Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – E. 2013/1521 – K. 2013/5850

Esas No
2013/1521
Karar No
2013/5850
İlk Derece Mahkemesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No2013/1521
Karar No2013/5850

2918 s.y. KTK
İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu:
o “İlgili İçtihatlar” Madde 85 – (Değişik 1. fıkra: 4199 – 17.10.1996) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
(Ek fıkra: 4199 – 17.10.1996) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötüniyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.
İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.
(Değişik 3. fıkra: 4199 – 17.10.1996) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.
(Değişik 4. fıkra: 4199 – 17.10.1996) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Mali Sorumluluk Sigortası Yaptırma Zorunluluğu
o “İlgili İçtihatlar” Madde 91 – (Değişik: 4199 – 17.10.1996) İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
Zorunlu malî sorumluluk sigortasına ilişkin primler peşin ödenir. Ancak, Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlık primlerin taksitler halinde tahsil edilmesine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.
(Değişik 3. fıkra: 4629 – 21.2.2001 / m.6 f – Yürürlük m.8) Sigorta yaptıranların, sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta priminin tutarı üzerinden %5’i oranındaki miktar, sigorta şirketi tarafından tahsil edildiği ayı takip eden ayın en geç 20’sine kadar İçişleri Bakanlığı Merkez Saymanlığı hesabına yatırılır. Yatırılan bu miktarlar, münhasıran trafik hizmetlerinde kullanılmak üzere, Maliye Bakanlığınca bütçeye özel gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilir. Özel ödenek kaydedilen tutarlardan harcanmayan miktarlar, ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek yazılır. (Değişik 3. fıkra: 5217 – 14.7.2004 / m.12 – Yürürlük m.32/2) Sigorta yaptıranların, sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta priminin %5’i oranındaki tutar, sigorta şirketi tarafından tahsil edildiği ayı takip eden ayın en geç 20’sine kadar İçişleri Bakanlığı Merkez Saymanlığı hesabına yatırılır. Yatırılan bu tutarlar bütçeye gelir kaydedilir.
Sigorta şirketleri, şekli ve içeriği İçişleri Bakanlığının uygun görüşü ve Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlığın onayı ile belirlenip Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğince bastırılacak trafik sigortası pulunu, poliçe ve zeyilname ile birlikte işletenlere vermek zorundadırlar. İşletenler, zorunlu malî sorumluluk sigortasının yaptırıldığını göstermek amacıyla bu pulu araçlarının ön camına yapıştırmaya mecburdurlar. (…) (Madde 91’in 4. fıkrası, 13.2.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanun’un 58. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
Geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu malî sorumluluk sigortası bulunmayan araçlar trafikten men edilir.
Turistlere ait taşıtlarla, milletlerarası çok taraflı veya karşılıklı anlaşmalar kapsamına giren yabancı plakalı taşıtların Türkiye’de geçerli milletlerarası anlaşmalarla kabul edilmiş sigortaları yoksa, bunlar için zorunlu malî sorumluluk sigortası Türkiye sınırlarına girişleri sırasında yapılır. (Değişik 6.fıkra: 6111 – 13.2.2011 / m.58) Yabancı plakalı taşıtların Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslara göre Türkiye’de geçerli sigortaları yoksa bunlar için zorunlu mali sorumluluk sigortası Türkiye sınırlarına girişleri sırasında yapılır.
(Ek fıkra: 5265 – 2.12.2004 / m.1) Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde, ortak savunma veya barış harekatı çerçevesinde Türkiye’de harekat, eğitim veya tatbikat maksadıyla bulunmasına izin verilen yabancı silahlı kuvvetlerin neden olabileceği hasar ve zararların tazmini konularının özel bir anlaşmayla düzenlendiği hallerde, bu kapsamda Türkiye’ye girecek yabancı askeri araçlar bakımından bu madde hükmü uygulanmaz.
(Değişik son fıkra : 4262 – 21.5.1997) Bu madde hükmüne uymayanlar 1.800.000.- lira para cezası ile cezalandırılırlar.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar
o “İlgili İçtihatlar” Madde 92 – Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak moztorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler.

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/1521
K. 2013/5850
T. 26.3.2013
4925/m. 18,19/son
2918/m. 85/1
DAVA : Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.06.2011 tarih ve 2010/191-2011/398 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Fatma Karaman Odabaşı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan minibüste yolcu olarak bulunan müvekkilinin 27.05.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, %45 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığını, bir kısım ödeme yapılmış ise de, müvekkilinin gerçek zararının karşılanmadığını belirterek şimdilik 7.250,00 TL’nin 07.02.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davasını ıslah ederek 67.025,00 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış bulunan araçta yolcu olarak bulunan davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanarak, %42,50 nispetinde vücut genel çalışma gücünü kaybettiği, davalı tarafça yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye 67.025,00 TL tazminatın davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 67.025,00 TL’nin 19.02.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 ) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 ) Dava, yolcu taşıma sözleşmesiyle taşınan davacının geçirdiği trafik kazasında yaralanması sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu kaza yapan minibüs davalı sigorta şirketi tarafından “Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk” sigorta poliçesi ile sigortalanmıştır. Zorunlu mali mesuliyet ( trafik ) sigortası, motorlu bir aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitlerle sigortalamaktadır. Başka bir anlatımla, bu sigortayla işletenin KTK’nın 85/1. maddesinde hükme bağlanan sorumluluğu sigorta örtüsüne alınmaktadır. Ayrıca 4925 sayılı KTK’nın18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Yasanın 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Anılan Yasanın 19 /son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, limit aşımında sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır. Buna göre, somut uyuşmazlıkta sıralı sorumluluk ilkesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2012/11-68
K. 2012/244
T. 28.3.2012
TAŞIMA SİGORTA POLİÇESİNE DAYALI TAZMİNAT ALACAĞI ( Taşımacı ve CMR Sorumluluk Sigortacısından Rücan Tazmini Talebi/Yüklemenin Sorumluluğu Gönderene Ait Olsa da Taşıyıcının da Ambalaj ve İstiflemede Gözetim Görevi Bulunduğunun Gözetileceği – Hatalı İstiflemeden Meydana Gelen Zararın CMR Sigortacısı Olan Davalı Sigorta Şirketinden Talep Edilemeyeceği )
RÜCUAN TAZMİNAT DAVASI ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı – Yüklemenin Sorumluluğu Gönderene Ait Olsa da Taşıyıcının da Ambalaj ve İstifleme de Gözetim Görevi Bulunduğu/Hatalı İstiflemeden Meydana Gelen Zararın CMR Sigortacısı Olan Davalı Sigorta Şirketinden Talep Edilemeyeceği )
HATALI AMBALAJ VE İSTİFLEME ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası – Yüklemenin Sorumluluğu Gönderene Ait Olsa da Taşıyıcının Malın Emniyetle Taşınmasını Sağlamak Üzere Her Türlü Tedbiri Alması/Basiretli Bir Taşıyıcı Olarak Gönderene ve Alıcıya Haber Vermesi Gereği )
BASİRETLİ TACİR GİBİ DAVRANMA ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası – Yüklemenin Sorumluluğu Gönderene Ait Olsa da Taşıyıcının Malın Emniyetle Taşınmasını Sağlamak Üzere Her Türlü Tedbiri Alması/Basiretli Bir Taşıyıcı Olarak Gönderene ve Alıcıya Haber Vermesi Gereği )
TAŞIYICININ SORUMLULUĞU ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası – Yüklemenin Sorumluluğu Gönderene Ait Olsa da Taşıyıcının da Ambalaj ve İstifleme de Gözetim Görevi Bulunduğunun Gözetileceği )
MÜTERAFİK KUSUR ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası – Yüklemenin Sorumluluğu Gönderene Ait Olsa da Taşıyıcının da Ambalaj ve İstiflemede Gözetim Görevi Bulunduğunun Gözetileceği )
CMR SİGORTACISININ HATALI İSTİFLEMEDEN DOLAYI SORUMLULUĞU ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası – Meydana Gelen Zararın CMR Sigortacısı Olan Davalı Sigorta Şirketinden Talep Edilemeyeceği )
TEMİNAT KAPSAMI DIŞINDA OLAN HUSUS ( Taşıma Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası – Hatalı İstiflemeden Meydana Gelen Zararın CMR Sigortacısı Olan Davalı Sigorta Şirketinden Talep Edilemeyeceği )
818/m.44
6762/m.20
CMR Konvansiyonu/m. 9, 17
ÖZET: Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının taşımacı ve onun CMR sorumluluk sigortacısından rücuan tazmini istemine ilişkindir. Bilirkişi kurulu raporunda; malzemelerin taşımayı yapacak araca yüklendiği, meydana gelen hasarın nedeninin yol, güzergah ve sevkıyat sırasındaki iklim koşullarına bağlı olarak oluşan nakliye muhataralarından ( rizikolardan ) kaynaklanmış olabileceği, bu anlamda da davalı taşıyıcının malların yüklenmesi, istiflenmesi ve ambalajlanması ile taşımanın yol ve sevkiyat koşullarına uygun yapılıp yapılmadığına dair nezaret yükümlülüğü bulunduğundan müterafik kusur bağlamında zarardansorumlu olabileceği tespit edilmiştir. Yüklemenin sorumluluğu gönderene ait olsa bile malların sevkıyat sırasında yol ve iklim koşullarını düşünerek taşıyıcının da ambalajlama ve istifleme aşamasında gözetim görevi bulunduğu, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere gereken her türlü tedbiri alması basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunması ve durumu gönderene veya alıcıya bildirerek gereken uyarıda bulunması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde zararın ambalaj, istif, yükleme ve boşaltmadan sorumlu bulunan kimseler ile taşıyıcı arasında paylaştırılması gerekir.
Sigortalı ve sigorta şirketinin sorumlulukları farklı hukuki düzenlemelere tabi olup, sigorta şirketi tarafından yanlış istiflenme sebebiyle oluşan hasarlar sigorta poliçesine eklenen CMR Umumi Hükümleri gereği teminat dışı bırakılmıştır. Hatalı istifleme sonucu meydana gelen hasar bedeli taşıyıcının CMR sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden talep edilemez. Direnme kararı hukuka uygundur.
DAVA : Taraflar arasındaki “ rücuan tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.3.2006 gün ve 2004/345 E.,2006/221 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 9.7.2007 gün ve 2006/7808 E., 2007/ 10599 K.sayılı ilamı ile;
( … Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma emtia abonman poliçesi ile sigortalı cam emtiasının sigortalısınca Türkiye` den Rusya` ya sevki için davalılardan D… Nak. A.Ş. ile anlaşma yapıldığını, varma yerinde 9 adet camın sefer sırasında kırıldığının belirlendiğini, diğer davalının CMR sigortacısı olduğunu ileri sürerek, müvekkilince ödenen 8.583.000.000 TL`nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini ayrı ayrı istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara göre, hamule senedinin18 numaralı bölümünde, ” yükleme ve istifleme gönderen tarafından yapılmış olup, istiften kaynaklanan zararlardan nakliyecinin sorumlu olmadığını taraflar kabul ederler ” hükmüne ve ayrıca 19/20 özel şartlar bölümünde ” nakliyeci tarafından sadece dış palet ambalajı kontrol edilebilmiş, paletin içindeki emtiaların ambalajlarının uygunluğu kontrol edilememiştir ” hükmüne yer verildiği; taşıyıcının CMR Konvansiyonu`ndan doğan sorumluluklarını peşinen kaldıran sözleşmeler geçersiz ise de, CMR 17/4-b ve c maddeleri ambalajlama, yükleme, istif hatalarında taşıyıcının sorumlu olmayacağını açıkça belirttiğine göre, sözleşmede taşıyıcının bunlardan sorumlu olmayacağına dair çekincelerin ve tarafların bunu benimsemelerinin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, taşıyıcının yüklemeye MK` nun 2. maddesi gereğince özen göstermesi gerekir ise de, somut olaydaki tarafların benimsemeleri karşısında, MK`nun 2.maddesine aykırı bir davaranışdan veya özen borcunu ihlalden söz edilemeyeceği, davalının hasardan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının taşımacı ve onun CMR sorumluluk sigortacısından rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Taşıma,CMR Konvansiyonu` na tabi olup, yükleme ve istiflemelerin gönderene ait olduğu taşıma sözleşmesinin taraflarınca kararlaştırılmıştır.
Hasar tespit tutanağına, bilirkişi kurulunun asıl ve ek raporuna göre, cam emtiasında, meydana gelen hasarın nedeninin, malların yüklemesi, istiflenmesi ve ambalajlanmasında taşımanın ve yol koşullarının dikkate alınmaması olduğu tespit edilmiş olup, mahkemece de böyle kabul edilmiş, hasar nedeni bakımından hükme esas alınıp, müterafik kusur noktasında ilke olarak hükme esas alınmayan bilirkişi kurulu raporunda ise davalılardan taşımacı olan D… Nakliyat A.Ş.`ne yüklemeye, ambalajlamaya ve istiflemeye nezaret görevi sebebiyle % 25 oranında müterafik kusurlu olduğu, taşıma senedine konulan şerhlerin varlığının, müterafik kusuru kaldırmayacağı görüşü bildirilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, anılan şerhler sebebiyle taşımacının müterafik kusurluluğunun taraflarca kaldırıldığı, taşıyıcının CMR Konvansiyonu`ndan doğan sorumluluğunu peşinen kaldıran sözleşmelerin geçersiz oluşuna rağmen, tarafların iradelerinin önemli olduğu, sonuçta davalılardan taşımacının kusurlu olmadığı sonucuna varılarak, dava her iki davalı bakımından reddedilmiştir.
Oysa, mahkemece davalılardan sigortacı hakkında bir gerekçe ortaya konmamış, diğer davalı taşımacı ile ilgili gerekçelerle dava, her iki davalı bakımından reddedilmiştir. Öncelikle, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, taşımacının sorumluluğunu hafifleten sözleşme koşulları, CMR Konvansiyonu`nun “Sözleşmeye Aykırı Koşulların Hükümsüzlüğü” başlıklı 41.maddesi karşısında, gönderen-taşıtan ile taşımacı arasındaki hukuki ilişki bakımından hükümsüzdür. Bu hüküm, emredici bir hüküm olup, buna benzer hükümler, yurt içi taşıma bakımından TTK` nun 766. hava yolu ile uluslararası taşıma bakımından Varşova Sözleşmesi`nin 32. maddesinde de yer almıştır. CMR Konvansiyonu`nun 41.maddesinde, 40. madde hükümleri saklı tutulmuş olup, 40.madde ile taşımacıların kendi arasında yapacakları sözleşme bakımından, 37 ve 38. maddelerdeki haller dışında tam bir serbesti getirilmiştir. Diğer anlatımla, gönderen taşıtan ile taşımacı arasındaki taşıma sözleşmesi bakımından CMR Konvansiyonu, sözleşme serbestisi getirmemiş, konvansiyonun hükümlerini doğrudan doğruya veya dolayısıyla ihlal eden her türlü koşul, anlaşma, kayıt hükümsüz sayılmıştır.
Bu itibarla, davacının selefi ile davalılardan taşımacı konumundaki …Nakliyat A.Ş. arasındaki taşıma ilişkisi bakımından, tarafların beraberce, taşımacının müterafik kusurunu kaldırmaları ve bunu aralarında kararlaştırıp, benimsemeleri, konvansiyonun anılan emredici hükmüne aykırı ve hükümsüz olup, bunu esasen mahkemenin re`sen gözetmesi de gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece,taşımacı olan davalının müterafik kusurlu olduğunun ilke olarak benimsenmesi suretiyle davanın ele alınması, buna göre diğer davalı sorumluluk sigortacısının hukuki durumunun da tartışılması sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır… ),
Gerekçesiyle davacı yararına bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının taşıyıcı ve onun CMR sorumluluk sigortacısından rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, sigortalısı D… A.Ş olan “Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi” ile her türlü taşıma risklerine karşı sigortalanan “cam” emtiasının sigortalı şirket tarafından Türkiye`den Rusya`ya sevkinin istendiğini, yükleme ve istifleme sorumluluğu da taşıyıcıya ait olmak şartıyla sağlam ve tam olarak teslim edilen 9 adet cam emtiasının sefer esnasında kırılarak alıcısına teslim edildiğini, oluşan zararın tazmin edildiğini, davalı sigortanın CMR sigortacısı olduğundan hasardan sorumlu tutulacağını ileri sürerek 8.583.000.000 TL rücuan tazminat alacağının sigortalıya ödeme yapılan 15.8.2003 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Uluslararası Nakliyat A.Ş., davacının aktif dava husumeti bulunmadığını, CMR Konvansiyonu’nun 17.4.b ve 9/2 maddesi gereğince ambalaj ile ilgili hamule senedine şerh verilmiş olup uygun şekilde ambalaj yapılmaması ve hatalı istifleme sebebiyle oluşan hasardan sorumlu tutulamayacaklarını, kabul görmemesi halinde müterafik kusurun esas alınmasını, 11 paket içinde toplam 70 adet cam emtiası taşındığını, 9 adedinin kırıldığını, hasar miktarının fahiş hesaplandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı İsviçre Sigorta ( Ergo İsviçre ) A.Ş., davalı D… Nak. A.Ş`nin taşınmasını taahhüt ettiği mallara gelebilecek zararlar sebebiyle CMR Konvansiyonu uyarınca taşıyıcıya düşebilecek mesuliyetin CMR Sigorta Poliçesi ile temin edildiğini, mal bedelinin göndericiye ödenmesi halinde taşıyıcıya karşı dava ve talep hakkı bulunmayacağından satıcının halefi sıfatıyla dava açılamayacağını, ekspertiz raporunda hasarın istifleme hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, hamule senedinin 18 ve CMR Umumi Hükümleri 3/v. maddesi gereğince müvekkili şirketin hasardan ve %10 kar marjından sorumlu tutulamayacağını, tazminatın fahiş belirlendiğini, faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, kural olarak taşıyıcının CMR Konvansiyonundan doğan sorumluluklarını peşinen kaldıran sözleşmeler geçersiz ise de CMR Konvansiyonu’nun 17/4 b ve c. maddeleri gereğince, ambalajlama, yükleme ve istif hatalarından taşıyıcının sorumlu olmayacağı açıkça belirtildiğine göre sözleşmeye taşıyıcının bunlardan sorumlu olmayacağına dair konan çekincelerin de geçerli olduğunu, yine bu açık şerh ve tarafların kabulü uyarınca meydana gelen hasardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş;
davacı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarda balık bölümünde açıklanan sebeplerle bozulmuştur.
Mahkemece, önceki gerekçeler açıklanıp genişletilerek ve değerlendirmenin taşıyıcının sorumluluk sigortacısı açısından da yapıldığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiş; hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
1- ) Davalı taşıyıcı D… Nakliyat A.Ş` nin sorumluluğu yönünden:
Öncelikle davalı taşıyıcı D… Nakliyat A.Ş`nin sorumluluğunun tartışılması gerekir.
Mahkemece de kabul edildiği üzere, uyuşmazlığa uygulanması gereken ülkemizin de 2.12.1994 gün ve 94/6322 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katıldığı 4.1.1995 gün ve 22161 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Karayolu ve Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi İle İlgili Anlaşma ( CMR )’nin 17/1. maddesi uyarınca kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vukubulacak hasardan sorumlu ise de, aynı Konvansiyon`un 17/4-b bendinde malların hatalı ambalajlanmış olması, “c” bendinde ise malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınması, yüklenmesi, istif edilmesi veya boşaltılması, hallerinde oluşan hasarlardan taşıyıcının sorumlu olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Ancak ambalajın hatalı olması veya yükleme ve boşaltmanın hatalı yapılması hallerinde bile taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere gereken her türlü tedbiri alması, anılan işlemlere nezaret etmesi, varsa hatalı ambalaja, yüklemeye ve boşaltmaya karşı çıkması, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun dürüstlük kuralına işaret eden 2. maddesi gereği olduğu gibi 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20. maddesi gereğince, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışı göstermeli ve durumu gönderene veya alıcıya bildirerek gereken uyarıda bulunmalıdır.
Dolayısıyla bu uyarının yapılmadığı hallerde zararın ambalaj, yükleme ve boşaltmadan sorumlu bulunan kimseler ile taşıyıcı arasında 818 Sayılı B.K.’nun44. maddesi uyarınca paylaştırılması gerekir.
Somut olaya gelince; gönderici … İnşaat Mim.Müş. A.Ş tarafından, İstanbul’dan nakliyeci, D… Uluslararası Nakliyat A.Ş aracılığıyla ve konşimentonun 18 numaralı bölümünde “Yükleme ve istifleme gönderen tarafından yapılmış olup, istiften kaynaklanan zararlardan nakliyecinin sorumlu olmadığını taraflar kabul ederler” ve ayrıca 19/20 özel şartlar bölümünde “Nakliyeci tarafından sadece dış palet ambalajı kontrol edilebilmiş, paletin içindeki emtiaların ambalajlarının uygunluğu kontrol edilememiştir” açıklamasına yer verilmek suretiyle, 06 AB …-06 YTS …plakalı araçla Rusya Federasyonu’na cam ve sair inşaat malzemesinin taşınacağı kararlaştırılmıştır.
12.6.2003 tarihli tutanak ile; … A.Ş tarafından taahhüt altına alınan Volgograd-Audi Showroom şantiyesine Türkiye`den malzeme sevkıyatı yapan D… Nakliyat A.Ş’ye ait 06 AB …plakalı aracın 12.6.2003 tarihinde şantiyeye ulaştığı, araçtaki malzemelerden 9 numaralı sandıkta bulunan cam emtiasının zarar gördüğü araç sürücüsü ve şantiye görevlisi tarafından tutanak altına alınmıştır.
Hasarın oluşmasından sonra düzenlenen Nakliyat Sigortası Ekspertiz Raporu’nda; muhtelif cins ve miktarda inşaat malzemesi ve cam cinsi emtianın, sigortalı firmanın 29.5.2003 tarih ve 12206-12210 numaralı faturalar ile Profil Plus adlı alıcı firmaya satıldığı, 29.5.2003 tarih ve 01041 numaralı CMR ile D… Nakliyat A.Ş. adlı nakliyeci firma sorumluluğunda nakledilmek üzere 06 AB …-06 YTS …plakalı kamyona tam ve sağlam olarak yüklendiği, İstanbul’dan Volgograd`a yapılan nakliye sonrası yapılan kontrolde 9 adet büyük camın kırılmış olduğunun tespit edildiği, çift katlı mağaza vitrin camı olduğu, V9 sandık numaralı üçgen biçimindeki tahta sehpaya istiflendiği, camların arasında çeşitli noktalara düğme şeklinde lastik bantlar yerleştirildiği, camların tabanına 0,5 cm ebadında lastik takozlar konulduğu, sehpanın ise polyester kayışlarla kamyon kasasının arka bölümüne bağlanarak emniyete alındığı, bu yöntemin, cam emtiasının taşınmasında kullanılmakta olup uygun bulunduğu, emtianın geri kalanını içeren tahta sandıkların ise kamyon kasasının ön bölümlerine istiflendiği, araç şoförünün sözlü beyanından kamyon kasasında camların sarsıntılar sonucu kayarak sehpa üzerine düştüğü ve istifli camların kırılarak hasarlanmasına sebep olduğunun belirtildiği, bu durumda, hasarın istifleme hatasından kaynaklandığı ve yapılan istiflemenin de nakliyeci firma sorumluluğunda olduğu kanaati bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda; değişik cins ve ebattaki malzemelerin taşımayı yapacak araca yüklendiği, meydana gelen hasarın nedeninin yol, güzergah ve sevkıyat sırasındaki iklim koşullarına bağlı olarak oluşan nakliye muhataralarından ( rizikolardan ) kaynaklanmış olabileceği, bu anlamda da davalı taşıyıcının malların yüklenmesi, istiflenmesi ve ambalajlanması ile taşımanın yol ve sevkiyat koşullarına uygun yapılıp yapılmadığına dair nezaret yükümlülüğü bulunduğundan müterafik kusur bağlamında zarardan %25 oranında sorumlu olabileceği tespit edilmiştir.
Şu hale göre; yüklemenin sorumluluğu gönderene ait olsa bile tüm malların sevkıyat sırasında yol,güzergah ve iklim koşullarını düşünerek taşıyıcının da ambalajlama ve istifleme aşamasında gözetim görevi bulunduğu, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere gereken her türlü tedbiri alması, varsa hatalı ambalaja, istiflemeye, yüklemeye ve boşaltmaya karşı çıkması, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunması ve durumu gönderene veya alıcıya bildirerek gereken uyarıda bulunması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde zararın ambalaj, istif, yükleme ve boşaltmadan sorumlu bulunan kimseler ile taşıyıcı arasında 818 Sayılı B.K.’nun44. maddesi uyarınca paylaştırılması gerekir.
Bu nedenle, taşıyıcının sorumlu tutulamayacağına dair mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan bu değişik sebeplerle direnme kararı davalı D… Nakliyat A.Ş. yönünden olmak üzere davacı yararına bozulmalıdır.
2- ) Davalı taşıyıcı şirketin CMR sigortacısı İsviçre Sigorta A.Ş` nin sorumluluğuna gelince;
Davalı sigortalı taşıma şirketi ile davalı sigorta şirketi arasında “Taşıyıcının Mesuliyeti CMR Sigorta Poliçesi” gereğince, 1.1.2003 – 1.1.2004 tarihleri arasında hususi şartlar ve ilişik CMR Umumi hükümleri ile Eşyaların Karayolundan Ülkelerarası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi hükümleri gereğince akdedilmiş olan sigorta poliçesi ile sigortalının Türkiye’den eski SSCB ülkelerine ve bu ülkelerden Türkiye`ye yapacağı taşımaların temin edileceği kararlaştırılmış olup; poliçeye ekli CMR Umumi Hükümleri’nin 3/v.maddesi gereği “Nakil aracının brandasının yırtık ve delik olması ve/veya su geçirmezlik niteliğini kaybetmesinden dolayı taşınan emtiada meydana gelebilecek ıslanma hasarlarına dair talepler, emtianın yetersiz ve uygun olmayan ambalajlama veya hazırlanmasının sebep olduğu ziya ve hasarlar ile birbirini etkileme özelliği olan emtianın yanlış yükleme ve/veya istiflenmesi sonucu oluşan hasarlara dayalı talepler, sahte plaka, motor, şasi numaralı araçlarla yapılan taşımalarda meydana gelen her türlü hasarlara ait talepler sigorta teminatı dışındadır.” hükmü taraflar arasında kabul edilmiştir.
Sigortalı ve sigorta şirketinin sorumlulukları farklı hukuki düzenlemelere tabi olup, sigorta şirketi tarafından yanlış istiflenme sebebiyle oluşan hasarlar sigorta poliçesine eklenen CMR Umumi Hükümleri’nin 3/v. maddesi gereği teminat dışı bırakılmıştır. Hasar tespit tutanağına, bilirkişi kurulunun asıl ve ek raporu ile sigorta ekspertiz raporuna göre, cam emtiasında meydana gelen hasarın nedeninin, malların yüklemesi, istiflenmesi ve ambalajlanmasında taşımanın ve yol koşullarının dikkate alınmaması olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda hatalı istifleme sonucu meydana gelen hasar bedeli taşıyıcının CMR sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden talep edilemez.
O halde, direnme kararı yukarda açıklanan değişik gerekçelerle sonucu itibariyl usul ve yasaya uygun olup; onanması gerekir.
SONUÇ : 1- )Davacı vekilinin davalı taşıyıcı D… Nakliyat A.Ş` nin sorumluluğu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda ( 1. ) bentte gösterilen değişik nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
2- )Davacı vekilinin davalı taşıyıcı şirketin CMR sigortacısı İsviçre Sigorta A.Ş` nin sorumluluğu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarda ( 2. ) bentte açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 28.3.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2002/11-862
K. 2002/854
T. 23.10.2002
• NAKLİYAT SİGORTA POLİÇESİNDEN KAYNAKLANAN RÜCU DAVASI ( Yetkili Mahkeme )
• YETKİLİ MAHKEME ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası )
• RÜCU DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan )
• HALEFİYET ( Sigortacının Halef Olduğu Tazminat Alacağının Temeli )
• SİGORTACININ HALEFİYETİ ( Tazminat Alacağının Temeli )
• TAŞIMA SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ZARAR ( Rücu Davası – Yetkili Mahkeme )
• DAVALININ BİRDEN FAZLA OLMASI ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası – Yetkili Mahkeme )
• TAŞIMA KOMİSYONCUSU ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası – Sorumluluk )
• ALT TAŞIYICI ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası – Sorumluluk )
• AMBAR SAHİBİ ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası – Sorumluluk )
• ARA TAŞIYICI ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası – Sorumluluk )
• CMR TAŞIMALARI ( Üst ve Alt Taşıyıcılar Arasında Sorumluluk )
• TAŞIMADA MÜTESELSİL SORUMLULUK OLMAYACAĞI ( Üst ve Alt Taşıyıcılar Arasında )
• SEÇİM HAKKI ( Yetkili Mahkemenin Tesbitinde – Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası )
• ORTAK YETKİLİ MAHKEME ( Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu Davası )
• SEVK İRSALİYESİ ( Gönderen İle Kullandığı Aracında Bulundurmak Zorunda Olan Sürücü Arasında Taşıma Akdi Oluşturmayacağı )
• TAŞIMA AKDİ ( Sevk İrsaliyesinin Gönderen İle Kullandığı Aracında Bulundurmak Zorunda Olan Sürücü Arasında Oluşturmayacağı )
1086/m.9, 10, 21
818/m.41, 50, 51, 55, 58, 96
6762/m.23, 781, 782, 784, 787, 796, 808, 814, 1302
213/m.227, 230/5, 232
ÖZET : Sigortacının halef olduğu tazminat alacağının temeli, sigortacı ile zarar sorumlusu üçüncü kişi arasındaki “borç ilişkisidir.” Bu borç ilişkisinin doğumunu ise üç kaynağa dayandırmak mümkündür. Bunlar haksız fiil, sözleşme ve kanun’dur. Sigortacının ikame edeceği rücu davasının dayanağı hukuki sebep, sigortalının tazminat borçlusuna karşı açabileceği davanın dayanağı hukuki sebebin aynıdır. Eğer sigortalı istihdam eden aleyhine B.K.55 veya mal sahibi aleyhine B.K. m.58, hükümlerine dayanabiliyorsa veya 2918 sayılı yasa uyarınca nakil aracının sahibi ( işleten ) aleyhine veya aynı aracı trafik rizikolarına karşı sigortalamış bir diğer sigorta şirketine veya TTK. M.781 vd. uyarınca taşıma sözleşmesine dayanarak dava açabiliyorsa, aynı hukuki sebeplere dayanarak sigortacı da rücu davasını ikame edebilecektir.
Sigortalının haksız fiil ( BK. M.41 ) veya akde muhalefet ( BK. M.96 ) dolayısiyle dava açabildiği hallerde, sigortacı da sigortalı gibi bizzat bu sebeplere dayanıp dava açabilecektir.
Davanın sigortacı tarafından hangi hukuki sebeplerden dolayı açıldığının anlaşılması için davada yer alan ve almayan kişilerin bu davada ne sıfatla bulunduklarının irdelenmesi gerekir.
CMR taşımaları hariç TTK. 787/1. maddesi hükmüne göre üst ve alt taşıyıcılar arasında dayanışmalı sorumluluk olmadığı için taşınan malın zayi olması ve hasara uğraması nedeniyle açılabilecek tazminat davası ya asıl taşıyıcıya veya alt taşıyıcıya karşı açılır. Bu husus dava şartı olduğundan hakim tarafından ( resen ) kendiliğinden gözetilir.
Somut olayda davacı, davasını genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmamıştır. Davalı H. yetki itirazında ikametgahı mahkemesini veya haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesini gösterebilir. Bu davalı, seçimlik hakkını haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi olarak göstermiştir. Davalının yetki itirazında gösterdiği mahkeme gerçekten yetkili olduğu için bu yetki ilk itirazı kabul edilmelidir. Ne var ki görülmekte olan davada, davalılar hakkında BK. 51. maddesi uyarınca birçok kimseler muhtelif sebeplere binaen sorumlu olurlar hukuki sebebine dayalı dava açılmış olup, haksız fiil birden fazla kişi tarafından işlenmiş kuralı uygulanmayacağından başka bir anlatımla ortak yetkili mahkeme mutlak olarak haksız işlemin meydana geldiği yer mahkemesi olmadığından yetki ilk itirazında bulunmayan davalılar için mahkemenin yetkisi kesinleşmiş olduğundan mahkemece yetki itirazında bulunan davalı H.’nin itirazını kabul ederek onun hakkındaki davanın ayrılmasına ve yetkili Milas Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, yetki itirazında bulunmayanlara karşı davaya devam etmesi gerekirken sanki ortada haksız eylem birden fazla kişi tarafından işlenmiş ilkesi varmışcasına tüm davalılar için yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 4.7.2001 gün ve 2001/122-472 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.1.2001 gün ve 2001/8207-2002/610 sayılı ilamı ile;
( … Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından nakliye sigortası yapılan emtianın davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı oldukları araç ile yapılan taşıması sırasında meydana gelen kazada emtianın hasarlandığını, hasar bedeli 6.852.455.000.- TL.nın sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, bu miktarın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı H. Ö. vekili, kazanın Milas’ta meydana geldiğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre kazanın meydana geldiiği yerin Milas olması nedeniyle davada Milas mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Sigortacının halefiyet ilkesi gereğince zarar sorumlusuna karşı açtığı davada kural olarak HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”9. maddesi hükmü uyarınca davalının ikametgahı mahkemesi yetkili mahkemelerden bir tanesi olacaktır. Yine aynı madde hükmü uyarınca, davalı birden fazla ise, rücu davası, bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilecektir. Ancak, dava nedenine göre, davalılardan tümü hakkında HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”21. maddesinde olduğu şekliyle ortak yetkili taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, rücu davası o yer mahkemesinde de açılabilecektir. Aynı maddenin son cümlesi uyarınca davanın, davalılardan birinin kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye götürmek amacıyla açıldığı belirlendiği takdirde o davalı yönünden davanın ayrılarak yetkisizlik kararı verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davalı H. Ö., kaza yerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunmuş olup, diğer davalılar yetkiye itiraz etmemişlerdir. Mahkemece davalının yetki itirazı yerinde görülerek tüm davalılar yönünden yetkisizlik kararı verilmiştir. Olayda HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”9. maddesinin son cümlesinde belirtilen kötü niyet halinin bulunduğuna ilişkin belirti ve delil dosyası bulunmamaktadır. Kaldı ki bu husus yetki itirazında bulunan davalı tarafından da ileri sürülmemiştir. Dava, davalılardan K… Gıda A.Ş.nin adresi olarak gözüken Şişli’nin bağlı olduğu Beyoğlu Ticaret Mahkemesinde açılmış, dava dilekçesi de Şişli adresine tebliğ edilmiştir. HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”21. maddesindeki yetki kuralı genel yetki kuralını ortadan kaldıracak nitelikte kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralı olmayıp, davacı tarafından seçimlik hak kullanılıp davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde dava açılmış olmakla yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Sigortalı tarafından, zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, halefiyet ilkesi gereğince sigortacının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
Burada halefiyet ilkesinin ne olduğuna kısaca değinmekte yarar vardır. Sigortacının halef olduğu tazminat alacağının temeli, sigortacı ile zarar sorumlusu üçüncü kişi arasındaki “borç ilişkisidir.” Bu borç ilişkisinin doğumunu ise üç kaynağa dayandırmak mümkündür. Bunlar haksız fiil, sözleşme ve kanun’dur. Sigortacının ikame edeceği rücu davasının dayanağı hukuki sebep, sigortalının tazminat borçlusuna karşı açabileceği davanın dayanağı hukuki sebebin aynıdır. Eğer sigortalı istihdam eden aleyhine B.K.55 veya mal sahibi aleyhine B.K. m.58, hükümlerine dayanabiliyorsa veya 2918 sayılı yasa uyarınca nakil aracının sahibi ( işleten ) aleyhine veya aynı aracı trafik rizikolarına karşı sigortalamış bir diğer sigorta şirketine veya TTK. M.781 vd. uyarınca taşıma sözleşmesine dayanarak dava açabiliyorsa, aynı hukuki sebeplere dayanarak sigortacı da rücu davasını ikame edebilecektir.
Sigortalının haksız fiil ( BK. M.41 ) veya akde muhalefet ( BK. M.96 ) dolayısiyle dava açabildiği hallerde, sigortacı da sigortalı gibi bizzat bu sebeplere dayanıp dava açabilecektir.
Türk pozitif hukukunda TTK.nun 1301 maddesi yukarıda anlatımları doğrulayarak, tazminat alacaklarının doğumuna yol açan “borç kaynakları” arasında bir ayrım yapmamıştır. Nitekim madde metninde kullanılan “vaki zarardan dolayı… dava hakkı” şeklindeki ibarenin her üç borç kaynağını kapsayabilecek çok genel ifadesinden bu hususun anlaşılması gerektiği öğretide kabul edilmektedir. ( Bkz. Türk Hukukunda Sigortacının Kanuni HalefiyetiProf.Dr. Merih Kemal Omağ İst. 1983, sh.128 vd. 151 vd., Reşat Atabek, Sigorta Hukuku, İst. 1950 sh.246-248, Ali Bozer, Sigorta Hukuku Ank. 1965, sh.214, RayeğanKender, Türkiye’de Hususi Sigorta Hukuku İst. 1963 sh.206, Ahmet Kılıçoğlu, Özel ve Sosyal Sigortalarda Halefiyet ve Rücu ( AHFD ) 1974 c.XXXI. 411 ).
Davanın sigortacı tarafından hangi hukuki sebeplerden dolayı açıldığının anlaşılması için davada yer alan ve almayan kişilerin bu davada ne sıfatla bulunduklarının irdelenmesi gerekir.
Bu davada sigortalı gönderen M… Gıda Servis ve Dağıtım A.Ş. olup adresi, İnönü Cad. No: … Taksim/İstanbul’dur. Taşıyıcı K… A.Ş. olup, adresi Halaskargazi Cad. No: … Şişli/İstanbul’dur. Zorunlu Sigortacı Commercial Union Sigorta A.Ş.nin adresi Fahrettin Kerim Gökay Cad. B Blok No.62 Üsküdar/İstanbul, haksız fiilin faili olan araç sürücüsü H. Ö.’in adresi, Zafer Mahallesi Dumlupınar Cad. No: … İncirliova/Aydın’dır.
Yükün hasarlanmasına neden olan Kaza Milas İlçesinde meydana gelmiştir.
Sigortalı-Gönderen M… Gıda A.Ş.’i ait yükleri Torbalı’dan Bodrum’a taşıtmak üzere K… A.Ş. ile taşıma sözleşmesi yapmış ve bu sözleşme uyarınca K… A.Ş. maliki olduğu 34 … … plakalı aracı yanında çalışan sürücü H. ile Torbalı’ya göndermiş, yük buradan alınmış Milas İlçesinde kaza meydana gelerek yük hasarlanmıştır.
Davacı sigorta şirketi HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”9.II.C.1 uyarınca davalılardan K… A.Ş.nin adresinin, Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetki alanına girdiği düşüncesi ile davasını bu yer mahkemesine açmıştır. Oysa Yerel Mahkemenin ve Yüksek Özel Dairenin de kabul ettiği gibi davalı K… A.Ş.ninikametgahı Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetki alanında olmayıp İstanbul Merkez Asliye Ticaret Mahkemesinin yetki alanı içine girmektedir.
Bilindiği gibi bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır ( HUMK. 9.II.C.1 ). Dava, davalılardan hiçbirinin ikametgahı olmayan ( başka ) bir yerde açılır, davalılardan biri veya bir kaçı mahkemenin yetkisine itiraz etmez ve fakat diğeri yetki ilk itirazında bulunursa, bu halde HUMK.9, II.C.1’de yazılı dava davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılır hükmü uygulanmaz yani davalılardan birinin ikametgahında dava açılmış sayılmaz. Çünkü bu halde davanın açıldığı mahkeme davalılardan birinin ikametgah mahkemesi değildir.
Somut olayda, diğer iki davalı mahkemenin yetkisizliğine karşı çıkmazken, davalı H. süresinde yetki ilk itirazında bulunarak yetkili mahkemenin haksız fiilin vuku bulduğu Milas olduğunu ileri sürerek yetkisizlik kararı verilmesini istemiştir.
Sırası gelmişken görülmekte olan davanın hukuki sebebinin açıklanması gerekir.
BK.nun 51. maddesinin 1. fıkrasına göre, “birçok kimseler muhtelif sebeplere binaen mesul oldukları takdirde” ( Eksik dayanışmalı sorumluluk ), “haklarında birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkındaki” aynı yasanın 50. maddesinin 1. fıkrası ( tam dayanışmalı sorumluluk ) hükmü uygulanır.
Dava konusu olayda K… Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. aracın maliki ve taşıma sözleşmesinin tarafı olmakla taşıyıcı durumunda olup, taşıma sözleşmesi uyarınca, H. ise, haksız fiilin sorumlusu bulunmakla BK.41 ve TTK.782. madde uyarınca sorumlu olacaktır. Nitekim TTK. 782. maddesi uyarınca sürücü, taşıyıcının kullandığı yardımcı kişi olup, taşıyıcı kullandığı yardımcı kişinin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olacaktır hükmünü getirmiştir.
Yetkisizlik ilk itirazında bulunan davalı sürücü H.’nin somut olayda taşıyıcı, taşıma komisyoncusu, alt taşıyıcı olup olmadığının da incelenmesi gerekmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre M… Gıdaya ait mallar K… A.Ş. ile yapılan taşıma sözleşmesine göre, K…ın maliki olduğu ve sürücüsü H. bulunan araca M… Gıda’da çalışan Nizamettin Ceylan tarafından Torbalı’da yüklenmiş ve aracın sürücü ve TTK. 782. maddesi uyarınca taşıyıcının kullandığı yardımcı kişi olan H.’ye malları tam ve sağlam aldığına dair sevk irsaliyesi imza ettirilmiştir. Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında bir kısım üyeler, H.’nin bu sevk irsaliyesini imzalamakla taşıyıcı sıfatiyle sorumlu olacağını ileri sürmüşlerdir. Çoğunluk aşağıdaki gerekçe ile bu görüşe katılmamıştır.
TTK. 784 ve 796. maddesine göre taşıyıcı, taşıma işini bizzat kendi aracı ve adamları ile kendisi yapabileceği gibi bu taşıma işini başka taşıyıcılara devir etmek suretiyle yaptırabilir. Böylece ara taşıyıcı da asıl taşıyıcıdan aldığı malı başka alt taşıyıcılara taşıtabilir. Tatbikatta da eşya taşıtmak isteyen kimseler bu iş için kurulmuş ambar nakliyeci denilen kişi ile taşıma anlaşması yapmakta, ambar sahibi taşınmak üzere aldığı malı başka araç maliklerine vermek suretiyle taşıtmaktadır. Bu durumda Ambar Nakliyeci Asıl taşıyıcı, emtiayı kendi malik olduğu aracı ile fiilen taşıyan ise alt taşıyıcı olmaktadır. Bir kişinin ara taşıyıcı olması için eşya ile birlikte taşıma senedini asıl-üst taşıyıcıdan devir alması gerekir. ( Prof.Dr. Sabih Arkan Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu Ankara 1982, sh.94, dip not 104-105 ).
CMR taşımaları hariç TTK. 787/1. maddesi hükmüne göre üst ve alt taşıyıcılar arasında dayanışmalı sorumluluk olmadığı için taşınan malın zayi olması ve hasara uğraması nedeniyle açılabilecek tazminat davası ya asıl taşıyıcıya veya alt taşıyıcıya karşı açılır. Bu husus dava şartı olduğundan hakim tarafından ( resen ) kendiliğinden gözetilir.
Oysa somut olayda davalı H.’nin alt taşıyıcı olduğu ne davacı vekilince ileri sürülmüş ne de mahkemece seçimlik hakkın kullanılması için davacıya bir önel verilmiştir.
O halde davalı H.’nin alt taşıyıcı olarak vasıflandırılmasına olanak yoktur.
Ayrıca TTK. 808/1 ve 814. madde uyarınca “taşıma sözleşmesini kendi adına ve fakat gönderen hesabına yapmaya o kişi yetkili kılınmışsa bu işi yapan kimse taşıma komisyoncusu sayılır.
Uygulamada eşya taşıtmak isteyen kimse bu işle uğraşan kişiye başvurup taşıtacağı eşya için bir kamyon tahsis edilmesini istemekte bunun üzerine taşıma komisyoncusu kendisinden ücret alıp bir başkasına ait kamyonu eşya taşıtmak isteyen kişiye göndermekte, eşya taşıma işi gönderilen bu kamyon ile gerçekleştirilmektedir.
Taşıma sırasında eşya kaybolduğu veya hasar gördüğü durumlarda eşya komisyoncusu sorumlu olmaktadır. Çünkü TTK. 808. maddesi hükmüne göre ücret mukabilinde kendi namına ve müvekkili hesabına eşya taşımayı sanat ittihaz etmiş olan kimse tedbirli bir tacir gibi taşıyıcıları seçmeye ve müvekkilinin menfaatini korumaya mecbur olup aksi halde TTK. 784. maddesine göre, eşyayı taşıttığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olmaktadır.
Somut olayda davalı H.’nin yukarıda tarifi yapılan taşıma komisyoncusu olmadığı açık seçik ortadadır.
Gönderenin çalıştırdığı Nizamettin Ceylan tarafından, araç sürücüsü H.’ye imzalatılan ve bir örneği H.’ye verilen sevk irsaliyesinin bir taşıma akdi kurulmasına yeterli olup olmadığına gelince;
Öncelikle şu hususun vurgulanması gerekir. TTK.782. madde uyarınca sürücü taşıyıcının kullandığı yardımcı kimsedir. Hiçbir şekilde taşıyıcıyı bağlayıcı taşıma sözleşmesi yapamaz.
“Araç sürücüsü, araç sahibini bağlayıcı taşıma sözleşmesi yapamaz” Yargıtay 11.H.D. 10.11.1987 gün E.5641, K.6071 Bkz. G.Eriş Türk Ticaret Kanunu 2 Cilt Ank. 1988 sh.1079 ).
213 sayılı Vergi Usul Kanunun 227-232, TTK. 23. maddeleri uyarınca “malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşıttırıldığı hallerde satıcının taşınan ve taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır. Malın, bir mükellefin birden çok işyerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir ( Bkz. 213 sayılı Yasanın 4.12.1985 gün 3239 sayılı yasa ile değişik 230/5 bendi )
Somut olayda gönderen M… Gıda, taşıyıcı K… A.Ş.ne ait kamyon ile emtiasını Torbalı/İzmir deposundan Bodrum Yalıkavak yolu Kemer Mevkiindeki deposuna taşıtmak istemiş, bu emtiayı davalı H.’nin sürücüsü K… A.Ş.nin maliki olduğu araca yüklemiş ve gönderen M… Gıda Vergi usul Kanundaki emredici kural gereği sevk irsaliyesini’ni düzenleyerek bir örneğini kendinde bırakmış, diğer örneğini aracın sürücüsü H.’ye vermiştir.
Bunda zorunluluk vardır. Vergi Usul Yasasında yazılı Fatura nizamının sağlanması bakımından vergi denetmenleri yolculuk sırasında bu sevki irsaliyesini denetleyecekler ve kayıt dışı bir taşımanın olup olmadığı açıklığa kavuşacaktır.
Bu yasal düzenleme karşısında sevk irsaliyesini düzenleme zorunda kalan gönderen ile bunu yasal zorunluluk nedeniyle kullandığı aracında bulundurmak zorunda olan sürücü arasında taşıma akdinin oluştuğunu ileri sürmenin yasal dayanaktan yoksun olduğu açık bir gerçektir.
Bu açıklamalardan sonra M… Gıda ile sürücü H. arasında bir taşıma akdinin olmadığı açıklığa kavuşmuştur. Bu durumda davalı H. hakkında HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”10. maddesinin uygulama olanağından söz etmek olanaklı mıdır?
Bu maddeye göre “dava, mukavelenin icra olunacağı veyahut müddeaaleyh veya vekili dava zamanında orada bulunmak şartiyleaktin vuku bulduğu mahal mahkemesinde bakılabilir.” Buna usul hukukunda sözleşmeden doğan davalarda yetki kuralı denilmektedir. Buradaki sözleşmeden maksat, konusu malvarlığı ( mamelek ) hakkı olan Borçlar Hukukuna ilişkin sözleşmelerdir. Bu nedenle kanundan ve sebepsiz iktisaptan doğan borçlar için 10. madde hükmü uygulanmayacaktır. Sözleşme ise, iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından oluşur. Başka bir tanımla sözleşme, belirli bir hukuki sonucu doğurmaya yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından oluşan hukuki bir işlemdir. Bu maddenin uygulanması için ise yukarıda anlatılan anlamda taraflar arasında serbest iradeleri ile oluşan geçerli bir sözleşmenin bulunması şarttır.
Somut olayda, yetki itirazında bulunan H. ile gönderen M… arasında sözleşme ilişkisi kurulmamış olup bu davalı kanun gereğince ( BK. 41 ) haksız fiilin faili sıfatıyla sorumlu olup, HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”10. maddesinin davalı H. hakkında uygulanması usulen mümkün değildir.
Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalıya geçer. Davalı yetki itirazında bu mahkemeler de birinin yetkili olduğunu bildirebilir. Davalının yetki itirazında yetkili olarak gösterdiği mahkemenin gerçekten yetkili olması gerekir.
Somut olayda davacı, davasını genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmamıştır. Davalı H. yetki itirazında ikametgahı mahkemesini veya haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesini gösterebilir. Bu davalı, seçimlik hakkını haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi olarak göstermiştir. Davalının yetki itirazında gösterdiği mahkeme gerçekten yetkili olduğu için bu yetki ilk itirazı kabul edilmelidir. Ne var ki görülmekte olan davada, davalılar hakkında BK. 51. maddesi uyarınca birçok kimseler muhtelif sebeplere binaen sorumlu olurlar hukuki sebebine dayalı dava açılmış olup, haksız fiil birden fazla kişi tarafından işlenmiş kuralı uygulanmayacağından başka bir anlatımla ortak yetkili mahkeme mutlak olarak haksız işlemin meydana geldiği yer mahkemesi olmadığından yetki ilk itirazında bulunmayan davalılar için mahkemenin yetkisi kesinleşmiş olduğundan mahkemece yetki itirazında bulunan davalı H.’nin itirazını kabul ederek onun hakkındaki davanın ayrılmasına ve yetkili Milas Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, yetki itirazında bulunmayanlara karşı davaya devam etmesi gerekirken sanki ortada haksız eylem birden fazla kişi tarafından işlenmiş ilkesi varmışcasına tüm davalılar için yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan direnme kararının sadece bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davacı Garanti Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik nedenle BOZULMASINA, 23.10.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Davalılardan H. Ö., haksız fiil hükümlerine dayanarak olayın meydana geldiği yer olan Milas Mahkemesi’nin yetkili olduğunu açıklamak suretiyle, yetki itirazında bulunmuştur.
Dava dosyası içerisindeki taşınan yük ile ilgili olarak düzenlenen irsaliyenin incelenmesinde, davalı H.’nin yükü taşınmak üzere teslim aldığı anlaşılmaktadır. Bir yükün taşınmak üzere teslim alınması taşıyıcıya ait görevlerden olup, TTK.nun 781/1 nci maddesi hükmü uyarınca, yükün teslim alınmasından sonra alıcısına teslim edilinceye kadar süre içerisinde yükte oluşacak ziya ve hasarlardan yükü teslim alan taşıyıcı sıfatı ile sorumludur. Taşıma sözleşmesi çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünde ise yetkili mahkeme, HUMK.nun o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”9/1 nci maddesi uyarıncaya davalı H.’nin ikametgahı mahkemesi olan İncirliova Mahkemesi, yahut da aynı yasanın 10 ncu maddesi hükmü gereğince, sözleşmenin icra mahzili yani yükleme yeri olan Torbalı Mahkemesi’dir. Adı geçen davalı ise yetki itirazında bu yer mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmadığından yetki itirazı geçersiz olup, esasında yetkili olmasa dahi davanın açıldığı Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi’nin yetkisi kesinleşmiştir.
Mahkeme kararının bu yönden dahi bozulması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/9682
K. 2002/1789
T. 4.3.2002
• TAZMİNAT DAVASI ( Sigortacının Kendisine Tazminat Ödenmesi İçin Gerekli İhbar Yapılıp Belgenin İbrazından İtibaren Sekiz İş Günü İçinde Ödeme Yapmasının Gerekmesi )
• SİGORTA BEDELİ ( Davalı Sigortacı Yönünden Bedeli Ödeme Yükümlülüğünün İhbar Tarihinde Muaccel Olması )
• EŞYA TAŞIMA SÖZLEŞMESİ ( Taşıyıcının Sorumluluğunun Tehlike Sorumluluğuna Tabi Olmaması )
• TEHLİKE SORUMLULUĞU ( Eşya Taşıma Sözleşmesinden Taşıyıcının Sorumluluğunun Tehlike Sorumluluğuna Tabi Olmaması )
2918/m.96,95
6762/m.768
ÖZET : Sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgenin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapması gerekir. Davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak ihbar tarihinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde muaccel hale gelmektedir. Davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce bir başvuru olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce bir başvurusu olmadığına göre, bu davalı yönünden temerrüt faizine dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değildir.
Eşya taşıma sözleşmesi ilişkisinde taşıyıcının sorumluluğu tehlike sorumluluğuna tabi olmayıp, akti ilişkiden kaynaklanan kusur esasına dayandığından, bu tür zarar trafik sigortası kapsamında kabul edilemez.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2000 tarih ve 1999/1100-2000/1286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı İhlas Sigorta A.Ş., Ak Sigorta A.Ş., Müslim Faruk Kuş vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı Melanaj ipliği emtiasının davalılardan Ali Rutbilin maliki ve sürücüsü olduğu araçla nakledilirken, meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, diğer araçların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalılarında kusurlu olduğunu, ileri sürerek sigortalılarına ödedikleri 4.334.925.000 liranın 27.11.1998 ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan ( sigorta şirketlerinin poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olmaları kaydıyla )müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İnan Sigorta vekili, poliçe limitleri olan 500.000.000 lira ile gerçek zarardan sorumlu olduklarını savunmuştur.
Davalı İhlas Sigorta vekili, kazadan önce müracaat olmadığından faiz ve masraf talep edilemeyeceğini, poliçe limiti ile gerçek hasardan sorumlu olduklarını savunmuştur.
Davalı Ali Rutbil vekili, hasar ve kusur oranını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Ak Sigorta Şirketi vekili, trafik sigortası genel şartlar 3/d maddesi uyarınca araçta veya römorkta taşınan eşyanın zararından sorumlu olmadıklarını, olayda birden çok aracın zarar gördüğünü KTK. 96.maddenin uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar M.Faruk Kuş ve Mehmet Tokgöz davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 4.242.828.745 liranın davalılardan Mehmet Tokgöz 1.697.131.498 lira ile ( İhlas Sigortanın 500 milyon lira ile ), Ali Rutbül 1.272.848.623 lira ( Ak Sigortanın 250 milyon lira ile ), Müslüm Faruk Kuş 1.272.848.624 liranın ( İnan Sigortanın 500 milyon lira ile )sorumlu olmaları koşuluyla 31.12.1998 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, İhlas Sigorta A.Ş., Ak Sigorta A.Ş., Müslüm Faruk Kuş vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Müslüm Kuş un tüm ve davalı İhlas Sigorta Şirketi vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili, davalı İhlas Sigorta Şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araca verdiği zararın rücuen tahsilini istemiştir. Davalı Mehmet Tokgözün trafik sigortacısı olan davalı İhlas Sigorta AŞ.nin temerrüdü 2918 sayılı Yasanın 99.maddesine ve poliçe genel şartları 12.maddesine göre belirlemek gerekir. Buna göre, sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgenin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir deyişle, davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak ihbar tarihinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde muaccel hale gelmektedir. Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce bir başvuru olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce bir başvurusu olmadığına göre, bu davalı yönünden temerrüt faizine dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı İhlas sigorta yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı Ak Sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı sigorta şirketi, sigortalı emtiayı taşıyan aracın trafik sigortacısıdır. KTK.nun 92/e maddesi ve Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 3/d maddesi hükümleri uyarınca, trafik sigortası yaptırılmış bulunan motorlu araçta taşınan eşyanın ( yükün ), aracın işletilmesi sırasında oluşan riziko nedeniyle ziya ve hasara uğraması halinde, bu zararlardan zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesini yapan sigortacının sorumlu olmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.Motorlu araçta taşınan eşyanın işletene yahut üçüncü kişiye ait olması bakımından hiçbir fark yoktur. Üçüncü kişi tarafından taşınmak üzere motorlu araç işletenine teslim edilen yük bakımından, taşıtan durumunda olan işleten ile malı taşıttıran kimse arasında TTK.nun 768. ve onu izleyen maddelerde düzenlenmiş bulunan eşya taşıma sözleşmesi ilişkisi vardır. Taşıyıcının sorumluluğu bu gibi hallerde tehlike sorumluluğuna tabi olmayıp, akti ilişkiden kaynaklanan kusur esasına dayandığından, bu tür zarar trafik sigortası kapsamında kabul edilemez.. Bu itibarla, davalı Ak Sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Müslüm Kuşun tüm ve davalı Hür Sigorta Şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İhlas Sigorta Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ( 3 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Ak Sigorta Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Ak Sigorta ve İhlas Sigortadan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 51.533.825 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan Müslüm Faruk Kuşdan alınmasına, 4.3.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/13483
K. 2007/4725
T. 22.3.2007
• ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI ( Motorlu Araçta Taşınan Emtinanın Aracın İşletilmesi Sırasında Uğradığı Zararın Poliçe Kapsamı Dışında Bırakılması – Zarar Gören Emtia Diğer Araçta Taşındığından Riziko Sonucu Meydana Gelen Zararın Poliçe Kapsamında Kaldığının Kabulü Gereği ) –
• İHTİYARİ MALİ SORUMLULUK SİGORTASI ( Taşınan Emtianın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası ile Sigortalanması – Sigortalanmış Emtianın Sigortalıya Ait Araçta Taşınmadığı Nazara Alınarak Gerçekleşen Riziko Sonucu Oluşan Zararın Sigorta Kapsamında Ödenmesi Gereği )
• MOTORLU ARAÇTA TAŞINAN EMTİANIN HASARA UĞRAMASI ( Oluşan Zararın Poliçe Teminatı Kapsamı Dışında Bırakılması – Zarar Gören Emtia Diğer Davalılarca İşletilen Araçla Taşındığından Sigortalının Zararı Bakımından Teminatı Ortadan Kaldırmadığını Kabulü Gereği )
2918/m. 92/e
ÖZET : Zorunlu mali sorumluluk sigortası açısından Poliçe Genel Koşulları’nın 3/d ve KYTY 92/e maddesine göre motorlu araçta taşınan emtianın, aracın işletilmesi sırasında oluşan riziko nedeniyle hasara uğraması halinde oluşan zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, somut olayda zarar gören emtia davalıya ait araç ile değil, diğer davalılarca işletilen araç ile taşındığından anılan genel koşullara ilişkin düzenleme davacının zararı açısından teminatı ortadan kaldırmamaktadır.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.05.2005 tarih ve 2003/8 – 2005/99 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti. vekili ile Murat Ağır Nak.İnş.Ltd.Şti. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.03.2007 gününde davacı avukatı Ferhat Kanbak ile davalılardan Koç Allianz Sigorta A.Ş. avukatı Sadettin Ulusu gelip, diğer davalı vekilleri tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkili ile davalı İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti. arasında imzalanan taşıma sözleşmesi gereğince bu davalının temin ettiği davalı Bilal Uz’un sürücüsü olduğu araca yüklenen emtianın taşındığı sırada, diğer davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti.nin işleteni ve Süleyman’ın sürücüsü olduğu araç ile kaza yapması sonucunda davacıya ait tütün ve sigara emtiasının hasar gördüğünü, davalı sigorta şirketlerinin kazaya karışan araçların mali sorumluluk sigortacısı olduklarını ileri sürerek, 15.482.481.932.-TL.nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı sigorta şirketleri vekilleri, poliçe ile sigortalı araçta taşınan emtiaların zararının temin edilmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalı İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti. vekili, kazada müvekkilince temin edilen aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, sözleşme gereğince davacının mallarını sigorta ettirme yükümlülüğü bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Murat Ağır Nak.İnş.Ltd.Şti. vekili, müvekkiline ait aracın sigortalısı olan Koç Allianz Sigorta A.Ş.’den talepte bulunulması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kazada Bilal Uz’un 2/8 ve Süleyman Ekelek’in 6/8 oranında kusurlu, davacıya ait emtia zararının ise 15.482.48 YTL olduğu, taşımayı yapan aracın zorunlu trafik sigortacısı olan Şeker Sigorta A.Ş.nin Poliçe Genel Koşulları 3/d ve KYTY 92/e maddesi gereğince araçta taşınan emtia zararından sorumlu olmadığı, diğer aracın zorunlu trafik sigortacısı olan Koç Allianz Sigorta A.Ş.nin ise bu poliçeye dayalı sorumluluğu bulunmadığı gibi, karma sigorta poliçesi ile verilen kasko sigorta teminatının da sigortalı araçta taşınan emtiaları kapsamadığı, kaza İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Koşulları’nın 3/e maddesi ile de araç ile taşınan emtiaların teminat dışında bırakıldığı gerekçeyle davalı sigorta şirketleri hakkındaki davaların husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti. ve Murat Ağır Nak.Ltd.Şti. vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti.ninTTK.nun 781/1 inci maddesi gereğince zarardan sorumlu olmasına ve aynı maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen sorumluluktan kurtulma hallerinin bulunduğunu kanıtlayamamış olmasına, davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti.nin ise kazanın oluşumunda işleteni olduğu aracın sürücüsünün kazada 6/8 oranında kusurlu olduğunun saptanması nedeniyle BK.nun 50 nci maddesi gereğince diğer davalılar ile birlikte tüm zarardan müteselsilen sorumlu bulunmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemesine göre davalılar İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacıya ait emtia davalı İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti.’nin üstlendiği taşıma sözleşmesi gereğince Bilal Uz’un kullandığı araçta taşınmakta iken oluşan kazada hasar görmüştür. Kazada her iki aracın sürücüsü de değişik oranlarda kusurlu bulunmuştur. Davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti.ne ait araç açısından davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu trafik sigorta poliçesi ve karma sigorta poliçesi’nin ihtiyari mali sorumluluk teminatı kapsamında, aracın işletilmesi sırasında 3 üncü şahısların göreceği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğu Karayolları Trafik Kanunu’nun 91 nci maddesi gereğince teminat altına alınmıştır.
Mahkemece, davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş. hakkındaki dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası açısından Poliçe Genel Koşulları’nın 3/d ve KYTY 92/e maddesine göre motorlu araçta taşınan emtianın, aracın işletilmesi sırasında oluşan riziko nedeniyle hasara uğraması halinde oluşan zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, somut olayda zarar gören emtia davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti.ne ait araç ile değil, diğer davalılarca işletilen araç ile taşındığından anılan genel koşullara ilişkin düzenleme davacının zararı açısından teminatı ortadan kaldırmamaktadır. Keza aynı sonuç, sigortalıya ait araç işleteninin tazminat taleplerinin teminat dışında tutan KYTY 92/e maddesi açısından da sözkonusudur.
Davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş. zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi dışında aynı araç için ayrıca karma sigorta poliçesi kapsamında ihtiyari mali sorumluluk teminatı da vermiştir. Anılan teminata ilişkin Poliçe Genel Koşulları’nın 3/e maddesinde açıkça poliçede gösterilen aracın ve bu araçla taşınan malların uğrayacağı zararlar teminat dışı bırakılmış olup, davacıya ait emtia yukarıda açıklandığı gibi Koç Allianz Sigorta A.Ş.nin sigortalısına ait araçta değil, diğer araçta taşındığından anılan Poliçe Genel Koşulları’nın 1 nci maddesi gereğince davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş.nin İMMSD ile de sorumluluğu sözkonusudur.
O halde, mahkemece, gerek ZMMS gerekse İMMS Sigorta Poliçelerinin Genel Koşulları’nın 1 nci maddeleri kapsamında sorumluluğu bulunan davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın reddedilmesi doğru görülmemekle kararın bu nedenle davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti. yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin tüm, davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti. vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı Murat Ağır Nak.Ltd.Şti. yararına BOZULMASINA, davalılardan Murat Ağır Nak.Ltd.Şti. vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 627.05 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı İzbulan Nak. ve Tic.Ltd.Şti.’nden alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden Murat Ağır Nak.Ltd.Şti.’ne iadesine, 22.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/10770
K. 2006/11638
T. 13.11.2006
DAVA : Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2005 tarih ve 2004/8 – 2005/184 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı ev eşyalarının davalılardan İsmail Korkmaz’ın maliki ve sürücüsü olduğu araçla nakledilirken, meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, aracın diğer davalı şirkete trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçeleriyle sigortalı olduğunu ileri sürerek sigortalıya ödenen 15.602.120.000.-liranın 02.09.2003 ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili araçta taşınan eşyanın zararından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle kamyonda taşınan eşyaların 15.602.120.000.-TL’lik zarara uğradığı, bilirkişi kurulunun kusur ve hasar yönlerinden tespitlerinin benimsendiği ancak davalı sigortanın eşya hasarından sorumlu tutulamayacağı hususundaki görüşlerine itibar edilmediği, motorlu bir aracın işletilmesi bir şeyin zararına sebep olursa meydana gelen zarardan araç sahibi ve sigortacının müteselsilen sorumlu olduğu, davalı sigortanın sorumluluğunun sadece karşı tarafın aracında meydana gelen zararla sınırlandırılmasının doğru olmadığı, zarar miktarı trafik poliçesi limitini aştığından davalı sigortanın her iki poliçe nedeniyle de sorumlu olduğu, ancak İMMS Poliçesindeki sigorta şirketinin zararın %80’inden sorumlu olduğuna dair hükmün de dikkate alınması gerektiği, davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle 15.602.120.000.-TL’nin 13.581.696.000.-TL’sinden davalı sigorta şirketi sorumlu olmak kaydıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta şirketi temyiz etmiştir.
Davalı Generali Sigorta şirketi, sigortalı emtiayı taşıyan aracın trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısıdır. Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 1 nci maddesine göre bu tür sorumluluk sigortasını yapan sigortacı zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı hadlere kadar temin etmekle yükümlüdür.
KTK.nun 92/e maddesi ve Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın 3/d maddesi hükümleri uyarınca, trafik sigortası yaptırılmış bulunan motorlu araçta taşınan eşyanın (yükün), aracın işletilmesi sırasında oluşan riziko nedeniyle ziya ve hasara uğraması halinde, bu zararlardan zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesini yapan sigortacının sorumlu olmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Motorlu araçta taşınan eşyanın işletene yahut üçüncü kişiye ait olması bakımından hiçbir fark yoktur. Üçüncü kişi tarafından taşınmak üzere motorlu araç işletenine teslim edilen yük bakımından, taşıyan durumunda olan işleten ile malı taşıttıran kimse arasında TTK.nun 768 ve onu izleyen maddelerde düzenlenmiş bulunan eşya taşıma sözleşmesi ilişkisi vardır. Taşıyıcının sorumluluğu bu gibi hallerde tehlike sorumluluğuna tabi olmayıp, akti ilişkiden kaynaklandığından bu tür zarar ZMMS veya İMMS kapsamında kabul edilemez.. Bu itibarla, davalı Generali Sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/12249
K. 2010/3347
T. 25.3.2010
• RÜCUAN TAZMİNAT DAVASI ( Taşıma Sözleşmesine Dayalı – Emtiayı Davalıların Taşıma Sonucu Kısmi Hasarlı Teslim Ettiklerinin Sabit Olmadığı/Geçerli Halefiyet Olmadığından Davanın Reddi Gereği )
• TAŞIMA SÖZLEŞMESİ ( Rücuan Tazminat Davası/CMR Sözleşmesinin Değil TTK’nın Uygulanacağı – Emtiayı Davalıların Taşıma Sonucu Kısmi Hasarlı Teslim Ettiklerinin Sabit Olmadığı/Geçerli Halefiyet Olmadan Sigorta Şirketinin Ödediği Bedelin 3. Kişiyi Bağlamayacağı )
• CMR SÖZLEŞMESİNİN UYGULAMA ALANI ( Rücuan Tazminat Davası/Taşıma Sözleşmesine Dayalı – CMR Sözleşmesinin Değil TTK’nın Uygulanacağı )
• HALEFİYET İLKESİ ( Taşıma Sözleşmesine Dayalı Rücuan Tazminat Davası/Emtiayı Davalıların Taşıma Sonucu Kısmi Hasarlı Teslim Ettiklerinin Sabit Olmadığı – Geçerli Halefiyet Olmadan Sigorta Şirketinin Ödediği Bedelin 3. Kişiyi Bağlamayacağı/Davanın Reddedileceği )
6762/m.788
ÖZET : Davacı vekili, müvekkiline sigortalı emtianın davalılarca taşınması sırasında hasarlandığını, hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek bedelin temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Taşıma sözleşmesidahili bir nakliye işidir. Bu nedenle uyuşmazlıkta CMR sözleşmesi hükümleri değil TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sigortacının tazminat ödediği sigortalısına sigortalısının halef olabilmesi için; sigortalısının zarar sorumlusundan gerçekten alacaklı bulunması ve zarar sorumlularının eylemleri nedeniyle rizikonun gerçekleşmesi gerekir.
Emtiayı davalıların taşıma sonucu kısmi hasarlı teslim ettikleri sabit olmadığından ve bu nedenle davacı sigorta şirketinin geçerli bir halefiyet olmaksızın rücuan tazminat davası açması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacını davasının reddine karar vermek gerekir. Sigorta şirketinin geçerli halefiyet olmaksızın kendi sigortalısına ödemede bulunması zarar sorumlusu nitelendirilen 3. kişileri bağlamayacağı dikkate alınmalıdır.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada Sultanbeyli Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.06.2008 tarih ve 2007/641-2008/378 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline L. AllRisksSigorta Poliçesi ile sigortalı emtianın davalılarca taşınması sırasında hasarlandığını, hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, 3.938,90.-TL’nin temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hasarın davalıların taşıma yaptığı sırada meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yerel Mahkeme İlamı
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15.-TL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YEREL MAHKEME İLAMI
SULTANBEYLİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
E: 2007/641
K: 2008/378
T: 04.06.2008
DAVA : Davacı vekili tarafından 26.10.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle: Davalılar ile dava dışı olan P. Tekstil Ltd. Şirketi arasında taşıma sözleşmesi olduğu bu sözleşmeye konu emtiaların taşınması nedeniyle hasar meydana geldiği, bu hasar nedeniyle davacının sigortalısına ödediği 3.938,90.-TL. tazminatın ödeme tarihi olan 24.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep olunmuştur.
DAVAYA CEVAP: Davalılara HUMK’un509 ve 510. maddelerine uygun olarak tebligat yapılmıştır. Davalılar vekili duruşmadaki beyanlarında ve yazılı beyanlarında özetle; eşyanın kayıtsız ve şartsız kabulü ve 8 gün içerisinde eşyanın muayenesinin yapılmaması nedenleriyle davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: Taraflar arasındaki davaya konu uyuşmazlık; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödediği sigorta tazminatının TTK’nın 1301. maddesine göre davalılarda rücuan tahsili istemidir.
Dava dışı P. Tekstil Ltd. Şirketi davacı sigorta şirketinin sigortalısıdır. Yine dava dışı Garanti Kiralama Finansal Kiralanan A.Ş. de Şnansal kiralama yöntemiyle davaya konu olan emtiayı dava dışı olan P.Tekstil Ltd. Şirketi’ ne kiralamıştır. Kiralanan bu emtianın Erenköy’den alınarak Davutpaşa’da bulunan dava dışı P. Tekstil Ltd. Şirketi’ne teslimi için davalı S.S. no’lu Sultanbeyli İ. Motorlu Taşıma Kooperatifi’yle taşıma sözleşmesi yapılmıştır. Taşımayı yapan aracın sürücüsü ve diğer davalı Hüseyin’dir. Dava dışı P. Tekstil Ltd. Şirketi davaya konu dokuma makinelerinin davacı sigorta şirketine sigorta ettirmiştir. Taşıma nedeniyle dokuma makinesinde meydana gelen kısmi hasar bedelini davacı sigorta şirketi sigortalısı, dava dışı P. Tekstil’e ödemiş ve sigorta zarar sorumlusu olarak davalılardan bu bedeli mahkememize açılan dava ile rücuan geri istemektedir.
Dosyaya sunulan bütün belgeler üzerinde inceleme yapılmak üzere taşıma konusunda uzman bilirkişiye dosya verilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; “hasarlı taşınılan eşyayı alıcısına kısmı hasarlı teslim etmiş olduğu hususun sabit olmadığı, davacının sigortalısına tazmin ettiği hasarı davalılardan rücuen tahsil edebilmesi için harefiyetin bir arada bulunması gereken tüm yasal şartların oluşmadığını” belirtmiştir. Bilirkişi raporu yeterli denetlenebilir ve elverişli olduğundan mahkemece hükme esas alınmıştır.
Bilirkişi raporunda HUMK’un282. maddesi gereğince taraflara tebliğ olunmuştur.
Bilirkişi raporu olayın oluş şekli dosyaya sunulan belgeler ve tüm dosya kapsamıyla uyuştuğundan davacı tarafın bilirkişi raporuna yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. Takdiren yeniden bilirkişi incelemesine gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.
Taşıma sözleşmesine konusu; emtianın ( dokuma makineleri ) Erenköy Gümrüğü’nden alınarak Davutpaşa’daki dava dışı P. Tekstil Ltd. Şirketi’ne teslim etmesidir. Taşıma sözleşmesidahili bir nakliye işidir. Bu nedenle uyuşmazlıkta CMR sözleşmesi hükümleri değil TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Böylece taşıyıcı yani davalılar eşyayı varma yerinde alıcısına ( yani İstanbul Davutpaşa’da P. Tekstil Ltd. Şirketi’ne teslim borcunu üstlenmişlerdir. ) davalıların sorumluluğu 27.12.2007 günü başlayıp aynı gün biten dahili nakliye işiyle sınırlıdır. Taşıyıcı kural olarak taşıma süresi içerisinde taşıdığı eşyayı gelecek zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk TTK’nın 781. maddesinde düzenlenmiştir. Davaya konu hasarlı olduğu iddia edilen dokuma makinesi 34 … 82 plakalı araçla sevk edilmek üzere 27.12.2006 tarih ve 001615 sayılı teslim belgesiyle araç sürücüsü davalı Hüseyin’e kap adedine göre eksiksiz ve hasarsız olarak teslim edilmiştir. Bu dahili nakliye süresi sonunda alıcısı ( P. Tekstil Ltd. Şirketi ) aynı tesellüm belgesine göre çekincesiz olarak emtiayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Böylece davaya konu hasarın eşyanın taşıyıcısı olan davalılara teslimiyle dava dışı P. Tekstil Ltd. Şirketi’ne teslimi arasındaki zaman dilimi içerisinde yani taşıma sırasında meydana geldiği ispat külfeti TTK’nın 788. maddesine göre dava dışı P. Tekstil Ltd. Şirketi’ne aittir. Dolayısıyla bu külfet halefiyet yoluyla davacı sigorta şirketine geçmiştir.
Hasarın olduğu iddia edilen makinenin taşındığı araç 34 … 82 plakalı araç ile bunun için düzenlenen 001615 sayılı düzenlenen teslim tesellüm belgesidir. Bu belgede makinenin hasarlı olduğuna dair herhangi bir kayıt yoktur. Böylece taşıyıcı olan davalılarca dava konu eşyanın çekincesiz teslim edildiği mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafın dayanak olarak ileri sürdüğü belgede 34 … 8138 plakalı araç için düzenlenen 001616 sayılı teslim tesellüm belgesidir. Bu belgede; hasar şerhinin hangi tarihte, ne sıfatla ve kim tarafından konulduğu belli olmadığı gibi hasar kaydı yönünden tek taraşı imza olduğu davalıların hiçbirinin imzasının bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafça da davalılarında imzasını taşıyan makinenin hasarlı olduğuna ilişkin herhangi bir belgede dosyaya sunulmamıştır. Böylece mahkememizce davacıların ileri sürdüğü başka emtiaya ait olan 001616 sayılı tesellüm belgesindeki çekince tek taraşı olması nedeniyle geçerli kabul edilmemiştir.
Çekincesiz teslimlerde TTK’nın 788. maddesi gereği taşıyıcıya dava açabilme hakkı saklıdır. Ancak eşyanın kabulünden yani somut olayımızda 27.12.2006 tarihinden itibaren en geç 8 gün içerisinde bilirkişi marifetiyle hasarlı eşyanın tetkik ve muayenesini yaptırılması halinde taşıyıcı aleyhine dava hakkının mahfuz kalabilmesi için zorunludur. Somut olayda taşımanın ve teslim tarihinin 27.12.2006 tarihli olduğu iddia edilen hasarın davacı sigortacıya hasar ihbarının 12.01.2007 günü yapılmış ekspertiz raporunun 03.07.2007 tarihinde olduğu anlaşılmıştır. TTK 788/2’ye göre bilirkişiye muayene için 8 günlük süre gereklidir. Olayımızda sigorta şirketine yapılan ihbarın hasar tazmine yönelik olmasına rağmen bu ihbar TTK 788/2’ye göre bilirkişi yapılan ihbar olarak kabul edilse bile muayene istemi için gerekli 8 günlük sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan belgelerde hasarın tespiti için 8 gün içerisinde bilirkişiye tespit yaptırılmadığı gibi çekinceli bir kabulde olmadığından hasarın taşıma sırasında meydana geldiği ispatlanamamıştır. Davacı tarafından hasar tespitini teslimden itibaren 8 gün içinde yaptırdığına ilişkin belge ve delil sunmamıştır.
TTK’nın 1301 ve 1361. maddesi gereği sigortacının tazminat ödediği sigortalısına sigortalısının halef olabilmesi için; sigortalısının zarar sorumlusundan gerçekten alacaklı bulunması ve zarar sorumlularının eylemleri nedeniyle rizikonun gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut olayda taşıma süresinde hasarın meydana geldiği sabit olmadığından zarar sorumlusu olarak nitelendirilen davalıların sigortalıya karşı bir sorumluluğu olmadığı anlaşıldığından davacı sigortacının dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödeme nedeniyle geçerli halefiyet koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan kesin ve takdiri delillerin değerlendirilmesi sonucu davaya konu emtiayı davalıların taşıma sonucu kısmi hasarlı teslim ettikleri sabit olmadığından ve bu nedenle davacı sigorta şirketinin geçerli bir halefiyet olmaksızın rücuan tazminat davası açması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacını davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Sigorta şirketinin geçerli halefiyet olmaksızın kendi sigortalısına ödemede bulunması zarar sorumlusu nitelendirilen 3. kişileri bağlamayacağı açıktır.
Davacı ve davalı vekilinin dosyaya sundukları ve aslı gibidir tasdikli belgeler Avukatlık Kanunu’nun 56/2 maddesi gereğince itibar edilerek incelemeler bu belgeler üzerinden yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamıyla aşağıda şekilde hüküm kurulması gerektiği vicdani kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın reddine,
1-Alınması gereken 14,00.-TL. ret harcının peşin harçtan mahsubu ile geriye kalan harcın istek halinde davacı tarafa iade edilmesine,
2-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Vekille temsil edilen davalı yararına ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 472.668.-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Taraf vekillerin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar 04.06.2008 tarihinde açıkça okunup, usulen anlatıldı.
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/9555
K. 2013/10520
T. 2.7.2013
• RÜCU DAVASI ( Nakliyat Emtia Taşıma Sözleşmesi Uyarınca Sigortalısına Ödeme Yapan Davacı Sigortacının Kusurlu Sürücüye Rücu Ederek Ödediği Bedelin Davalıdan Tahsili Talebi – Uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde Görülüp Sonuçlandırılması Gerektiği )
• HALEFİYET DAVASI ( Sigortacının Sorumlu Kişi Aleyhine Açacağı Davanın Sigorta Poliçesinden Doğan Bir Dava Olmadığı – Halefiyet Davasının Bir Ticarî Dava Sayılamayacağı/Bu Davanın Aynen Sigortalı Kimsenin Sorumlu Kişiye Karşı Açmış Olduğu Bir Dâva Gibi Olduğu )
• HAKSIZ FİİL ( Sigortalının Muhtelif Mahkemelerde Dava Açma Hakkı Varsa Aynı Hak Sigortacının Halefiyet Hakkına Dayanan Rücu Davası İçin de Söz Konusu Olduğu – Davacı Sigorta Şirketi Olup Uyuşmazlığın Haksız Fiilden Kaynaklandığının Gözetilmesi Gerektiği )
• TİCARİ DAVA ( Sigortacının Sorumlu Kişi Aleyhine Açacağı Davanın Sigorta Poliçesinden Doğan Bir Dava Olmadığı/Halefiyet Davasının Bir Ticarî Dava Sayılamayacağı – Uyuşmazlığın Haksız Fiilden Kaynaklandığı/Uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde Görülüp Sonuçlandırılması Gerektiği )
• GÖREV ( Uyuşmazlığın Davalı Sürücünün Kusurlu Hareketi Sonucu Kaza Yapması Nedeniyle Meydana Gelen Hasarın Davacı Sigorta Şirketi Tarafından Ödenmesi Nedeniyle Sigortalısına Ödenen Tazminatın Rücuan Tahsiline İlişkin Olduğu – Asliye Hukuk Mahkemesinde Görülüp Sonuçlandırılması Gerektiği )
6762/m.1301
ÖZET : Dava, nakliyat emtia taşıma sözleşmesi uyarınca sigortalısına ödeme yapan davacı sigortacının kusurlu sürücüye rücu ederek ödediği bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Somut olayda; uyuşmazlık, davalı sürücünün kusurlu hareketi sonucu kaza yapması nedeniyle meydana gelen hasarın davacı sigorta şirketi tarafından ödenmesi nedeniyle, Türk Ticaret Kanununun 1301. maddesi uyarınca sigortalısına ödenen tazminatın rücuan tahsiline ilişkindir. İçtihadı Birleştirme Kararında Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmaktadır. Davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
DAVA : Tazminat hukukuna ilişkin olarak açılan davada Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü:
KARAR : Dava, nakliyat emtia taşıma sözleşmesi uyarınca sigortalısına ödeme yapan davacı sigortacının kusurlu sürücüye rücu ederek ödediği bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, 6102 Sayılı TTK’nın4. ve o “Ýlgili maddeyi görmek için týklayýnýz”5. maddeleri gereğince ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ise, sigortacının sorumlu olan kişi aleyhine açtığı halefiyete dayalı rücu davasının ticari dava sayılmayacağını belirterek görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
Somut olayda; uyuşmazlık, davalı sürücünün kusurlu hareketi sonucu kaza yapması nedeniyle meydana gelen hasarın davacı sigorta şirketi tarafından ödenmesi nedeniyle, Türk Ticaret Kanununun 1301. maddesi uyarınca sigortalısına ödenen tazminatın rücuan tahsiline ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus” Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmaktadır. Davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nun 21. ve 22. ( 1086 sayılı HUMK.’nun 25. ve 26. ) maddeleri gereğince Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 02.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.