takip kesinlesmis olmasina karsin alacaK davasi acilmasi

Daire / Kurul
11.Hukuk Dairesi
Karar Tarihi
2013-06-17
Karar Belgesini Aç
Daire / Kurul11.Hukuk Dairesi
Karar Tarihi17.06.2013
PDF / Kaynağı Aç

İçtihat Metni

T.C. YARGITAY

11.Hukuk Dairesi
Esas: 2013/4066
Karar: 2013/12518
Karar Tarihi: 17.06.2013

(2004 S. K. m. 72)

Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12/07/2012 tarih ve 2011/77-2012/252 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi K. E. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 24.03.2001 tarihinde davalılara vermiş olduğu 40.000 USD karşılığında davalılardan aldığı 2 adet bono ve dayanağı borç ilişkisinden ötürü davalıların müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılarca keşide edilen bonoların vadesinde ödenmemesi nedeniyle davalı borçlular aleyhine icra takibi yapıldığını ancak borcun ödenmediğini, ayrıca icra takibinin açılmasından sonra N. D.'nın 21.02.2009 tarihinde vefat ettiğini ve geride mirasçı olarak Ş. İ. D.'nın kaldığını, borçlular aleyhine alacağın tahsili istemiyle icra takibine girişilmiş olmasının temel borç ilişkisi yönünden alacağın genel mahkemelerde takip ve kovuşturulmasına engel bir durum olmadığını ileri sürerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 40.000 USD alacağın, fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası efektif kur karşılığı üzerinden vade tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkilleri aleyhine aynı alacak için kesinleşmiş icra takibi bulunduğunu savunarak açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2010/12282 sayılı takip dosyasında alacaklı M. A., borçluların F. A.’yla N. D. oldukları, 15.05.2001 vadeli 20.000 USD, 15.06.2001 vadeli 20.000 USD tutarlarında 2 adet bonoya dayalı olarak işlemiş faiz ve komisyonuyla birlikte toplam 40.734 USD alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine N. D.’yla diğer borçlu F. A.'nın bir itirazının bulunmadığı, davanın açıldığı 11.02.2011 tarihi itibariyle borçlular hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, davacı alacaklı için borçlular hakkında haciz isteme yetkisi doğduğundan bu yolla alacağına kavuşabilecek olan davacı alacaklının, aynı amaca yönelik olarak, ayrıca eda davası niteliğinde alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, bonoya dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davacı tarafından davadan önce yapılan icra takibinin kesinleştiği ve haciz isteme yetkisinin doğduğu, davacının alacağına bu yolla ulaşması mümkün iken aynı amaca yönelik olarak dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, ilama bağlı alacağın ilam zamanaşımına bağlı olarak Türkiye'nin her yerinde ilamlı icra yoluyla takip edilebileceği ve ilama bağlı alacağa yönelik yapılan takipte, menfi tespit veya istirdat davasıyla karşılaşılamayacağı hususları karşısında, davacının alacağına yönelik olarak icra takibi yaptıktan sonra aynı alacak için alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmasına rağmen mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.