekili, 14.10.2009 tarihli duruşmadaki beyanında hacizden kıymet takdiri için gelindiği zaman haberleri olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda borçlunun taşınmazına konan haczi, en geç kıymet takdir keşfinin yapıldığı 13.11.2008 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir.
O halde borçlu tarafından öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal süre içinde icra mahkemesine meskeniyet şikayetinde bulunulmadığına göre mahkemece istemin süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, şikayetin esasının incelenip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/34297
KARAR NO : 2014/448
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Aydın 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/09/2013
NUMARASI : 2013/131-2013/285
DAVACI : ALACAKLI :Bayram Barbaros Kumral
DAVALI : BORÇLU :Sinan Canpolat,
DAVALI :İHALE ALICISI:Mehmet Necati Kundakçı
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hava Kandemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklının icra mahkemesine yaptığı başvurusunda taşınmazın muhammen bedelinin 18.000,00 TL olmasına rağmen, UYAP ortamında yapılan satış ilanında ihale başlangıç bedelinin 10.500,00 TL olarak yazıldığını ileri sürerek ihalenin feshini istediği, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Taşınmaz satışına ilişkin ilanın nasıl yapılması gerektiği, İİK. nun 126.maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 4.fıkrasına göre ilanda, elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamayacağının yazılması gerekir. İİK. nun 129.maddesi uyarınca ise birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır ve taşınmaz elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması koşuluyla en çok artırana ihale edilir.
Buna göre elektronik ortamda verilecek tekliflerin muhammen bedelin %50’si olan 9.000,00 TL. başlatılması gerekip, bu miktarın üzerinde başlangıç rakamı belirlenmesi ve ilana yazılması, İİK. nun 126/4.maddesi hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, ihaleye talebi ve talibi azaltacağından, ihalenin feshini gerektirir.
O halde, mahkemece, şikayetçi alacaklının iddiasının UYAP ortamında yapılan satış ilanı incelenip, icra müdürlüğünden gerekli araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/33803
KARAR NO : 2013/40140
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Uşak İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/10/2013
NUMARASI : 2013/526-2013/560
DAVACI : BORÇLU : Usaş Prefabrik Beton San Ve Tic.A.Ş.
DAVALI : ALACAKILI:Optima Faktoring Hizmetleri A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tayfun Yavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2013/6948 esas sayılı dosyasından yazılan talimat doğrultusunda Uşak 1. İcra Müdürlüğü 2013/48 talimat sayılı dosyasından yapılan taşınır ihalesinin feshinin istendiği anlaşılmıştır.
Taşınır satışları hakkında uygulanması gereken İİK. nun 114/4. maddesine göre açık artırma elektronik ortamda teklif verme yoluyla ve birinci ihale tarihinden on gün önce başlar. Yine aynı maddenin 1.fıkrası uyarınca birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat daha önceden ilân edilir. Buna göre taşınır satışlarında ilan için belirli bir süre öngörülmemiş ise de açık artırma başlamadan önce yapılması zorunludur. Açık artırmada elektronik ortamda teklif verme ile başlayacağından, ilanların elektronik ortamda teklif verme tarihinden önce yapılması gerekir.
Somut olayda satış ilanının 02.09.2013 tarihinde mahalli gazetede, 27.08.2013 – 03.09.2013 Uşak Belediyesinde 22.08.2013 tarihinde divanhanede yapıldığı, elektronik ortamda teklif vermenin ise 25.08.2013 tarihinde başladığı görülmektedir.
Bu durumda satışa ilişkin gazete ilanı ile belediye ilanının satış başladıktan sonra yapılmış olması nedeniyle mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2014/26651
KARAR NO : 2014/27114
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/05/2014
NUMARASI : 2014/204-2014/514
DAVACI : Şikayetçi : Öztekin Otomotiv San. Ve Tic.A.Ş.
DAVALILAR : Nazif Akçay, Delta Group Müh.Mim.Müt.İnş.Tur.Ltd.Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Armağan Keskin Sarıbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçinin sair şikayetleri ile birlikte kıymet takdir raporu ve satış ilanının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ihalenin feshine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda, şikayetçiye yapılan bir satış ilanı tebligatı bulunmadığı, şikayetçi Öztekin Otomotiv … A.Ş. yerine Öztekinler Tarım … A.Ş.'ne satış ilanı tebliğ edildiği görülmektedir.
İİK’nun 127.maddesine göre; satış ilanının birer sureti, borçluya, alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarların tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçer.
Bu durumda anılan madde uyarınca tapu sicilinde adresi bulunan ilgiliye satış ilanının tebliğ edilmemesi ya da usulsüz tebliği başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
O halde mahkemece, şikayetçinin tapuda kayıtlı adresi olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
