Zarar verenler kendi kusurlari oraninda sorumludur teselsul olmaz – 4. Hukuk Dai̇resi̇ 2015/488 E.
4. Hukuk Dai̇resi̇
2015/488
2015/2102
2015-02-25
İçtihat Metni
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/488
K. 2015/2102
T. 25.2.2015
6098/m. 61,62
DAVA : Davacı İçişleri Bakanlığı vekili tarafından, davalılar M. Ş. Ş vdl aleyhine 9.11.2007 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.6.2014 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- ) Davalıların diğer temyiz itirazına gelince;
a- ) Dava, haksız eylem sebebiyle yaralanan dava dışı polis memurlarına 2330 Sayılı Kanun gereğince ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalılardan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılar ortaklaşa ve dayanışmalı olarak ( müştereken ve müteselsilen ) sorumlu tutulup istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
818 Sayılı Borçlar Kanununun 50. ve 51, ( 6098 s. TBK m. 61, 62 ) düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna dair olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir. Eldeki davada, zarar görene ödenen tazminat, zarar verenlerden rücu yoluyla istendiğine göre zarar verenler arasında teselsülden söz edilemez. Zarar verenler kendi kusurları oranında sorumludurlar.
Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalıların belirlenecek kusurları oranında ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken, ortaklaşa ve dayanışmalı olarak sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b- ) Rücuen tazminat davalarında davacının zararının ödeme gününde oluştuğu benimsenerek, kabul edilen tazminata ödeme gününden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin hüküm altına alınan tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi de usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda ( 2/a-b ) sayılı bentte gösterilen sebeplerle davalılar yararına BOZULMASINA; davacının tüm, davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki sebeplerle reddine ve davalılardan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 25.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
