Ihale yargitay kararlari 4 – 12. Hukuk Dairesi 2006/1841 E.
12. Hukuk Dairesi
2006/1841
2006/4760
Ayvalık İcra Hukuk Mahkemesi
İçtihat Metni
12. Hukuk Dairesi 2006/1841 E. , 2006/4760 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ayvalık İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/11/2005
NUMARASI : 2005/67-144
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 35. maddesi hükmüne göre adli işlemler ve takipler ancak baroda kayıtlı avukatlar eli ile yürütülebilir. İcra Dairelerinde yapılan ihale bir adli işlem ise de ihalede pey ileri sürülmesi adli bir işlem değildir.Dolayısıyla ihaleye vekaletname ile bir başkası adına katılabilmek mümkündür ve vekilin avukat olması zorunluluğu yoktur.
Somut olayda alacaklının ihaleye katılmak üzere vekalet verdiği kişinin ihaleye katılıp pey sürme isteminin icra müdürlüğünce reddedilmesi isabetsiz olup bu durumda ihaleye katılımın az olması sonucunu doğurmuş ve zarar unsurunda meydana gelmiştir.
O halde mahkemece yukarıda yazılı nedenlerle şikayetin kabulü ile ihalenen feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddi yönünden hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2012/22662
KARAR NO : 2012/39629
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/04/2012
NUMARASI : 2012/176-2012/267
DAVACI : ŞİKAYETÇİ: Orhan Özsaraçoğlu
DAVALI : Hüseyin Gödek
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 134.maddesinde ihalenin feshi nedenleri teker teker belirtilerek gösterilmemiştir. Sadece (ihalenin BK.nun 226. maddesinde yazılı) (satış ilanı tebliğ edilmemiş olması), (satılan malın esaslı niteliklerindeki hata) ve (ihaledeki fesat) nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir.
İhalenin bozulma nedenleri gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamasında;
1-İhaleye fesat karıştırılmış olması
2-Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler
3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler
4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmıştır.
Somut olayda şikayetçi, teminat yatırdıkları halde vekaletname sunmadıkları için ihaleye katılmalarının engellendiğini belirterek ihalenin feshini istemiş, mahkemece, ihaleye iştirak edebilmek için vekilin, vekaletname sunması gerektiğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmiştir.
İhaleye vekilin katılabilmesi için vekaletname ibraz etme şartı yoktur. Şikayetçinin ihaleye katılabilmek için teminat yatırdığı göz önüne alındığında ihaleye kabulü gerekirken sırf vekaletname sunmadığı için ihaleye dahil edilmemesi açık bir fesattır.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
S. ATALAY
Üye
M. USLU
Üye
A. DOĞAN
Üye
A. TUNCAL
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2015/30937
KARAR NO : 2016/8775
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/09/2015
NUMARASI : 2015/414-2015/881
DAVACI : ALACAKLI:İbrahim Çelik
DAVALI : BORÇLU :Emrullah Ulaşkın
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Şerife Ayyıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili icra mahkemesine başvurusunda; İİK'nun 89. maddesi uyarınca 3. kişi sıfatı ile kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerinin Sami Ulaşkın'a tebliğ edildiğini, icra müdürlüğünce, adı geçenin kesinleşen haciz ihbarnameleri sebebi ile dosya borçlusu olarak eklendiğini, taşınmazlarına haciz konularak kıymet takdiri yapılıp kıymet takdirin raporunun Sami'ye 28.01.2015 tarihinde bizzat tebliğ edilerek kesinleştiğini, 103 davetiye tebligatı üzerine Sami Ulaşkın'ın Mutki İcra Dairesi'nin 07.07.2014 tarih ve 2014/71 muhabere sayılı evrakı ile dosyaya beyanda bulunduğu ve taşınmazının haczinden de belirtilen bu tarih itibarı ile haberdar olduğunu ileri sürerek, icra müdürlüğünce taşınmaz satış talebinin reddine ilişkin 11.06.2015 tarihinde verilen kararın iptaline karar verilmesini istediği; mahkemece, haciz ihbarnamesinin 3. kişiye yöntemine uygun olarak tebliğ edilmediği, kıymet takdir raporunun 28.01.2015'te bizzat tebliğ edilerek hacizden haberdar olmuş ve haciz ihbarıyla amaçlanan yasal ihtar yapılmış sayılamayacağı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Takip dosyası fotokopisinin incelenmesinde, 1. haciz ihbarnamesinin 3. kişinin bizzat kendisine 11.05.2011 tarihinde; 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin TK'nun 35. maddesine göre ve kıymet takdir raporunun ise bizzat 28.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir. İcra müdürlüğünce verilen 11.06.2015 tarihli ret kararında, mernis adresi olup olmadığı sorgulanmadığı için TK'nun 35. maddesi koşulları oluşmadığı, buna göre 3. kişiye usulüne uygun olarak 2. ve 3. haciz ihbarnameleri tebligatlarının yapılmasından ve yasal süreler dolduktan sonra haciz ve kıymet takdiri yapılmasına, satış talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.
Usulüne aykırı tebliğin hükmü başlığını taşıyan Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca; tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi kabul edilir. Bu hükme göre, usulsüz bir tebligat, mutlaka geçersiz olmayıp, usulsüz tebligatı muhatabının öğrenmesi halinde, bu öğrenme tarihi itibarı ile hüküm doğurur. Anılan maddeden kaynaklanan usulsüz tebligat şikayetinde bulunmak hakkı ise tebligatın muhatabına aittir. Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususu yalnızca ilgilisinin icra mahkemesi nezdinde İİK'nun 16/1. maddesi kapsamında yapacağı şikayet üzerine mahkemece incelenebilir. İcra mahkemesi, açıkça ileri sürülmedikçe tebligat usulsüzlüğünü re'sen nazara alamayacağı gibi; icra dairesi dahi tebligatın usulsüz olduğunu belgeleyen icra mahkemesi tarafından verilmiş bir karar getirilmediği sürece kendiliğinden tebligatın usulsüz yapılmış olduğunu dikkate alamaz.
./..
-2-
ESAS NO : 2015/30937
KARAR NO : 2016/8775
Hal böyle olunca, icra dairesince 2. ve 3. haciz ihbarnamesi tebligatların usulsüz yapıldığından bahisle alacaklının satış talebinin reddine karar verilmesi doğru değil ise de; taşınmaza haciz konulan 21.12.2011 tarihinden sonra ilk olarak 1000,00 TL satış avansı yatırılarak 02.01.2014 tarihinde satış talep edilmiş olduğundan, anılan satış talep tarihi itibarı ile İİK'nun 106-110. maddelerinde öngörülen 2 yıllık sürenin geçirildiği anlaşılmakla, yasal sürede satış istenmediğinden, icra müdürlüğünün, alacaklının satış talebinin reddi yönündeki şikayet konusu kararı ve mahkemenin bu işleme ilişkin şikayet hakkındaki ret kararı, bu gerekçeyle ve sonucu itibarı ile doğru olup, mahkeme kararının onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 29,20 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
N. TANLIK
Üye
Z. TURANLI
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2015/12837
KARAR NO : 2015/25665
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/01/2015
NUMARASI : 2014/329-2015/62
DAVACI : ALACAKLI:Yusuf Kavsak
DAVALI :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülşen Tombuloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK'nun 135/1. maddesi uyarınca ihalenin kesinleşmesi üzerine satış memuru, taşınmazın alıcı adına tescili için tapuya yazı yazar. Buna göre satış memurunun görevi yalnızca tapu sicil müdürlüğüne alıcı adına tescil yazısı yazmaktan ibarettir. Tapu harçları ise tescil işlemi sırasında tapu sicil müdürlüğü tarafından tahakkuk ve tahsil olunur. Tapu sicil müdürlüğünün tapu harcı tahakkuk ve tahsili, idari bir işlem olup, anılan işleme karşı yapılacak şikayeti inceleme görevi de idari yargıya aittir. Tapu harçları konusunda, satış memurunun tahakkuk veya tahsil memuru sıfatı bulunmadığından, tapu harçlarının alınıp alınmayacağına karar verme görev ve yetkisi de yoktur.
O halde mahkemece, alacaklı tarafından, tapu harcı olarak kesilen miktarın iadesi için icra müdürlüğüne yapılan talebin, reddine yönelik işlemin şikayet edildiği görülmektedir. İcra müdürünün tahsil edilen tapu harcının iadesine yönelik işlem yapma yetkisi bulunmadığından bu nedenle usulden reddi gerekirken, işin esasının incelenerek istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
N. TANLIK
Üye
M. USLU
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2013/6207
KARAR NO : 2013/15689
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Amasya İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/01/2013
NUMARASI : 2012/195-2013/4
DAVACI : Alacaklı : Serkan İnan
DAVALI : Borçlu : Elif İnan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Melikşah Şener tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Amasya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/77 talimat sayılı dosyasında, borçluya ait taşımazın 23.08.2012 tarihinde yapılan açık artırmada 88.000,00 TL bedelle alacaklı tarafa ihale edildiği, alacaklı tarafa ihale bedelini yatırmak üzere 10 günlük süre verildiği, 03.10.2012 tarihinde alacaklı vekilinin icra müdürlüğüne başvurarak, taşınmazın alacaklı olarak tüm alacaklarına mahsuben alındığını ve söz konusu taşınmaz üzerindeki 1. ve 2. sıradaki hacizlerin kendilerine ait olduğunu ileri sürdüğü ve ihale bedelini yatırmak üzere verilmiş olan 10 günlük sürede, ihale bedelinin taşınmaz üzerindeki Üsküdar 5. İcra Müdürlüğünün 2011/29139 Esas ile Üsküdar 5. İcra Müdürlüğünün 2011/29141 Esas sayılı dosya alacaklarına mahsup edilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce, alacaklı tarafın verilen 10 günlük süre içerisinde ihale bedelini nakit olarak dosyaya yatırmadığı gerekçesiyle 2. sırada ihaleye katılan ve 2. sırada en yüksek peyi süren ihale katılımcısına teklif yapılmasına karar verildiği, karara karşı yapılan şikayetin mahkemece reddedildiği anlaşılmıştır.
İcra İflas Kanunu'nun 140. maddesinde; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar” hükmü yer almaktadır. Üzerinde başkaca hacizlerin de bulunduğu taşınmazın 23.08.2012 tarihli artırmada alacaklıya ihale edildiği görülmektedir. İcra müdürlüğünce öncelikle İİK'nun 140. maddesi uyarınca sıra cetveli yapılarak alacaklının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekir.
Haciz koyduran alacaklının taşınırı (taşınmazı) ihale ile satın alması ve kendisinden önce gelen başka alacaklı bulunmaması halinde, alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabileceği, satış bedelini, alacağına mahsup edebileceği, taşınır (taşınmaz) üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden önce konulmuş, başka haciz bulunması halinde ise ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden ve alıcıdan önce haciz koyduran 3.kişilerin alacaklarının miktarlarının ne olduğu dahi belirlenmeden alıcı alacaklıya ihale bedelinin tamamını yatırması için süre verilmesi yönündeki icra müdürlüğü kararı doğru değildir. İhale tutanağında ihalenin alacağa mahsuben yapıldığının belirtilmemesi ve alacaklıya ihale bedelini yatırması için 10 günlük süre verilmesi alacaklının mahsup hakkını ortadan kaldırmaz. Aksi düşüncenin kabulü aşırı şekilcilik olur.
ESAS NO : 2013/6207
KARAR NO : 2013/15689
O halde, mahkemece, icra müdürlüğünün mahsup talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, birden fazla alacaklı bulunması nedeniyle İİK.nun 140. maddesi gereğince icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılarak alacaklının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediği belirlendikten sonra alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilir ise alacaklıya ihale bedelini yatırmak üzere süre verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
İ. ALTAN
Üye
A. DOĞAN
Üye
Z. TURANLI
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/736
KARAR NO : 2016/13082
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/09/2015
NUMARASI : 2015/733-2015/626
DAVACI : BORÇLU: Muammer Alaftekin
DAVALI : ALACAKLI: Bepaş Dayanıklı Tük. Mal. Paz. A.Ş
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde, borçlunun icra müdürlüğüne yaptığı başvuruda; alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasının temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, söz konusu karar kesinleşmeden icra müdürlüğünce ipotekli taşınmazın satışına karar verilmesinin İİK'nun 364/3. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek satış kararının iptalinin istendiği, satış kararının iptaline ilişkin talebin müdürlüğün 02.09.2015 tarihli kararıyla reddi üzerine, bu kez borçlunun icra mahkemesine başvurarak, icra müdürlüğünün söz konusu ret kararının iptalini talep ettiği, mahkemece, İİK.nun 364/3. maddesi gereğince itirazın iptali davasının temyiz edilmiş olduğu ve kesinleşmediği gerekçesiyle şikayetin kabulü ile müdürlük kararının ve satış kararının iptaline karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.02.2014 tarih ve 2013/101 Esas, 2014/18 Karar sayılı itirazın iptaline ilişkin kararının 08.09.2014 tarihinde temyiz edildiği, icra müdürlüğünün 05.08.2015 tarihli kararıyla ipotekli taşınmazın satışına karar verildiği ve satış ilanının şikayetçi borçluya 11.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun icra müdürlüğüne başvurarak itirazın iptali kararının temyiz edilmiş olması nedeniyle satışın İİK'nun 364/3. maddesi gereğince duracağından bahisle satış kararının iptalini istediği, icra müdürlüğünün 02.09.2015 tarihli kararıyla, takibin İİK'nun 149/b maddesindeki takiplerden olduğu ve bu tür takiplerde aynı kanunun 150/a-2 maddesi yolllamasıyla 149/a maddesi gereğince teminat yatırılması halinde satışın durdurulacağı, borçlu tarafından teminat yatırılmadığından talebin reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK'nun 364/3. maddesi gereğince, temyiz, satıştan başka icra muamelelerini durdurmaz. Ancak, söz konusu madde hükmü, icra mahkemesince verilen takip hukukuna müteallik kararların temyizi hakkında olup, itirazın iptaline ilişkin davanın genel mahkemelerde görülmesi ve karara bağlanması nedeniyle bu madde kapsamında olmadığının kabulü gerekir.
Öte yandan, İİK'nun 364. maddesine göre özel hüküm olan ve İİK'nun 150/a-son maddesinin göndermesi ile ipotekli takiplerde uygulanması gereken aynı Kanun'un 149/a-2. maddesine göre, icranın geri bırakılması hakkındaki talebi reddeden icra mahkemesi kararını temyiz eden borçlu veya üçüncü şahıs, takip konusu alacağın yüzde onbeşi nispetinde teminat yatırmadığı takdirde satış durmaz. Ancak, İİK'nun 150/a-son maddesinde düzenlenen ve aynı Kanunun 149/a maddesine atıf yapılan bu uygulama, “itirazın kaldırılması” talebi hakkında düzenlenmiş olup, itirazın iptali hakkında da uygulanacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu durumda, şikayete konu icra müdürlüğünün 02.09.2015 tarihli ret kararının gerekçesi yerinde değil ise de, borçlunun satış kararının iptali talebinin müdürlükçe reddi kararı sonucu itibariyle doğrudur.
O halde mahkemece şikayetin reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
M. USLU
Üye
A. DOĞAN
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2015/33341
KARAR NO : 2016/10053
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/05/2015
NUMARASI : 2015/319-2015/294
DAVACI :ŞİKAYETÇİ :Artı Varlık Yönetim A.Ş.
DAVALI :KARŞI TARAF: T.C Halk Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçluya ait taşınmazın temlik eden alacaklı Anadolu … A.Ş.'ye alacağa mahsuben ihale edildiği ve icra müdürlüğünce temlik alacaklısı olan şikayetçi Artı … A.Ş.'ye gönderilen muhtıra ile alacağa mahsuben satın alınan taşınmaz üzerindeki fabrikada bulunan makina ve teçhizatlardan 3 hat ündüksüyon boru makinasının Halkbankası A.Ş. lehine ticari işletme rehni bulunduğu ve bu menkullerin satış bedelinin rehinden dolayı sıra derece kararı yapılması yönünde Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/473 esas ve 2014/649 karar sayılı 23.9.2014 tarihli kesinleşmiş karar nedeniyle sıra derece kararı tanzim edileceğinden Halkbankası A.Ş.'ye isabet edecek alacak miktarı olan 240.587,00 TL'nin iş bu muhtıranın tebliğinden itibaren 3 gün içinde takip dosyasına yatırılmasının istendiği, şikayetçinin sıra cetveli yapılmadan önce muhtıra ile para istenemeyeceğinden bahisle icra müdürlüğünün 29.4.2015 tarihli muhtıra gönderilmesine ilişkin kararının ve muhtıranın iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İcra İflas Kanunu'nun 140. maddesi “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar” şeklinde düzenlenmiştir. İhaleye konu olan taşınmaz üzerine temlik eden banka lehine 01.12.2005 tarihli ipotek bulunmakta olup, icra müdürlüğünce öncelikle İİK'nun 140. maddesi uyarınca sıra cetveli yapılarak temlik alacaklısının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi, ihale bedelinin yatırılması gerekir ise İİK'nun 133. maddesine göre işlem yapılması gerekir.
İpotek alacaklısının ipotekli taşınmazı ihale ile satın alması ve kendisinden önce gelen başka alacaklı bulunmaması halinde, alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabileceği, “satış bedelini, alacağına mahsup edebileceği”, satışa çıkarılan taşınmazın ipotek alacaklısı tarafından alacağına mahsuben alınmak istemesi ve taşınmaz üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu ipotekten önce konulmuş, başkaca haciz bulunması halinde ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, şikayetçinin alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp ve dolayısıyla şikayetçi aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden ipotek alacaklısı olan ihale alıcısından alacağı temellük eden şikayetçiye, 3. kişi Halkbankası'nın alacak miktarını yatırması için süre verilmesi yönündeki icra müdürlüğü kararı doğru değildir.
ESAS NO : 2015/33341
KARAR NO : 2016/10053
O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile birden fazla alacaklı bulunması nedeniyle İİK'nun 140. maddesi gereğince icra müdürlüğünce yapılacak sıra cetvelinden sonra ipotek alacaklısının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediği belirlenerek ipotek alacaklısı olan ihale alıcısından alacağı temellük eden aleyhine fark doğduğu tespit edilir ise ihale bedelini yatırmak üzere süre verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
N. TANLIK
Üye
Z. TURANLI
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/13469
KARAR NO : 2016/16410
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Mustafakemalpaşa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/02/2016
NUMARASI : 2015/138-2016/35
DAVACI : ŞİKAYETÇİ : Feride Kul
DAVALI : ALACAKLI : Türkiye İş Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neşe Yüksel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi ihale konusu taşınmazda aile konutu şerhi bulunduğunu, kendisine satış ilanının tebliğ edilmediğini ileri sürerek, ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine ve şikayetçi aleyhine %10 para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; lehine tapuya şerh edilmiş aile konutu şerhi bulunması nedeniyle şikayetçi tapu sicilindeki ilgililerden ve dolayısıyla ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olduğu halde, icra dosyasından kendisi adına gönderilmiş bir satış ilanı tebligatının bulunmadığı görülmektedir.
İİK’nun 127. maddesine göre; satış ilanının birer sureti, borçluya, alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarların tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçer.
Bu durumda anılan madde uyarınca, tapu sicilinde veya adres kayıt sisteminde adresi bulunan ilgiliye satış ilanının tebliğ edilmemesi ya da usulsüz tebliği başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
O halde mahkemece, şikayetçinin tapuda kayıtlı adresi olup olmadığı, yok ise adres kayıt sisteminde adresinin bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
M. USLU
Üye
A. DOĞAN
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/14066
KARAR NO : 2016/16976
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/04/2016
NUMARASI : 2016/240-2016/265
DAVACI : ALACAKLI: T.C. Ziraat Bankası A.Ş.
DAVALI : –
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlular hakkında başlatılan ipoteğin paya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine karşı borçlulardan Hülya Öztaş Onay'ın ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğini,teminat ipoteğine dayalı takipte kendisine ihtarname tebliğ edilmediğini, icra emri yerine ödeme emri gönderilmesi gerektiğini, üst sınır ipoteğinde sorumluluğunun limitle sınırlı olduğunu ileri sürerek yaptığı şikayetin Kayseri 3. İcra Mahkemesi'nin 24.03.2015 tarih ve 2014/620-2015/168 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, temyiz yoluna başvurulması üzerine anılan kararın Dairemizin 08.02.2016 tarih ve 2015/32921 E., 2016/2881 K. sayılı ilamıyla onandığı, alacaklının yerel mahkeme kararı ve onama ilamını dosyaya sunarak ipotekli taşınmazın satışına yönelik talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine bu işleme karşı şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, söz konusu karara ilişkin karar düzeltme isteminde bulunulduğundan satış işlemlerine geçilemeyeceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 364/3. maddesinde icra mahkemesi kararının temyiz edilmesinin satıştan başka icra işlemlerini durdurmayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan yasal düzenleme uyarınca, temyiz incelemesi sonuçlanmadan satış yapılması mümkün değildir. Öte yandan, icra mahkemesi kararına yönelik karar düzeltme yoluna başvurulması, satış da dahil olmak üzere icra işlemlerinin yapılmasına engel teşkil etmez. Bir başka ifadeyle, karar düzeltme isteminde bulunulması, malın satışını durdurmaz.
Somut olayda, şikayetçi borçlunun icra takibine ilişkin şikayetinin reddedildiği ve temyiz incelemesinin sonuçlanıp anılan kararın onandığı görülmektedir. Bu durumda, yukarıda belirtildiği üzere; takibe yönelik şikayet hakkında verilen icra mahkemesi kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmasının taşınmazın satışını durdurmayacağı açıktır. Dolayısıyla, takibe konu taşınmaz yönünden artık satış safhasına geçilmesine bir engel bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
A. DOĞAN
Üye
A. ÇOLAK
Üye
Z. TURANLI
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/6723
KARAR NO : 2016/16764
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Akhisar İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/01/2016
NUMARASI : 2015/222-2016/8
DAVACI : ŞİKAYETÇİ : Mehmet Ali Erdayıoğlu
DAVALI : –
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ebru Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ihale alıcısının ihale konusu zeytinler için KDV oranının % 1 olarak uygulanması gerekirken % 8 olarak istenmesinin usulsüz olduğu iddiasıyla şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
İhale konusu siyah zeytin olup, mahkemece, zeytinlerin satış ve teslimi aşamasında bilirkişi olarak görevlendirilen ziraat mühendisinin raporunda zeytinlerin niteliğinin işlenmiş zeytin olduğuna ilişkin tespitine dayanılarak, KDV sirkülerinin 28. maddesi gereğince % 8 KDV uygulanmasında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği ancak bu haliyle yapılan incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür.
KDV'ye ilişkin uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmekte olup, mahkemece vergi konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle uygulanması gerekli KDV oranının Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
N. TANLIK
Üye
Z. TURANLI
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/13475
KARAR NO : 2016/16088
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Germencik İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/12/2015
NUMARASI : 2015/24-2015/101
DAVACI : BORÇLU: Mustafa Cumalıoğlu
DAVALI : İHALE ALICISI: Hakan Kafadar
DAVALI : ALACAKLI: T.C. Ziraat Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi borçlunun, İİK'nun 150/e maddesi gereğince süresinde satış istenmemesi nedeniyle takibin düşmesine rağmen satış yapıldığı ve sair fesih nedenlerini ileri sürerek iki adet taşınmaza ilişkin ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, fesih nedenleri irdelenmeden sadece feshi gerektirir bir neden olmadığından bahisle talebin reddine karar verildiği görülmektedir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK'nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde aynen; “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir” ifadelerine yer verilmiştir.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
ESAS NO : 2016/13475
KARAR NO : 2016/16088
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Öte yandan, icra emrinin tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 150/e maddesi; “Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren iki yıl içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmezse takip düşer” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, birden fazla taşınmaz için üç borçluya karşı takibe girişildiği görülmekle, satış isteme süresinin de en son tebliğ edilen icra emri tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
O halde mahkemece, belirtilen anayasal ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, borçlu tarafından ileri sürülen, ipotekli taşınmazların satışının İİK'nun 150/e maddesi gereğince süresinde istenmemesi nedeniyle takibin düşmesine rağmen satışın yapıldığına ilişkin fesih iddiasının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, söz konusu fesih iddiası irdelenmeden ve gerekçelendirilmeden, soyut ve yüzeysel ifadelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
M. USLU
Üye
A. DOĞAN
Üye
A. TUNCAL
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/17080
KARAR NO : 2016/22095
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/02/2016
NUMARASI : 2015/1212-2016/109
DAVACI : ŞİKAYETÇİ :Şengül Sefa Çapa
DAVALI : İHALE ALICISI :Mehmet Ali İşçi
DAVALI : ALACAKLI :Ak-Ay İnş. Tic. Tek. Pet. Tem. San. ve Ltd. Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi, ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece, şikayetçinin İİK'nun 134/2. maddesinde yer alan kişilerden olmadığı gerekçesiyle şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK'nun 134/2. maddesinde; “İhalenin feshini, Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler” denilmiştir.
Somut olayda, şikayetçi Şengül Sefa Çapa’nın borçlu Kerimhan Çapa’yla evli olduğu, ihale konusu taşınmazın tapu kaydına ihaleden önce 02.05.2014 tarihinde aile konutu şerhi konulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle şikayetçinin İİK'nun 134/2. maddesinde yer alan tapu sicilindeki ilgili kavramı içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, şikayetçinin ileri sürdüğü fesih sebepleri incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/15694
KARAR NO : 2016/22096
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Mardin İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/08/2015
NUMARASI : 2015/98-2015/105
DAVACILAR : Şikayetçiler: Mehmet İhsan Olcar,Fikri Ceylan
DAVALI : Hasımsız
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı Süleyman Sincar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Üçüncü kişiler 07.08.2015 tarihinde icra mahkemesinde başvurularında;
– Ekonomik değeri bulunmayan minibüs hattının tek başına haciz ve/veya rehin konusu olmasının mümkün olmadığını bu nedenle de ihale konusu yapılamayacağını,
Şayet aracın plakasının satışı gerçekleştirilmek isteniyorsa, araç takyidat bilgisinden de anlaşılacağı üzere kendilerinin rehin hakkının dikkate alınmadan işlem yapılmasının doğru olmadığını, bu bakımdan Belediye kayıtlarının esas alınmasının da hatalı olduğunu,
– (Bir başka takip dosyasında) İcra müdürlüğünce yapılan ihale ile 47 M 0041 plaka numaralı araç ve hattın satış ve devrinin müvekkil Mehmet İhsan Olcar’a geçtiğini,
– Diğer taraftan, “Belediye Başkanlığı kararı”, “trafik kayıtları” ve “SS Minibüsçüler 11 Nolu Motorlu Taşıyıcılar Koop. kayıt ve yetkililerin beyanı” nazara alınarak araç ve minibüs hattının Mehmet İhsan Olcar tarafından diğer müvekkil Fikri Ceylan’a devredildiğini, bu nedenle yeniden satış yapılmasının doğru olmadığını belirterek, 47 M 0041 plakalı minibüs hattının satışının durdurulmasını talep etmişler, mahkemece ekonomik değeri olmayan 47 M 0041 plakalı aracın ticari hattının satışına ilişkin işlemlerin durdurulmasına ve iptaline karar verilmiştir.
Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı Vakıfbank tarafından borçlu Mehmet Masum Özer aleyhine, şikayet konusu edilen 47 M 0041 plaka sayılı araç hakkında taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiği, takibe konu alacağın Mehmet İhsan Olcar tarafından 30.05.2013 tarihinde Mardin 2. Noterliği’nce tanzim edilen 09035 yevmiye numaralı temlik senedi ile temlik alındığı, 47 M 0041 plaka sayılı aracın ihaleye çıkartılıp, 22.07.2013 tarihinde alacağa mahsuben Mehmet İhsan Olcar’a ihale edildiği anlaşılmıştır.
Şikayet dilekçesi ekinde bulunan Mardin Belediye Başkanlığı’nın 08.10.2013 tarihli Encümen Kararı ile 47 M 0041 plakalı minibüs hattının Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 Esas sayılı dosyasında yapılan ihaleye istinaden Mehmet Masum Özer adına olan kaydının silinerek Mehmet İhsan Olcar adına tescil edilmesine karar verilmiştir.
Yine şikayet dilekçesi ekinde bulunan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 10.06.2014 tarihli Encümen Kararı ile 47 M 0041 plakalı minibüs hattının Mehmet İhsan Olcar’a ait iken tarafların rızası doğrultusunda Fikri Ceylan adına devir tescil edilmesine karar verilmiştir.
ESAS NO : 2016/15694
KARAR NO : 2016/22096
Alacaklı Süleyman Sincar vekili tarafından şikayet dosyasına sunulan, Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 Esas sayılı dosyasından alınan bila tarihli belgeye göre, ihale konusunun sadece 47 M 0041 plaka sayılı araç olduğu bildirilmiştir. Yine Mardin İdare Mahkemesi’nin 18.12.2014 tarih 2014/1913-2626 E.K. sayılı ilamında, Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 Esas sayılı dosyasında yapılan ihalede, ihale konusunun 47 M 0041 plakalı minibüs olduğu minibüs hattının ise ihale konusu edilmediği belirtilerek Mardin Belediye Başkanlığı’nın 08.10.2013 tarihli Encümen Kararı’nın iptaline karar verildiği görülmüştür.
Şikayete konu Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/5893 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı Süleyman Sincar tarafından, borçlu Mehmet Masum Özer aleyhine 47 M 0041 plakalı aracın çalıştığı minibüs hattı üzerine konan Mardin 1. Noterliği’nin 11.10.2012 tarih ve 05202 yevmiye numaralı 250.000 TL.lik rehin sözleşmesine istinaden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe girişildiği, alacaklının talebi üzerine İcra Müdürlüğü’nce minibüs hattının satışına karar verilip, 03.08.2015 tarihinde satış karar tensip zaptının tanzim edildiği görülmüştür. Bahse konu takip dosyasında, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Dairesi Başkanlığı, icra müdürlüğüne gönderdiği 18.05.2015 tarihli yazısında, Mardin İdare Mahkemesi’nin 18.12.2014 tarih 2014/1913-2626 E.K. sayılı ilamına atıf yaparak, Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin 17.03.2015 tarih ve 2015/34 sayılı Encümen Kararı gereğince 47 M 0041 plakaya ait minibüs hattının Mehmet Masum Özer adına kaydedilmiş olduğunu, aracın hattı üzerine rehin ve rehnin paraya çevrilmesine ilişkin şerh talebinin araç dosyasına işlendiğini belirtmiştir.
Somut olayda, 47 M 0041 plaka sayılı araç ile bu aracın çalıştığı hattın birbirinden bağımsız olarak ekonomik değeri olduğu dolayısıyla minibüs ile hattın ayrı ayrı takip ve ihale konusu edilebileceği açıktır. Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3153 Esas sayılı takip dosyasında, 47 M 0041 plaka sayılı araç Mehmet İhsan Olcar’a ihale edilmiş, bunun yanında belediye encümen kararına istinaden minibüs hattı da Mehmet İhsan Olcar adına tescil edilmiş ise de Mardin İdare Mahkemesi’nin 18.12.2014 tarih 2014/1913-2626 E.K. sayılı ilamı ile bu ilam doğrultusunda Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin 17.03.2015 tarih ve 2015/34 sayılı Encümen Kararı gereğince 47 M 0041 plakaya ait minibüs hattının yeniden Mehmet Masum Özer adına kaydedilmiş olduğunun belirtildiği dolayısıyla şikayet tarihi itibariyle şikayetçiler ile minibüs hattının ilgisinin kalmadığı, şikayetçilerin Mardin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/5893 Esas sayılı takip dosyasının taraflarından olmadığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, şikayetçiler satışın durdurulmasını isteyebilecek kişilerden olmadığı nedenle aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından bahisle istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı Süleyman Sincar'ın temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/23978
KARAR NO : 2016/22106
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/02/2016
NUMARASI : 2015/787-2016/87
DAVACI : Borçlu : Kenan Onak
DAVALI : Alacaklı : Türkiye Halk Bankası A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu vekilinin, diğer iddiaları yanında satış ilanının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle ihalenin feshini istediği, mahkemece şikayetin reddine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır” denilmekte olup, 6099 Sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Söz konusu maddeye göre, tebligat yapılabilmesi, muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunmaması şartına bağlanmıştır. Adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilmesi halinde 6099 Sayılı Kanun ile değişik Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılacaktır.
Yine Tebligat Kanunu'nda 6099 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, gerçek kişiler yönünden 35. maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, borçlunun adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve ayrıca daha önce kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması zorunludur.
İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3238 Esas sayılı takip dosyası ile İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü’nün 2014/818 Talimat sayılı dosyasının incelenmesinde; İcra emrinin, genel kredi sözleşmesi ve ipotek akit tablosunda belirtilen “Maslak Mah. Akasya Sok. 2A-2 NO.23 Şişli/İstanbul” adresine gönderildiği ancak 05.08.2014 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, aynı şekilde tapu sicil müdürlüğünce bildirilen başka bir adrese çıkartılan tebligatın da 16.10.2014 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, akabinde icra müdürlüğünce 30.10.2014 tarihinde yapılan sorgulamada, borçlunun mernis adresi olduğu anlaşılan “Maslak Mah. Akasya Sok. 2A-2 NO.23 Sarıyer/İstanbul” adresine 05.11.2014 tarihinde ayrı ayrı olmak üzere icra emri ve kıymet takdir raporunun tebliğ edildiği, ihaleye konu taşınmaza ait satış ilanının “Maslak Mah. Akasya Sok. No: 2A-2 İç Kapı No: 23 Şişli/İstanbul” adresine gönderildiği ancak 18.07.2015 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, 11.08.2015 ve 12.08.2015 tarihlerinde icra müdürlüklerince yapılan sorgulamalarda borçlunun mernis adresinin kayıtlı olmadığının tespit edildiği, bunun üzerine “Maslak Mah. Akasya Sok. 2A-2 NO.23 Şişli/İstanbul” adresine, 27.08.2015 tarihinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı görülmüştür.
06.12.2012 Resmi Gazetede yayınlanan 6360 sayılı kanunun 2/38 maddesine göre, Maslak Mahallesinin Sarıyer İlçesi’ne bağlandığına dair hüküm aynı kanunun 36/1-a maddesine göre ilk mahalli idareler genel seçimi olan 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Borçluya, icra emri ve kıymet takdir rapor tebliğleri “Maslak Mah. Akasya Sok. 2A-2 NO.23 Sarıyer/İstanbul” adresinde yapılmış olmasına rağmen mernis adresi tespit edilemeyen borçluya, takip dosyası kapsamında daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmamış olduğu anlaşılan “Maslak Mah. Akasya Sok. No: 2A-2 İç Kapı No: 23 Şişli/İstanbul” adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre satış ilanı tebliğ edilmesi usulsüzdür.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece, satış ilanı tebliği usulsüz yapıldığından bahisle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun “Hükmün Kapsamı” başlığını taşıyan 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği öngörülmüştür. Buna göre, şikayet dilekçesinde öne sürülen taleplerin ve dava nedenlerinin her birinin ayrı ayrı tartışılarak bunlar hakkında hangi sonuca ulaşıldığı ve verilen kararın ne olduğu hükümde birer birer açıklanıp gösterilmelidir.
Somut olayda, borçlu şikayet dilekçesinde birden fazla iddiada bulunarak ihalenin feshini talep ettiği halde Mahkemece bu iddialardan sadece tebligatların usulüne uygun yapıldığı ve gazete tirajının yasaya uygun olduğuna dair iddialar tartışılarak gerekçelendirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, borçlu vekilinin, öne sürdüğü diğer iddialar ayrı ayrı değerlendirilerek gerekçe oluşturulması gerekirken mahkemece bu hususun göz ardı edilmesi HMK'nun 297/2. maddesine aykırı olup kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/17659
KARAR NO : 2016/22150
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Erbaa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/12/2015
NUMARASI : 2015/46-2015/107
DAVACI : BORÇLU: İsmail Alinek
DAVALI : ALACAKLI: Avpil Avrupa Plastik Sanayi Ve Ticaret A.Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.'nun 129/1. maddesi uyarınca, birinci ve ikinci ihalede satışın yapılabilmesi için artırma bedelinin, malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması, bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını geçmesi zorunludur. İhale bedelinin, İİK.'nun 129. maddesinde öngörülen kriterlere uygun olmaması ise, tek başına ihalenin feshi sebebi olup, mahkemece re’sen nazara alınmalıdır.
Somut olayda alacaklı tarafından borçlu hakkında yapılan icra takibinde satışa konu 146 ada 1 parselin 1920/42000 payının 28.07.2015 tarihli 2. artırmada alacaklıya, alacağına mahsuben 63.000,00 TL bedelle ihale olunduğu görülmektedir. Taşınmaz payının tahmini değeri 116.855,94 TL olup, bu bedelin %50'sine tekabül eden meblağ 58.427,90 TL'dir. Öte yandan, şikayete konu taşınmaz payına ilişkin olarak, 4.170,47 TL gazete ilanı, 496,85 TL kıymet takdiri ve 1.030,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 5.697,32 TL satış masrafı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihale bedelinin, taşınmaz payının tahmini değerinin %50'sine satış masraflarının eklenmesiyle oluşan 64.125,22 TL tutarındaki miktarı karşılamadığı açıktır.
O halde, mahkemece, İİK.'nun 129/1. maddesi gereğince bu husus re’sen gözetilerek ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/16773
KARAR NO : 2016/22179
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sungurlu Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/03/2016
NUMARASI : 2016/42-2016/149
DAVACI : Şikayetçi : Bekir Ünal
DAVALI . Alacaklı : Rafet Demirel
DAVALI : Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülhan Kadıoğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İhaleye konu taşınmazın hissedarı olan şikayetçinin Sulh Hukuk Mahkemesine başvurusunda kendisine satış ilanı tebliğ edilmediğini ileri sürerek, ortaklığın satış yoluyla giderilmesi kararına dayalı olarak satış memurluğunca gerçekleştirilen ihalenin feshini istediği, mahkemece; şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.” Bu yönetmeliğe göre 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Yani; tebligatı çıkaran merci tarafından adres kayıt sitemine ilişkin olarak şerh verilmeden dağıtıcı tarafından 21/2. maddeye göre tebliğ işlemi yapılamaz.
Somut olayda; şikayetçi hissedar Bekir Ünal adına düzenlenen satış ilanı tebligatının dağıtıcı tarafından “adres kapalı olup muhatabın nerede olduğu bilinmiyor. Evrak 7201 sayılı TK 21. md gereği mahalle muhtarı İbrahim Çağlar imzasına teslim edildi. 2 nolu formül kapıya yapıştırıldı. Komşusu Ayşe Erdem e haber verildi.” şerhi ile 26.11.2015 tarihinde tebliğ ediliği, ancak tebliği çıkaran merci tarafından tebliğ evrakı üzerine, bu adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olması nedeniyle, tebligatın TK.'nun 21/2. maddesine göre yapılması gerektiğine ilişkin bir şerhin verilmediği görülmektedir.
Tebliği çıkaran merci tarafından, Tebligat Yönetmeliği'nin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği için, tebligatın TK'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesine göre yapılması gerekirken, dağıtıcının kendiliğinden TK'nun 21/2. maddesine göre tebliği yapması kanuna aykırıdır.
ESAS NO : 2016/16773
KARAR NO : 2016/22179
İİK'nun 127. maddesi gereğince; taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği satışı yapılan taşınmazın paydaşlarına tebliğ edilmelidir. Taşınmazın hissedarı olan şikayetçiye satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
Öte yandan, ortaklığın giderilmesi ilamı nedeniyle yapılan satışlara ilişkin ihalenin feshi davalarında alıcı ile birlikte hissedarların tamamının hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Somut olayda bu kurala uyulmadığı ve ihale alıcısı ile hissedarların hiçbirisinin davaya dahil edilmediği tespit edilmiş olup, taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/25007
KARAR NO : 2016/22480
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/04/2016
NUMARASI : 2016/192-2016/264
DAVACI : Alacaklı : T.Halk Bankası A.Ş.
DAVALI : —
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının, borçluya ait taşınmazı 08.7.2014 tarihinde yapılan ihalede alacağa mahsuben satın aldığını, ihalenin feshi davasının reddi kararının 10.02.2016 tarihinde kesinleştiğini, icra müdürlüğünün şikayete konu kararı ile taşınmazın, adlarına tescil işlemlerinin yapılması talebinin, Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 08.3.2016 tarih ve 2015/728 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararı gerekçe gösterilerek reddedildiğini ileri sürerek, icra müdürlüğünün konuya ilişkin 23.3.2016 tarihli ret kararının iptaline ve taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 134/son maddesi uyarınca; ihalenin feshi için öngörülen şikayet süresinin geçmesinden ya da ihalenin feshi istenmiş ise, bu konudaki şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra, ihalesi yapılan taşınmazın alıcı adına tescili için tapu idaresine yazı yazılır.
Öte yandan İİK'nun 22. maddesine göre, şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmayacağı gibi, şikayet hakkında verilen kararın temyizi dahi, kesinleşen ihale sonrası mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmediği sürece, alıcı adına tescil işlemi yapılmasına engel teşkil etmez.
Somut olayda, 08.7.2014 tarihinde yapılan ihalenin, henüz Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nce “borçluya gönderilen tebligatların tebliğ tarihlerinin düzeltilmesi ve icra dosyasında 22.5.2010 tarihinden sonra yapılan işlemlerin iptaline” yönelik olarak 08.3.2016 tarihinde tesis edilen hükümden önce 10.02.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu sabit ve tartışmasızdır. Hal böyle olunca, icra müdürlüğünün, ihalesi kesinleşen taşınmazın, ihale alıcısı adına tesciline ilişkin işlemleri yapmaktan kaçınması ve bu yönde verdiği karar, İİK'nun yukarıda açıklanan 134/son maddesi hükmüne aykırıdır.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile şikayet konusu kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, istemin reddine yönelik hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/17672
KARAR NO : 2016/20424
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/07/2015
NUMARASI : 2014/611-2015/593
DAVACI : ŞİKAYETÇİ: Maliye Bakanlığı
DAVALI : ALACAKLI: Men Yeddiemin Ve Dep. Teks. Gıd. Trz. Kuy. İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Kiraz Koyuncu Ceylan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda, alacaklı tarafından yediemin ve çekici ücreti alacağının tahsili için başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçluya ait hacizli aracın satışı üzerine icra müdürlüğünce yediemin alacağının Adalet Bakanlığının belirlediği ücret tarifesine aykırı olarak hesaplandığını ve ihale bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiğini ileri sürerek müdürlük işleminin iptalini talep ettiği, mahkemece yedieminlik ücretinin miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak satış bedelinden yediemin ücreti ile birlikte satış ve haciz gideri olarak 1.478,85 TL'nin alacaklıya, kalan 9.021,15 TL'nin de motorlu taşıtlar vergisi olarak vergi dairesine ödenmesine, icra dairesince bu doğrultuda işlem yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra İflas Kanunu'nun mahcuz malların muhafazası hakkındaki 88. maddesi uyarınca, taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca ise, takip masrafları borçluya ait olup, alacaklı ilk ödenen paradan yaptığı masrafları alır.
Paranın paylaştırılmasına ilişkin İİK'nun 138/2. maddesi gereğince; haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar, önce satış tutarından alınır ve artan para, takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır.
Yediemin ücretinin ise, satış talep tarihine kadar olanı takip masrafı, bu tarihten satış tarihine kadar olanı ise satış masrafı olup, satış masrafı olan yedieminlik ücretinin satış tutarından öncelikle ödenmesi gerekir.
Buna göre yedieminin, alacağını, muhafazanın yapıldığı, bir diğer anlatımla, yediemin ücretinin doğduğu icra takip dosyasından talep etmesi gerekip, bunun için yeni bir takip başlatmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle de, yediemin ücretinin satış bedelinden öncelikle ödenmesi hususu, muhafazanın uygulandığı ve yediemin ücretinin doğduğu icra takip dosyasından satışın yapılması halinde söz konusu olup, icra müdürlüğünce, İİK'nun 88. maddesine göre yediemin ücretinin hesaplanarak ödeme yapılacağı tabiidir.
ESAS NO : 2016/17672
KARAR NO : 2016/20424
Yedieminin, ücret alacağı için müstakil bir takip başlatması ve bu dosyadan taşınırın satılması halinde ise, artık İİK'nun 138/2. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, satış bedelinden öncelikle bu dosya alacağının ödenmesi söz konusu olamaz. Bu durumda icra müdürlüğünce yapılacak iş, satış bedelinin, sıra cetveli yapılmak üzere ilk haczi koyan icra dairesine gönderilmesinden ya da ilk haciz, satışın yapıldığı dosyadan konulmuş ise sıra cetveli yapmaktan ibarettir.
Somut olayda, tahsili istenen yedieminlik ücreti, muhafaza tedbirinin uygulandığı takip dosyasından değil, ayrı bir takibin konusu yapılmış, takip itiraz edilmeksizin kesinleşmiş ve paraya çevirme aşaması tamamlanmıştır. Bu durumda, yedieminlik ücretinin satış bedelinden öncelikle ödenmesi mümkün olmayıp, satış tutarının, bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmeyeceğinin anlaşılması halinde, icra dairesince, alacaklıların bir sıra cetvelinin yapılması gerekir.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre şikayetçinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/32366
KARAR NO : 2017/1329
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/03/2016
NUMARASI : 2015/784-2016/179
DAVACI : BORÇLU: Murat Baykal
DAVALI : ALACAKLI: İbrahim Çelikten
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlunun diğer fesih sebepleri ile birlikte satış ilanı tebligatının usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürerek 27 KG 062 plaka sayılı araca ilişkin olarak 01.12.2015 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.
İİK.'nun 114. maddesi gereğince, menkul ihalelerinde satış ilanının borçluya tebliği zorunlu değil ise de; icra müdürlüğünce satış ilanının borçluya tebliğine karar verilmesi halinde, satış ilanının tebliğ edilmemesi ya da usulsüz tebliğ edilmesi, Dairemizin süregelen içtihatlarına göre ihalenin feshi sebebidir.
Nitekim, icra dosyasının incelenmesinde, icra müdürlüğünce 28.10.2015 tarihli satış kararında; ''yeteri kadar satış ilanının hazırlanarak ilgililere tebliğine'' karar verildiği anlaşılmakta olup; anılan kararda, “tebligat yapılamaması halinde satışın yapılmasına” şeklinde bir hüküm de bulunmadığından, satış ilanının borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi zorunludur.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinde; ''Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını
ESAS NO : 2016/32366
KARAR NO : 2017/1329
tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüş olup; Tebligat Yönetmeliği'nin 31. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde de; ''…(a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, şikayetçi borçlu adına çıkarılan satış ilanının ''Adres tevziat anında kapalı olup en yakın komşusu isim ve imzadan imtina ederek muhatabın çarşıda olduğunu beyan etti. T.K. 21. maddesine göre mahalle muhtarının imzasına tebliğ edildi. 2 no'lu haber kağıdı kapıya yapıştırıldı. İsim ve imzadan imtina eden komşusuna haber verildi.'' kaydı ile 02.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmekte olup; tebligat parçasında; gerek beyanda bulunan ve gerekse haber verilen komşunun isminin tespit ve tevsik edilmediği, bir diğer ifadeyle, beyan sahibi ile haber verildiği bildirilen komşunun açık kimliğinin ne olduğunun tebliğ mazbatasında açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, satış ilanı tebliğ işleminin, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. ve 31/1-c maddeleri koşullarına göre usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Dolayısıyla, yukarıda açıklandığı üzere; satış kararı uyarınca, satış ilanının borçluya usulüne uygun tebliği zorunlu olduğu halde borçluya yapılan satış ilanı tebligatı usulsüz olduğundan bu husus, başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
F. ALTINOK
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2017/68
KARAR NO : 2017/1437
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/04/2016
NUMARASI : 2015/890-2016/419
DAVACI : İpotek Borçlusu:Atilla Akyol
DAVALILAR : İpotek Alacaklıları:Osman Bilgin,Eyüp Bilgin,Durali Bilgin,Bayram Bilgin,İbrahim Bilgin,Mustafa Bilgin,Durkadın Bilgin,Ayşe Alkan,Fatma Batu
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki ipotek borçlusu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Semiha Uyar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İpotek borçlusunun icra mahkemesine başvurarak, icra müdürlüğüne depo edilen bedel karşılığında ipoteğin fekkini talep ettiği, mahkemece,17.03.2016 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen 93.466,29 TL bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte icra veznesine depo edilmesi halinde ipoteğin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 153. maddesinde; “İpotekle temin edilmiş ve vadesi gelmiş bir alacağın borçlusu icra dairesine müracaatla alacaklısının gaip ve yerleşim yerinin meçhul bulunduğunu veya borcu almaktan ve ipoteği çözmekten imtina ettiğini beyan ederse icra dairesi onbeş gün içinde daireye gelerek parayı almasını ve ipoteği çözmesini alacaklıya usulüne göre tebliğ eder. Alacaklı bu müddet içinde gelmediği veya gelipte kanunen makbul bir sebep beyan etmeksizin parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina eylediği takdirde, borçlu borcunu icra dairesine tamamiyle yatırırsa, icra mahkemesi verilen paranın alacaklı namına hıfzına ve ipotek kaydının terkinine karar verir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, kendisine bu madde şartlarında ihbar çıkarılan ipotek alacaklısı, ipotek bedelinin günün koşullarına uyarlanması için genel mahkemelerde dava açabilir ve böyle bir dava açtığını belirterek, icra müdürlüğündeki ipoteğin fekki talebine itiraz edebilir. İpotek alacaklısı, böyle bir dava açmadan, ipoteğin fekki talebi üzerine, ipotek bedelinin günün koşullarına uyarlanması gerektiği sebebi ile borçlunun yatırdığı parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina edebilir. Bu sebep, İİK'nun 153. maddesinde yazılı “kanunen makbul” sebep niteliğindedir.
Somut olayda, ipotek alacaklısı Muharrem Bilgin varisi Mustafa Bilgin icra dosyasına sunduğu 26.08.2015 havale tarihli dilekçesi ile, ipoteğin günümüz koşullarına göre uyarlanması gerektiğini, bu doğrultuda yapılacak hesaplamaya göre ipotek bedelinin depo edilebileceği iddiasıyla, depo edilen ipotek bedeline itiraz etmiştir. Bu durumda, ihtilafın çözümlenmesi yargılama yapılmasını zorunla hale getirdiğinden, ipoteğin fekki anılan madde kapsamında talep edilemez.
ESAS NO : 2017/68
KARAR NO : 2017/1437
Mahkemece, istemin açıklanan nedenlerle yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddi gerekirken, işin esasının incelenerek, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyarlama yapılarak, tespit edilen bedelin depo edilmesi halinde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : İpotek borçlusunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre ipotek borçlusunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
A. TUNCAL
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/25621
KARAR NO : 2017/2141
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kaş İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/01/2016
NUMARASI : 2015/62-2016/6
DAVACI : Borçlu:Ramazan Arif İlban
DAVALILAR : Mustafa İlban,T. Vakıflar Bankası T.A.O., Ökkeş Saruhan
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erdal Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
İpotekli taşınmazın maliki Ramazan Arif İlban, sair iddiaları yanında, ihale alıcısının taşınmaz üzerindeki haczinin 3. sırada olduğunu ve bu nedenle ihaleye teminat yatırmadan iştirak etmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece, istemin reddine karar verilmiştir.
İİK.'nun 124/3. maddesine göre; “Artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri şartnameye yazılır”.
Haciz koydurmuş alacaklı bir kişi ise veya birden fazla kişi olmasına rağmen alacağı ilk sırada ise, bu durumda alacağının, taşınmazın muhammen bedelinin yüzde yirmisi kadar veya ondan fazla olması halinde artırmaya katılabilmek için teminat göstermekle yükümlü değildir. Ancak, haciz koydurmuş birden fazla alacaklı varsa ve ihaleye teminatsız girmek isteyen alacaklının alacağı ilk sırada değil ise, teminat göstermekten muaf tutulabilmesi için, kendisinden önce gelen alacaklıların alacak bedelleri toplamının, muhammen bedelden çıkarılması sonucu kalan miktarın, muhammen bedelin %20'sini karşılaması veya üzerinde olması ve ayrıca şikayetçinin alacağının da muhammen bedelin %20'sini karşılaması gerekir.
Bu durumda, mahkemece; ihale alıcısının haczinin, ipotek ve hacizlerden sonra geldiğinin tespit edilmesi halinde, ihale tarihi itibariyle, diğer ipotek ve haciz alacaklılarının alacak miktarının ne kadar olduğu belirlenip, bu alacak miktarları toplamının, ihale konusu taşınmazın muhammen bedelinden çıkartılarak, kalan bakiye miktarın ve ihale alıcısının (alacaklının) alacak miktarının, ayrı ayrı, ihaleye konu taşınmazın muhammen bedelinin %20'si olan 75.655,78 TL'nin üzerinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu Ramazan Arif İlban’nın temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Z. N. HACIMAHMUTOĞLU
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
A. TUNCAL
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2016/25313
KARAR NO : 2017/2230
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Hatay İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2016
NUMARASI : 2015/371-2016/206
DAVACI : BORÇLU: Mehmet Kadri Değer
DAVALI : ALACAKLI: Ziraat Bankası A.Ş.
DAVALI : İHALE ALICISI: Semir Balcı
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlu tarafından şikayete konu 13696 sayılı parselde bulunan 13 numaralı bağımsız bölümün satışının İİK.'nun 150/e maddesi hükmüne göre yasal süresi içerisinde istenmediğinin ileri sürülerek anılan taşınmaza ilişkin olarak gerçekleştirilen ihalenin feshi talebiyle icra mahkemesine başvurulduğu görülmektedir.
İcra emri tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK.'nun 150/e-1. maddesi hükmüne göre taşınmaz rehninin satışının, icra emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde istenmesi gerekir. İİK.'nun 150/e-2. maddesinde ise; anılan süre içinde satışın istenmemesi veya talep geri alınıp da bu süre içinde yenilenmemesi halinde takibin düşeceği hüküm altına alınmıştır. Anılan yasal düzenleme uyarınca; süresi içinde yapılmış olan satış talebi, alacaklı tarafından bir defa geri alınabilir. Bu durumda, satış talebini geri alan alacaklı ancak, icra emrinin tebliğ tarihinden itibaren kalan satış isteme süresi içinde yeniden satış isteyebilir.
Somut olayda, icra emrinin borçluya 29.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve alacaklı tarafından 22.09.2014 tarihinde ipotekli taşınmazın satışı talebinde bulunularak 24.09.2014 tarihinde de 3.000,00 TL satış avansının yatırıldığı görülmektedir. Öte yandan, yasal bir yıllık süre içerisinde satış istenmiş ise de; alacaklı yanca anılan satış talebinin 17.11.2014 tarihinde geri alındığı ve 20.04.2015 tarihinde tekrar satış talep edilerek 21.04.2015 tarihinde satış masrafının yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, satış talebini geri alan alacaklı tarafından icra emrinin tebliğinden itibaren kalan satış isteme süresinde yeniden satış isteminde bulunulmadığı açıktır. Dolayısıyla, geçerli bir satış isteminin varlığından söz edilemeyeceğinden icra takibinin düşmüş olduğu kuşkusuzdur.
O halde,mahkemece, yukarıda değinilen açıklamalar gözetilerek şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
F. ALTINOK
Üye
A. TUNCAL
Üye
Dr. Ş. KELEŞ
Üye
G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7914
KARAR NO : 2007/10337 Y A R G I T A Y İ L A M I
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXX XX XXXX XXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XX XXXXXXXX XXXX XXXXX XXXXXXXXX XXXXXX XXXXXXXXXXXXXXX Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Taşınmazın ihalesinin kesinleşmediği mahkemesince feshine karar verildiği anlaşılmıştır. İcra Müdürünün ihale bedelinin alacaklıya ödenmesine ilişkin işlemi İİK 134.ncü maddesi gereğince dayanaksız kalmıştır. Bu durumda ihale alıcısının ödediği paranın İİK 361. nci maddesine göre, icra müdürlüğünce alacaklıdan yöntemince geri alınması gerekir. Bu nedenlerle mahkemenin alıcının sebepsiz zenginleşme davası açarak söz konusu parayı tahsil etmesine dair aksine görüşünde isabet bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 13.10 YTL onama harcı alındığından başkaca harç alınmasına yerolmadığına, 21/05/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
M.Oskay H.Karakış F.Kadı N.Hacımahmutoğlu M.G.İpek
