MIHIR SENEDINDEN DOGAN DAVA

Daire / Kurul
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/18221
Karar No
2013/530
Karar Tarihi
2013-01-21
Karar Belgesini Aç
Daire / KurulHukuk Genel Kurulu
Esas No2012/18221
Karar No2013/530
Karar Tarihi21.01.2013
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2014/6-426
KARAR NO. 2015/2623
KARAR TARİHİ: 18.11.2015

>>BOŞANMA MEHİR SENEDİ ALACAĞI, TANIK DİNLENİP DİNLENEMEYECEĞİ

Taraflar arasındaki “ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, buluna- madığı takdirde bedellerinin tahsili” davasından dolayı yapılan yargıla ma sonunda; Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi sıfatıyla) davanın reddine dair verilen 27.12.2011 gün ve 2009/359 E., 2011/716 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilme si üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 03.10.2013 gün ve 2013/8623 E., 2013/13530 K. sayılı ilamı ile;

(…Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde, davalı İ. ile boşandıklarını tarihsiz mehir senedi ile davacıya bağışlanan çeyiz ve ziynetlerin davalılar yedinde
kaldığını, davalılar boşandıktan sonra bu eşyaları vermedikleri gibi bedelini de vermeye yanaşmadıklarını belirterek ziynet ve çeyiz eşya
larının aynen iadesi, aynen olmadığı takdirde bedelinin tahsilini iste miştir. Davalılar davacı ile 1998 tarihinde evlenildiğini eşlerin birlikte
Almanya’ya yerleştiklerini, eşlerin geçimsizlik nedeniyle 2004 yılında ayrıldıklarını, ayrılmalarından bir yıl sonra tekrar birleştiklerini bu sefer Danimarka'ya yerleştiklerini, ikinci birleşmelerinde davaya konu mehir senedinin düzenlendiğini ve Almanya'da alınan ziynet ve eşyaların bu senede yazıldığını, davacının Almanya’da ki eşyaları satıp parasını da kendisinin aldığını, ziynet eşyalarının ise halen kendisinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar.

Mahkemece dava lıların savunmaları doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.

Davada dayanılan çeyiz senedi tarihsiz olup, 28 kalem çeyiz ve ziy net eşyasının doğabilecek anlaşmazlık sonucu davacıya o günkü değe
ri karşılığında ödeneceği kararlaştırılmış, senet metni davalılar tara fından imzalanmıştır. Yine bu senedin evlendikten yaklaşık yedi sene
sonra imzalandığı da taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.

Davacı da, anılan senede dayanarak taahhüt edildiği halde alınma yan ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelini talep etmektedir. Söz konusu eşyalar taraflar arasında senede bağlanmış olup, davalı eş ve kayınpeder açısından bağlayıcıdır. Dolayısıyla davalılar senette belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Taraflar arasındaki sorunun genel ispat kurallarına göre çözümlenme si gerekir. 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesine göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olgu ların varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı iddiasını varlığı inkar edil meyen adi yazılı belge niteliğindeki mehir senedi ile kanıtlamıştır.

Davalı bunun aksini iddia ettiğine göre, 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereğince, (Mülga HUMK'un 290. maddesi) senede karşı senetle ispat kuralı gereğince savunmasını tanıkla ispat edemez. Yine aynı kuvvette yazılı belgeyle ispat etmesi gerekir. Davalı böyle bir belge ibraz edememiştir. Davalı delil listesinde yemin deliline de dayanmadığından mehirsenedindeki taahhüdünü yerine getirdiğini hiçbir yasal delil ile kanıtlayamamıştır.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi ge rekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değildir…) gerekçesiyle dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacı vekili, davalılardan İ.B.nin müvekkilinin boşandığı eşi, diğer davalı B.B.'nin ise kayınpederi olduğunu, müvekkilinin Deldom Mahke-mesi'nin kesinleşen kararı ile davalı İ.B.'den boşandığını, kesinleşen bu ilamın tanınması ve tenfizi için Konya Aile Mahkemesi'nde dava açıldığını, davalıların müştereken imzalayıp verdikleri tarihsiz mehir senedi ile listede belirtilen ziynet ve çeyiz eşyalarını müvekkile bağışladıklarını, eşyaların tamamının davalılar yedinde kaldığını, davalıların boşanmadan sonra bu eşyaları vermedikleri gibi bedelini vermeyi de reddettiklerini, alacaklarının bulunduğu senedin şahitler huzurunda imzalandığını ve
Sağlık Köyü Muhtarı tarafından da onaylandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 24 parça (113 adet) çeyiz eşyasının aynen, bu mümkün değilse 35.000,00 TL bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacı ile müvekkillerinden İ.B'nin 1998 tarihinde ev- lendiğini, düğünlerini Almanya’da yaptıklarını ve Almanya’da yaşamaya başladıklarını, bir süre sonra taraflar arasında geçimsizlik başladığını ve 2004 yılında ayrıldıklarını, komşuların araya girmesi ile tekrar birleştik lerini ve Danimarka'ya yerleştiklerini, ikinci birleşmelerinde dava konusu senedin tanzim edildiğini ve Almanya'da alınan çeyiz ve ziynet eşyalarının bu senede yazıldığını, davacının müvekkili ile arasının açılmasından son- ra Almanya'da yaşadıkları evde bulunan tüm eşyaları üst kat komşusu R.Y.'nin oğluna satıp parasını aldığını, davaya konu yapılan ziynet eşyala- rını ise bankada bir kasaya koyduğunu, müvekkilinden talep edilen ziynet eşyalarının davacıda olduğunu ve bankada muhafaza edildiğini, iddia edildiği gibi ziynet ve çeyiz eşyalarının müvekkilinin yanında kalmadığını, müvekkillerinden B.B.'nin bu eşyalar ile hiçbir ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dinlenen davacı ve davalı tanıklarının, taraflar arasında düzenlenen çeyiz senedinin tarafların evlenmesinden yaklaşık 5-10 yıl kadar sonra düzenlendiğini, bu eşyaların davalılar tarafından davacıya alınıp alınmadığı, alınmışlar ise şu anda kimde olduklarını bilmediklerini belirttikleri, bir an için Yargıtay'ın yerleşik kazanmış içtihatları doğrultusunda davacı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatılma sı gerektiği düşünülebilecek olsa da, dosya kapsamında dinlenen davalı tanığı Z.S.'nin mahkemece alınan beyanında, çeyiz senedinde belirtilen tüm eşyaların davalılar tarafından davacıya alındığını, çeyiz senedinde belirtilen eşyaların tamamının (ziynet eşyaları dahil) davacının uhdesinde kaldığını belirttiği, davalının müşterek konutu terk ederek tüm eşyaları davacıya bıraktığı, dosya içerisinde bulunan “Ayrılık Davalarında Müzakere Protokolü Başkent Devlet İl İdare Müdürlüğü”ne ait 2007/112-22873 nolu kararda davacının ortak konutta bulunan tüm eşyaları aldığı, ortak konutun davacıya verildiği, çeyiz senedinde belirtilen eşyaların tamamının davacının uhdesinde bulunduğunun mahkemece sabit görüldüğü gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş;

kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, metni yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçeler ile hüküm bozulmuş; mahkemece, önceki gerekçeler genişletil mek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını davacı vekili temyize getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davanın ispatına ilişkin olup; davacının sunduğu çeyiz senedine karşı davalıların iddialarının kanıtlanması için tanık dinlenip dinlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Konunun aydınlatılması için ispat hukuku yönünden geçerli kurallara değinmekte yarar vardır:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun “İspat Yükü” başlıklı 6.maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” ifa-desine yer verilmiştir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluştu- ran vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 287.maddesi
(6100 sayılı HMK m.189/3); “Kanunun muayyen bir delil ile ispatını emreylediği hususlar başka suretle ispat olunamaz. İki tarafça muayyen deliller ile ispatı tahriren kabul edilmiş olan veya muhakeme esnasında olveçhile beyinlerinde karar verildiği ikrar olunan maddeler hakkında başka delil kabul olunmaz.” Hükmünü amirdir. Aynı Kanunun 288.maddesinde (6100 sayılı HMK m.200/I) “senetle is-pat” ve 289. maddesinde (6100 sayılı HMK m.200/II) de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir.

Yine Aynı Kanunun 290.maddesinde (6100 sayılı HMK m.201); “Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve
senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler …liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”
denilmekte ;

293.maddesinde de(6100 sayılı HMK m.203); “Aşağıdaki hallerde her halde şahit ikame olunabilir:
1-Usul ve füru, birader ve hemşire veya karı koca ve kayınpeder ve
valide ile damat ve gelin arasındaki muameleler,
2-Cürümden mütevellit olsun olmasın tazminatı müstelzim fiiller,
3-Yangın veya kazayı bahri veyahut düşman istilası gibi senet alınması
gayrimümkün veya fevkalade müşkül hallerde yapılan muameleler.
4-Halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı müte-
amilolmıyan muameleler,
5-Akitlerde hata, hile, gabin, cebir ve ikrah vukuu.”
hükmü yer almaktadır.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) ola- rak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.290'daki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da m.293’de belirtilmiştir. Bunun yanında, 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Bir- leştirme Kararına göre, tanıkla kanıtlama yasağı, yalan tanıklığı önleme
ve davada tarafların çıkarlarını koruma amacına yöneliktir. Değeri belli miktarı aşan hukuki işlerin tanıkla kanıtlanması yasağına ilişkin ilkeler, kamu düzeni düşüncesiyle yasaya konulmuş hükümlerden değildir. Ancak yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir.

Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde: Eldeki dava mehir senedinden dolayı ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğuna göre, konunun ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.

Görülmekte olan davada, davalılar senetteki imzayı inkar etmemişler; davacı ile davalılardan İbrahim B…’ün ikinci birleşmelerinde dava konusu senedin tanzim edildiğini ve Almanya'da alınan ziynet ve çeyiz eşya- larının bu senede yazıldığını, talep edilen ziynet ve çeyiz eşyalarının davacıda olduğunu, bu eşyaların yanlarında kalmadığını iddia etmişlerdir.

Yukarıda vurgulandığı üzere, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davalıların davaya konu mehir senedinde yazılı ziynet ve çeyiz eşyalarına ilişkin taahhüdü yerine getirdiklerini yazılı delille kanıtlamaları gerekir. Ancak davalılar iddialarını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil dosyaya sunmamışlardır. Az önce belirtildiği gibi davalıların bu savunmalarını tanıkla kanıtlamalarına hukuken olanak yoktur. Öte yandan davalılar delil listelerinde yemin deliline de dayanmadıklarından mehir senedine ilişkin taahhütlerini yerine getirdikleri konusunda davacıya yemin teklif etme haklarının hatırlatılması da mümkün değildir. O halde, mehir senedinde yazılı ziynet ve çeyiz eşyalarına ilişkin taahhüdün yerine getirildiği hususu davalılar tarafından yazılı delille ispatla namadığından, davacının ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedellerinin tahsiline yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce; senede karşı senetle ispat kuralının bu olayda uygulanamayacağı, mehir senedine karşı tanık dinlenebileceği, bu nedenle mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ:Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 18.11.2015 gününde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.

YARGITAY 3. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/15603
KARAR: 2014/1815

Taraflar arasında görülen kişisel eşyanın iadesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan H… 08.04.2006 tarihinde evlendiğini, davalı H… ile babası olan diğer davalı A…'in evlilik öncesinde vermiş bulundukları 04.04.2006 tarihli mehir senedi ile müvekkiline 25.000 TL değerinde ziynet ve ev eşyasını bağışlamayı vaad ettiklerini, ancak davalıların mehir senedinde yazılı olan eşyalardan sadece ziynet eşyalarını aldığını, ev eşyalarının ise müvekkilinin babası tarafından alındığını ileri sürerek; ziynet eşyalarının değerinin mehir senedindeki bedelden mahsubu ile belirlenecek bedelden şimdilik 15.000 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 10.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 20.000 TL'ye yükseltmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, esas yönünden ise davaya konu edilen mehir senedinin geleneklere uygun olarak ziynet ve ev eşyalarının alınmasından sonra müvekkilleri tarafından düzenlendiğini, bu nedenle senede davacı tarafından getirilen çeyiz eşyalarının dahi yazıldığını, ancak davacı ile davalı Hüseyin arasında anlaşmazlık çıkması üzerine eşyaların davacı tarafa teslim edildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davalıların mehir senedinde belirtilen eşyaların bir bölümünü aldığı, bu nedenle davalıların almadıkları eşyaların bedelinden sorumlu bulundukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 17.654 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak, dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı ile davalı Hüseyin'in müşterek evlerinde kullanacakları eşyalar ile davacıya takılacak olan ziynet eşyalarının alınmasından sonra davaya konu mehir senedinin tanzim edildiği, bu suretle davalıların evliliğin tesisi için alınmış olan ziynet ve ev eşyalarını davacıya vermeyi vaad ettikleri, bilahare evliliğin sonlandırılması için dava açılması üzerine senette yazılı eşyalardan koltuk takımı ile halıların davalılarda kaldığı, diğer eşyaların ise davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, mahkemece; davalıların, uhdelerinde bulunan koltuk takımı ile halıların dava tarihindeki bedeli ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MİHİR EŞYALARI HAKKINDA DÜZENLENEN MİHİR SENEDİ ve SENETTEKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLDİĞİNİN İSPATI
T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/18221
K. 2013/530
T. 21.1.2013
818/m. 486
4721/m. 270,271
1086/m. 337
DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 
KARAR : Dava, çeyiz senedi uyarınca yirmi beş kalem halinde belirlenen çeyiz ve ziynet eşyasının bedelinin ödenmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 
1-Dosya kapsamına toplanan delillere ve mahkeme kararında yazılı gerekçelere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 
2-Davacı vekilinin çeyiz senedinde yazılı ziynet eşyaları dışında kalan eşyalara yönelik temyiz itirazlarına gelince ; 
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilesinin davalı Aydın A. ile evlenmesi sırasında davada dayanılan çeyiz senedinin düzenlendiğini, davalıların bu çeyiz senedi ile taahhüt edilen eşyaların aynen veya nakden ödenmediğini, çeyiz eşya senedinde geçen tüm eşyaların davalılar tarafından taahhüt edildiğini, belirterek eşyaların bedellerinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili davalılardan Muhittin A.'nun adi kefil olduğunu, BK 486. Maddesine göre asıl borçlu ile birlikte dava açılamayacağını, Muhittin yönünden davanın reddine karar verilmesini, Türkiye'de altınlar dışında belirtilen eşyalardan sadece yatak odası alındığını, davacının bu takımı da eskidiğinden başkasına bağışladığını, Danimarka'da diğer eşyaların teslim edildiğini, Danimarka'da tarafların boşanmalarına karar verilmesi sonucunda dava konusu eşyaların ilgili kurumun kararıyla müşterek konutla birlikte davacıya bırakıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 
Dosya kapsamı itibariyle davacı ile davalılardan Aydın A.'nun evlenmeleri sırasında 13/07/2000 tarihli “mihir senedi” başlıklı bir belge düzenlenmiş, bu senet ile davalılar toplam 55.000 TL değer takdir edilen dava konusu yirmi beş kalem eşya ve ziynetin davacının, kendi malı olduğunu, herhangi bir anlaşmazlık olduğunda Aydın A.'nun borçlu, babası Muhittin A.'nun kefil olduğu borçluların mihir senedini kabul ettikleri yazılıdır. Tarafların evlendikten sonra yurt dışında yaşadıkları sırada Danimarka Valiliğinin 03/09/2009 tarihinde ayrılık kararı verdiği ve kararda tarafların müşterek adresindeki kiralık daire haklarının bayana bırakıldığının yazılı olduğu, yabancı ülke idari birimince verilen 06/05/2010 tarihli kararda ise tarafların boşanmalarına karar verildiği, ayrılık kararındaki şartların geçerli olacağının belirtildiği görülmüş, Daire geri çevirme kararı ile getirtilen boşanma dava dosyası içerisindeki bu kararlarda eşyalardan bahsedilmediği anlaşılmıştır. 
Asıl borçlu Aydın A. hakkında davacı tarafından Cihanbeyli İcra Müdürlüğü'nün 2011/662 Esas sayılı dosyası üzerinde nafaka alacağı konusunda yapılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, haczi kabil malı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı kefil Muhittin A. hakkında da dava açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. 
Dava konusu mihir eşyaları taraflar arasında senede bağlanmış olup davalıları bağlar. Dolayısıyla davalılar senette belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlamak zorundadır. Senet gereğinin yerine getirildiği konusunda tanık dinlenmesi ve tanık beyanlarının hükme esas alınması mümkün değildir. Senette eşyaların davacıya ait olduğu kararlaştırıldığından davalıların sözleşmeye aykırı davranmaları halinde bunların iadesinden ya da bedellerinden sorumlu tutulmaları gerekir. Mahkemece her ne kadar tarafların Danimarka'da birlikte ikamet ettikleri eşyalı evin davacı Meral‘e bırakıldığı, senetteki ziynet dışındaki eşyaların da davalının kullandığı evde bulunduğu kabul edilmiş ise de Daire geri çevirme kararı ile getirtilen boşanma dava dosyası içerisindeki yabancı ülke idari makamının kararında eşyalardan bahsedilmediği anlaşıldığından ziynet dışındaki eşyaların davacıya verildiğinin kabulü doğru değildir. Davalılar dava konusu eşyaların davacıya verildiğini sundukları delillerle kanıtlayamamışlardır. Bununla birlikte davalılar vekili 06/12/2010 tarihli delil listesinde açıkça yemin deliline de dayandığından davalı yana çeyiz senedinde belirtilen eşyaların davacıya verildiği konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece uyuşmazlıkta ispat külfetinin davalı tarafta olduğu gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.