kardesi gibi yazildigi halde aslinda yegeninin anne baba adinin duzeltilmesi
18. Hukuk Dai̇resi̇
2014/10730
2014/15092
2014-10-28
İçtihat Metni
YARGITAY
18. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/10730
K. 2014/15092
T. 28.10.2014
5490/m. 35
4721/m. 291
DAVA : Dava dilekçesinde, davalı Haydar'ın nüfus kaydının iptali ile nüfus kaydının, baba hanesine gerçek babası olan davalı Ali Dursun, anne hanesine gerçek annesi olan davalı Gülendem yazılarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan Ali Dursun ile Gülendem'in gayriresmi birlikteliklerinden davalı Haydar'ın dünyaya geldiğini, ancak nüfusta davacının babası Haydo ve davacının annesi Yeter'den doğmuş gibi kaydedildiğini, öz kardeşi gibi görünen Haydar'ın aslında yeğeni olduğunu, miras hukukunu ilgilendirdiğinden bahisle davalı Haydar'ın nüfus kaydındaki anne ve baba adının düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 35. maddesine göre “… Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez kayıtların anlamı ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz.” Aynı Yasanın 36. maddesinde ise “Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.” hükmü yer almaktadır. Hukuk Muhakemeleri Yasasının 33. maddesine ( HUMK. 76. m. ) göre; Hâkim, Türk hukukunu re'sen uygular. Maddi olayı açıklamak taraflara hukuki niteleme ise hakime ait olup somut olayda istem gerçeği yansıtmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğundan ve Türk Medeni Yasası'nın 291. maddesinde belirtilen soybağının reddi ile bir ilgisi bulunmadığından, davacının mevcut nüfus kaydı sebebiyle mirasçılıktan kaynaklanan hakları zedeleneceğinden böyle bir davayı açmaya hakkı bulunmaktadır. Ancak eldeki davada miras hukukundan doğan hakları etkilenecek diğer mirasçıların tespit edilip davaya dahil edilmesi ile tarafların kabulleri ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
