mirastan feragat sozlesmesi calisma

İçtihat Metni

B. Koşullar ve yüklemeler
l “515” o “İlgili İçtihatlar” MADDE 515.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
Hukuka veya ahlaka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.
I. Mirastan feragat sözleşmesi
1. Kapsamı
l “528” o “İlgili İçtihatlar” MADDE 528.- Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
2. Hükümden düşmesi
MADDE 529.- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragat hükümden düşer.
Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragat yine hükümden düşer.
BİR KARŞILIK ALMADAN YAPILAN MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNE ÖRNEK

Mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyen mirasçı MN.şu suretle söze başladı:
“Herhangi bir bedel ve karşılık almadan, annem AN.nin ölümünde terekesinde meydana gelecek olan miras hakkımdan, saklı payımdan; kardeşlerim BN.CN.ve DN.nin eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek feragat ediyorum.

Bu feragatim, annem AN.ye miras yolu ile gelen ve miras yolu ile gelmeyip kendi adına kayıtlı olan taşınmazları da kapsayacaktır.
Feragatimin benim mirasçılarımı da etkilemesini yani benden dolayı annem AN.ye mirasçı olmamalarını istiyorum.

Kendileri için feragat etmiş olduğum kardeşlerim BN.CN. ve DN.den her hangi birisinin annemiz AN.den önce ölmesi halinde kendi mirasçılarının bu feragatımdan yararlanmalarını yani mirasçı olmalarını istediğimi bildiririm.” diyerek sözlerini bitirdi. Oturumda hazır bulunan miras bırakan AN. Şu suretle söze başladı:

“Bir bedel ve karşılık almadan oğlum MN. nin, ölümüm halinde kendi adıma kayıtlı taşınmazlar ile miras yolu ile gelen taşınmazlarım da dahil olmak üzere bütün tere-kemdeki miras hakkından ve saklı payından kardeşleri BN. CN. ve DN.nin eşit hisselerle yararlanmaları için yaptığı feragati kabul ediyorum.

Yararlarına feragat yapılan BN.CN. ve DN. den her hangi birisinin benden önce ölmesi halinde kendi altsoyunun mirasçı olmasını da kabul ettiğimi bildiririm.”diye sözlerini bitirdi.”

BİR KARŞILIK ALINARAK YAPILAN MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNE ÖRNEK
Mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyen mirasçı MN. şu suretle söze başladı:
“Bana verilen … .YTL.bedel karşılığında miras bırakanım babam BN. nin ölümünde terekesinde sahip olacağım miras hakkımdan, saklı payımdan feragat ediyorum.” diyerek sözlerini bitirdi. Oturumda hazır bulunan miras bırakan BN.şu suretle söze başladı:
“Ben de oğlum MN.nin almış olduğu …YTL. bedel karşılığında, ölümümde terekemdeki miras hakkından, saklı payından feragatini kabul ettiğimi bildiririm.” diyerek sözlerini bitirdi.

İKİ TARAFLI MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNE ÖRNEK
Mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyen mirasçı, aynı zamanda miras bırakan AB.şu suretle söze başladı:

“Bir bedel ve karşılık almadan eşim BB.nin ölümünde terekesindeki saklı payımla birlikte miras hakkımdan, eşim BB.nin çocukları MA. ve NA nın. eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek feragat ediyorum. Bu feragatimin benim altsoyumu da etkilemesini yani benden dolayı BB.ye mirasçı olmamalarını kabul ediyorum.
Kendileri için feragat etmiş olduğum MA. ve NA. nın, eşim BB.den önce ölmeleri halinde kendi altsoylarının bu feragatımdan yararlanmalarını yani mirasçı olmalarını da istiyorum.
Öldüğümde, eşim BB.nin terekemdeki saklı payı ile birlikte miras hakkından bir bedel ve karşılık almadan, çocuklarım AN. ve YN. nin eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek yaptığı feragati ve çocuklarım AN.ve YN den herhangi birisinin benden önce ölmesi
halinde kendi altsoylarının mirasçı olmasını da kabul ettiğimi bildiririm.” diye sözlerini
bitirdi.

Oturumda hazır bulunan mirastan feragat eden ve feragati kabul eden BB.şu suretlesöze başladı :

“Bir bedel ve karşılık almadan, eşim AB.nin ölümünde terekesindeki saklı payımla birlikte miras hakkımdan, eşim AB.nin çocukları AN.ve YN. nin eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek feragat ediyorum. Bu feragatimin benim mirasçılarımı da etkilemesini yani onların da mirasçı olmamalarını kabul ediyorum. Kendileri için feragat etmiş olduğum AN. ve YN. nin eşim AB.den önce ölmeleri halinde kendi atsoylarının bu feragatımdan yararlanmalarını yani mirasçı olmalarını istiyorum.

Ölümümde, eşim AB.nin terekemdeki saklı payı ile birlikte miras hakkından bir bedel ve karşılık almadan, çocuklarım MA. Ve NA.nın eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek yaptığı feragati ve bu feragatin kendi mirasçılarını da etkilemesini yani bana mirasçı olmamalarını da kabul ettiğimi bildiririm.” diye sözlerini bitirdi.

“Düzenleme Şeklinde Mirastan Feragat Sözleşmesi” isimli belge içeriğinde aynen;
“…İlgililerin kimliklerinin tetkiki ve şahitlerin şahadetleri ile kişilikleri hakkında kanı sahibi bu işi yapmaya ehil olduklarını gördüm, bunun üzerine ilgililerden feragat edenler hep birlikte şahitlerin huzurunda söze başlayarak dedi ki: Dedemiz M. S.'ın adına kayıtlı bulunan ve onunda ölümü ile intikalen hak sahibi bulunduğumuz Düzce İli, Merkez İlçesi, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde kain ve tapunun pafta no:1, parsel no:267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcamız İ. S., öldüğü takdirde miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan bizlere intikal edecek olan miras hak ve hisselerimizden diğer amcamız … lehine feragat ediyoruz. Çünki biz onlardan yani amcalarımız İ., ile İ. S.'dan Düzce İli, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan pafta no:1, Parsel no: 214 de kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerindeki hak ve hisselerini tapuda devir aldık onlar dedem M. S.'dan kendilerine kalan bu parsel üzerindeki miras hak ve hisselerini bizlere devir ettiler. Bu devir aldığımız gayrimenkulün tahmini değeri 500.000.000 TL ( beş yüz milyon liradır ) civarındadır. Bu sebeple Medeni Kanunun 475. maddesi gereğince ivazlı feragat ettiğimizi, böylece yukarda belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederiz. Diyerek sözlerini bitirdiler.Diğer taraftan lehine feragat edilen … söz alarak dediki: bende yukarda feragat edenlerin beyanlarını aynen anlaşarak kabul ettiğimi beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi.Oturumda hazır bulunan İ. S., söz alarak dediki: Bende yukarda bahsi geçen sözleri aynen kabul ile ivazlı bu feragata aynen anlaşarak kabul ettiğimi, noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi. Feragat edenler …, …, …, S. T., … Lehine Feragat Edilen: …; Muvafakat Eden ( muris ): İ. S., ” ifadeleri yer almaktadır.Ayrıca duruşmada dinlenen davacı tanığı M. K., yeminli beyanında aynen; “Ben taraflar arasında noterde yapılmış bulunan mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak bulundum. Noter sözleşmesinde yazılı hususlarda davacı ve davacının abisi İ. S., benden anlaştıklarını söyleyerek tanık olmamı istediler. Bana söylediklerine göre İ. S.'ın oturduğu evin olduğu yeri …'a verdiklerini ayrıca bir çeşmenin başında olan bu evin biraz aşağısında olan bir arsayı H. S., ve …'a verdiklerini söylediler, sanırım bu bahsettiğim arsanın tapu kaydı 214 parseldi, ben bu anlaşma doğrultusunda tapuda işlem yapılıp yapılmadığını bilemiyorum.” şeklindedir.
 “murisim annem …ın ölümü ile bana da diğer vereseler meyanında intikal etmesi lazım gelen TC hudutları dahilinde kain bilcümle gayrimenkullerden adıma isabet eden miras hak ve hisemin tamamı 3 eşit parça olmak üzere diğer vereseler …, …, … lehine feragat ettiğimi, …, …, …'ın bu miras hisselerinin tamamını kendi adlarına intikal ve tescili hususunda feragat ettiğimi beyan ve taahhüt ederim”
MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ

Ali Raşit CINGIL
Kayseri 5. Noteri

GENEL BİLGİLER
Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakanla daha doğrusu miras bırakacak olanla mirasçısı arasında, mirasçının mirastan vazgeçmesine ilişkin iki taraflı bir hukuksal işlemdir, bir sözleşmedir.

Taraflardan biri mirasçıdır ve miras hakkından vazgeçmektedir. 

Saklı payı olmayan bir mirasçı ile feragat sözleşmesi yapmaya gerek yoktur. Zira miras bırakan, saklı pay dışında serbestçe tasarruf edebilmektedir. Taraflardan biri de miras bırakacak olandır ve mirasçının mirastan vazgeçmesini kabul etmektedir. Bu tek taraflı bir mirastan feragat sözleşmesidir.

İki taraf da mirastan feragat ediyor ve aynı zamanda karşı tarafın feragatini de kabul ediyorlarsa, iki taraflı bir feragat sözleşmesi söz konusudur ki daha çok eşler arasında yapılması istenmektedir. 

Burada her bir eş hem eşinin mirasından feragat edendir, hem de eşinin mirastan feragatini kabul edendir. 

Hepsi bir sözleşme içinde yapılmaktadır.(1) Doğaldır ki önce ölen eşin, mirastan feragati kabul eden (miras bırakan) sıfatıyla yapmış olduğu sözleşme hükümlerini yürütecek, sağ kalan eş feragati nedeniyle mirastan bir hak isteyemeyecektir. Ölen eşin de zaten sağ kalan eşe mirasçılığı söz konusu edilemez.

Mirastan feragat sözleşmesi, mirastan vazgeçen mirasçı için sağlararası bir işlemdir, ölüme bağlı bir tasarruf değildir. Feragati kabul eden, yani miras bırakan açısından ise ölüme bağlı bir tasarruftur. Ancak kabul edenin ölümünden sonra sonuçlarını doğuracaktır.

Miras bırakanın sağlığında, onun da katılmasıyla, mirasçıların kendi aralarında veya üçüncü bir kişiyle yapacakları miras payının devri sözleşmesi (TMY.678) mirastan feragat sözleşmesi değildir. Yapılışları ve sonuçları değişiktir.

Mirastan feragat sözleşmesi ile mirasçı, miras hakkının tamamından veya bir kısmından ya da saklı payının tamamından veya bir kısmından yahut da miras hakkı ile birlikte saklı payının tamamından veya bir kısmından vazgeçmektedir. Terekede bulunan belli bir mal için de mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir.(2)

ŞEKLİ
Mirastan feragat sözleşmesini düzenleyen TMY.nın 528-530. maddelerinde feragatin şekli konusunda bir hüküm bulunmamaktadır.

Yargıtay'ın 11.2.1959 tarih ve E.1958/16 ve K.1959/14 sayılı içtihadı birleştirme kararı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, mirastan feragat sözleşmesinin, miras sözleşmesinin şekli olan resmi vasiyetname şeklinde olacağı yönündedir.
Mirastan feragat sözleşmesi de bir miras sözleşmesidir ve konusu nedeniyle olumsuz bir miras sözleşmesi olduğu kabul edilmektedir.

Ölüme bağlı tasarruflarda şekil önemli bir konudur. Yasanın belirlediği şekle uyulması zorunludur, emredici niteliktedir. Şekle uyulmaması kendiliğinden geçersizliği meydana getirmemektedir. TMY.nın 559 ncu maddesinde gösterilen süreler içinde, yasada öngörülen şekillere uyulmaması nedeniyle dava açılarak iptal ettirilebilir. Süresi içinde iptal edilmesi için dava açılmazsa, şekil eksikliğine rağmen işlem geçerli bir işlem gibi devam eder.(3)

Mirastan feragat sözleşmesinin yazılmasında, Türkiye Noterler Birliğinin 2004 yılında 58 yayın numarası ile yayımlamış olduğu “İŞLEM FORMÜLLERİ” isimli kitabın 20, 22 ve 24 ncü sayfalarındaki formül uygulanmalıdır. Feragat eden mirasçı ile feragati kabul eden miras bırakanın beyanlarına örnek olabilecek metin aşağıdadır.

İşlem düzenleme şeklinde yapılacaktır. (NY.89) İşlemde feragat eden ve feragati kabul edenin fotoğrafları bulunacaktır. (NY. Yön.93) Mirastan feragat sözleşmesi, resmi vasiyetname gibi yazılmasına rağmen bir vasiyetname olmadığından yazmamızdan dolayı düzenleme ücreti almamız olanaklı değildir.

İşlemde değer gösterilebilir. Değer göstermek zorunlu değildir.(4) Değer gösterilmezse 492 sayılı Harçlar Yasasına bağlı (2) sayılı tarifenin II .Maktu Harçlar bölümünün II.bendine göre, ölüme bağlı bir tasarruf olduğundan işlem başına 2007 yılı için 27.00 YTL.maktu harç alınacaktır, damga vergisi alınmayacaktır. Değer taşımayan işlemde tarafların sayısının çokluğunun harca bir etkisi bulunmamaktadır. Feragat eden veya feragati kabul edenlerin sayısının çoğalması harcı artırmamaktadır, aynı miktar tek bir harç alınacaktır. Değer gösterildiğinde ise, harç değer üzerinden imza başına binde 0.90, damga vergisi de değer üzerinden binde 7,5 olarak alınacaktır.

Noterlik Yasasının 69.maddesi ve Türkiye Noterler Birliğinin 2003/45 sayılı genelgesine göre ölüme bağlı tasarrufların, noterlerin bulundukları yer nüfus müdürlüklerine, 1985/56 sayılı genelge gereğince iki nüsha bir yazı ile bildirilmesi gerekmektedir. 

Feragati kabul edenin (ki ölüme bağlı tasarrufta bulunmaktadır.) ölümünden sonra sonuçlarını doğuracağından, nüfus müdürlüğüne gönderilecek yazı ile miras bırakanın ölümünün bildirilmesi istenmelidir. NY.nın 69/son maddesine göre, nüfus müdürlüğüne gönderilecek yazı için yazı ücreti de işlem ücreti ile birlikte alınmalıdır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi 1996/62 sayılı genelge gereğince nüfus idaresine bildirilmeyecektir.

Noterlik Yasası Yönetmeliğinin 49/son maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufların tasarrufta bulunan ilgilinin soyadına göre tutulacak bir fihrist defterine, işlemin tarih ve numarası da belirtilmek suretiyle yazılması gerekmektedir.

Mirastan feragat sözleşmesi miras sözleşmesi gibi, bu da resmi vasiyetname gibi düzenlenmek zorunda olduğundan, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılma yasağı bulunanlara ilişkin TMY.nın 536 ncı maddesi, mirastan feragat sözleşmesine de uygulanmak gerekir. TMY.nın 536 ncı maddesine göre:

-Fiil ehliyeti bulunmayanlar. TMY.nın 10 ncu maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olmak için; ayırt etme gücüne sahip olmak, kısıtlı olmamak ve ergin olmak gerekmektedir. Buna göre, 18 yaşından küçük olanlar, kısıtlı bulunanlar ve ayırt etme gücüne sahip olmayanlar mirastan feragat sözleşmesine tanık olarak katılamayacaklardır.

-Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar.

-Okur yazar olmayanlar.

-Miras bırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar.

Türkiye Noterler Birliğinin 2002/9 sayılı genelgesi, tanıkların işleme katılma yasağı bulunup bulunmadığını anlamamıza yardımcı olmaktadır. 

Noterin tanıklara tanıklığa engel hallerin neler olduğunu söyledikten sonra tanıkların beyanlarına göre işlem yapması ve tanıklığa engel hallerinin bulunmadığı beyanlarının içinde “Bizlerin TMY.nın 536/1 ve 2 nci fıkralarındaki yasaklı hallerimizin bulunmadığını kabul ve beyan ederiz.” şeklindeki cümlenin de bulunması gerekmektedir.

TARAFLARI VE EHLİYETLERİ
Mirastan feragat sözleşmesinin iki tarafı bulunmaktadır. Bir taraf miras bırakandır, karşı taraf da mirasçısıdır. Başka sıfat taşımaları olanaklı değildir.

Mirastan feragat sözleşmesinin bir tarafını oluşturan feragat eden, tek bir mirasçı olabileceği gibi birden fazla mirasçı da olabilir.

Miras bırakan da birden fazla olabilir. Baba ve anne birlikte, bir veya birkaç çocuğu ile
mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Tek bir mirastan feragat sözleşmesi düzenleyebilirler.(5)

Mirastan feragat sözleşmesi yapabilmek için, ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekmektedir. (TMY.503) Bu nedenle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olanlar, 18 yaşından küçük olanlar ve vesayet altındakiler mirastan feragat sözleşmesinin FERAGATİ KABUL EDENİ olamazlar. Fakat feragat eden olabilirler.(5-A) Doğaldır ki , 18 yaşından küçük olup evlenmekle ergin olanlar (TMY.11/2) ile 15 yaşını doldurup mahkemece ergin kılınanlar (TMY.12) ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değillerse feragati kabul eden olabilirler. Mirastan feragat sözleşmesinde, feragati kabul eden yani miras bırakan ölüme bağlı tasarrufta bulunduğu için işlemi kendisinin yapması gerekir. Temsil ve vekaletle yapılması olanaklı değildir.(6)

Mirastan feragat sözleşmesinde FERAGAT EDEN, ölüme bağlı tasarrufta bulunmamakta, sağlar arası bir işlem yapmaktadır. ! Sözleşme kendi ölümünde değil, miras bırakanın yani mirastan feragati kabul edenin ölümünde sonuçlarını doğuracaktır. Bu nedenle feragat eden genel ehliyet kurallarına bağlı olacaktır.Yasal temsilcisi veya atadığı vekili aracılığı ile de mirastan feragat edebilir.(7)

Mirastan feragat eden; ayırt etme gücüne sahip olan veya olmayan bir kişi olabilir, işlemi yasal temsilcisi yapacaktır. Kısıtlı ise, TMY.nın 463/5 nci maddesine göre, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinin izninden sonra denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesin de izni alınarak vasisi tarafından yapılacaktır. (TMY. 463/5)

ÇEŞİTLERİ
I- Bir karşılık alınarak yapılan mirastan feragat sözleşmesi. Karşılık, sağlar arası bir işlemle mirasçıya yani mirastan feragat edene verilmekte veya verilmesi taahhüt edilmektedir. Mirasçı da, miras bırakanının ölümünden sonra sonuçlarını doğurmak üzere saklı payından veya miras payından kısmen veya tamamen vazgeçmektedir. Karşılık para olabileceği gibi, borcun ibrası, alacak hakkının temliki, taşınır veya taşınmaz bir malın verilmesi de olabilir. Karşılık; bir borç ilişkisine konu olabilecek her hangi bir edim olabilir.(  Karşılığın, miras payına eşit olması gibi bir zorunluluk yoktur, tarafların anlaşmalarına bağlıdır.
2- Bir karşılık alınmadan yapılan mirastan feragat sözleşmesi Mirasçı bir karşılık almadan, miras hakkının ve saklı payının tamamından veya bir kısmından vazgeçmekte ve sözleşme yapmaktadır. Bir mirasçıyı kimse bir karşılık almaya zorlayamaz, mirasçı nedenli veya nedensiz bir karşılık istemeden ve almadan mirastan vazgeçebilir.

HÜKÜMLERİ
Mirastan feragat, miras hakkının değil, beklenen bir hak olan mirasçılık sıfatının, daha doğrusu yasal miras hakkını istemenin kaybedilmesidir. Feragat etmekle mirasçı, miras bırakanının ölümünden sonra, miras açıldığı zaman bir hak, bir şey istemekten vazgeçmektedir. Miras hakkının kendisinden vazgeçmek, kişilik haklarından vazgeçmek olduğundan hukukumuz buna olanak tanımamaktadır. Mirasçının mirastan feragati, miras bırakanının ölüm anındaki terekesiyle sınırlıdır. Miras bırakanın ölümünden sonra miras yoluyla miras bırakana gelecek olan mirası kapsamaz, feragat edenin mirasçılığı-nı engellemez.(8-A)

Bu aksi kayıtlar, mirastan feragat sözleşmesine yazılabileceği gibi, sonradan mirastan feragat sözleşmesini tamamlayan veya değiştiren ikinci bir mirastan feragat sözleşmesi yapılarak ona da açıkça yazılabilir. (10) Doğaldır ki biz noterler açısından NY.nın 81 .maddesi de uygulanacaktır.

Feragat eden mirasçı, miras payı isteyemeyecek, taksime katılamayacak, terekenin tesbitini, mühürlenmesini, defterinin tutulmasını isteyemeyecek ve miras bırakanının borcundan da sorumlu olmayacaktır. Kısmen feragat durumunda ise, mirasçı sıfatı devam edecektir.(9)

Mirastan feragat, bir karşılık alınarak yapıldığında feragat edenin altsoyunu da etkiler, yani altsoyu da mirasçı sıfatını kaybeder. Fakat bunun aksi, mirastan feragat sözleşmesinde kararlaştırılabilir. (TMY.528/3) Feragat eden mirasçının altsoyunun mirasçı olacağı konusunda taraflar anlaşabilirler.

TMY.nın 528/3.maddesinin aksi kavramından, feragatin bir karşılık almadan yapılması halinde vazgeçenin altsoyuna etkili olmadığı, altsoyun mirasçılığının devam ettiği anlaşılmaktadır. Bunun aksi de mirastan feragat sözleşmesinde kararlaştırılabilir.

Bir karşılık alınarak yapılan mirastan feragat sözleşmesine rağmen, miras bırakanın bir vasiyetname ile feragat edenin altsoyuna ölüme bağlı bağış yapmasına bir engel bulunmamaktadır.

Mirastan feragat, sözleşmede açıkça gösterilen bir kişi veya birkaç kişi yararına yapılabilir. Bunlar yasal mirasçı olabilecekleri gibi olmayabilir de, bir yabancı da olabilir.

Feragat edenin miras payı bunlara ait olur.

Kendileri için feragat edilenler, mirasçılıktan çıkarma (TMY.510), mirastan yoksunluk (TMK.578), mirası ret (TMK.605) ve miras bırakandan önce ölmek (TMK.548) gibi nedenlerden biri ile mirasçı olamazlarsa, mirastan feragat hükümsüz olur ve feragat eden mirasçıya miras payı dönerek kendisi yeniden mirasa sahip olur. Kendileri için feragat edilenlerden birisi, yukarıda gösterilen nedenlerin birinden dolayı mirasçı olamazsa, bunun miras payının ne olacağını anlamak için mirastan feragat sözleşmesine bakmak gerekir. Sözleşmede bilgi varsa ona göre hareket edilir. Eğer burada bir hüküm yoksa bunun payı, feragatten yararlanan diğerlerine geçer.

Mirastan feragat belli bir kişi yararına yapılır ve bu da yukarıda gösterilen nedenlerden birisi ile mirasçı olamazsa feragat hüküm-süi hale gelir ve mirasçının payı kendisine döher. (TMY.529/1) Bu kuralın bir karşılık alınarak yapılan vazgeçmede uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır. Öğretide üstün görüş, yasada bir karşılık veya karşılıksız ayırımı yapılmadığı gerekçesiyle her iki durumda da uygulanması gerektiği yönündedir. Diğer görüş ise, feragat eden bir karşılık almıştır, sonra tekrar miras payının ona dönmesi haksızlık olur. Ancak aldığı karşılık, miras payından az ise fazlası için feragatin hükümsüz olması gerektiği şeklindedir.(11)

Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi yararına yapılmayıp, açıkça bir isim gösterilmediğinde feragat, en yakın ortak kökün altsoyu için yapılmış sayılır. Kimin yararına yapıldığı bildirilmeden, annesinin mirasından feragat eden mirasçının payı, en yakın ortak kökün altsoyuna yani feragat edenin kardeşlerine veya kardeş çocuklarına geçer. Bunların yani yararlarına feragat edilenlerin her hangi bir nedenle (mirasçılıktan çıkarma, mirastan yoksunluk, mirası ret veya miras bırakandan önce ölmek gibi) mirasçı olamamaları halinde feragat hükümsüz olur ve feragat edenin hissesi feragat edene döner. (TMY.529/2)

ALACAKLILARIN TALEP HAKKI
Bir karşılık alınarak yapılan mirastan feragat sözleşmesinde, miras açıldığında miras bırakanın borçları tereke mevcudundan fazla olabilir. Mirastan feragat etmemiş olan diğer mirasçılar, borç ödemeden aciz durumda iseler veya mirası ret etmiş yahut resmi tasfiye talebinde bulunmuşlarsa, bir karşılık alarak feragat eden mirasçı veya mirasçısı sorumlu olur.
Miras bırakanın ölümünden evvel son beş yıl içinde almış oldukları karşılıktan, mirasın açılma zamanında halen elinde bulunan miktar tutarında alacaklılara karşı sorumludur. (TMK.530) Bir karşılık alarak mirastan feragat eden mirasçının, beş yıldan önce almış olduğu karşılıklardan dolayı geri verme gibi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Yine bir karşılık alınarak yapılan mirastan feragat sözleşmesinde, feragat eden mirasçıya verilen karşılık, diğer saklı pay sahibi mirasçıların saklı paylarına tecavüz ediyorsa tenkis için dava açabileceklerdir.(TMK.560)

ORTADAN KALDIRILMASI
TMY.nın 546/I nci maddesine göre: “Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir.” Mirastan feragat sözleşmesi, feragat eden ve feragatı kabul edenin anlaşarak yazılı bir sözleşme yapmaları ile ortadan kaldırılabilir. Burada yazılı şekil yasaca yeterli görülmüş- tür. Yapılışında olan resmi vasiyetname gibi yazma zorunluluğu, taraflarının anlaşarak ortadan kaldırmasında uygulanmayacaktır, olağan yazılı bir şekilde ortadan kaldırılacaktır. Yapılışındaki şekle uyularak bozulmasına da bir engel yoktur.
Hemen belirtelim ki bu ortadan kaldırma, mirastan feragat sözleşmesinin düzeltilmesi veya değiştirilmesi değildir. Düzeltme veya değiştirmenin; bildiğimiz gibi yani NY.nın
81 nci maddesine uygun olarak yeni bir “Düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi” başlığı altında resmi vasiyetname gibi düzenlenmesi gerekir.
Anlaşarak ortadan kaldırmayı; ancak mirastan feragat sözleşmesini yapanlar gerçekleştirebilirler. Feragati kabul eden miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufta bulunduğu için, sözleşmeyi yaparken olduğu gibi bozarken de bu hakkını bizzat kullanacaktır.
Bilindiği gibi ölüme bağlı tasarrufların yapılmasında ve bozulmasında temsil ve vekalet olanaklı değildir, şahsen kullanılmalıdır. Buna karşılık mirastan feragat eden mirasçı, ölüme bağlı bir tasarrufta bulunmayıp sağlar arası işlem yaptığından, ortadan kaldırma anlaşmasını da temsilci aracılığı ile yapabilir. (12)

2- Mirasçı bir karşılık almak üzere mirastan feragat eder, miras bırakan da bu karşılığı yerine getirmezse, feragat eden mirasçı, mirastan feragat sözleşmesinden TMY.nın 547 nci maddesi vasıtasıyla BY.nın 106-108 nci maddelerine göre dönebilir. Mirastan feragat eden mirasçı, feragatinin karşılığını peşin olarak almamış olabilir. Karşılığın ödeme veya verme tarihi mirastan feragat sözleşmesinde kesin olarak belirtilmişse, BY.nın106/1 nci maddesindeki uygun bir süre verme amacına yönelik ihtarname çekmeye gerek yoktur.(BY. 107/3) Feragat eden mirasçı çekeceği ihtarname ile bir süre vermeden sözleşmeden döndüğünü karşı tarafa bildirecektir.

Mirastan feragat sözleşmesinde karşılığın feragat edene ne zaman ödeneceği veya verileceği öngörülmemiş ise ; feragat eden çekeceği bir ihtarname ile hem edimin yerine getirilmesi için belli bir süre vererek bu süre içinde edimin yerine getirilmesini ister, hem de bu süre içinde yerine getirilmemesi halinde sözleşmeden döneceğini bildirebilir(12-A) Yahut da edimin belli bir süre içinde yerine getirilmesi için ihtarname çeker,bu süre içinde edim yerine getirilmezse çekeceği ikinci bir ihtarname ile de sözleşmeden döndüğünü bildirebilir. Dönme bildirimi, feragati kabul edene ulaşması gereken yenilik doğuran bir işlem olup borç ilişkisini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme bildirimi için özel bir şekil öngörülmemiştir.Karşılığın ödenmemesi halinde feragat eden sözleşmeden dönmeyerek, aynen ifa ve gecikme tazminatı isteyebilir. Yahut ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilir. (BY.106)

Aynen ifa ve gecikme tazminatı dışında tazminat isteniyor veya sözleşmeden dönmek isteniyorsa bunun durum ve koşullara göre zaman geçirmeden istenmesi gerekmektedir. (12-B)

3- Mirastan feragat sözleşmesinde, tek taraflı olarak sözleşmeyi bozma yetkisi taraflara tanınmış olabilir. Yasada bir açıklık bulunmamakla beraber, sözleşmeye böyle bir kayıt konması geçerli görülmektedir.(13)

4-Bir karşılık alınarak yapılan mirastan feragat sözleşmesinden sonra, mirastan feragat eden mirasçı, miras bırakanına karşı mirasçılıktan çıkarma nedeni oluşturan bir davranışta bulunursa; miras bırakan tek taraflı olarak mirastan feragat sözleşmesini ortadan kaldırabilir. Tek taraflı ortadan kaldırma, yasanın vasiyetnameler için öngördüğü şekillerden birisiyle yapılır.(TMY.546/2-3)

5-Miras bırakan, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı mirastan feragat sözleşmesinden, yanıldığını, aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde işleminden dönmesi gerekir. Dönmediği taktirde işlem geçerli sayılır.(TMY.504)

Bir yıllık süre hak düşüren süredir. Miras bırakan, yanıldığını veya aldatıldığını öğrenemeden veya korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulamadan ve henüz bir yıllık dönme süresi de dolmadan ölürse yararı bulunan mirasçıları iptal için dava açabilirler.(14) 

6- Mirastan feragat sözleşmesi eşler arasında yapılmışsa, bunların boşanmaları veya evlenmelerinin iptali halinde (TMY.181) mirastan feragat sözleşmesi kendiliğinden hükümsüz olur. Söz konusu maddeye göre boşanan eşler birbirlerine yasal mirasçı olamazlar.
Fakat bunun aksi ölüme bağlı tasarrufta kararlaştırılabilir.(15)

Bu nedenler dışında mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı bir zamanda yapılmışsa, işlemin içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı ise veya işlem yasanın öngördüğü şekillere uyulmadan yapılmışsa (TMY.557) yararı bulunan mirasçılar TMY.nın 559 ncu maddesindeki hak düşüren sürelere uyarak iptali için dava açabilirler.

Yukarıda anlatılan iptal nedenleri, mirastan feragat sözleşmesindeki miras bırakan yani feragati kabul eden içindir.

Mirastan feragat eden sağlararası işlem yapmaktadır ve ehliyetsiz de olsa yasal temsilcisi aracılığı ile mirastan feragat etmesi olanaklıdır. Bu nedenle ehliyetsizlik onun için söz konusu edilemez.

Mirastan feragat eden, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu mirastan feragat sözleşmesi yapmışsa, bunun iptali için uygulanacak olan kurallar Miras hukuku değil Borçlar hukuku kurallarıdır. BY.nın 23 vd. maddeleridir. (16)

BİR KARŞILIK ALMADAN YAPILAN MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNE ÖRNEK

Mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyen mirasçı MN.şu suretle söze başladı:
“Herhangi bir bedel ve karşılık almadan, annem AN.nin ölümünde terekesinde meydana gelecek olan miras hakkımdan, saklı payımdan; kardeşlerim BN.CN.ve DN.nin eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek feragat ediyorum.

Bu feragatim, annem AN.ye miras yolu ile gelen ve miras yolu ile gelmeyip kendi adına kayıtlı olan taşınmazları da kapsayacaktır.
Feragatimin benim mirasçılarımı da etkilemesini yani benden dolayı annem AN.ye mirasçı olmamalarını istiyorum.

Kendileri için feragat etmiş olduğum kardeşlerim BN.CN. ve DN.den her hangi birisinin annemiz AN.den önce ölmesi halinde kendi mirasçılarının bu feragatımdan yararlanmalarını yani mirasçı olmalarını istediğimi bildiririm.” diyerek sözlerini bitirdi. Oturumda hazır bulunan miras bırakan AN. Şu suretle söze başladı:

“Bir bedel ve karşılık almadan oğlum MN. nin, ölümüm halinde kendi adıma kayıtlı taşınmazlar ile miras yolu ile gelen taşınmazlarım da dahil olmak üzere bütün tere-kemdeki miras hakkından ve saklı payından kardeşleri BN. CN. ve DN.nin eşit hisselerle yararlanmaları için yaptığı feragati kabul ediyorum.

Yararlarına feragat yapılan BN.CN. ve DN. den her hangi birisinin benden önce ölmesi halinde kendi altsoyunun mirasçı olmasını da kabul ettiğimi bildiririm.”diye sözlerini bitirdi.”

BİR KARŞILIK ALINARAK YAPILAN MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNE ÖRNEK
Mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyen mirasçı MN. şu suretle söze başladı:
“Bana verilen … .YTL.bedel karşılığında miras bırakanım babam BN. nin ölümünde terekesinde sahip olacağım miras hakkımdan, saklı payımdan feragat ediyorum.” diyerek sözlerini bitirdi. Oturumda hazır bulunan miras bırakan BN.şu suretle söze başladı:
“Ben de oğlum MN.nin almış olduğu …YTL. bedel karşılığında, ölümümde terekemdeki miras hakkından, saklı payından feragatini kabul ettiğimi bildiririm.” diyerek sözlerini bitirdi.

İKİ TARAFLI MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNE ÖRNEK
Mirastan feragat sözleşmesi yapmak isteyen mirasçı, aynı zamanda miras bırakan AB.şu suretle söze başladı:

“Bir bedel ve karşılık almadan eşim BB.nin ölümünde terekesindeki saklı payımla birlikte miras hakkımdan, eşim BB.nin çocukları MA. ve NA nın. eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek feragat ediyorum. Bu feragatimin benim altsoyumu da etkilemesini yani benden dolayı BB.ye mirasçı olmamalarını kabul ediyorum.
Kendileri için feragat etmiş olduğum MA. ve NA. nın, eşim BB.den önce ölmeleri halinde kendi altsoylarının bu feragatımdan yararlanmalarını yani mirasçı olmalarını da istiyorum.
Öldüğümde, eşim BB.nin terekemdeki saklı payı ile birlikte miras hakkından bir bedel ve karşılık almadan, çocuklarım AN. ve YN. nin eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek yaptığı feragati ve çocuklarım AN.ve YN den herhangi birisinin benden önce ölmesi
halinde kendi altsoylarının mirasçı olmasını da kabul ettiğimi bildiririm.” diye sözlerini
bitirdi.

Oturumda hazır bulunan mirastan feragat eden ve feragati kabul eden BB.şu suretlesöze başladı :

“Bir bedel ve karşılık almadan, eşim AB.nin ölümünde terekesindeki saklı payımla birlikte miras hakkımdan, eşim AB.nin çocukları AN.ve YN. nin eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek feragat ediyorum. Bu feragatimin benim mirasçılarımı da etkilemesini yani onların da mirasçı olmamalarını kabul ediyorum. Kendileri için feragat etmiş olduğum AN. ve YN. nin eşim AB.den önce ölmeleri halinde kendi atsoylarının bu feragatımdan yararlanmalarını yani mirasçı olmalarını istiyorum.

Ölümümde, eşim AB.nin terekemdeki saklı payı ile birlikte miras hakkından bir bedel ve karşılık almadan, çocuklarım MA. Ve NA.nın eşit hisselerle yararlanmalarını isteyerek yaptığı feragati ve bu feragatin kendi mirasçılarını da etkilemesini yani bana mirasçı olmamalarını da kabul ettiğimi bildiririm.” diye sözlerini bitirdi.

KAYNAKÇA
1- Prof. Dr. Z. İmre – Prof. Dr. Hasan Erman, Miras H.s.183, Ali İhsan Özuğur, Miras H. C.1.S.109.
2- Yrd.Doç.Dr.Hakan Albaş, İzmir Noter Odası sempozyumu, Miras sözleşmesi biçiminde yapılan ölüme bağlı tasarruflar, Hukuk Dergisi, sayı: 130, s. 55 ve aynı dergideki Bursa Noter Odası Hukuk komisyonu, Ölüme Bağlı Tasarruflar, s.69, Prof.Dr. A.Naim İnan, Prof.Dr.Şeref Ertaş, Yrd.Doç.dr.Hakan Albaş, Türk Medeni Hukuku, Miras Hukuku,s. 266.
3- Prof. Dr. Şeref Ertaş, Hukuk dergisi, sayı: 130, s. 27.
4-Z. Gökçe, Noterlik Hukuku C-3, s.325.
5-Doç. Dr. O. Gökhan Antalya, Mirastan Feragat Sözleşmesi, s. 96.
5-A- İmre-Erman, age., s.176, 1984/38 ve 1998/22 sayılı genelgeler.
6-İmre-Erman, age., s.62, 176, Antalya age., s.147.
7-Antalya, age., s. 100.
8-İmre-Erman, age., s.186. 8-A- İnan, age., s.267.
9-İnan, age., s.187.
10- Antalya, age., s.178, İsmail Özmen, Miras Hukuku Davaları, s. 428.
11- İmre-Erman, age. s.178.
12- Nazif Kaçak, Yeni Miras Hukuku, s.139, Özuğur, age c.l, s.113, İmre-Erman, age., s.178.
12-A- Turgut Uygur, Açıklamalı İçtihatlıBorçlar Kanunu, c.2, s.378.
12-B- Uygur age., c.2, s.372.
13-İmre-Erman, age., s. 178.
14-İmre-Erman, age., s.180.
15-İmre-Erman, age., s.182.
16-Antalya, age. s. 229. 
http://www.katibiadil.com/index.php?topic=9381.0
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2014/1-1111
K. 2016/605
T. 11.5.2016

4721/m.528,677
743/m.475,612
DAVA : Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14/06/2012 gün ve E. 2010/239, K. 2012/248 Sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 01.04.2013 gün ve E. 2012/17062, K. 2013/4598 Sayılı ilamı ile;
( … Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının kendi edimini yerine getirmediği, bu sebeple de çekişmeli 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların kendi adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, ortak muris Mustafa Sağlam'dan kalan 267, 268 ve 214 parsel sayılı taşınmazlar sebebiyle 21.09.2001 tarihinde noterde davalılarla birlikte mirastan feragat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme uyarınca davalılara 214 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını verdiğini, onların da 267 ve 268 parsellerdeki paylarını kendisine vermeleri gerekirken devri yapmadıklarını ve hileli davrandıklarını ileri sürerek, 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde ise 214 parselin aynen miras bırakan adına iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ortak muris M. S.'ın 07.09.1989 tarihinde ölümü ile geride oğulları davacı … ile İ., ve torunları olan davalılar … kaldıkları, İ.'in 06.02.2010 tarihinde öldüğü, ancak öncesinde miras bırakan Mustafa'nın tüm mirasçılarının 21.09.2001 tarihinde noterde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesini imzaladıkları, sözleşmede davalıların 267 ve 268 parsellerde tüm hak ve hisselerinden davacı amcaları İrfan lehine feragat ettikleri, diğer amcaları İ.'in ölümü halinde de kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerinden de yine davacı lehine feragat ettikleri, karşılığında ise davacı … ile amcaları İ.'in 214 parseldeki paylarını aldıklarını, devraldıkları 214 parselin tahmini değerinin 500.000.000 TL olduğunun belirtildiği, 19.10.2001 tarihinde ise çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın tüm mirasçılar adına intikal ettirilip, aynı gün satış suretiyle dava dışı H. S.'a 500.000.000 TL bedelle temlik edildiği, onun tarafından da 06.12.2005 tarihinde dava dışı … satıldığı, taşınmazın halen bu kişi adına kayıtlı olduğu, çekişmeli diğer taşınmazlar olan 267 ve 268 parsellerin ise ortak miras bırakan M., adına kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır.
Dava dışı Hanife'nin davalıların annesi olduğu dosyadaki nüfus kayıtları ile sabittir. Diğer iki parça taşınmaz ise halen muris M., adına kayıtlıdır. Davacı, aralarındaki mirastan feragat sözleşmesi uyarınca ve davalıların istemi üzerine 214 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesine aktarıldığını ileri sürmüş olup, bu iddianın aksi kanıtlanamamıştır. Bu durumda davacının edimini yerine getirdiği açıktır.
Hal böyle olunca, davaya konu 267 ve 268 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir.
Kabule göre de; davalılar lehine hükmedilen avukatlık ücretinin harcı tamamlanan dava değeri üzerinden hesaplanması gerekirken, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden avukatlık ücret tayini isabetsizdir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davacının kendi edimini yerine getirmediği, bu sebeple de çekişmeli 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazları kendi adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarda belirtilen gerekçelerle bozulmuş; yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının edimini yerine getirip getirmediği; varılacak sonuca göre, 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının davacı adına tescilinin gerekip, gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, Düzce 3.Noterliğince 21 Eylül 2001 tarih ve 11616 Sayılı “Düzenleme Şeklinde Mirastan Feragat Sözleşmesi” isimli belge içeriğinde aynen;
“…İlgililerin kimliklerinin tetkiki ve şahitlerin şahadetleri ile kişilikleri hakkında kanı sahibi bu işi yapmaya ehil olduklarını gördüm, bunun üzerine ilgililerden feragat edenler hep birlikte şahitlerin huzurunda söze başlayarak dedi ki: Dedemiz M. S.'ın adına kayıtlı bulunan ve onunda ölümü ile intikalen hak sahibi bulunduğumuz Düzce İli, Merkez İlçesi, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde kain ve tapunun pafta no:1, parsel no:267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcamız İ. S., öldüğü takdirde miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan bizlere intikal edecek olan miras hak ve hisselerimizden diğer amcamız … lehine feragat ediyoruz. Çünki biz onlardan yani amcalarımız İ., ile İ. S.'dan Düzce İli, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan pafta no:1, Parsel no: 214 de kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerindeki hak ve hisselerini tapuda devir aldık onlar dedem M. S.'dan kendilerine kalan bu parsel üzerindeki miras hak ve hisselerini bizlere devir ettiler. Bu devir aldığımız gayrimenkulün tahmini değeri 500.000.000 TL ( beş yüz milyon liradır ) civarındadır. Bu sebeple Medeni Kanunun 475. maddesi gereğince ivazlı feragat ettiğimizi, böylece yukarda belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederiz. Diyerek sözlerini bitirdiler.Diğer taraftan lehine feragat edilen … söz alarak dediki: bende yukarda feragat edenlerin beyanlarını aynen anlaşarak kabul ettiğimi beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi.Oturumda hazır bulunan İ. S., söz alarak dediki: Bende yukarda bahsi geçen sözleri aynen kabul ile ivazlı bu feragata aynen anlaşarak kabul ettiğimi, noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi. Feragat edenler …, …, …, S. T., … Lehine Feragat Edilen: …; Muvafakat Eden ( muris ): İ. S., ” ifadeleri yer almaktadır.Ayrıca duruşmada dinlenen davacı tanığı M. K., yeminli beyanında aynen; “Ben taraflar arasında noterde yapılmış bulunan mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak bulundum. Noter sözleşmesinde yazılı hususlarda davacı ve davacının abisi İ. S., benden anlaştıklarını söyleyerek tanık olmamı istediler. Bana söylediklerine göre İ. S.'ın oturduğu evin olduğu yeri …'a verdiklerini ayrıca bir çeşmenin başında olan bu evin biraz aşağısında olan bir arsayı H. S., ve …'a verdiklerini söylediler, sanırım bu bahsettiğim arsanın tapu kaydı 214 parseldi, ben bu anlaşma doğrultusunda tapuda işlem yapılıp yapılmadığını bilemiyorum.” şeklindedir.
Yukarıda düzenleme şeklindeki noter senedinin içeriği ve davacı tanığının beyanları bir bütün olarak incelenip, değerlendirildiğinde; muris İ. S., ile davalılar arasında 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ( 4721 Sayılı TMK )'nun 528.maddesi ( 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi m.475 ) kapsamında mirastan feragat sözleşmesi, diğer taraftan da davacı ile davalılar arasında 4721 Sayılı TMK. 677.maddesi ( 743 Sayılı MK. m.612 ) kapsamında miras payının devrini öngören sözleşme bulunmaktadır. Davalıların yukarda içeriğine aynen yer verilen noter senedinde yer alan “…belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı …beyan ve ikrar ederiz…” şeklindeki ifade de dikkate alındığında, davalıların uyuşmazlığa konu olan 267 ve 268 parsellerdeki taşınmazlardan hem kök muris M. S.'dan intikal eden hem de amcaları muris İ. S.'dan intikal edecek miras haklarının tamamından davacı … lehine feragat ettikleri anlaşılmaktadır.
Davacının kendi edimini yerine getirip getirmediği hususuna gelince; noter senedi içeriğinde davalıların, davacı … ile amcaları İ.'in 214 parseldeki paylarını aldıklarını beyan ettikleri, devraldıkları 214 parselin tahmini değerinin 500 TL olduğunun belirtildiği, 19.10.2001 tarihinde ise çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın önce tüm mirasçılar adına intikal ettirilip, daha sonra aynı gün satış suretiyle dava dışı H. S.'a 500 TL bedelle temlik edildiği, bu kişi tarafından da 06.12.2005 tarihinde dava dışı M. E. T.'ya 27.200 TL bedel ile satıldığı, taşınmazın halen bu kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Görüldüğü üzere, davalıların da katılımıyla 214 parsel sayılı taşınmazın noter senedinin düzenlendiği tarihten ( 21.09.2001 ) çok kısa bir süre sonra ( 19.10.2001 tarihinde ) ve noter senedinde belirtilen bedelle ( 500 TL ) dava dışı H. S.'a ( davalıların annesine ) devrinin yapılması karşısında, davacının kendi edimini yerine getirdiğinin kabulü gerekir. Devrin tapuda “satış” olarak gösterilmesinin, varılan bu sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.
Şu halde; yerel mahkemece, davaya konu 267 ve 268 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında bir kısım üyelerce; uyuşmazlığa konu noter senedi içeriğine göre, davalıların sadece amcaları muris İ. S.'dan intikal edecek miras haklarını davacı …'a devretmeyi taahhüt ettikleri, ancak kök muris M. S.'dan intikal eden miras payının devrini de taahhüt ettiklerini gösterecek bir ibarenin bulunmadığı, dolayısıyla kök muris M.'dan intikal eden miras payı bakımından yerel mahkemenin direnmesinin bu yönüyle kısmen yerinde olduğu, zira mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olabilmesi için murisin sağlığında ve onun katılımıyla yapılmasının zorunlu olduğu, kök muris M.'nın noter senedi düzenlenmeden önce öldüğü, bu sebeple noter senedinin muris İ.'den intikal edecek miras hakkını kapsaması ve davacının kendi edimini yerine getirdiğinin anlaşılması karşısında davanın tamamen değil kısmen kabul edilmesi gerektiği, belirtilen sebeplerle yerel mahkeme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de; Kurul çoğunluğunca yukarda belirtilen gerekçelerle bu görüş benimsenmemiştir.
Öte yandan, Özel Daire bozma ilamında 214 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesine devrine gerekçe olarak yazılan “…davalıların istemi üzerine…” ibaresinin sehve dayalı olarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Zira, bu ibareyi doğrulayacak bir bilgi veya belgeye dosyada rastlanamamıştır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ilave gerekçeyle Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen ilave gerekçe ve sebepten dolayı BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 11.05.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Davanın dayanağı davalılar ile amcaları İ., arasında Düzce 3.Noterliğinde resmi vasiyetname şeklinde düzenlenen 21.09.2001 tarihli “mirastan feragat sözleşmesi” dir. Bu sözleşme ile; davalılar, dedeleri M. S.'dan intikal eden 267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde, diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcaları İ. S., öldüğü takdirde, miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerinden aldıkları ivaz karşılığında diğer amcaları ( davacı ) İrfan lehine feragat etmişlerdir. Bu husus sözleşmenin içeriğinden açık bir şekilde anlaşılmaktadır. İ. S., 06.02.2010 tarihinde çocuksuz olarak ölmüş ve mirasçı olarak eşini ve davalılar ile davacı …'ı bırakmıştır. 267 ve 268 parsel numaralı gayrimenkullerde davalılara, 1989 da ölen dedeleri M. S.'dan intikal eden miras hakları, sözleşmenin kapsamına dahil değildir. Dolayısıyla, bu parsellerde davalılara amcaları İbrahim'den intikal eden, İbrahim'in miras payıyla sınırlı olarak iptal ve tescil karar verilmesi gerekir. Aynı parsellerde davalılara dedeleri M. S.'dan intikal eden miras paylarıyla ilgili iptal ve tescil kararı verilemez. Bu bakımdan davanın reddine dair direnme kararı, davalılara dedeleri Mustafa'dan intikal eden miras payları bakımından sonucu itibarıyla doğrudur. Bu yöne dair direnme kararının onanmasına, İbrahim'den intikal eden miras payları bakımından kabul kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmelidir. Bu itibarla sayın çoğunluğun, “sözleşmenin kapsamına, dede M.'dan davalılara intikal eden payların da dahil olduğunu, bu paylar bakımından sözleşmenin, miras payının temlikini de ihtiva ettiğini” kabul eden görüşüne iştirak etmiyorum.